"Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır!"








Metin Oktay'ın dillere pelesenk olmuş bir söyleşisindendir, bilirsiniz hepiniz/hepimiz. Ana haber bültenlerinde, çok eskiden, bayağı hemde. Şöyle böyle hatırlıyorum, Öyle ya, Amerika Irak'a girdiğinde bir çocuk koşuyordu bomba sesleriyle inleyen sokakta. Üzerinde Hasan Şaş forması, göğsündeki Sarı-Kırmızı armayla koşuyordu delicesine.. İşte bu yüzden çok büyük bir takımdı Galatasaray. Sesini o büyük dedikleri Avrupa'ya defalarca duyurabilen tek takımdı. İsmini batı'da duyurmuş ancak doğu'yu da etkisi altına almıştı. Ya da Çin'de forma bulamayan çekik gözlü insanların, Sarı-Kırmızı iki kumaş parçasını sallamaları... Onlarda taraftarıydı artık besbelli Galatasaray'ın...



Ya arkadaşlar, diğerlerinden farklı olarak en güzellerinden biri de İngilizlerdir, biliyor musunuz?... Manchester United taraftarına ''We are from Turkey'' cümlesini kurmaktır 'Hoş' olanı.. Alacağınız tepki kocaman büyümüş gözlerle; ''Gelatasuray'' olacaktır. Şampiyonlar ligi'ne katılamadıkları ilk sene akıllarına gelecektir hemen...



Şimdilerdeyse durumumuz işler acısı.. Uzun zamandır da yazmıyordum da hani... Yazayım dedim şimdi, anlatayım hasetimi..Okur-yazarlar görüş bildirirler, katılırlar ya da destek verirler belki diye.. Ligde sonlara demir atmışız, kupada yokuz, iddiamız yok.. Görülmeyen kabus.. Kurtların olmadığı yerde, itler çakallar volta atarmış.



"Şampiyonu biz belirleriz" diyen başımızda var gerçi.. Yanan bu utanç ateşini alevlendirenler...O kocaman çınara zarar veren "adam"lar.. Şu son aylarda, utanç resmi içinde, "bir gurur yoksulluğunun ortasında, kim bilir kaç insan kendini Galatasaray'lı hissetti, o gururun ucundan-köşesinden bir parça tatmak için… " Bekir Coşkun'un dediği gibi..



Hani aç kalmış kuşların ekmek kırıntısına koşması gibi… Ekmeği suyu gibi..En kötü gününde..Bu nedenle, son ayladan bu yana daha çok Galatasaray'lıyım bende..



Odasını Hagi posterleriyle dolduran, Milan deplasmanında kesin kazanılacağına inanan bir çocuktum ben. En son içerde oynadığımız Bucaspor maçını kesin kaybedeceğimiz düşüncesine ve neredeyse Hagi'den nefret edecek konuma getirdin ya beni; sana ne diyeyim artık ben Galatasaray. Sende de suç yok ki! Kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmazmış..Başımızdakilerden bahsediyorum elbette. Sana yakışmayanlardan..



Hanımlar beyler, şöyle söyleyeyim;



İki kişi evlenirken kaderde kıvançta, yani iyi günde kötü günde beraber olmaya söz verirler; Ama gel gör ki, bir süre sonra verdikleri sözü unutup ayrılırlar.

Birlikte geçirdikleri nice güzel günleri unuturlar.



Oysa belki yedi yaşında Galatasaray'a gönlünü kaptırmış bir erkek, henüz ikinci yarının başında olmasına rağmen, onuncu mağlubiyetini alan ve Kupa'dan elenen Galatasaray'ını asla terketmez, bırakıp başka bir takımın kollarına atılmaz...

Sigarayı bırakır, eşini, çoluğunu çocuğunu bırakır, terkeder takımını terketmez. Bu olayı erkekliğine yediremez. Bu konu kendisi için bir onur meselesi, bir kimlik meselesidir adeta...





Sevgi neydi? Sevgi emekti. Galatasaray'lı olmayan da beni anlayamayıp basıverecek eksiye. Ne anlatıyor bu diye :) Bu benim umrumda mı? Elbette hayır! Ben zaten alışmışım yaşanmışlıklara, emektar duayenlerin salıncağında mevcudiyeti söylemeye ya da söylememeye..Onlar bassalar ne olacak sanki?



Ülkeyi doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, en uzak köşesine kadar sevince boğan bu ülke takımını kendi çıkarları adına, ihtirasları adına bir Galatasaray sever olarak, emektar olarak, bu takımı bu hallere getirenlere hakkımı helal etmiyorum.



Ben, neler öğrendim, neler gördüm? Türkiye'de ilk idman sahasının nasıl çimen olduğunu Derwall sayesinde olduğunu öğrendim, 14 seneden sonra Es-Es maçında gelen şampiyonluğu da...



Ben, Metin Oktay'ın gollerini, adamlığını anlatan babamın Galatasaray'lı olmanın ayrıcalığını anlatan kelamlarıyla büyüdüm!



Hagi monaco'ya 45 metreden çaktığında da oradaydım! Tarihe tanık oldum!



Mekanı cennet olsun, hep muhalif olduğumuz Özhan Başkan geldiğinde de vardım, rahmetli olduğunda da..



Ben Ali Samiyen'e ilk girdiğimde florya topraktı,

Türk Futbol'u çorak...



Hulasa sevgilimin şu anda yaşadığı, içinde bulunduğu kaos, adıma hiç sorun değil. olur, geçer, gider. Zaten sevgilimin, canımın en büyüklüğünü gösteren; Gün bugündür nidalarıyla giydirenler, hakaretleri havalarda uçuranlar.. Cibiliyetsiz diye başlayıp aslında içlerinde ki sin-kafları kusanlar... onlar!



Övünmek gibi olmasın; Ama doğma büyüme ben Galatasaray'lıyım, öyleyim...!











Unutmadan düşeyim dipnotu;





Galatasaraylılık, tüm öğeleriyle bir bütündür. Bu nedenle bölünemez, parçalanamaz. Bu yolda uğraş verenler, tarih boyunca olduğu gibi, hiçbir zaman başarılı olamazlar.

Galatasaray Türkiye'dir.



Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır. Galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım.



" Metin Oktay''
 
Cevap: "Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır!"



bunu sen mı yazdın?
 
Cevap: "Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır!"



monacoya kim ne atmis
 
Cevap: "Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır!"



helal olsun kim yaztıysa güzel yazı
 
Cevap: "Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır!"



Çok iyi bir yazı teşekkürler...
 
Cevap: "Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır!"



Tadı, tuzu yerinde, tam kıvamında yapılmış en sevdiğiniz yemeği, yemeye doyamazsınız ya,

Yazıyı okurken hiç bitmesin istedim.

Teşekkürler Doğukan Karadan
 
Cevap: "Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır!"



Çok güzel teşekkürler
 
Cevap: "Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır!"



Çok güzel gerçekten.İnsan duygu seline boğuluyor.

Tebrik ederim Doğukan.
 

ip kamera canlı yayın | Tv Hosting | Trabzon Haber | Barkodlu Satış Programı | Samsun Haber | İsviçre Haber

Üst Alt