Koronavirüs Hakkında Önemli Bilgiler

Şüphelendiğiniz durumlarda 184'ü arayın!

# Boško Kajganić






Bosko Kajganiç

Kaleci

Galatasaray



Erkek güzeli kalecinin talihsiz sonu...



Kajganiç denince, onu hatırlayanların gözlerinin yaşardığını biliyorum...

Elimde, Kajganiç'in Profesyonel Futbolcu Bilgi Fişi var.



Tarih: 9 Eylül 1977. Adı: Bosko Kajganiç

D.Yeri ve Tarihi: Stara Pazova -1949,

Profesyonel Lisans No: 9241

Kulübü: Galatasaray.



Onun geldiği günü , oynadığı maçları ve vefat gününü dün gibi hatırlıyorum. Galatasarayımızın unutulmaz kalecisi Yasin Özdenak'ın Amerika'nın Cosmos takımına transfer olmasıyla, yöneticilerimiz Yugoslav Kajganiç'i getirmişlerdi.



Aslında Kajganiç'i, fenerbahce de istiyordu. Ancak onlar Ivançeviç'i alınca, Kajganiç de Galatasaraylı olmuştu. Yugoslavya'nın en köklü kulüplerinden Partizan'dan gelen Kajganiç, 28 yaşındaydı. Gerçekten mükemmel bir kaleciydi. Aynı zamanda çok da yakışıklı ve sempatikti. Kısa zamanda herkesin sevgisini ve güvenini kazanmıştı...



Galatasaray ile çıktığı son maç Samsun'da oynadığımız bir deplasman maçıydı. Oradan döndükten sonra tatil için verilen aradan faydalanarak ülkesine gidiyordu ama ecel onu Trakya'da yakalamıştı. Trafik canavarı kılığına bürünen Azrail onu hayattan çekip almıştı... Kajganiç'in öldüğünü haber aldığımda ne kadar da çok ağlamıştım... Hala da hatırladıkça tüylerim diken diken olur. Onun yerine kaleye gelen Nihat Akbay bir müddet, göğsünde 'Kajganiç' yazan bir kaleci kazağıyla maçlara çıkmıştı...

Galatasarayımıza uzun yıllar hizmet edebilecek nitelikteki bir kaleciyi ve herşeyden önemlisi, insanoğlu bir insanı kaybetmiştik...



-alıntıdır...
 
Cevap: Bosko Kajganiç ...!






Ajder Dusan, Babic Milan, Baralic Petar, Bogicevic Vladislav, Borovnica Zdravko, Djordjevic Bratislav, Jelikic Zoran, Jovanovic Nikola, Kajganic Bosko, Lukic Dusan,,Mandic Danilo, Muslin Slavoljub, Nikolic Dusan, Novkovic Mile, Panajotovic Aleksandar, Petrovic Vladimir, Radovic Branko, Ratkovic Radivoje, Savic Dusan, Stamenkovic Srboljub, Stankovic Dejan, Simenunovic Dragan, Stepanovic Dragoslav, Stojanovic Aleksandar Dika, Susic Sead, Calasan Mile, Filipovic Zoran, Sestic Milos
 
Cevap: Bosko Kajganiç ...!






Galatasarayımız'ın Yasin Özdenak'tan sonra transfer ettiği 28 yaşındaki Yugoslav kaleci iyi bir kaleci olmasının yanında yakışıklılığı ve sempatikliği ile de tüm dikkatleri üzerine çekiyordu. Fenerbahçe'nin de transfer listesinde olan Kajganiç, sarı-lacivertliler'in İvançeviç'le anlaşması üzerine Galatasaray'da forma giymeye başlamıştı. Ancak liglere verilen aradan faydalanarak ülkesine giden Bosko Kajganiç 21 kasım 1977 günü dönüş yolunda Trakya'da geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.
 
Cevap: Bosko Kajganiç ...!





Kajganiç'in vefatı üzerine Kalecimiz Nihat Akbay bir müddet maçlara fotoğrafta görüldüğü üzere Kaleci kazağı önünde kocaman bir "Kajganiç" yazısıyla çıktı.
 
Cevap: Bosko Kajganiç ...!



Valla çok üzüldüm şimdi.. :( yugoslavya milli takımının ve kızılyıldız'ın efsane kalecisi.28 yaşında transfer olduğu galatasaray'da yalnızca 6 maç oynayabilmiştir.bunun sebebi formsuzluk ya da disiplinsizlik değil, ülkesine giderken geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetmesidir.ancak galatasaraylılar onu hiçbir zaman unutmamıştır.ölümünden bir gün önce yani 20 kasım 1977'de, samsunspor deplasmanında dakikalar doksanı gösterirken köşeden çıkardığı o penaltı halen daha dilden dile dolaşır. galatasaray'ın ve türk futbol tarihinin en hüzünlü sayfalarından biridir kajganiç. 1977 yılının eylül ayında kızılyıldız belgrad (crvena zvezda) takımından galatasaray'a transfer olduğunda 28 yaşındadır ve yugoslavya milli takımının kaleciliğini yapmaktadır. sadece 64 gün boyunca giyebildiği galatasaray formasıyla kalecilik destanları yazar, beşiktaş ve samsunspor maçlarında kurtardığı penaltılarla taraftara kendisini sevdirir, 64 gün içinde 5 - 6 kere "haftanın karması"na seçilir. 21 kasım 1977 tarihinde kendi kullandığı otomobiliyle ülkesine giderken silivri yakınlarında trafik kazası geçirir ve yaşama veda eder. ölüm haberi yugoslavya ve türkiye'de şok etkisi yaratır. galatasaraylı olmayan futbolseverler bile çok üzülürler kajganiç'in ardından ; "yana kaysana yanına geleyim, kay kajganiç" geyiği bile buruk gülümseyişlerle karşılanır...
 
Cevap: Bosko Kajganiç ...!






Meslek hayatıma yeni atılmıştım. Ebeveynlerim'den ayrılmanın üzüntüsünü henüz üzerimden atmamış ve gurbeti yadırgarken tek avuntumuz olan Galatasarayımız maçları ile teselli bulurken "Tunç Atayurt" renkdaşımın da yazdığı üzere Bosko Kajganiç'in vefat haberi ile yıkıldık ve de ağladık..

İtiraf etmeliyim ki Bosko Kajganiç'in Galatasaray'a transfer edilmesi ile Galatasarayımız'ın efsane Kalecilerin'den benim de çok sevdiğim "Nihat Akbay"ın yedeğe çekilmesini kabullenememiştim. Ve inanıyorum ki bir çok Galatasaray'lı renkdaşım da bu durumu kabullenememişti. Fakat çok kısa süre sonra Bosko Kajganiç'in güzel haberleri ile çok kısa sürede kendisine çok ısnındık ve çok sevdik. Nihayetinde çok sevdiğimiz Kaleci Nihat Akbay 'da kariyerinin son dönemlerini yaşamaktaydı. Bunlar tesellimiz olunca da "Bosko Kajganiç" gönüllerimizin kalecisi oluvermişti birden..

Ne yazık ki malum kaza ve sonrası tüm camiamızı derin üzüntüler içinde bıraktı.

Bu vesile ile kendisini sevgiyle anıyorum.

Sevgiyle kalın.
 
Cevap: Bosko Kajganiç ...!






Alıntıdır.



İlk basımı 2001 yılında olan Hakan Dilek'in "Mahallenin en şık abileri" kitabından;



Kajganiç: "her ölüm erkendir; istemez üstü kalsın"



Kajganiç'in eşi Biljana Belgrad'da telefonun öbür ucunda ısrarla soruyordu: "ne oldu? kötü bir şey mi var, söyleyin? - telefonun Türkiye'deki ucundan sadece çaresiz bir iki cümle döküldü: "Kajganiç'i maalesef kaybettik. silivri yakınlarında. otomobiliyle... otobüsle çarpışmışlar... yanında tercümanı..." bu kadar dinleyebilmişti biljana. sonra bir çığlık, telefon konuşmasını kesti: "kajgaaaa! kajgaaa!"



Ünlü Kızılyıldız



Tjoldo Kajganiç, ünlü Kızılyıldız takımının kalecisiydi. avrupa basınında sık sık adı duyuluyordu ve türkiye de yugoslavlara kapısı her zaman açık bir futbol pazanydı. önce Fenerbahçe bu yetenekli kaleciyi kadrosuna dahil etmek istedi. Fenerbahçe'de 1977-78 sezonunun teknik adamı Torna Kaleperoviç nedendir bilinmez vatandaşının transferine son noktayı koydu: "olmaz!"



Sonra Galatasaray girdi devreye. Yasin'den sonra takımın, ceza sahasına hakim, oyunu arkadan okuyabilecek, topu çabuk kullanabilecek bir kaleciye ihtiyacı vardı. üç yıl üst üste şampiyon olan takımda revizyona giriştiler ve bunlardan biri de kaleci Yasin olmuştu. Kajganiç Galatasaraylı yöneticilere göre biçilmiş kaftandı. Belgrad'a gidip Kajganiç'le görüştüler ve anlaştılar.



O tam bir profesyoneldi. takım arkadaşlarıyla çok çabuk kaynaştı. sürekli ve disiplinli çalışmasıyla kendisini kabul ettirdi. sadece çalıştı ve futbola olan sevgisini dile getirdi sürekli... bir de kızlarını, eşini, anne babasını özlüyordu... belgrad'da bıraktıklarını... gurbet bir yangın gibi düştüğünde yüreğine, türkiye'ye gelişinin üçüncü ayında samsunspor maçının ardından ülkesine, sevdiklerine gitmek, kendi deyimiyle "bir koklayıp dönmek" istiyordu. samsunspor maçından sonra haftanın futbolcusu oylamasında en yüksek oyu almıştı. gazeteler ve köşe yazarları adından övgüyle bahsetmişlerdi.



20 kasım 1977



Önce 20 kasım 1977'ye dönelim. Galatasaray, Samsunspor deplasmanındaydı. maç başlamış, daha ilk dakikadan itibaren samsunspor sağlı sollu ataklara başlamıştı. Kajganiç bütün atakları başarıyla savuşturdu. aut çizgisi üstünden Samsunsporlu Temel'in yanm volesine bir plonjonu vardı ki hâlâ gözümüzün önünde. ilk yansı 0-0 biten karşılaşmanın sonlarına doğru samsunspor bir penaltı kazandı.



o ana kadar Kajganiç karşısında büyük çaresizlikler yaşayan samsunspor forveti penaltıyı atmaktan çekinmiş, en az kendileri kadar usta olduğunu bildikleri kalecileri Fevzi'nin atışı kullanmasını istemişlerdi. Samsun şehir stadyumu'nda bütün nefesler tutuldu. Fevzi geldi, topu Kajganiç'in soluna bıraktı. Kajganiç önce sağa gitti, sonra sola ani bir refleksle topu çeldi ve penaltıyı kurtardı...



Galatasaraylı futbolcular sevinç yumağı oldular. maç zaten iki üç dakika sonra bitti. herkes kajganiç'e koşuyordu. Yugoslav kaleci çok iyi bir maç çıkarmış ve ne kadar kaliteli bir kaleci olduğunu herkese göstermişti.



20 kasım 1977 tarihli hürriyet gazetesi spor sayfasında haftanın futbolcusu oylamasının başında kajganiç vardı ve yorumculardan tam not alıyor, türkiye'nin en iyi kalecilerinden biri olan Turgay Şeren, Kajga'yı övüyordu: "Kajganiç tüm maçı çok dikkatli oynadı. pozisyonları çok iyi izledi. en güç anlarında dağınık bir görüntü çizen Galatasaray'ı kurtardı. son dakikalarda Samsunspor'un kazandığı penaltıyı ani bir refleksle kurtararak haftanın dikkat çeken önemli adamı olmayı hak etti."



Haftanın en iyisi



Kajganiç'e oy veren jüri ve verdikleri oylar şöyleydi:



Turgay şeren (Milliyet spor yazan)-9

Faruk Özak (Hürriyet spor yazan)-9

Ertuğrul Sayaroğlu (hha muhabiri)-7

Necdet Şensoy (Mahalli gazeteci)-7

Yaşar Göksel (Barış gazetesi muhabiri)-8



Haftanın futbolcusu sıralamasında bulunan futbolcuların aldıkları oylar ve sıralama ise aşağıdaki gibiydi:



1-Kajganiç (Galatasaray)-83

2-Ali çoban (Beşiktaş)-78

3-Vehbi (Diyarbakır)-74

4-Ali kemal (Trabzonspor)-73

5-Burhan (Eskişehirspor)-70

6-İsa (Adanaspor)-63

7-Faruk (Orduspor)-63

8-İbrahim (Boluspor)-55



Keşke keşke



Sonra Galatasaray bir puanı, Kajganiç övüncünü yanlanna alarak İstanbul'a döndüler. Kajganiç Belgrad'a sevdiklerini görmeye gitmek için yola koyuldu tekrar. özel otosuyla silivri yakınlarında bir otobüsün altına girdi... hızla... sevdiklerine daha erken kavuşmanın bağışlanamaz telaşıyla... son refleksi yapıp sıyıramadı. keşke penaltılardaki ustalığıyla kıvırabilseydi direksiyonu... keşke biraz daha yavaş gitseydi... keşke "git ve erken gel" denmeseydi...

keşke... keşke...



haberi aldıklarında arkadaşları oldukları yere çöküp kaldılar... işte takım arkadaşlarının ve onu yakından tanıyanların 21 Kasım tarihli gazetelere yansıyan düşünceleri, duyguları:



Kaleperoviç: "kajganiç, Kızılyıldız-Partizan maçında harikalar yaratmıştı... maçın son dakikaları Kızılyıldız 1-0 öne geçti. Partizan son dakika bir penaltı kazandı. Kajganiç çok iyi yer tutup topu kurtardı ve maç Kızılyıldız'in galibiyetiyle bitti... o çok iyi bir kaleciydi/'



haberi duyan futbolcu arkadaşları acıya boğuldular. Gökmen haberi duyunca koca cüssesine bakmadan hüngür hüngür ağladı. M.Mehmet "bu kadar iyi bir sporcu nasıl ölebilir?" dedi ve acıyla kasıldı kaldı. kaleci Nihat "olamaz olamaz! Kajganiç'in ölüm haberi, beni 12 yaşımdayken annemin ölümü kadar etkiledi. Kaleci formamın arkasına Kajganiç yazacağım. ve maçlara bu formayla çıkacağım." Erdoğan Anca, Kajganiç'le ilgili anısını oracıkta verdi: "Samsun'dan dönüyorduk. yavaş yavaş Türkçe konuşmaya başlamıştı. 'Erdop dedi, 'iyi ki Galatasaray'a gelmişim. hepiniz iyi insanlarsınız. ben çok memnunum. İstanbul'a döner dönmez Yugoslavya'ya gideceğim. Çocukları çok özledim. ama oraya gidince dönene kadar sizi de özleyeceğim. hemen döneceğim.' ah, Kajganiç'im ah!"



Samsunspor'un kalecisi Fevzi de Kajganiç'in ölüm haberini alınca son derece üzülmüştü: "zor geçen maçın sonunda penaltıyı benim atmam istenmişti. başanlı kaleciyi alt edebileceğim düşünülmüştü. 87. dakikaydı... Kajganiç'in gözüne baktım ve topu soluna bıraktım. önce sağa hareketlenmişti. döndü ve ani bir refleksle topu dışan attı. onu kendime örnek alacağım..."



Fenerbahçe'nin o dönemdeki kalecisi İvançeviç ve orta sahadaki usta kramponu Antiç, Diyarbakırspor maçından sonra İstanbul'a dönecekleri uçakta zor yer bulabildiler. Fenerbahçe kafilesi ise sadece milli oyuncularını uçakla gönderebildi. Çünkü hafta ortasında Milli takım Malta ile karşılaşacaktı. Galatasaray'dan Diyarbakır'a transfer olan Tuncay Temeller ve takım arkadaşı Baykul da aynı uçaktaydılar. Futbolcular o haftaki maçları konuşmaya başladılar, İvançeviç Samsunspor-Galatasaray maçını sordu bir ara. Sonucun 0-0 olduğunu ve Kajganiç'in çok iyi bir maç çıkarttığını öğrenince "normal!" dedi "çünkü Kajganiç çok iyi bir kaleciydi. Ceza sahasına hakim. Yugoslavya'da on penaltının sekizini kurtardığı bilinir ve çok ünlüdür."



Doğan Koloğlu, Kajganiç'in ardından şu cümleleri döktürdü gazetesindeki köşesinde: "aramıza ilk katıldığında Galatasaraylı yöneticiler ona şarap ikram etmişlerdi. Kajganiç kabul etmedi. içkiyi şimdi içmeyeceğini belirtti. İdareciler 'şimdi yenisin, bir zaman geçsin parayı kazan, o zaman görürüz' dediler. 'burası Türkiye burada değişirsin' el

dediler. Şimdi hepimiz birlikte, ardından onun değişmediğini ve nasıl bir sporcu olduğunu bildiğimiz için ağlıyoruz."



Ünlü futbol adamı Gündüz Kılıç, 22 kasım 1977 tarihli Hürriyet gazetesi'ndeki "Gündüz Gözüyle" isimli köşesinde tam bir duygu sağanağı altında yazıyordu yazısını: "evet! Kajganiç gece gündüz göz kapaklarımın içinde. bana bakarak, zaman zaman konuşarak oradan ayrılmıyor. 'gençliğime doyamadan gidiyorum' diyor. "Galatasaray'ı ne çok sevmiştim" diyor."



Usta kalem Talay Erker, "kurban bayramında kurban verdik. morgun soğuk taşı üstünde koçlar gibi yatıyor. 'çocuklarımı özledim, onlan koklayıp döneceğim' demişti!" diyerek acısını kelimelere sığdırmaya çalışıyordu.



Metin Türel o yılların Milli Takım Teknik Direktörüydü ve takımımız Malta Milli takımı ile oynayacaktı. Deneyimli hoca üzüntünün sadece futbolcuları vurmayacağını söylüyordu: "evlerimizde eşlerimiz hıçkıra hıçkıra ağladılar."



22 kasım 1977, saat 6.30'da Ali Sami Yen Stadyumu'nun önünde Kajganiç'in sevenleri, onu günün ilk ışıklarında son yolculuğuna uğurlamak için toplandılar. Başkan, Selahattin Beyazıt, "ilk defa bir futbolcunun ölümünün ardından konuşmak zorunda kalıyorum. çok zor!" diyerek konuşmasını tamamladı.



Ankara'da bir gece kulübünde olay çıkardığı gerekçesiyle kadroda olmayan Fatih Terim, Kajganiç'in ölüm haberini duyunca koşup gelmişti arkadaşlarının yanına: "madem ki hepimiz Kajganiç misalinde birleştik, idareci ve futbolcu olarak özel yaşantımızda, idareci ve futbolcu münasebetlerine kadar adı Kajganiç olan bir işbirliğini sürdürelim. onun uygulama seviyesini yükseltelim. biz buna hemen 'evet' diyoruz. Galatasaray, ancak bu uygulamayla çağdaş spor düzeyine çıkabilir. biz bu meşaleyi alevledik, yürüyoruz..."



Çarşamba günü İspanya ile eleme grubunda karşılaşan Yugoslav Ulusal Takımı, Galatasaray heyeti, Belgrad'daki Büyükelçiliğimiz ve on binlerce taraftar cenazeye katıldılar. Yugoslavya Tanjug haber ajansı Spor Müdürü Milanoviç "Kajganiç'in ölümü Yugoslavya'da şok etkisi yaratmıştır" dedi. Ajanslar, gazeteler ondan bahsediyordu. şimdiye kadar her futbolcuya nasip olmamış bir törenle toprağa verildi Kajganiç. Kızılyıldız kulübü'nün düzenlediği törende Milli Takım Kaptanı ve ünlü Solaçık Dragan Draziç ağlamaktan konuşamadı.



Stara Praza'da doğmuştu. 1949'luydu. Yugoslavya Milli Takımı'nın kalecisi, iki çocuk babası, 64 günlük Galatasaraylı, Türkiye'de B.T.G.M. 9241 lisans nolu futbolcu, 1977-78 sezonunun en iyi ve en az gol yiyen kalecisi ve 7.30'da Yugoslavya'ya gidecek jet uçağı'nın 0075126-4 nolu kargosu idi...



Kajga'nın öldüğü günlerde Milli Takım Sedat-3 (Bursaspor'lu) ve Cemil Turan'ın golleriyle Malta Milli Takımı'ın 3-0 yendi. Başbakan Süleyman Demirel 50. kez Milli olan Cemil'i kutladı. Galatasaray o sezonu üçüncülükle tamamladı. simit için 2.5 kuruş fiyat biçildi...



İlginçtir... Samsun'un futbol tarihimizdeki yeri herhalde trafik kazalarıyla anılacak... önce Kajganiç... ondan birkaç yıl sonra Fenerbahçe'den transfer edilip Samsunspor formasıyla harikalar yaratan Önder... 1989'da takımın geçirdiği büyük kaza... yine Samsunlu olup, Şekerspor'da futbol oynayan Turgay... Milli takım'ın gelecekteki umudu Müjdat... hepsi trafik terörüne yakalandılar...



Gündüz Kılıç'in dediği gibi, onlar için söylenecek en son şey "futbola doyamadan gittikleriydi... ne diyelim... Şairin dediğini:



Her ölüm erkendir

Bu da oldu işte

İstemez üstü kalsın!



24 kasım 2000

mecidiyeköy, istanbul



Sevgiyle kalın..
 
Cevap: Bosko Kajganiç ...!



Yıllar ne çabuk geçiyor 1977 ve 2010, dile kolay 33 yıl... belki Yugoslavya'da sorsanız tanımazlar ama Galatasarayımız 'da asla unutulmadı...

Bir hazin hikaye olarak arşivlerimizde kalacak. Bizler ve bizden sonrakiler de eminim ki asla unutmayacak ve unutturmayacaklardır.

Sevgiyle kalın.
 




Kajganić, 1976-77 sezonunda Yugoslav takımı Kızılyıldız'da başarılı bir sezon geçiren ve sezon sonunda şampiyonluk gören futbolcu, 1977-78 sezonu öncesi New York Cosmos takımıyla anlaşarak ABD'ye giden kaleci Yasin Özdenak'ın yerini doldurabilmek için Galatasaray tarafından transfer edilmiştir. En son maçına 20 Kasım 1977'de Samsunspor karşısında çıkan kaleci, ertesi gün ülkesine gitmek üzere yola çıkmışken Silivri yakınlarında geçirdiği trafik kazası sonucunda hayatını kaybetmiştir.
 
Cevap: #1 Boško Kajganić



Ben yaşım gereği Kajganici izleyemedim. Ama büyüklerimden duyduğum kadarı ile, kısa sürede oynadığı futbolla tarihimizden geçmiş en iyi kalecilerden biriymiş.
 


Altı maçlık efsaneye ağıt: Bosko Kajganic

Kajganic dediğimde "ah" diyor babam; "Selimpaşa'da trafik kazasında vefat etmişti. O zaman, bizimkiler (Fenerbahçe) Ivancevic'i almıştı; kötüsünü! Kajganic daha çok iyi kaleciydi. Öldüğü hafta, 'Haftanın Karması'na seçilmişti. Vay be..."

Gözlerinde bir hüzün doğuveriyor ne zaman anlatsa adamın.

Kajganic Galatasaray'ın yolunu tuttuğunda yıl 1977'di. Yugoslavya'da yaşayan Yahya Vatansever adlı bir Türk'ün, Fenerbahçe ikinci başkanı Yüksel Günay'a önerisiyle Kajganic, İstanbul takımlarının gündemindeydi. Fenerbahçeli eski oyuncu Ostojic'in menajeri olması sebebiyle ve de ikinci başkanın çağrısıyla Türkiye'ye gelen Bosko Kajganic, sarı-lacivertlilerle anlaşmıştı. Alacağı para ve bonservisi bile belliydi. Fenerbahçe 1 milyon 250 bin TL bonservis ödeyecekti. Kızılyıldız takımıyla başarılı maçlar çıkarmış ve şampiyonluk yaşamış, Yugoslav Milli Takımı'na da seçilmişti.

Fakat Fenerbahçe'de antrenör Kaleperovic bir onur savaşına girişmişti. Sezon öncesi tatile gitmeden önce yönetime Partizan'ın kalecisi ve eski öğrencisi Ivancevic'i önermiş ve Kajganic'in alındığını duyunca küplere binmişti. "Ya Kajganic ya da Kaleperovic gider" diyordu. İki gün sonra aninden tatilini kesip İstanbul'a döndü, yanında da Ivancevic...




Kaleperovic'in ısrarları sonucunda Fenerbahçe Kajganic'i değil, Kajganic'in takımının ezeli rakibi Partizan'ın kalecisi Ivancevic'i kadrosuna kattı. Kajganic şampiyon takımın kalecisiydi, Ivancevic ise bir önceki şampiyonun kalecisiydi ama bu sezon sadece ilk devre oynamış, sezonun ikinci yarısında forma şansı bulamamıştı. Fenerbahçe'nin vazgeçmesine Kızılyıldız Başkanı da şaşmıştı: "Fenerbahçe, neden Kajganic gibi üst seviye bir kaleci yerine, Ivancevic gibi yedek bir kaleciyi transfer etmek istiyor? Hajduk maçında 6 gol yedikten sonra 6 ay kale yüzü görmedi" diyordu. Bu arada Fenerbahçe'nin getirmek için uğraştığı büyük yıldız Dzajic ise artık Kızılyıldız yönetimi tarafından bırakılmıyordu.



Bu durumdan faydalanan Galatasaray telefonla ulaştı Kajganic'e ve "Evet" cevabını aldı. Transfer gerçekleşti. Ligin başında Ivancevic daha gösterişsiz ama iyi sayılabilecek bir performans sergilerken, Kajganic ise daha çok ön plana çıkmaya başlamıştı. Dahası Kajganic'in alçak gönüllülüğü, sempatik hareketleri ve dönemin bayanlarının yüreğini hoplatan yakışıklılığı da ilgiyi tavan yaptırmıştı. Üç ay boyunca (6 lig maçı) Galatasaray kalesinde devleşti. Galatasaray-Fenerbahçe maçında ilk kez Ivancevic ile karşı karşıya onadılar. Daha önce birinden biri hep ya sakat, ya da yedek olmuştu. Kulüplerinde geçirdikleri yedişer yıla rağmen karşılıklı oynayamamışlardı bir türlü. Fenerbahçe maçı 2-0 kazandı ve Ivancevic; hep Kajganic'in gölgesindeki adam olarak onur meselesi yaptığı bu maçta inanılmaz toplar çıkardı. O da boş kaleci olmadığını kanıtlamıştı.

21 Kasım 1977 günü, Bosko Kajganic kurban bayramı tatili sebebiyle ülkesine gidebilmek üzere şahsi arabasıyla yola koyuldu. Yöneticilere "Çocuklarımı bir görüp gelsem yeter" demiş ve üç gün izin almıştı. Olan oldu. Arabası Selimpaşa'nın 3 kilometre dışında, karşı yönden gelen yolcu otobüsüne çarptı, son sözleri "sıkı tutunun olmuştu"...

Kazada Kajganic can verirken, diğer iki arkadaşı kurtuldu. Aynı gün, hafta sonu oynanan Samsunspor maçında penaltı kurtarması ve müthiş kurtarışlar yapması sebebiyle haftanın karmasına seçilmişti oysa ki Kajganic. Galatasaray'a imza attığı gün "Nasıl bir kaleci olduğumu Kaleperovic'e göstereceğim" diyen Bosko, kalitesini ıspatlamıştı ama artık bunların hiçbiri önemli değildi.

Kajganic'in Yugoslavya'daki evine telefon açıldı. Eşi Biljana, Belgrad'ta telefonun diğer ucundaydı. "Doğru söyleyin! Bir şey mi oldu? Kötü bir şey mi var?"diyordu. Cevap acıydı...

"Kajganiç'i maalesef kaybettik. Silivri yakınlarında otomobiliyle otobüsle çarpışmışlar."
Ufak bir sessizliğin ardından feryad kopmuştu "Kajga!" Artık iki çocuğunun babası Kajga aralarında olmayacaktı.




Hem Galatasaray hem de Kızılyıldız kulübü törenler düzenlediler. Galatasaray Başkanı Selahettin Bey törende göz yaşlarını tutamamıştı. Yugoslavya'daki törende ise Yugoslav futbol tarihinin belki de en ünlü oyuncusu olan, sol açık Dzajic ağlamaktan konuşmasını yapamamıştı. Baba Gündüz de cenazeye katılanlardandı. "Ölüm bile yüzündeki gülümsemeyi silememiş" diye yazıyordu köşesinde. Yerine Galatasaray kalesini devralan Nihat ise Kajganic yazılı kaleci kazağıyla sezon boyunca forma giyeceğini söylüyordu.

1977 yılının en acı verici olaylarından biriydi, etkileri uzun sürdü bu acı kazanın. Kajganic'e çarpan otobüsün şoförü Sami Bey'de 1978 yılında vefat etti. Yakınları Kajganic'in ölümü sebebiyle kendini harap ettiğini söylüyorlardı gazetelere.

Kızılyıldız ve Galatasray 1978 yılının mayıs ayında bir anma maçı düzenlediler ve Beşiktaşlı Paunovic, Fenerbahçeli Ivancevic ve Antic, o gün Galatasaray forması giydiler. Kızılyıldız'da forma giyenler ise Dzajic, Lukic ve daha niceleri... Hasılat bu maçı Galatasaray Başkanı'nın yanında izleyen ve devre arasında, sahadaki 22 futbolcuya da sarılıp ağlayan Kajganic'in eşi Biljana'ya verildi.

Her ölüm acıdır ama Kajganic'in ölümü o dönemleri yaşayan pekçok insan için çok daha acı galiba. Mekanı cennet olsun.

http://klasikfutbol.blogspot.com.tr/...-kajganic.html

Yeni öğrendim kendilerini :(
 
Üst Alt