1. 02.09.2009, 20:02 Mesaj #3046
    Cevap: #15 Milan Baros



    Arkadaşlar takım ile alakalı birşey söylemek istiyorum.Kewell'ın attığı golden sonra gole en çok sevinenler Baros,Keita ve Elano'ydu.Yani oyundan alınan 3 oyuncu.İnanılmaz hoşuma gitti.Gerçekten çok iyi yoldayız.
  2. 02.09.2009, 20:20 Mesaj #3047
    Cevap: #15 Milan Baros



    Deniz Özer, post: 529982 Nickli Üyeden Alıntı

    Arkadaşlar takım ile alakalı birşey söylemek istiyorum.Kewell'ın attığı golden sonra gole en çok sevinenler Baros,Keita ve Elano'ydu.Yani oyundan alınan 3 oyuncu.İnanılmaz hoşuma gitti.Gerçekten çok iyi yoldayız.



    Evet, ve herkesin cok sevdigi baris sanki sinirden agliyordu.
  3. 02.09.2009, 20:49 Mesaj #3048
    Cevap: #15 Milan Baros



    Alper Özmen, post: 530019 Nickli Üyeden Alıntı

    Evet, ve herkesin cok sevdigi baris sanki sinirden agliyordu.





    Baros'un zıplaması süperdi yanlız
  4. 02.09.2009, 21:05 Mesaj #3049
    Cevap: #15 Milan Baros



    gol atamaması sorun değil; mücadele ediyor, çabalıyor, gerisi bir şekilde gelir.



    ama bana baros fizik-kondisyon olarak da daha zayıfmış gibi geldi geçen sezona göre.



    geçici formsuzluğunun nedeni psikolojik mi yoksa fiziksel mi iyi ayırt etmek lazım.



    psikolojik ise 1-2 gol atar açılır, taraftarlar olarak desteğimiz her zaman arkasında zaten.



    fizik olarak kendi düzeyinde değilse bu oyuncunun oyununa da psikolojisine de yansır, istediklerini yapamaz, hırçınlaşabilir.



    bana 2. seçenek gibi geldi, böyle bir teknik ekipte nasıl olur bilmiyorum, çok üst üste maç oynamasındandır belki.
  5. 02.09.2009, 21:19 Mesaj #3050
    Cevap: #15 Milan Baros



    Gecen sezondan 3 futbolcu cok zayifladi bence,tamamen kilodan bahs ediyorum,baros bitane,carpitilmasin ,

    Emre belozoglu insani,volkan demirel insani ve Baros.Bu bir tek baros'a yakismiyor.
  6. 02.09.2009, 21:23 Mesaj #3051
    Cevap: #15 Milan Baros



    Gecen sezondaki Baros özledim ... ama inaniyorum ki yakinda geri dönecek eski Baros
  7. 02.09.2009, 21:32 Mesaj #3052
    Cevap: #15 Milan Baros



    Aysel Aydın, post: 530135 Nickli Üyeden Alıntı

    Gecen sezondan 3 futbolcu cok zayifladi bence,tamamen kilodan bahs ediyorum,baros bitane,carpitilmasin ,

    Emre belozoglu insani,volkan demirel insani ve Baros.Bu bir tek baros'a yakismiyor.



    İnsan mı onlar?!?
  8. 02.09.2009, 22:12 Mesaj #3053
    Cevap: #15 Milan Baros



    Aysel Aydın, post: 530135 Nickli Üyeden Alıntı

    Gecen sezondan 3 futbolcu cok zayifladi bence,tamamen kilodan bahs ediyorum,baros bitane,carpitilmasin ,

    Emre belozoglu insani,volkan demirel insani ve Baros.Bu bir tek baros'a yakismiyor.



    Aysel senin Kewell da zayıflamış gözüktü bana, ekranda öyle durmuyor ama 3 metre öteden göz şaşmaz heralde
  9. 02.09.2009, 22:14 Mesaj #3054
    Cevap: #15 Milan Baros



    Fatih Kurt, post: 530160 Nickli Üyeden Alıntı

    İnsan mı onlar?!?



    İlla hayvan yazip uyari almayalim diye şey ettim
  10. 02.09.2009, 22:15 Mesaj #3055
    Cevap: #15 Milan Baros



    emre peker, post: 527799 Nickli Üyeden Alıntı

    Baros hakinda uzun uzun konusmustuk daha once, yine bakalim o zaman adamin oyun tipine. Uzun uzun yazacagim simdi neden sacma oldugunu dusundugumu bulamadim daha onceki mesajimi cunku..



    Adam dunyanin en hizli forvetlerinden biri, yok canim Kaka vs. vs. diyecekseniz evet o kadar hizli bir adam Baros. Ayrica top kendisinde degilken cok faydali, oyun icinde koridorlari bu kadar iyi goren bir forvet gormedim ben takimimizda daha, belki Lincoln ve Ilie.. Sirf koridor kosularini guzel yapmiyor, bunlari gorebilmesinin disinda bilincli olarak arkadaslarina koridor yaratabiliyor. Topa vurus teknigi cok duzgun ve gayet temiz vuruyor. Yani pas verdiginde pasi duzgun veriyor, sut cektiginde sutu duzgun cekiyor.



    Ama ne oluyorsa top ayagina gectikten sonra oluyor, adamcagiz kafasini kaldirip baksa kim nerede ona gore bir B plani olusturabilse kafasinda, zaten cok iyi olan top tutma becerisi tavan yapacak. Eger kafasini kaldirip bakabilse kale nerede, kaleci nerede, hangi ayagi daha onde vs.. o zaman zaten temiz olan son vuruslari cok daha basarili olacak.





    Öncelikle şunu belirtmek ve yinelemek isterim; santraforun ilk ve en önemli görevi gol atmaktır. Benim mantaliteme göre ikinci görevi ise top saklayıp,kendi takımınının rakip sahaya yığılmasını sağlamaktır. Üçüncü görevi ise çapraz koşularla rakip savunmanın dengesini bozmak ve rakip savunmayı yıpratmaktır.



    Ben bir santraforu bu üç kriter üzerinden değerlendiriyorum. Kriter 1'den başlıyorum. Şimdi bir santraforun en önemli özelliği gol atmak ise bizim santrafor Baros'un performansına bakalım. Geçen sezon lig, kupa ve Uefa dahil toplam 46 maçta oynamış. Bu 46 maçta toplam 26 gol atmış, bu gollerin 6 tanesi penaltıdan. Penaltıyı kalecinin bile atabileceğini düşünürsek bu 6 adet penaltı oyun içi olarak kabul etmiyorum ve bu 6 penaltı golünü çıkarıyorum geriye 20 gol kalıyor. 46 maçta 20 gol. Maç başına 0.43 gol ortalaması oluyor. Geçen sezon Skibbe'nin tek forvete dayalı bu sisteminde Baros'un en azından 0.70 ortalamasını tutturması gerekirdi. Çünkü takımdaki tüm adamlar Baros'a çalışıyordu, birçok maç hatırlıyorum kaleci le karşı karşıya kalıp atması gereken golleri kaçırdığı. 0,43 yaklaşık olarak her iki maçın birinde gol atması demek oluyor ama Baros'un attığı gollere baktığımızda attığı zaman 2-3 tane atıyor. Yani attığı golleri maçlara da yayamıyor. 1 maçta 3 gol atıyor ama ondan sonra oynanan 5 maçta gol atamıyor. İstatistikler bunu söylüyor. Bu 3 golü maçlara yaysa yani bu 3 golü bir maçta atmak yerine oynadığı her iki maçın birinde golünü atsa çok daha sağlıklı olacaktı ve bu istatistiklerini kabullenebilecektim. Her sezon yanında Lincoln olamaz Baros'un, her maç Lincoln onu 7-8 kez kaleci ile karşı karşıya bırakıcak diye bir garanti de yok. Bu durumda Baros kanatlardan gelen ortalarda veya önüne düşen toplarda bitiriciliğini konuşturup yazması lazım. Ama Baros ne topu alıp kendine pozisyon yaratabilecek bir oyun sergiliyor nede son vuruşçu, yakaladığı pozisyonu bitiren.



    Kusura bakma ama saçma sapan bir yorumda bulunmuşsun şöyle ki "pas verdimi düzgün pas veriyor şut çektimi düzgün çekiyor". Şimdi bunun manası nedir? Sen öyle söylemek istemiyorsun belki ama anlaşılan şudur; Baros şut çekmekten ve pas atmaktan fazla hoşlanmaz, çok sık yapmaz ama arada bir yaptımı da çok iyi yapar. İyi de arkadaşım bu sene oynadığımız sistemin temeli pas değil midir? Baros arada bir pas veriyorsa bunun neresi sistemi işletmektir? Sürekli ve seri paslaşmalar olması gerekirki rakip yorulsun, oyunun yönü değişsin. Pas verdimi tam vermesinden ziyade seri paslaşabilme önemlidir. Baros arada bir paslaşacaksa bu sistem yürümez, ileride kaptırır topu gider. Nitekim de öyle oluyor, topu ayağına aldığında eveleyip geveliyor büyük ihtimallede topu kaptırıp geri dönüyor.



    Evet gelelim kriter 2'ye. Kriter 2ye baktığımız zaman Top saklamak,top tutmak, takımının rakip sahaya yerleşmesini-yığılmasını sağlamak, ileride topu saklayarak takımına zaman kazandırmak. Gol atmaktan sonra bir santraforun en önemli görevi kriter 2dir bana göre. Çünkü santrafor takımın en uçtaki oyuncusudur, en uçtaki oyuncu topu tutup saklayacak ki defanstaki ve ortasahadaki oyuncular rakip sahaya yığılsın, rakibi sahasına hapsetsin ve hücum zenginliği oluştursun. Baros'u bu kriter bakımından değerlendirdiğimde gerçekten Baros'un en zayıf halkasının top tutmak olduğunu yani kriter 2 olduğunu görüyorum. Sen nasıl oldu da çok iyi top tutuyor dedin hala anlam veremiyorum. Baros bırak çok iyiyi orta seviyede bile değil top saklama, takımını rakip sahaya yığma konusunda. Geçen sezon bu sezona göre belki bir çentik daha iyi yapıyordu bu işi ama 2 sezondur izlediğim maçlarda en ufak bir şarjda yerlerde görüyorum Baros'u. Top tutabilmek, topu saklayabilmek için fiziğinizin çok sağlam olması ve güçlü olmanız gerekir. Baros'a baktığımda savunma oyuncuları biraz şarj yaptımı, savunmacılarla omuz omuza mücadeleye girdimi yerlerde sürünüyor hep. Top saklayan, top tutan oyuncu en az savunma oyuncuları kadar güçlü, çevik ve sağlam bir fizikte olmalıdır. Nonda, Hakan Şükür, Jan Koller, Kanoute, Raul, Eto'o, İbra, Rooney, Berbatov, Kiesling, Kuranyi, Semih Şentürk, Drogba, Torres, Forlan, Benzema vb. aklıma şuan gelmeyen yüzlerce örnek bulabilirim. Bu isimlerin hepsinin ortak özelliği çok iyi top tutabilmeleri. Baros çok iyi top saklıyor, takımının rakip sahaya yerleşmesini sağlıyor ise bu oyuncular ne yapıyor sorarım? Bana her yazdığım cümlede demişsiniz ya saçma, sapan,zart, zurt asıl sizin bu yazdığınız saçmalıktan başka birşey değil. Biz başka Baros mu izliyoruz bilmiyorum ama Baros kaç maçtır ayağına top gelince eveliyor geveliyor pas verecek birini arıyor ne yapıyım diye düşünürken bir omuzla yerlerde kalıyor ve Galatasaray atak yiyor. Baros bir hızlı forvettir. Örneğin Nonda gibi merkez forvet olma, top saklayabilme kapasitelerine sahip bir forvetin yanında ikinci forvet olarak oynar, o forvetin araya atıcağı toplar, indireceği kafa toplarını hızını da kullanarak takip edip yazması gerekir. Yani tek forvet olabilecek vasıflarda değildir, tek forvet veyahutta merkez forvet oynayabilmek için kriter 2 olmazsa olmazdır takımın geleceği açısından. Euro 2004te Jan Kollerin yanında oynuyordu ve kendine daha uygun olan "hızlı forvet" misyonunu yerine getiriyordu. Liverpoolda bir ara tek forvet oynamıştı ancak Morientes ondan formayı kaptı, çok verimli olamamıştı. O zaman çok daha güçlüydü, top hakimiyeti çok daha iyi olmasına rağmen asıl kendine uygun olan "hızlı forvet"i daha iyi oynamakta idi.



    Kriter 3; çapraz koşular, rakip defansın dengesini bozmak, rakip defansı yıpratmak, koşular ile takım arkadaşlarına koridor açmak. İşte bu kriterde Baros'a söyleyebileceğim hiçbir şey yok. Baros hızınında yardımıyla koşular konusunda dünya klasında bir oyuncu. Gerçekten formda olduğu zaman çok etkili koşuları var, rakip savunmacılar mecburen onun peşine takılıp kanatlara gitmek durumunda kalıyor böylece defansın göbeğinde bir kademe kargaşası oluyor. Özellikle Barosun yanında kanatlarda oynayan oyunculardan birisi de bu Barosun koşusuna karşılık ters tarafa doğru çapraz koşu yaparsa işte o zaman tüm savunma birbirine giriyor, dengeler bozuluyor. Kriter 3te benden tam not.



    Ama birde şöyle birşey var. Baros koşarken tamam iyi güzelde bu adam hiç yorulmuyor mu? Tabiiki evet. Baros henüz yorulmamışken bu koşuları çok etkili oluyor ve pozisyon buluyoruz ama bir süre sonra Baros'da yoruluyor ve dinlenme moduna geçiyor bir süre zarfı içerisinde. İşte Baros bu süre zarfı içindeyken yani yorulduğunda Galatasaray için kritik bir süreç oluyor. Ama negatif yönde. Baros top tutamadığı gibi yorulduğu zaman çapraz koşularla arkasında oynayan oyunculara koridorlar yaratamadığından, takım hücumda bir kısırlık sürecine giriyor. Barosun yorulduğu bu süreçte topu ileride tutma, saklama becerisi olan bir forvete ihtiyaç duyuyoruz ancak Barosun topu tutma-saklama kapasitesi kısıtlı. Bu süreçte ileride top tutacak forvet olmadığından Barosun kaptırdığı toplar sürekli olarak kalemize pozisyon olarak dönüyor. Tabii Anadolu takımlarının hücum ve orta saha hattı çok vasat olduğundan fazla zarar görmeden atlatıyoruz bazı istisnalar hariç. Ama asıl sorun Avrupa maçlarında oluyor. Örneğin deplasmandaki-içerideki Bordeaux maçları ve Sami Yendeki Hamburg maçında gollerin veyahutta kalemizde gördüğümüz ciddi pozisyonların gelişimine baktığınızda hep en uçta kaptırılan toplar yani top saklayamayan oyuncu sıkıntısı ve sonucunda birkaç pasla kalemize inen rakipler. Bu maçlardaki ortak sıkıntı ileride top tutamamamız oldu.



    Baros'u puanlama ile değerlendirecek olursam;



    Kriter 1(bitiricilik): 10 üzerinden 5-vasat



    Kriter 2(top tutma-top saklama): 10 üzerinden 3-kötü



    Kriter 3(koşular, defans dengesi bozma): 10 üzerinden 9- çok iyi





    Örneğin efsane santraforumuz Hakan Şükür'e baktığımızda kriter 1de yani bitiricilikte vasat olsada kriter 2 ve kriter 3te standartların üzerinde bir oyuncuydu. Çok iyi top saklar-top tutar, çok iyi çapraz koşular yapardı- bilhassa 2003 yılından önce. Barosa baktığımızda kriter 1 ve kriter 3te Hakan Şükür ile başa baş hadi burun farkı ile biraz önde olsa bile kriter 2de Hakan Şükürün yanından bile geçemez. Benim istediğim forvet bu kriterlerin hepsinde en azından 10 üzerinden 7lik bir dereceye sahip olan forvettir, tek forvet oynadığı için pivot forvet tabir ettiğimiz forvet türü ile hızlı forvet olarak tabir ettiğimiz forvet türünün karışımı olmalıdır. Huntelaar örneğini o açıdan verdim, Huntelaar bu kriterlerin hepsinde 10 üzerinden en az 7lik bir dereceye sahip ve bu adamı 15m €ya alabilirdik....





    emre peker, post: 527799 Nickli Üyeden Alıntı


    Yani Baros'un tek eksigi bu, adamin B plani yok, onun icin top ona gelene kadar gordukleri var sadece, top ayagina gectikten sonra ise sadece top var. Bu yuzden top geldiginde ya ver-kac dener Baros top ayagina hemen gelmeden once cektigi resime gore, ya da yine top ayagina gelmeden once gordugu koridora kosu yapar topu alinca. Acikcasi bu oyununu degistirebilecegine, Frank'in onun stiline cok etki edebilecegine inanmiyorum, cunku her ne kadar sacma olacak olsa da ben de futbol oynarken boyleydim, top ayagima gecmeden gordugum hersey topu alinca yokoluyordu. Bu yuzden bunun ogretebilinen birseyden cok zaten insanin icinde bulunmasi gereken bir sezgi oldugunu dusunuyorum. Beceriksizlikle uzaktan yakindan alakasi yok yani. Eger Baros'ta bu da olursa sahip oldugu beceriyle zaten FCB'da cok rahat oynardi. Ilk dokunus desen var, temiz vurus desen var, zamanlama desen var.







    Sezgi senin de söylediğin gibi çok önemli bir husus. Burada Baros'un zaafını güzel yakalamışsın, katılmamak elde değil. Sezgi insanda doğuştan olması gereken birşey, sonrada çalışma ile ancak bir nebze geliştirebilinir ama hiçbir zaman yeterli olmaz. Barosun bitiriciliğini düşüren, pas trafiğinde seri paslaşmasını engelleyen, oyunu okumasında soruna yol açan en büyük etken sezgidir.







    Bu arada sezgi doğuştan gelen birşey, bir becerik değildir, bizim yapıcağımız birşey yok şeklinde bir söylemi saçma bulduğumu söylemeliyim. Sezgiye sahip olmamak beceriksizlik değildir demişsin ama sezgi de bir çeşit zihinsel beceriktir(yetenektir). Çalım atamamak, hızlı koşamamak, isabetli pas verememek nasıl fiziksel ve teknik becerik ise sezgi de zihinsel beceriktir ve bu özellikler arasında bir futbol takımı için fark yoktur.







    emre peker, post: 527799 Nickli Üyeden Alıntı


    Istatistik konusunda da yaniliyorsun bence, cunku istatistikler dogrudur ama istatistikler sadece bir konuyu anlamana fayda edebilecek arac olabilirler. Istatistigi ortaya koyup "bu boyledir!" demek ve herkesin bunu kabul etmesi gerektigini dusunmek de sacma bence. Eger oyle olsaydi Alex Hagi'den buyuk olurdu ama zamaninda birinin dedigi gibi "Hagi 40 metreden cakinca sasirirsin o istatistigi nereye koyacagini". Yanlis anlama seni hedef almadim bu cumleyle sadece istatistik konseptini aciklamak icin kullandim. Istatistigi "soylemek" degil "okumak" lazim, yani bir konsepte oturtmak. Simdi ben senin verdigin istatistiklere ve bu adamin ozelliklerine bakinca tahmin edebiliyorum o gol atamadigi yerlerde niye atamadigini, cunku Lincoln gibi Baros'u cozmus baskasi yanina yaklasmadi Baros'un oyun icinde. Baros da top ayagina gelmeden resmini cekemedi arkadaslarinin, bu yuzden top ezdi. Eminim bakarsak 90% boyle olacaktir pozisyonlarin. O gol atamadigi 18 macin da belki Lincoln'un o unlu istikrarsizliginin da payi vardir ve o da kotu oynamistir, tembellik etmistir. Yine eminim 80% boyle cikacak bu, ben senin kanitlamak icin soyledigin istatistikleri boyle okudum acikcasi..



    Hagi ve Alex oyuncu kurucu olarak orta saha ile forvet arasında oynamaktadırlar. Hagi ve Alexin temel görevleri veya özellikleri takımın pas trafiğini sağlamaları, bu trafiği başlatmaları, yönetmeleri, araya paslar atmaları kısacası tüm takımın oynamasını sağlamalarıdır. Bu özellikler kesinlikle ve kesinlikle bireysel istatistikler ile ölçülemez. Alexin gol-asist istatistiği istediği kadar yüksek olsun asıl görevi oyun kurup takımın oynamasını sağlamak, bu açıdan baktığımızda Alex, Haginin sol ayak baş parmağı bile olamayacağı aşikardır çünkü takımını daha iyi oynatan, pas trafiğini yöneten Haginin istatistiği 3 şampiyonluk, 1 Uefa kupası, 1 Süper kupa, ve 3 Türkiye kupası ile sabittir. Yani senin söylediğin oyuncular takımlarının lideri oldukları için onların istatistiği takımın genel başarısı ile ölçülür. Ancak Baros'un ve her forvetin temel görevi veya özelliği gol atmaktır. Ve atılan goller kendilerinin bireysel yetenekleri, becerikleridir. Forvetin görevi gol atmak ise onun görevini yerine getirip getirmediğini değerlendirmek için attığı gol ve oynadığı maç sayısı istatistiklerine bakarız. Ama Haginin görevi gol atmaktan önce tüm takımı oynatmaktı bunu iyi yapıp yapmadığının değerlendirmesini Galatasaray'ın kazandığı maç, kazandığı kupa istatistiklerine bakarak anlayabiliriz. Aradaki farkı anlatabildim mi şimdi? Baros'un girdiği pozisyon/attığı gol veya oynadığı maç sayısı/ toplam attığı gol bize Baros'un golcülük özelliklerinin ne seviyede olduğunu gösterir. Yani forvet oyuncusunu istatistiklerine bakarak değerlendirmek yanlış değildir aksine gayet mantıklıdır böylece maç başına kaç gol atıyor, kaç pozisyonu gole çevirebiliyor vs. birçok özelliğini bu istatistikler sayesinde anlayabiliriz. Çapraz koşular, top tutma, top saklama vs. tabiiki bu istatistiklere dahil değil ancak ben o istatistikleri Barosun golcülük-bitiricilik kalitesine bakmak için kullanıyorum.





    emre peker, post: 527799 Nickli Üyeden Alıntı


    Ayrica gecen sene Baros tek forvetti, ona en yakin Lincoln oynuyordu, bu yuzden senin dedigin gibi surekli Lincoln'un icinde bulundugu organizasyonlarla gol atti cunku Lincoln'u goruyordu surekli top ayagina gecmeden resmini cekebiliyordu durumun. Simdi 3 forvet oynuyoruz, simdi bence eger birinin bu adamin yanina yaklasmasi gerekiyorsa basarili olabilmesi icin, gecen sezonda sadece 1 olan bu sayi, Frank'in sisteminde 4 kisiye yukseldi (umarim felsefe oturdukca 5'e cikacak bu sayi), yani senin kanitlamak icin kullandigin Lincoln ornegi gibi anlasabilecegi 3 tane daha adam cikti ortaya. Benim gordugum sistemi tam anlamiyla oturtamadigimiz icin kanat adamlari cok uzakta kaliyor ve Baros simdilik bunu sadece Arda'yla veya arkasinda kim oynuyorsa onla deniyor. Simdi tahmin ediyorum bu adamin gol attigi maclarda Arda ile uyumu iyiydi, digerlerinde de Antep, ankaraspor maci gibi uyumu iyi degildi. Bu yine ayni sebepten, kanat adamlari yaklasabilirlerse, gecen senenin "ofansif orta saha kanadi" olmaktan cikip tam anlamiyla bir "forvet kanadina" donusurlerse, Baros'un performansi sadece Arda'ya veya Elano'ya orantili degil Keita ve Kewell'dan ya da Aydin'dan da beslenme potansiyeline sahip olacaktir. Boylece atiyorum Arda'yla uyumsuz oldugu 18 macta gol atamamak yerine, yanina yaklasabilen bu 4 kisinin hepsiyle uyumsuz oldugu 8 macta atamayacaktir sadece.



    Ben seninle aynı şekilde düşünmüyorum. Baros maç içinde yeteri kadar pozisyon buluyor. Ha bir maç 8 tane bulur bir maç 2 tane. Benim dediğim şey bu zaten. Bir forvetin gol atması için illa 8-9 tane pozisyon mu bulması gerek? İcabında 2 pozisyon bulursun ama yakaladımı yazıcaksın. Özellikle Avrupa maçlarında dediğim çok net bir şekilde belli. Biz Roma'ya karşı oynarken 8-9 pozisyon bulabileceğimizi düşünüyor musun? 2-3 tane pozisyon ya bulunur ya bulunmaz, bulduğun zaman yazman lazım ki maçı kazanabil. Baros'un eksikliği burda, bulduğunu yazma konusunda ciddi sıkıntıları var. Tabii kanatlardaki oyuncular form tutunca ve sistem iyice oturunca daha çok pozisyon bulacağımız doğru ama sorun şurda. Mesela Baros'un bitiricilik oranı 6 pozisyonda 1 ama Huntelaar'ın 3 pozisyonda 1. Anlatabildim mi acaba? Yani Baros'un 1 gol atması için 6 pozisyon bulması gerekiyorsa Huntelaar'ın 1 gol atması için 3 pozisyon yeterli. Daha nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Diyelim Denizli maçında Baros'un yerine Huntelaar olsaydı kesin gol atardı mesela, defalarca karşı karşıya kaldığı halde atamamıştı, geçen sezondan da hatırlıyorum birçok maç. Kaleciyle karşı karşıya iken dikkat ederseniz Baros'un çektiği şutlar hep kalecide kalıyor. Bunun kanatın çalışmasıyla ilgisi yok, kaleciyle karşı karşıya gol atamıyorsa kanattaki adam ne yapsın?







    emre peker, post: 527799 Nickli Üyeden Alıntı


    Cunku biliyoruz ki Baros takimi icin savasan bir adam yani bu uyum sorunu cogunlukla ondan degil daha once Lincoln ornegindeki gibi destek almasi gereken oyunculardan kaynaklanacaktir. Ise bu yuzden sistem oturmadigi icin aksiyor Baros. sistem diyince Jardel gibi adam demisin kusra bakma ama sacma diyecegim burada gene. Bu sistemde oyun bir yerde toplanamaz, herkes her an oyunun icinde olmali, Jardel iyi golcuydu ama bu sistemde yer yok o tip bir futbolcuya, zaten cok farketmedigin buradan belli cunku tek forvet demisin Baros'a. Baros su an tek forvet degil merkez forvet oynuyor. Takimda 3 forvetle oynuyor. Malesef kanatlardaki forvet adamlari top bizim kontrolumuz altina gecince islevlerini tam yerine getiremiyorlar ve cizgiye sadik kaliyorlar. Bu da Baros'un onlardan kopmasina ve sadece Arda'dan beslenmesine neden oluyor. Bu yuzden de Frank neredeyse her mac kanattakileri cikariyor baskalarini sokuyor. Farkli bir oyun sistemi bu gecen sene oynadigimiz Belcika'nin 4231'i degil. Baros'a daha cok uyan bir sistemde oynuyoruz. Jardel falan sacmalik.



    Jardel örneğini bitiricilik örneği olarak verdim.



    Merkez forvet ile tek forvet arasında senin bahsettiğin gibi bir fark yok. İkisinde de kale tam karşında. Birinde kanat oyuncuları yanında, diğerinde hafif çaprazında. Sistemle felan alakası yok bitiriciliğin. Bitiricilik teknik bi özelliktir, bir kabiliyettir. Barosun bu yeteneğinin iyi olmadığını söylüyorum sen bana sistemden girip total futboldan çıkıyorsun. Hele birde bu sistemde 3 forvet oynuyoruz demişsin de ne alaka anlamadım. 3 forvetin 3 üde kalenin önünde yani merkezde mi oynuyor? Hayır. 2 forvet olsa anlarım çünkü ikiside merkezde oynar böylece atılan goller bölünür ama 3 forvette sadece 1 forvet merkezde kalıyor diğer 2si kanatlarda. Kanatlardaki forvetler ile merkezdeki forvetin golleri paylaşması şu aşamada zor. Dediğin gibi sistemin iyice oturması lazım.





    Bu arada 4-3-3 ,total futbol felan kaptırıp gitmişsin ama Total Futbolun günümüzdeki temsilcisi Barcelona'da merkez forvet Eto'o geçen sezon 30-35 tane gol attı.







    emre peker, post: 527799 Nickli Üyeden Alıntı


    Onemli olan forvetin oyun sIkIstIgI zaman gol atmasi da degildir, boyle dusunen varsa da sacmaliyordur bence yeniden. Onemli olan takimin gol atmasidir. Forvetin sadece gol atmaktan cok daha baska gorevleri de yerine getirmesi gerekir, ozellikle su an Frank'in oynatmak istedigi sistemde.. Eger sadece tek vuruscu olmasi beklenseydi Karan ayrilmazdi bu takimdan, ya da Koller alinirdi.



    Total futbol mantığıyla düşünürsek rakip kaleye en yakın olan oyuncu gol atması olasılığı en büyük oyuncudur. Dolayısı ile rakip kaleye en yakın oynayan oyuncudan gol atması beklenir.

    Takıma gol kazandırması gereken ilk oyuncu santrafordur, çünkü rakip kaleye en yakın olan odur.



    Karan ve Koller tek vuruşçu oldukları kadar top tutabilen, top saklayabilen oyunculardır. Yani takıma gol kazandırdıkları gibi maçı da kazandırmaktadırlar.





    emre peker, post: 527799 Nickli Üyeden Alıntı


    Bu yazdiklarim yuzunden Huntelaar orneginin de, Jardel'in de, istatistiklere dayandirarak soyledigin "bize buldugunu atan adam lazim" sozunun de sacma oldugunu dusunuyorum. Istatistikleri de sadece bireye dayandirarak okudugunu, ve bunun bir takim oyunu oldugunu ve bu takimin sisteminin gecen seneki sistemden cok farkli oldugunu bilmeyerek hala gecen seneki istatistiklerle konustugunu dusunuyorum. Eger yeni bir sistem de oynuyorsak eski sistemdeki bireysel istatistigin de dayandirildigi mantik zayiflayacaktir bu yuzden de yalnizca bu istatistikleri de "Baros yetersizdir!" demek icin yeterli bulmani sacma buluyorum.



    Ben de senin dediğin bazı şeyleri saçma buluyorum. Yazımın içinde saçmalıklarını belirttim.











    DİPNOT: Baros süperligte her türlü gol kralı olur. Türkiye sınırları içerisindeki en iyi forvet oyuncusudur. Ben Baros değerlendirmelerimi Avrupa'da Uefa Kupası'nda final oynamayı hedefleyen bir takımın forvetini düşünerek yaptım. Şimdi çıkıp "sen Barosu bile beğnmiyorsun", " sana kimi getirelim", "Baros bu ligi gol kralı bitirdi" vs. denileceğini bildiğimden dolayı böyle bir not yazma gereği hissettim. Baros'u Avrupada Uefa kupasında final hedefi olan bir takımın forveti olarak yani Avrupa standartlarına göre değerlendirdim....









    Biraz(!) uzun oldu sanırım, okuduğunuz için teşekkür ederim…
  11. 02.09.2009, 23:42 Mesaj #3056
    Cevap: #15 Milan Baros



    Baros'un kalitesini biliyoruz toparlayacaktır adam çiçeği burnunda damat performansı düşebilir sahada anlayışla karşılamak lazım
  12. 03.09.2009, 01:18 Mesaj #3057
    Cevap: #15 Milan Baros



    Sinan Arslan, post: 530499 Nickli Üyeden Alıntı

    Baros'un kalitesini biliyoruz toparlayacaktır adam çiçeği burnunda damat performansı düşebilir sahada anlayışla karşılamak lazım



    Biraz anlayis Yakisir Milan´ima Zevksiz adam degil vesselam
  13. 03.09.2009, 01:23 Mesaj #3058
    Cevap: #15 Milan Baros



    Onur Yilmaz, post: 530717 Nickli Üyeden Alıntı

    Biraz anlayis Yakisir Milan´ima Zevksiz adam degil vesselam



    Öyle müdür anlayış tabi ki,tarlayı vermişler traktörle sürecek artık adam
  14. 03.09.2009, 01:41 Mesaj #3059
    Cevap: #15 Milan Baros



    Sinan Arslan, post: 530729 Nickli Üyeden Alıntı

    Öyle müdür anlayış tabi ki,tarlayı vermişler traktörle sürecek artık adam



    Sende az degilsin Sinan
  15. 03.09.2009, 01:47 Mesaj #3060
    Cevap: #15 Milan Baros



    Baros kendine gelecektir yakın zamanda. Hatta Beşiktaş maçında beklenen patlamayı yapacak bana göre.

Benzer Konular


Yukarı Git