Arda Selim Üçer Röportajı | GSCimbom Fanzin 43. SAYI


arda.jpg




GSCimbom Fanzin 43. Sayı'da yer alan Arda Selim Üçer Röportajı.



*Sizinle ilgili Galatasaray taraftarının bilmediği ve merak ettiği birçok şey var. Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz? Arda Selim Üçer kimdir? Galatasaray'daki ve Galatasaray'ın hayatındaki yeri nedir?



-Tribüncü bir baba ile liseli bir annenin, anne karnına düştüğü andan itibaren sarı kırmızı yaşayacağı belli olan iki erkek çocuğundan büyüğüyüm. 1980 İstanbul doğumluyum, aslen iktisatçı olmama rağmen 10 yıldır insan kaynakları alanında çalışıyorum.



Galatasaray sadece benim için değil, ailem için bir yaşam tarzı. Tatil programından, hafta sonu aktivitelerine, düğün dernek tarihlerinden, yemek saatlerine kadar her şey Galatasaray’a endeksli bir ailede büyüyünce başka türlüsü de düşünülemezdi herhalde. Bebekliğimden itibaren maçlara götürülen, giden bir taraftar olarak, on yıldır düzenli şekilde kapalı tribünden Galatasaray’a destek vermeye çalışıyorum.



*Yakın zamanda Galatasaray yönetiminde yer almak gibi bir düşünceniz var mı? Galatasaray'a katkı sağlamak ile ilgili gelecekteki hedefleriniz neler? Örneğin siz başkan olsaydınız değiştireceğiniz veya yenileyeceğiniz ilk şey ne olurdu?



-Galatasaray ile ilgili herhangi bir sorumluluk taşıyacak görevde olmak herhalde sadece benim değil her sarı kırmızılı sevdalısının hayalidir. Ancak yönetime girmek kişinin kendisi için değil, Galatasaray’ın yararı için olmalı. Mevcut durumda benden çok daha fazla katkı sağlayabilecek, Galatasaray’a yarar getirecek kişiler var. Bu anlamda gitmem gereken çok yol olduğunu düşünüyorum. Umarım zamanı gelince Galatasaray’a yarar sağlayabileceğim görevler alabilirim. O zaman kadar fikir üretmek, düşünce belirtmek, tartışma ve proje grupları içerisinde yer almak gibi bir amacım var.



Eğer bazı şeyleri değiştirebilecek konumda olsaydım öncelikle yapmak isteyeceğim şey, kurumsallaşma ve gerçek bir şeffaflık olurdu. Gerçekten sözcüğünün altını çizmek isterim. Mevcut yönetimimiz de dâhil olmak üzere uzun süredir ne yazık ki şeffaflık cilalı ama sadece kâğıt üzerinde kalan bir sözcük oldu. Değil taraftar, üye bile olsanız, usulüne uygun şekilde bile kulüpten bilgi almanız zor. Bilgiye ulaşmanın zor olduğu yerde ilgi de zamanla kayboluyor; dahası iç denetim mekanizmalarının önü tıkanmış oluyor.



Kurumsallaşma da şu nedenle önemli; Galatasaray Spor Kulübü ve bağlı şirketleri ile artık gönüllülük esası ile yönetilebilecek hacmi geçti. Holding yapısı ile organizasyonel örgütlenmesi ile, yönetim modelleri ile profesyoneller tarafından idare edilmeli. Seçilmişlerin en büyük görev ve sorumluluğu ise bu profesyonellerin doğru isimlerden oluşmasını sağlamak, onlara uygun çalışma ortamı yaratmak ve elbette denetlemek olmalı. Son yıllarda kulübümüzde kurumsallaşma alanında varmış gibi yapılan çalışmaların ardından hep aynı sonuca rastladık; kadrolaşma! Genel olarak Galatasaray için seçilen profesyonellerin hangi yetkinliklere göre seçildiği konusunda ciddi soru işaretlerim var. Ahbap çavuş ilişkileri, ‘bizden biri’ gibi kriterler daha ön planda. Sistem kurmak ve iyileştirmek üzerine yeterli çalışma ne yazık ki yapılamadı.



Galatasaray camiasının morali bozuk, dahası özgüveni zedelenmiş durumda. Yetkili bir konumda olduğum varsayımında bu konunun da doğru iletişim stratejileri ile ele alınması için uğraş verirdim.



*Kulübü şu anki durumdan kurtarabilecek başkan adayınız kimdir? Gelecek başkan adayından Galatasaray'ın geleceğiyle ilgili beklentileriniz neler?



-Henüz tüm adayların ortaya çıkmadığı şu gün isim vermek ne derece doğru bilmiyorum. Belki ideal başkanın mevcut şartlar içerisindeki tanımını yapmak daha doğru olur. Ne yazık ki Galatasaray’ın çok sorunu var. Henüz ruhsatı alınmayan Aslantepe, giderek artan borç stoku, gelecek yılların şimdiden harcanan gelirleri, sportif başarısızlıklar, moral olarak zedelenmiş bir camia… Öncelikle başkan adaylarının bu sorunları bilen, farkında olan kişilerden çıkması lazım. Başkanın daha önce görev almamış dolayısıyla yıpratılmamış biri olması da önemli. Hatta yönetim kurulu bile ne kadar az tanınan kişilerden oluşursa o denli rahat çalışma ortamı bulabilir diye düşünüyorum. Hayalperest değil gerçekçi, sorunlara hâkim, ekip çalışmaları ile yönetim kurulunu idare edecek, camiayı bir arada tutabilecek bir ekip gerekli.



*Başkanlıkta en çok öne çıkan isim Sn. Ünal Aysal şüphesiz. Seçimleri kazanırsa bizi gelecekte ne tür değişimler bekliyor? Kulübü tekrar eski gücüne (Şampiyonlar Ligi'ne düzenli olarak katılan bir Galatasaray) kavuşturabilir mi?



-Açıkçası Sayın Ünal Aysal’ı Galatasaray camiası içerisinden fazla tanımıyorum. Galatasaray’ı ne kadar bilir, ne kadar yakından takip eder, mevcut sorunları hakkındaki önerileri nelerdir bilemiyorum. Son mali kongrede konuşma yapmaması da bu anlamda beni şaşırttı. Ancak başarılı ve olanakları olan bir işadamı olduğu su götürmez bir gerçek.



Burada iş kendisi ile beraber çalışacak yönetim kurulu üyelerine düşüyor. Beraber çalışma konusunda uyumlu, başkanı da uyarabilecek cesarette, profesyonelleşme konusunda istekli kişilerden oluşan bir yönetim kurulu şart. Oy potansiyeline göre değil, bilgi ve deneyimlerine göre seçilmiş bir yönetim kuruluna ihtiyaç var. Yeni isimlere, gerek camia içerisinde gerekse camia dışında yıpratılmamış yeni yüzlere ihtiyaç var.



Galatasaray camiası başkanı kim olursa olsun eski gücüne dönecektir. Bu potansiyel de vizyon da kulübümüzde var. Kuruluş amacı ‘Türk olmayan takımları yenmek’ şeklinde tarif edilmiş, müzesinde birçok branşta Avrupa ve Dünya Şampiyonlukları'na ait kupalar olan bir kulübün yeniden ayağa kalkacak gücü kesinlikle vardır. Kaynak yönetimi doğru yapılır, insan kaynağı doğru değerlendirilir, doğru profesyonellere yetki verilirse istediğimiz başarıları yakalayabiliriz.



*Başkan Adnan Polat'ın yönetimden bu şekilde indirilmesini etik buluyor musunuz? Bu konuda Başkan Adnan Polat'ın tutumunu da göz önünde bulundurursanız size göre en doğru yol bu muydu yoksa başka bir seçenek düşünülebilir miydi?



-Elbette etik buluyorum. Neticede ibra etmemek ve bunun yöntem ile sonuçları Sayın Polat’ın döneminde düzenlenen tüzüğe göre olmuştur. Hukuk ve demokrasinin en güzel örneklerinden birini vermiştir Galatasaray camiası. Ülkemizde pek rastlanmayan bir uygulama olmasına rağmen bence yöntem olarak da doğrudur sonuçları olarak da. Hatta mali kongrede başta Sayın Hayri Kozak, Sayın İzzettin Doğan ve Sayın Doğan Hasol olmak üzere birçok üye tarafından bu sonucun doğacağı konusunda yönetim uyarılmış ve yönetimin camiayı rahatlatmak için seçim kararını açıklaması istenmiştir. Üstelik hoşnutsuzluk sadece üyeler arasında değildir; milyonlarca Galatasaray taraftarının da oy hakkı olsa ben sonucun değişmeyeceğini düşünüyorum.



Ancak başkan ve yönetimimizin bu söylemlere nasıl bu kadar kayıtsız kaldıklarını bugün bile çözebilmiş değilim. Oysa kendileri seçim kararı aldıklarını açıklasalar, ibra da olurlardı olası bir seçimde aday olup seçilebilirlerdi de.



*Kongre günündeki konuşmanız birçok ismin sizi ayakta alkışlamasına sebep oldu. Birçok isme tek kelimelik yorumlar yaptığınız kısım oldukça ilgi gördü. Özellikle forumumuzda taraftar tarafından beğeniyle karşılandı. Benzer şekilde Başkan Adnan Polat'a tek kelimelik bir yorum yapsanız bu ne olurdu?



-En büyük hayal kırıklığım.



Ben Sayın Adnan Polat başkan olduğu gün artık taraftarın kalbinden geçenleri uygulayacak, bizim gibi düşünen, iş bitirici bir profilde başkana kavuştuğumuzu düşünmüştüm. Öyle ki 90’lı yılların ortasından beri ismini duyduğumuzda heyecanlandığımız bir isimdi. Ancak “başkan” Adnan Polat ne yazık ki büyük bir hayal kırıklığı oldu.



*Kongrede yaptığınız konuşma, medya ve yayınlandığı sitelerde de beğeniyle karşılandı. Konuşmanızın üzerinden günler geçtikten sonra, "şunu da desem iyi olurdu" dediğiniz bir şey var mı?



-Aslında genel kurul öncesi çalışırken 20’ye yakın konu başlığı belirlemiştim. Ancak gerek sürenin kısıtlı olacağını tahmin etmem, gerekse bazı konularda diğer üyelerin benden daha detaylı yorumlar yapacağına ilişkin görüşüm nedeniyle konuları epeyce daralttım. Ancak genel olarak içime sinen bir konuşma olduğunu söyleyebilirim. Belki mali konulara biraz daha eğilebilirdim.



*Kurulda yapılan oylamayı şekil itibariyle doğru buluyor musunuz? Sizce Galatasaray'ın daha düzenli ve daha modern bir oylama yöntemiyle bu tip kararlar alması daha iyi ve sağlıklı olmaz mı?



-Kesinlikle doğru bir görüş. Oylamalarda teknoloji kullanılabilir. Son kongrede bu anlamdaki yetersizlikler kimsenin hoşuna gitmeyen ve içine sinmeyen sahnelere neden oldu. Belki de bu tip genel kurul iki gün yapılmalı. Birinci gün görüşler ve tartışmalar, ikinci gün mali ve idari ibra oylaması ile yeni yılın bütçe taslağının görüşülmesi şeklinde.



* Adnan Polat ve yönetimi konuya itiraz için mahkemeye gideceğini düşünüyor musunuz? Mahkemede şimdiki durumun aksine bir karar çıkar mı? Mahkemeye gidilmesi Galatasaray'a ne ölçüde zarar verir?



-Ben Sayın Adnan Polat’ın mahkemeye gideceğini düşünmüyorum. Bu yük, yani Galatasaray isminin mahkeme salonlarına taşınması en önce Adnan Polat’ı rahatsız eder. Mahkemede ne karar çıkar açıkçası hukukçulara sormak lazım. Ancak mahkeme Polat yönetiminin istediği yönde karar alsa bile bu kadar tepkinin olduğu bir camiaya başkanlık etmek için hukuki karar yeterli olacak mı? Bence hayır. Taraftarıyla, üyesiyle camianın Adnan Polat’la olan gönül bağı kopmuştur.



*Başkan Adnan Polat'ın "Kimse elini taşın altına sokmadığı zaman geldik." söylemine katılıyor musunuz? Sizce o dönem Başkan Adnan Polat'ın başkanlık makamı için en güçlü aday olmasının başlıca sebebi neydi?



-Kesinlikle katılmıyorum. Öncelikle Polat, zamanında televizyonda Galatasaray adına para toplarken ‘benim yönetime girmek gibi bir niyetim yok’ demiş ve fakat kısa süre sonra rahmetli Canaydın’ın üçüncü kez seçilmesinin önünü de açarak onun yönetimine girmiştir. Bugün biliyoruz ki yönetimde yer alma şartı da bir dönem sonra başkan olmaktır. Nitekim Polat’ın karşısına aday olarak çıkmak isteyen Adnan Öztürk camia içerisinde durdurulmuştur.



Bildiğiniz gibi kendisi Özhan Canaydın’ın tam desteği ve onun yönetimindeki bazı isimlerin de varlığı ile örneğin Mehmet Helvacı ile yönetimini kurmuştur. Elbette kendisine aldığı sorumluluk için teşekkür etmeliyiz, ancak kimse elini taşın altına sokmuyordu cümlesine katılmam mümkün değil.



*5 sene içersinde gelirlerin %300 artmasıyla ilgili görüşleriniz neler? Bu konuda herhangi bir araştırmanız var mı?



-Elbette gelirlerin artırılması yönetimimizin başarısıdır. Ancak başka argümanlara da bakmak lazım. Aynı dönemde Türk futbolundaki gelir artışı ne kadar olmuştur? Rakiplerin gelirleri hangi seviyeye çıkmıştır? Daha da önemlisi aynı dönemde giderler ne kadar artmıştır? Artan gelirler kaç yıl için yapılan anlaşmaların gelirleri olup, gelecek yıllara ait kısımlarından harcamalar şimdiden yapılmış mıdır?



Geldiğimiz noktada gelirler artmasına rağmen ne yazık ki borcumuz da her geçen gün artmaktadır. Gelir kalemlerinin başında on yıllık isim anlaşması ile Ali Sami Yen Spor Kompleksi TT Arena sponsorluğu gelmektedir. Stadyumu her ne kadar mevcut yönetimimiz açsa da bu proje önceki yönetimlerden devir alınmıştır. Pembe formaya rağmen Galatasaray Pazarlama zarar açıklamıştır. GS TV, GS Bonus, GSBilyoner, GS Mobile projelerinin ne yazık ki hiçbiri bu yönetimin marifeti değildir. İlgili markalar birçok farklı kulüp ile benzer çalışmalar yapmaktadır. Galatasaray’a özgü gelir getirici proje ne yazık ki hayata geçirilmemiştir. Aynı şekilde gelirlerin de doğru kullanılmadığı bir gerçektir… Üstelik son yılların en güncel konusu da Galatasaray’ın gelir, gider ve borçlarının ne kadar olduğuydu? Son mali kongrede Sayın Yiğit Şardan’ın açıkladığı rakamlar ile hazırlanan ve üyelere sunulan raporlardaki rakamlar bile çelişkiliydi.



*Genel Kurul'un iki dönem rekorlarla başa getirdiği yönetimi, ibra etmeyerek 106 yılda bir ilki gerçekleştirmesini nasıl yorumlarsınız? Sizce bu karar Galatasaray tarihinde bir kara leke olarak mı kaldı? Yoksa Galatasaray'ın sahipsiz olmadığını mı gösterdi?



-Yukarıda da değinmeye çalışmıştım. Bu karar hukuki olup, demokrasin sınırları içerisindedir. Bence bugüne kadar en önemli kongrelere bile 500-600 kişinin katıldığı Galatasaray’da 1970 kişilik bir kongre yapılması bile bir göstergedir. Camia liseli-alaylı, genç-yaşlı, eski-yeni üye demeden tepki göstermiştir. Tepki şeffaf olduğunu iddia edip şeffaf olmayan, taraftarını sahipsiz bırakan, kendi taraftarını emniyet güçlerine ispiyonlamakla tehdit eden, borçları artıran, Galatasaray’a hakaret eden bürokratlarla ilgili işlem başlatmayan, sportif olarak taraflarını üzen yönetime karşı bir duruştur.



*Taraftar forumlarının yönetime karşı olan tutumlarını nasıl yorumluyorsunuz? Size göre taraftar forumları Galatasaray'a yeterince sahip çıkıyor mu?



-Yaklaşık 12 yıldır taraftar forumlarında yazıyorum. En yakın arkadaşlarım Galatasaray.to döneminde tanıştığım dostlarım. Bu sürede doğal olarak çok ateşli tartışmaların içerisinde yer aldığım dönemler de oldu. Genel olarak camianın nabzını yoklamak, farklı bakış açılarından yararlanmak için çok önemsiyorum bu tip oluşumları. Bir kişinin mesafe tanımadan, sabahlara kadar Galatasaray düşünüp yazmasından daha güzel bir aşk tanımı olamaz. Elbette bazen istenmeyen tartışmalar, kırgınlıklar, bölünmeler olsa da bence internetin yarattığı en önemli katkılardan biri taraftar forumları.



*Elbette yeni yönetimi destekleyeceğiz lakin yeni yönetim seçilmesi sürecinde (yaklaşık 90-100 günlük bir süreç) biz taraftarlara tavsiyeleriniz neler? Bu sürecin Galatasaray 'ın diğer branşlarında olası kayıpları olur mu? Örneğin şampiyonluğa koşan Galatasaray Bayan Basketbol takımının bundan etkilenmesi olası mı?



-Ne yazık ki biz taraftarlara düşen en önemli görev; yine ve yeniden sabır. Yeni yönetim de sihirli değnek ile gelmeyecek. Zamana ihtiyaçları olacak. Elbette sporcularımızı da kolay bir süreç beklemiyor. Ancak onların da zaten mevcut durumda ideal bir ortamda çalıştıklarını söylemek güç. Şampiyonluk hayali ve taraftarın desteği ile bu süreci daha kolay aşabilirler.



*Sizce yeni gelecek yönetim Bülent Ünder ile devam edecek midir, etmeli midir? Yeni hoca getirilmeli diyorsanız bu yabancı mı yerli mi olmalıdır?



-Sayın Bülent Ünder, UEFA Kupası’na getiren teknik kadronun en önemli isimlerinden biriydi. Kişiliği ve tutumlarını benim değerlendirmem haddime değil ancak tam bir Galatasaraylı olduğunu söylemek doğru olur. Yine de bence Sayın Ünder bir geçiş sürecinin karşılığıdır. Yeni sezonda başka bir hoca ile anlaşılacaktır.



Bence gelecek isimden ziyade komple bir futbol organizasyonun oluşturulmasına ihtiyaç var. Sportif Direktörü’nden teknik direktörüne, kaleci antrenöründen futbolcu izleme / scouting ekibine kadar. Belki de teknik direktörden ziyade bu organizasyonun tepe yönetimi kimlerden oluşmalı onu tartışmalıyız. Galatasaray neden Afrika Kupası’na futbolcu izleme ekibinden birini göndermiyor, neden hala kasetten oyuncu seçiyoruz, Bank Asya’daki yeteneklerin farkında mıyız, neden futbol akademimizdeki önemli değerleri kaybettik? Bu sorularla başlarsak isimlerden ziyade sistemi konuşur ve doğruyu buluruz…



Son olarak bana bu güzel sorularla kendimi ifade etme, Galatasaray sohbeti yapabilme şansı verdiğiniz için teşekkür ederim.







 
Cevap: Arda Selim Üçer Röportajı | GSCimbom Fanzin 43. SAYI



Böyle idealist Galatasaray aşıklarına her zaman ihtiyaç var. Kongredeki konuşmasından sonra kim olduğunu öğrenmek istemiştim, bu röportaj çok iyi oldu. Teşekkür ederim, çok iyi oldu bu.
 
Cevap: Arda Selim Üçer Röportajı | GSCimbom Fanzin 43. SAYI



Konuşması takdire şayandı. Dilerim gelecekte daha fazla sorumluluk alıp yönetime girme şansını da elde eder. Ne kadar çok tanımasak da idealist ve mantıklı birisi olduğu yönünde izlenim edindim. :)
 
Cevap: Arda Selim Üçer Röportajı | GSCimbom Fanzin 43. SAYI



Fanzin de konu takip edildiği için buraya pek mesaj yazılmamış, oysa karşımızdakinin de bir insan olduğunu kabullensek bu konudan feyz alacağımız çok nokta olduğunu göreceğiz. Belki Arda bey 'in de bir üyeliği vardır, bize yanıt bile verir. :)
 
Cevap: Arda Selim Üçer Röportajı | GSCimbom Fanzin 43. SAYI



A.Selim Bey'in üyeliği olduğunu sanmıyorum. Belki kendi ismi dışında bir üyeliği vardır bilemiyorum. Ancak biz, memnuniyetle bir tane verebiliriz.
 
Cevap: Arda Selim Üçer Röportajı | GSCimbom Fanzin 43. SAYI



genc olsunlar yeter bana



biktim ayni simleri gormekten

ayni tantanalari dinlemekten
 
Cevap: Arda Selim Üçer Röportajı | GSCimbom Fanzin 43. SAYI



Kurumsallaşma da şu nedenle önemli; Galatasaray Spor Kulübü ve bağlı şirketleri ile artık gönüllülük esası ile yönetilebilecek hacmi geçti. Holding yapısı ile organizasyonel örgütlenmesi ile, yönetim modelleri ile profesyoneller tarafından idare edilmeli. Seçilmişlerin en büyük görev ve sorumluluğu ise bu profesyonellerin doğru isimlerden oluşmasını sağlamak, onlara uygun çalışma ortamı yaratmak ve elbette denetlemek olmalı.



Aklın yolu bir derler. Bundan iki üç ay önce noktası virgülüne kadar aynı cümleleri kullandım bu forumda. İsim değil sistem seçmek zorundayız. Bu sistemi oturtacak ve denetleyecek beyinler başımızda olmalı. İster bir Holdingin sahibi olsun, ister bu üyemiz gibi İnsan Kaynakları Uzmanı. Etiket önemli değil. Kafa yapısı önemli.



Benim Selim Bey ile hemfikir olmadığım tek bir şey var. Bence onun yönetimde yer alması için daha erken falan değil. Tam tersi tam zamanı. Onun kafa yapısındaki Insan Kaynakları Uzmanı tam aradığımız özellik bu dönemde özellikle.



Röportaj için teşekkürler, Selim Bey ve GSC.
 
Üst Alt