1. 06.02.2017, 15:01 Mesaj #16
    şuna bak şuna edebiyat öğretmeni olmuş Tevfik fikretin ölüm yıldönümünü bilmiyor



    19 ağustos beyler aramayın gereksiz bilgi
    Konu İbrahim Toy tarafından (06.02.2017 Saat 15:03 ) değiştirilmiştir.
  2. 06.02.2017, 15:06 Mesaj #17
    İyidir kötüdür de şu ölmüş yaşamlarının ardından yüzyıllar geçmiş insanları bir kenara bıraksalar Tevfik Fikret büyük bir şairdi. İster sevin, ister sevmeyin.

    A Haber ve diğer yandaş kanallar özellikle bu işi yapıyorlar bir yeri hedef olarak seçiyorlar ve kendileriyle çelişseler de daha önce benzer şeyleri yapsa da saldırıyorlar ve halkın bir kısmı bunu resmen yutuyor. Lahza-i Taahhur'da suikasti övdüğünü yeni mi keşfettiniz arkadaş. Şimdi kullanma günü tabi, başka çıkarları var muhakkak. Yoksa aynı anlayış değil mi Pkk'ya güzellemeler yapan Ahmet Kaya'yı göklere çıkaran, zamanında bir ortamdan kovulmasına "Ulan hepiniz oradaydınız be" diyerek tepki gösteren. Yine aynı anlayış değil mi Şivan Perver gibi adı artık Pkk ile bir olmuş bir sanatçıyla el ele sahneye çıkan...

    Bunlar kadar sinsi ve çıkarcı bir oluşum görmedim özellikle A Haber omurgasızlıkta çığır atlıyorlar resmen yarın işleri düşsün anında bugün dediklerini satar ölümüne Tevfik Fikret'i savunurlar. Yarın çıkarları örtüşsün Müslümanlığı satar Ateistliği savunurlar öyle omurgasızlar
  3. 06.02.2017, 15:20 Mesaj #18

    ahmet künkçü Nickli Üyeden Alıntı

    o zaman çok yanlış bir şiir yazdığı düşüncem değişmemekle beraber bu sözlerimi genel yaşayışına nasbetmiyorum. Şahsı hakkında dediklerin doğru ya da yanlış olabilir çünkü Tevfik Fikret'in genel olarak düşüncesi yaşayış tarzı nedir çok ilgilenmedim. Ben esas onu "Sis" şiiri nedeniyle sevmem... Bir insan isli cam tutsa gözüne İstanbul'u öyle göremez... Neyse... Konu nereden nereye geldi.

    Diyeceğim, Tevfik Fikret'e söylenen bir söz olumlu ya da olumsuz olsun Galatasaray'ı bağlamaz gözümde... Buradan bir saldırı çıkmaz... Öyle olsa Atatürk'e suikast girişiminde bulunan FB başkanını aklayamaz Kadıköylüler...

    Bu gibi şahıslar kendi düşünce dünyalarını oluşturmuş insanlardır. Direkt olarak Galatasaray ile alakalı olmadığı sürece söyledikleri ve yaptıkları Galatasaray'a atfolunmaz. Bunun böyle olması hem onların vermek istedikleri mesajlar hem de Galatasaray'ın hitap ettiği kitleye yönelik doğal kapsayıcılığı için elzemdir.

    Adamı detaylı araştırmadığını/okumadığını söylüyorsun ama adama terörist yalayıcılıktan öteye gidememiş şair demekten de geri durmuyorsun. Taha'nın dediği gibi dönemin şartlarını göz önünde bulundurmadan eleştirmek ve olaylara bütüncül yaklaşmadan değerlendirmenin adı sığlıktır bana göre.

    Ek olarak tarihsel figürlere/olaylara bu şekilde yaklaşan birinin Tevfik Fikret'in sis şiirindeki isyanının doğrudan İstanbul'a olduğunu zannetmesine şaşırmadım açıkçası.
    Konu Mehmet Arslaner tarafından (06.02.2017 Saat 15:22 ) değiştirilmiştir.
  4. 06.02.2017, 15:25 Mesaj #19
    Bu şiir Abdülhamit'e yapılan başarısız suikast girişimi üzerine yazıldı. Ne Ermeni komitacısı yav ?
  5. 06.02.2017, 15:40 Mesaj #20

    Doğu Alkan Nickli Üyeden Alıntı

    Bu şiir Abdülhamit'e yapılan başarısız suikast girişimi üzerine yazıldı. Ne Ermeni komitacısı yav ?

    Suikast girişimi Ermeni komitacısı tarafından yapılmadı mı? Net hatırlamıyorum ama öyle olması lazım..
  6. 06.02.2017, 15:43 Mesaj #21

    Hakan Yazıcı Nickli Üyeden Alıntı

    Suikast girişimi Ermeni komitacısı tarafından yapılmadı mı? Net hatırlamıyorum ama öyle olması lazım..

    Karışık biraz soruşturma süreci bir sürü kişi tutuklandı yabancısından yerlisine kadar kaldı ki adam durumu investigate edip bir şiir yazmıyor. Abdülhamitle alıp veremedikleri başka.
  7. 06.02.2017, 16:03 Mesaj #22

    Mehmet Arslaner Nickli Üyeden Alıntı

    Adamı detaylı araştırmadığını/okumadığını söylüyorsun ama adama terörist yalayıcılıktan öteye gidememiş şair demekten de geri durmuyorsun. Taha'nın dediği gibi dönemin şartlarını göz önünde bulundurmadan eleştirmek ve olaylara bütüncül yaklaşmadan değerlendirmenin adı sığlıktır bana göre.

    Ek olarak tarihsel figürlere/olaylara bu şekilde yaklaşan birinin Tevfik Fikret'in sis şiirindeki isyanının doğrudan İstanbul'a olduğunu zannetmesine şaşırmadım açıkçası.

    Birincisi Tevfik Fikret'i bilmiyorum demedim. adamla ilgilenmiyorum dedim. sanatıyla da şahsiyetiyle de Galatasaray ile olan bağlantısıyla da... Ve evet teröristleri öven terörist seviciliği ile de ilgilenmiyorum. @Taha Karadeniz hürriyetsever biridir dedi ben de belki öyledir belki değildir, ilgilenmiyorum dedim. Arkadaşın kullandığı dostane üslup gereğince, kendi fikirlerimi de değiştirmediğimi belirterek, sözümü törpüledim, oraya bıraktım. Hatta zamanına göre ise Mehmet Akif'e DOĞRUYU DOĞRU ŞEKİLDE anlatmış diyerek hak da verdim.

    "Yazdım ama niye yazdım" diye sor diyorsunuz ya Şener Şen gibi... Sormuyorum. Bir insanın tarihsel "figür" olması neresinden bakarsan bak bana göre aşağılık bir şiir yazmasını gerektirmez... Görüşüm odur ki kişilerden bağımsız olarak Türk Devleti'nin Devlet başkanına (o zaman sultan, şimdi başbakan, cumhurbaşkanı) suikast yapan ve bu suikasti öven herkes, içinde bulunduğu durum göz önüne alınmaksızın aşağılıktır. Tabi her türlü kepazeliğin sevicileri olduğu gibi bunun da sevicisi çıkacaktır. Ben sevmiyorum. Ve yanlış gördüğümü eleştiriyorum.

    Ve kışkırtıcı tutumuna rağmen sözümü tekrarlıyorum. T.Fikret'e eleştirilerim bu şiiri özelindedir. Yanlış fikirlere sahip olduğu ayan beyan ortadayken savunma vermesi gereken ben değilim...

    Bir de şiir inceleme olayına girmişsin, Şiir, bir benzetme sanatıdır ve insanda bu benzetmenin her seviyesinde his uyandırır... Teşbihte hata olmaz derler ama, kendindeki hayata ve zamana dair karamsarlığı İstanbul'a yansıtıyorsa şair... kusura bakmasın Tevfik Fikret... şair olarak teşbihinde hata yoksa da isyanını halka ulaştırma konusunda benim açımdan başarısızlık söz konusudur.



    Doğu Alkan Nickli Üyeden Alıntı

    Bu şiir Abdülhamit'e yapılan başarısız suikast girişimi üzerine yazıldı. Ne Ermeni komitacısı yav ?

    Suikasti yapanlar ermeni zaten...
  8. 06.02.2017, 16:12 Mesaj #23

    ahmet künkçü Nickli Üyeden Alıntı

    Birincisi Tevfik Fikret'i bilmiyorum demedim. adamla ilgilenmiyorum dedim. sanatıyla da şahsiyetiyle de Galatasaray ile olan bağlantısıyla da... Ve evet teröristleri öven terörist seviciliği ile de ilgilenmiyorum. @Taha Karadeniz hürriyetsever biridir dedi ben de belki öyledir belki değildir, ilgilenmiyorum dedim. Arkadaşın kullandığı dostane üslup gereğince, kendi fikirlerimi de değiştirmediğimi belirterek, sözümü törpüledim, oraya bıraktım. Hatta zamanına göre ise Mehmet Akif'e DOĞRUYU DOĞRU ŞEKİLDE anlatmış diyerek hak da verdim.

    "Yazdım ama niye yazdım" diye sor diyorsunuz ya Şener Şen gibi... Sormuyorum. Bir insanın tarihsel "figür" olması neresinden bakarsan bak bana göre aşağılık bir şiir yazmasını gerektirmez... Görüşüm odur ki kişilerden bağımsız olarak Türk Devleti'nin Devlet başkanına (o zaman sultan, şimdi başbakan, cumhurbaşkanı) suikast yapan ve bu suikasti öven herkes, içinde bulunduğu durum göz önüne alınmaksızın aşağılıktır. Tabi her türlü kepazeliğin sevicileri olduğu gibi bunun da sevicisi çıkacaktır. Ben sevmiyorum. Ve yanlış gördüğümü eleştiriyorum.

    Ve kışkırtıcı tutumuna rağmen sözümü tekrarlıyorum. T.Fikret'e eleştirilerim bu şiiri özelindedir. Yanlış fikirlere sahip olduğu ayan beyan ortadayken savunma vermesi gereken ben değilim...

    Bir de şiir inceleme olayına girmişsin, Şiir, bir benzetme sanatıdır ve insanda bu benzetmenin her seviyesinde his uyandırır... Teşbihte hata olmaz derler ama, kendindeki hayata ve zamana dair karamsarlığı İstanbul'a yansıtıyorsa şair... kusura bakmasın Tevfik Fikret... şair olarak teşbihinde hata yoksa da isyanını halka ulaştırma konusunda benim açımdan başarısızlık söz konusudur.





    Suikasti yapanlar ermeni zaten...

    Kırmızıyla işaretlediğim yere kesinlikle katılıyorum, aynen öyle. Ben de hiç sevmiyorum.

    Edit: Bu arada yazmayı unutmuşum,'' kendindeki hayata ve zamana dair karamsarlık '' nedir yahu. Tevfik Fikret'in isyanını halka ulaştıramadığına nasıl kanaat getirdin mesela...

    Neyse uzatmayacağım, sana hayatta başarılar ilgilenmemesine rağmen bilen adam.
    Konu Mehmet Arslaner tarafından (06.02.2017 Saat 16:22 ) değiştirilmiştir.
  9. 06.02.2017, 16:19 Mesaj #24
  10. 06.02.2017, 18:29 Mesaj #25
  11. 06.02.2017, 18:47 Mesaj #26
    A Haber de istihbarat kaynakları aracılığı ile @Ozan Tokgöz'ün foruma uğramadığını öğrenmiş olmalı. Yoksa bu kadar pervasızca saldıramazlardı. Meydanı boş bulmuşlar
  12. 06.02.2017, 18:52 Mesaj #27
    terörist yalayıcılarını habur sınırında gördük 3 sene önce!! kimin kimi yaladığını şu 14 senede görüyoruz!
  13. 07.02.2017, 14:30 Mesaj #28
  14. 17.07.2017, 16:30 Mesaj #29
    Sarmış ufuklarını senin gene inatçı bir duman,
    beyaz bir karanlık ki, gittikçe artan
    ağırlığının altında herşey silinmiş gibi,
    bütün tablolar tozlu bir yoğunlukla örtülü;
    tozlu ve heybetli bir yoğunluk ki, bakanlar
    onun derinliğine iyice sokulamaz, korkar!
    Ama bu derin karanlık örtü sana çok lâyık;
    lâyık bu örtünüş sana, ey zulümlér sâhası!
    Ey zulümler sâhası... Evet, ey parlak alan,
    ey fâcialarla donanan ışıklı ve ihtişamlı sâha!
    Ey parlaklığın ve ihtişâmın beşiği ve mezarı olan,
    Doğu’nun öteden beri imrenilen eski kıralıçesi!
    Ey kanlı sevişmeleri titremeden, tiksinmeden
    sefahate susamış bağrında yaşatan.
    Ey Marmara’nın mavi kucaklayışı içinde
    sanki ölmüş gibi dalgın uyuyan canlı yığın.
    Ey köhne Bizans, ey koca büyüleyici bunak,
    ey bin kocadan artakalan dul kız;
    güzelliğindeki tâzelik büyüsü henüz besbelli,
    sana bakan gözler hâlâ üstüne titriyor.
    Dışarıdan, uzaktan açılan gözlere, süzgün
    iki lâcivert gözünle nekadar canayakın görünüyorsun!
    Canayakın, hem de en kirli kadınlar gibi;
    içerinde coşan ağıtların hiç birine aldırış etmeden.
    Sanki bir hâin el, daha sen şehir olarak kuruluyorken,
    lânetin zehirli suyunu yapına katmış gibi!
    Zerrelerinde hep riyakârlığın pislikleri dalgalanır,
    İçerinde temiz bir zerre aslâ bulamazsın.
    Hep riyânın çirkefi; hasedin, kârgüdmenin çirkeflikleri;
    Yalnız işte bu... Ve sanki hep bunlarla yükselinecek.
    Milyonla barındırdığın insan kılıklarından
    Parlak ve temiz alınlı kaç adam çıkar?

    Örtün, evet ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir;
    örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahbesi!
    Ey debdebeler, tantanalar, şanlar, alaylar;
    Kaatil kuleler, kal’ali ve zindanlı saraylar.
    Ey hâtıraların kurşun kaplı kümbetlerini andıran, câmîler;
    ey bağlanmış birer dev gibi duran mağrur sütunlar ki,
    geçmişleri geleceklere anlatmıya memurdur;
    ey dişleri düşmüş, sırıtan sur kafilesi.
    Ey kubbeler, ey şanlı dilek evleri;
    ey doğruluğun sözlerini taşıyan minâreler.
    Ey basık tavanlı medreseler, mahkemecikler;
    ey servilerin kara gölgelerinde birer yer
    edinen nice bin sabırlı dilenci gürûhu;
    “Geçmişlere Rahmet! ” diye yazılı kabir taşları.
    Ey türbeler, ey herbiri velvele koparan bir hâtıra
    canlandırdığı halde sessiz ve sadâsız yatan dedeler!
    Ey tozla çamurun çarpıştığı eski sokaklar;
    ey her açılan gediği bir vak’a sayıklıyan
    vîrâneler, ey azılıların uykuya girdikleri yer.
    Ey kapkara damlariyle ayağa kalkmış birer mâtemi
    sembole eden harap ve sessiz evler;
    ey herbiri bir leyleğe yahut bir çaylağa yuva olan
    kederli ocaklar ki, bütün acılıklariyle somutmuş,
    ve yıllardır tütmek ne... çoktan unutulmuş!
    Ey mîdelerin zorlaması zehirinden ötürü
    her aşâlığı yiyip yutan köhne ağızlar!
    Ey tabi’atin gürlükleri ve nimetleriyle dolu
    bir hayata sâhip iken, aç, işsiz ve verimsiz kalıp
    her nâmeti, bütün gürlükleri, hep kurtuluş sebeplerini
    gökten dilenen tevekkül zilleti ki.. sahtadir!
    Ey köpek havlamaları, ey konuşma şerefiyle yükselmiş
    olan insanda şu nankörlüğe lânet yağdıran feryât!
    Ey faydasız ağlayışlar, ey zehirli gülüşler;
    ey eksinlik ve kaderin açık ifadesi, nefretli bakışlar!
    Ey ancak masalların tanıdığı bir hâtıra: Nâmus;
    ey adamı ikbâl kıblesine götüren yol: Ayak öpme yolu.
    Ey silahlı korku ki, öksüz ve dulların ağzındaki
    her tâlih şikayeti yapageldiğin yıkımlardan ötürüdür!
    Ey bir adamı korumak ve hürriyete kavuşturmak için
    yalnız teneffüs hakkı veren kanun masalı!
    Ey tutulmıyan vaitler, ey sonsuz muhakkak yalan,
    ey mahkemelerden biteviye kovulan “hak”!
    Ey en şiddetlikuşkularla duygusu kö¨rleşerek
    vicdanlara uzatılan gizli kulaklar;
    ey işitilmek korkusuyle kilitlenmiş ağızlar.
    Ey nefret edilen, hakîr görülen millî gayret!
    Ey kılıç ve kalem, ey iki siyasî mahkûm;
    ey fazilet ve nezâketin payı, ey çoktan unutulan bu çehre!
    Ey korku ağırlığından iki büklüm gemeye alışmış
    zengin – fakir herkes, meşhur koca bir millet!
    Ey eğilmiş esir baş, ki ak-pak, fakat iğrenç;
    ey tâze kadın, ey onu tâkîbe koşan genç!
    Ey hicran üzgünü ana, ey küskün karı-koca;
    ey kimsesiz; âvâre çocuklar... Hele sizler,
    hele sizler...

    Örtün, evet, ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir;
    Örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahpesi!

    18 Şubat 1317
    Tevfik Fikret

Yukarı Git