Eğitim Sisteminin En Temel Sorunları Sizce Nelerdir ve Nasıl Çözülebilir?

Taha Karadeniz

GalataSarayı Efendileri
GalataSarayı Efendileri
Katılım
26 Ara 2008
Mesajlar
2,202
Tepkime Puanı
1,052
Puanları
353
Nasıl çözülebilirin cevapları -bence- Türkiye'deki sayılı 20-30 üniversite dışında hepsini kapatacaksın. Hiçbirinin bir işe yaradığı yok işsizlik rakamlarını gizlemekten başka. Açık öğretimi de zorlaştıracaksın. Üniversite diplomasının bir anlamı olacak. Şu habere bakarsanız üniversitelerin halini görürsünüz. İyi sayılabilecek üniversitelerde bile bunun gibi kazmalıklar o kadar fazla ki şaşar kalırsınız.

"Fizikçi, kimyacı burada olmaması gerekiyor ama adam bulamamışlar bunlar gelmiş"
 

Şevket Atakan

Adventurer
GalataSarayı Efendileri
Katılım
3 Ağu 2009
Mesajlar
6,426
Tepkime Puanı
960
Puanları
288
Konum
Gotham
Bugün eğitimi ayağa kaldırayım desen 30 seneni alır. O iş geçti. Alttan bomboş bir nesil geliyor. Zeki insan zaten bu zamanları öngörüp kaçtı gitti bu diyarlardan. Gerçekten ahmak bir nesil yetişiyor. 18-25 yaş arası gençlik zaten kısa yoldan para bulma derdine düşmüş. Bugün silivri ceza infaz memurluğunda cezaevi müdürüyle beraberdim. 18-25 yaş arası insanların suç oranından bahsetti ve ağzım açık dinledim. Cezaevi genç kitle kaynıyor çoğunun suçu ''torbacılık , gasp , kuyumcu - banka soygunu girişimi'' gibi işler.

Gençleri dizilerle zehirlediler. Yazık oldu koca 1 nesle.

He okuyup kendini geliştiren gençlerle de beraberim günün belirli saatlerinde. Onlarında derdi karı kız araba olmuş. çocugun 3k maaşı var 120 binlik araba için kredi çekiyor 2500 tl ödeyip 500 tl ile ayı bitirme derdinde. Yemek yemiyor öğlen simit ayran yapıyor. Değer mi diyorum kendisine.. Değiyor abi diyor. Yakında komple simit s.çacak haberi yok.
 
Son düzenleme:

Çağatay Kavak

Sarı Üye
Katılım
28 Ara 2018
Mesajlar
70
Tepkime Puanı
42
Puanları
18
Konum
Türkiye
En büyük sorunumuz eğitimde bir ekolümüzün ve branşlaşmanın olmaması. Bizim memlekette sistem her gencin üniversiteye gitmesi ve işsizliğin 4 yıl ötelenmesi üzerine kurulu. Bu da memleketin ihtiyacı olan birçok alanda uzman kalifiye insan yetiştirmesini engelliyor. Her aile çocuğunun doktor veya avukat olmasını istiyor ekonomik gerekçelerle ancak bu memlekette bu mesleklere ilgisi olmamasına rağmen aile baskısıyla zorla sınavlara çalıştırılıp istenilen puanlar alınamayınca üniversitelerdeki iibf, fen edebiyat, eğitim vb. fakültelere giden gençler var ve bu durum bazı alanlarda yığılma olmasına, okuldan mezun olunduktan sonra çok büyük bir işsizlik sorunuyla karşılaşılmasına neden oluyor. Bunun yanında yığılma olan bölümlerin aksine ihtiyaç olan ama tercih edilmeyen de bir sürü bölüm var. Gençlerimizin yetenek ve becerilerine göre ilkokuldan başlayıp teknik liselere sonrasında devam etmek isterlerse üniversitede de lisede okuduğu bölümle ilgili devam etmeleri ve hızlı bir şekilde eğitimini aldığı branşta katma değer üretmelerini teşvik etmek gerekir. Tabi eğitim de herşeyden önce yurttaş, kanunlara saygılı, iyi insan, branşında uzman, katma değer üretebilen, dünyayı bilen, yabancı dil konuşabilen ve dünyadaki gelişmeleri dünyayla entegre bir şekilde takip eden bireyler yetiştirmemiz gerekirken her gelen kendisine uygun nesil yetiştirmek maksadıyla uğraştığı için bir türlü az gelişmişliğin kısır döngüsünü kıramadık ve sorun da tam olarak bu. Çözüm aslında belli biz bunu cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleştirmişiz köy enstitüleri ile. O zamanlarda John Deweylerin bu ülkeye gelip yapılanları görünce siz benim hayallerimi gerçekleştirmişsiniz dediği bilinir. Bugün belki köy enstitülerini geri getiremeyiz ancak izlenen yöntemi uyarlayıp yeni bir ekol inşa edebiliriz. Lakin bizde şu anda 80 lerden sonra sigma chi denilen kültür emperyalizmi politikası eğitimde de uygulanmakta ve bu durum oportünist, anti emperyallikten uzak, yurttaşlığı anlamayan son derece nobran, vandal ,popülist bir nesil yetişmesine neden oldu. İşin kötüsü eğitim, saygı, nezaket ve zarefetin enayilik, bahsettiğim nobranlığın kural tanımazlığın ise kabul gördüğü bir toplum yapısına döndük. Burası önemli çünkü bakın bir insana sıfırdan birşey öğretmekle yanlış öğrenilmiş veya yanlış olduğu farkedilemeyen bir davranışı o insanda sonradan değiştirmek aynı şey değildir ve siz ülke olarak artık o kuşağı kaybetmişsiniz demektir. Bundan sonra izlenecek yöntem ise bahsettiğim kuşağa yönelik kurtarabildiğimiz kadar kurtarmak ve dediğim kriterlerde sıfırdan yeni kuşakları hazırlayıp eğitimde bir ekol oluşturmak. Ancak bu şekilde belki torunlarımızın geleceğin dünyasında saygın bir ülkenin evlatları olarak yaşamalarını sağlayabiliriz değilse bizim dönemler falan geçti artık çünkü hemen bugün başlasak reformlara 20-30 senesi var bu işlerin.
 

Kemal Bulur

Gakkoş
10 Numara!
Katılım
22 Kas 2008
Mesajlar
14,195
Tepkime Puanı
454
Puanları
338
Yaş
35
Zorunlu eğitim derhal.son bulmalı
 

Aykut Bindo Aslan

Sarı Üye
Katılım
25 May 2018
Mesajlar
79
Tepkime Puanı
64
Puanları
18
Konum
İstanbul
Amaç eğitim vermek değil yandaş yetiştirmek . Asıl amaç eğer ilkokuldan beri bilim adamı yetiştirmek olursa o zaman bu sorunlar çözülür.
 

Cihan Ağzıkara

Sarı Üye
Katılım
24 May 2009
Mesajlar
81
Tepkime Puanı
1
Puanları
156
Yaş
26
Eğitim sistemini düzeltmek kısa vadeli bir iş değildir. Nerden bakarsanız bakın bu işin en az 30 senesi var. Bugünkü eğitim işleyişi normlarıyla, kalitesiyle, ilişkileri ile tamamen işçi ( düşünmeyen, sorgulamayan, verilen emri yerine getiren) yetiştirmeye yönelik.
Eğitim sistemi bağımsız bir işleyiş değildir. Rezalet de olsa bir sistemin çarkıdır. Ve bu çarkı sistem işlerken düzeltmek imkansıza yakındır. Yine de yapılabilecek şeyler vardır.
Eğitimin temeli aile, ailenin temeli kadındır. Kadınlarımızın okuma- yazma oranı, sisteme entegre olmaları arttırılmalı. Ne kadar çok bilinçli kadın yetiştirirsek o kadar çok bilinçli ailemiz olur. Bir yapının temeli ne kadar sağlamsa o kadar çok dayanır. İlköğretimde çocukları 4 duvarın arasına sıkıştırıp tahtada yazılanları okutmak yerine doğaya karışmalarına müsaade etmek daha doğru olacaktır. Bitkileri, hayvanları tanımalı. Varsa bir şeye ilgisi bu ortaya çıkarılmalı.
Çocuklarımız daha oyun çağında olmaları gereken yaşlarda sınav stresi ile büyüyorlar. Sınav dediğimiz şey 5-6 dersi baz alan belli sürede belli bir miktar soruyu cevaplamaya yönelik, sıralama yapılan, şans temelli bir şeydir. Katiyen öğrenciyi ölçen bir yapı değildir. Ve bir ressamı, müzisyeni bu sınavlarla ortaya çıkaramazsınız. Ne yazık ki geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan felsefe (ben de sevmem aslında ama gerçek) bugün 100 küsur soruluk bir sınavda 5-6 soruluk paya sahip olan, puanlamada çook gerilerde olan bir disiplin. Sorduğunuz zaman alacağınız cevap üç aşağı beş yuları şu olacak "Matematikten bir soru yapsam felsefeden alacağım puanı geçiyor hocam"
Lise ayrımımız ne yazık ki çok sert. Bazı özel liseler dışında Fen Liseleri ayrı bir noktada, diğer liseler başka bir noktada. Meslek Liseleri kurulma amacından tamamen sapmış bugün zanaat sahibi yetiştirmek yerine kaybolan gençliğe mekan olmaktadır. Dinin öğretilmesine karşı değilim ama her mahallede en az bir tane İmam hatip olmasının mantıklı tek bir açıklaması yok. Üstelik bu okullar da eğitim kalitesi olarak yerlerde.
Her şehirde en az 1 üniversite olması da saçma. Bugün devlet üniversitelerinin ödenekleri ortada. Uluslararası platformda halimiz içler acısı. Öğretim üyelerinin kalitesi yerlerde.
 
Üst Alt