1. 30.05.2010, 22:44 Mesaj #4741
    Cevap: #19 Harry Kewell



    Yönetim uyuma Kewell ile yeni sözlesme imzala.

    Dünya Kupasinda döktürecek adam kim bilir kac takimdan teklif gelicek Harrye sonra arkasinda aglar yönetim,

    gec olmadan ucsunlar afrikaya yeni sözlesme imzalansin.
  2. 30.05.2010, 22:47 Mesaj #4742
    Cevap: #19 Harry Kewell



    Cafer Oruc, post: 1196155 Nickli Üyeden Alıntı

    Yönetim uyuma Kewell ile yeni sözlesme imzala.

    Dünya Kupasinda döktürecek adam kim bilir kac takimdan teklif gelicek Harrye sonra arkasinda aglar yönetim,

    gec olmadan ucsunlar afrikaya yeni sözlesme imzalansin.





    Dünya kupası şüpheli Kewell için takımdan ayrı çalışıyor şu an
  3. 30.05.2010, 22:49 Mesaj #4743
    Cevap: #19 Harry Kewell



    Sen gol atınca dinlediğim Daddy Cool'un zevki başka be..



    Boney M'den,Placebo'dan dinlediğim Winamp'ı açıp dinlediğim o parçaya benzemiyor..



    Efkarlıyım Ulan !
  4. 31.05.2010, 16:31 Mesaj #4744
  5. 31.05.2010, 17:09 Mesaj #4745
    Cevap: #19 Harry Kewell



    An itibariyle Galatasaray'daki sözleşmesi sona ermiştir. Verdiği hizmetlerden ötürü teşekkür ediyoruz.



    Umarım bir son dakika hamlesiyle geri dönüşü sağlanır...
  6. 31.05.2010, 17:10 Mesaj #4746
  7. 01.06.2010, 11:52 Mesaj #4747
  8. 01.06.2010, 19:21 Mesaj #4748
    Cevap: #19 Harry Kewell



    6+2+2 kuralı çıktı Kewell ... Belki seni yeniden Futbol Takımımız topiğine alırız
  9. 01.06.2010, 20:56 Mesaj #4749
    Cevap: #19 Harry Kewell



    Bugün, 20:50

    Galatasaray'ın yıldızı Harry Kewell, sarı kırmızılı takımın Kasımpaşa'yı 3-1 yendiği maçtan sonra, Kasımpaşa-Florya yolunda, Sydney'deki can ciğer arkadaşı James'e bir mektup yazmış. Bu mektubu ele geçirdik ve tercüme ettik...



    "Sevgili dostum James;



    Biliyorum gelmeyeli uzun zaman oldu ve sana yine yazma gereği duydum. Defalarca bahsettiğim İstanbul trafiğine yine takıldık, otobüs içinde herkes kendini oyalamaya çalışıyor. Milan eşiyle konuşuyor, Arda en ön koltukta oturup elinde mikrofonla bize stand-up yapıyor, Keita ve Nonda hala maçı yaşıyorlar - görmen lazım, Sabri PSP'de Fifa 2011 oynuyor, yanlış okumadın 2011 - burada çıkmış James, inanılmaz değil mi?

    Ama 2020 de olsa fark etmez, Sabri oyunda bile orta açamıyor.



    En dikkatimi çeken ikili Servet ve Elano. Servet, Elano'ya Türk müziklerini dinletiyor, Elano ise Brezilya ritimlerini Servet'e dinletiyor. Bunlar seneye düet yaparsa şaşırmam, James. Herkesin neşesi yerinde, oysa acayip bir maçtan çıktık. Bugün deplasman diye otobüse bindik, şehir içine gittik. Kasımpaşa'yı daha önceden duymuştum ama hiç gitmedim. Otobüs Kasımpaşa'ya girdiğinde, "herhalde yanlış saptı" diye düşündüm ama değilmiş. Resmen mahallenin içine stadyum yapmışlar. Duyduğuma göre, Türkiye'nin Başbakanı buralıymış, stadın ismini de o taşıyor. Tuhaf gerçekten. Stadın bitişiğindeki apartmanlarda yüzlerce kişi maç izliyordu, statta bu kadar insan yoktu. Nedeni mi? Düşün, oranın parasıyla 75 dolara kombine bilet satmışlar, şimdi tek maça 91 dolar istiyorlar. Stat güzele benzese de, yarısı yok... Bir tarafta bizi seyirciler izledi, diğer taraftan Turkcell Reklam Banneri. Maça gelince, puansız bir rakiple oynadık. Hocalarını sanki defalarca görmüş gibiyim, devamlı bir yerden çıkıyor - ilginç bir adama benziyor, maç esnasında bir apartmanlardan gelen tezahüratları duydum bir de Kasımpaşa hocasını. Taç atarken bile bağırıyordu herkese. Rakip takımda ilginç oyuncular vardı, James. Azar Karadaş diye bir forvet oyuncuları mesela... Benfica'da, Portsmouth'da, Kaiserslautern'de filan oynamış. Sanki geçmişte Şampiyonlar Ligi'nden hatırlıyor gibiyim. Türk asıllıymış dediğine göre, isminden de anlaşılıyor değil mi? İlgimi çeken başka bir isim Andre Moritz diye bir çocuktu. Beşiktaş'daki Delgado'yu daha önce anlatmıştım sanırım, hani bizim Tobias gibi devamlı salonda çalışan oyuncu. Baştan Moritz'i Delgado zanettim, insan bu kadar benzemez inan. Oyuncu olarak baya iyi, bence Beşiktaş seneye 20 milyon euroya alır, hehe. Bir de tuhaf bir kalecileri vardı. Eldivenleri yok ve devamlı saha içinde koşuyordu, 90 dakika içinde bir kere kalecilik yaptı ama o da şahaneydi. Ali Güneş'miş adı galiba, Almanya'da falan oynamış, bilirsin Almanlar'ın kalecileri hep iyi olur. Bizim için iyi biten bir maç oldu, onlar öne geçti ama ilk yarı o kadar çok hırslı oynadılar ki, baya yoruldular. İkinci yarı alacağımız belliydi. Shabani de işini gerçekten iyi yaptı. Bu çocuğa hayranım, hep yedek ama hiç sorun çıkartmıyor. Geçen sene Ümit Karan neler yaptı, anlatmıştım biliyorsun. Maçtan sonra stattan çıkarken, beni evine çay içmeye çağıran insanlar oldu o apartmanlardan. Arda "Harry, gidelim mi?" diye sordu. Gülmedim, çünkü bu çocuk şaka yapmıyor da olabilirdi. Zaten dün de "dayıcığım" diyerek bayram diye elimi öptü. “Dayıcığım” ne demek acaba? Daha çok şey anlatmak isterdim ama Florya'ya yaklaştık. Bu arada Elano, Türkçe şarkı söylemeye başladı, bu Servet'ten korkulur - her anlamda...



    Kendine iyi bak...

    Harry"





    Alıntıdır sanırım eğlence amaclı...
  10. 01.06.2010, 21:20 Mesaj #4750
    Cevap: #19 Harry Kewell



    6+2+nin +2 si olabilir bence su saatten sonra hem yorulmaziki tarafta kazanir ama burda Kewell in isteyecegi ucret onemli
  11. 01.06.2010, 21:29 Mesaj #4751
    Cevap: #19 Harry Kewell



    Tunc Cumali, post: 1201784 Nickli Üyeden Alıntı

    6+2+nin +2 si olabilir bence su saatten sonra hem yorulmaziki tarafta kazanir ama burda Kewell in isteyecegi ucret onemli



    bncede bu arada mektup süpermiş
  12. 01.06.2010, 21:34 Mesaj #4752
    Cevap: #19 Harry Kewell



    Osman Uzdu, post: 1201664 Nickli Üyeden Alıntı




    Alıntıdır sanırım eğlence amaclı...



    Koptum.haha.
  13. 01.06.2010, 22:05 Mesaj #4753
    Cevap: #19 Harry Kewell



    Enes Sever, post: 1201812 Nickli Üyeden Alıntı

    Koptum.haha.



    güzel...
  14. 01.06.2010, 22:33 Mesaj #4754
    Cevap: #19 Harry Kewell



    Osman Uzdu, post: 1201664 Nickli Üyeden Alıntı

    Bugün, 20:50

    Galatasaray'ın yıldızı Harry Kewell, sarı kırmızılı takımın Kasımpaşa'yı 3-1 yendiği maçtan sonra, Kasımpaşa-Florya yolunda, Sydney'deki can ciğer arkadaşı James'e bir mektup yazmış. Bu mektubu ele geçirdik ve tercüme ettik...



    "Sevgili dostum James;



    Biliyorum gelmeyeli uzun zaman oldu ve sana yine yazma gereği duydum. Defalarca bahsettiğim İstanbul trafiğine yine takıldık, otobüs içinde herkes kendini oyalamaya çalışıyor. Milan eşiyle konuşuyor, Arda en ön koltukta oturup elinde mikrofonla bize stand-up yapıyor, Keita ve Nonda hala maçı yaşıyorlar - görmen lazım, Sabri PSP'de Fifa 2011 oynuyor, yanlış okumadın 2011 - burada çıkmış James, inanılmaz değil mi?

    Ama 2020 de olsa fark etmez, Sabri oyunda bile orta açamıyor.



    En dikkatimi çeken ikili Servet ve Elano. Servet, Elano'ya Türk müziklerini dinletiyor, Elano ise Brezilya ritimlerini Servet'e dinletiyor. Bunlar seneye düet yaparsa şaşırmam, James. Herkesin neşesi yerinde, oysa acayip bir maçtan çıktık. Bugün deplasman diye otobüse bindik, şehir içine gittik. Kasımpaşa'yı daha önceden duymuştum ama hiç gitmedim. Otobüs Kasımpaşa'ya girdiğinde, "herhalde yanlış saptı" diye düşündüm ama değilmiş. Resmen mahallenin içine stadyum yapmışlar. Duyduğuma göre, Türkiye'nin Başbakanı buralıymış, stadın ismini de o taşıyor. Tuhaf gerçekten. Stadın bitişiğindeki apartmanlarda yüzlerce kişi maç izliyordu, statta bu kadar insan yoktu. Nedeni mi? Düşün, oranın parasıyla 75 dolara kombine bilet satmışlar, şimdi tek maça 91 dolar istiyorlar. Stat güzele benzese de, yarısı yok... Bir tarafta bizi seyirciler izledi, diğer taraftan Turkcell Reklam Banneri. Maça gelince, puansız bir rakiple oynadık. Hocalarını sanki defalarca görmüş gibiyim, devamlı bir yerden çıkıyor - ilginç bir adama benziyor, maç esnasında bir apartmanlardan gelen tezahüratları duydum bir de Kasımpaşa hocasını. Taç atarken bile bağırıyordu herkese. Rakip takımda ilginç oyuncular vardı, James. Azar Karadaş diye bir forvet oyuncuları mesela... Benfica'da, Portsmouth'da, Kaiserslautern'de filan oynamış. Sanki geçmişte Şampiyonlar Ligi'nden hatırlıyor gibiyim. Türk asıllıymış dediğine göre, isminden de anlaşılıyor değil mi? İlgimi çeken başka bir isim Andre Moritz diye bir çocuktu. Beşiktaş'daki Delgado'yu daha önce anlatmıştım sanırım, hani bizim Tobias gibi devamlı salonda çalışan oyuncu. Baştan Moritz'i Delgado zanettim, insan bu kadar benzemez inan. Oyuncu olarak baya iyi, bence Beşiktaş seneye 20 milyon euroya alır, hehe. Bir de tuhaf bir kalecileri vardı. Eldivenleri yok ve devamlı saha içinde koşuyordu, 90 dakika içinde bir kere kalecilik yaptı ama o da şahaneydi. Ali Güneş'miş adı galiba, Almanya'da falan oynamış, bilirsin Almanlar'ın kalecileri hep iyi olur. Bizim için iyi biten bir maç oldu, onlar öne geçti ama ilk yarı o kadar çok hırslı oynadılar ki, baya yoruldular. İkinci yarı alacağımız belliydi. Shabani de işini gerçekten iyi yaptı. Bu çocuğa hayranım, hep yedek ama hiç sorun çıkartmıyor. Geçen sene Ümit Karan neler yaptı, anlatmıştım biliyorsun. Maçtan sonra stattan çıkarken, beni evine çay içmeye çağıran insanlar oldu o apartmanlardan. Arda "Harry, gidelim mi?" diye sordu. Gülmedim, çünkü bu çocuk şaka yapmıyor da olabilirdi. Zaten dün de "dayıcığım" diyerek bayram diye elimi öptü. “Dayıcığım” ne demek acaba? Daha çok şey anlatmak isterdim ama Florya'ya yaklaştık. Bu arada Elano, Türkçe şarkı söylemeye başladı, bu Servet'ten korkulur - her anlamda...



    Kendine iyi bak...

    Harry"





    Alıntıdır sanırım eğlence amaclı...



    Bir blog yazarı yazmıştı bunu..



    Kewell gitmemeli keşke gitmese..
  15. 01.06.2010, 22:36 Mesaj #4755

Yukarı Git