Enver Paşa, Mustafa Kemal’e Yazdığı Mektup

Enver Paşa'yı hangisinin doğru tanımladığını düşünüyorsunuz?

  • İyi bir idareci ve komutan

    Kullanılan: 0 0.0%
  • Aşırı milliyetçi bir Alman hayranı ve savaş suçlusu

    Kullanılan: 0 0.0%
  • Sarıkamış faciasının tek suçlusu

    Kullanılan: 0 0.0%
  • Vatan haini

    Kullanılan: 0 0.0%
  • Fikrim yok

    Kullanılan: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    4
Katılım
23 Ara 2008
Mesajlar
11,475
Beğeniler
954
Puanları
238
Konum
👌 Bugün En Sevdiğim Arkadaşım, Gurbet Yeli 'dir✌
#1


Birinci Dünya Savaşı'ndan alınan yenilgiden sonra, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin başta Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa olmak üzere A Kadrosu yurt dışına kaçtı. İTC'nin B Kadrosu Mustafa Kemal önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarak projeyi tamamladı. Ancak bu esnada iki İttihatçı grup arasında sık sık çatışmalar yaşandı; bunlardan biri Enver Paşa'nın Mustafa Kemal'e gönderdiği mektuptur.


Enver Paşa, savaş yenilgisinden sonra, 1-2 Kasım 1918'de İttihat ve Terakki'nin diğer yedi yöneticisiyle birlikte yurt dışına çıktı. Amacı önce Azerbaycan'a giderek burada yönetimi ele geçirmekti. Ancak bindiği geminin batması ve başka sebeplerden ötürü bunu gerçekleştiremedi. Ardından Berlin'e geçti. Burada Radek'le görüştü; oradan çeşitli maceralarla Moskova'ya geçti. Rusya ve Kafkasya'da bulunan İttihatçıları toplayarak bir araya getirmeye ve yeniden örgütlenmeye çalıştı.


Anadolu'da Mustafa Kemal'in hareketiyle bağ kurmaya ve ona katılmaya çalıştı. Ancak Mustafa kemal ve ekibi, Enver Paşa'nın Turancı fikirlerine uzak duruyorlardı. Enver Paşa, 16 Temmuz 1921 tarihinde Mustafa kemal'e yazdığı uzun bir mektupta "milli mücadele"ye katılmak istediğinden, kendisine karşı bulunan şüphelerin yersiz olduğundan söz etti. Ancak bu mektup bile Enver Paşa'nın içinde bulunduğu ruh halini ortaya koyuyor, siz diye başladığı mektubunu sen hitabıyla bitirerek, dilediği zaman Anadolu'ya geçmeye muktedir olduğu tehdidini savurmayı da ihmal etmiyordu.


"Anadolu Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa'ya.


Muhterem Paşam,


...Sizin 'İttihad ve Terakki manevrası başladı' diye 'Üzerimize yükleniyorlar' buyurmanız ve sonra da 'Bolşevikler'le münasebette bulundunuz' demenizden sonra Halil'in memleketten çıkmasından ısrar edildiğini, ...Küçük Talát Bey'in tevkif ettirilerek yine çıkarılmış olduğunu, Nuri'nin de Erzurum'da kalebend edildiğini öğrendim.


Herşeyi size açık bildirdiğim halde akraba ve arkadaşlarımın bu muameleye maruz kalmalarını doğru bulmuyorum. Dolayısıyla, size bir defa daha vaziyeti izah etmeyi muvafık buldum:


Ben, Kırım'da kalıp Kafkasya'ya geçmeye savaştım. Birçok tehlikelere rağmen muvaffak olamadım. ...Bir sene zarfında iki defa tutularak beş ay hapis olmak ve altı defa tayyareden düşmek suretiyle nihayet Moskova'ya geldim. ...Zannedilenin aksine, bizlere Bolşeviklik teklif edilmedi.


Maddi yardıma gelince: Ne verirlerse alınması prensibinin takip edilmesinin uygun olacağı, böylece Anadolu'nun 'Rusya yardımıza geliyor' diye manevi kuvvetinin artacağını ve Avrupa'nın 'Anadolu, Bolşeviklerle anlaştı' diye bizi daha kuvvetli göreceğini düşünerek bildiğiniz ilk maddi anlaşmayı yapmaya çalıştım. Fakat hiçbir vakit resmen Anadolu adına hareket etmedim.


Bakü'ye geldiğimde, değil yalnız Türkiye'de, fakat bütün İslam memleketlerinde derhal aksi tesir göreceğinden ve bunun da İngilizler'in işine yarayacağından emin olduğum için Türkiye'de ve Şark'ta komünizm taraftarı olmadığımı kongrede açıkça söyledim.


...Ankara delegeleri, Ruslar'dan 200 bin tüfek vesaire istediler. ...Ruslar'ın bunu veremeyeceğini ve işin sürüncemede kalacağını fark ettim, ne verirlerse kabul edeceğimizi söyledim ve işi yapılabilir hale getirmeye çalıştım. Bu suretle bir miktar altın parayla 15 bin tüfek vesairenin alınması sağlandı.


...Anadolu'nun kazandığı başarının şerefini üzerime almayı hiçbir zaman düşünmedim. Anadolu hükümeti namına resmen bir işe girişmediğim halde, Moskova'ya geldiğimiz zaman Anadolu heyeti üyelerinin her önüne gelen Rus'a 'Enver Paşa'nın ve arkadaşlarının bizimle münasebeti yoktur' demelerinin sebebini de anlayamadım. Hatta arkadaşların filmi çekilirken Ruslar benim de bulunmamı ısrar ettikleri halde, bütün şerefin bunu resmen yapanlara ait olduğunu ileri sürerek kabul etmedim."


Anadolu'daki harekete katılma talebi kabul edilmedikten sonra Kafkaslara geçerek faaliyetlerini sürdürdü. Moskova'nın desteğini almak için Türkiye Şuralar Fırkası adını verdiği bir örgüt kurdu, ancak Moskova'nın Mustafa Kemal'i desteklemesi üzerine Türkistan'a çekildi. Burada yerel güçleri birleştirerek Turan'ı kurmak fikrinin peşinden gitti, 4 Ağustos 1922'de Tacikistan'da Ruslarla girdiği çatışmada öldü.


-------------------

Farklı bir kaynak ölümü ve Atatürk'ün Tepkisi;

1922 yılının Ağustos ayında Enver Paşa, Orta Asya steplerinde Turan hayalini gerçekleştirmek üzere son kez saldırıya geçmeye hazırlanıyordu.
Daha bir yıl önce Polatlı yakınlarına gelen düşmana karşı Erzurum’da bir direniş hattı kurmak için, Batum sınırına kadar inmiş beklemişti.


Ama Mustafa Kemal, Sakarya’yı kazanınca Anadolu’da liderlik hayalleri de suya düştü. Enver Paşa’nın Pamir Dağı eteklerindeki ölüm haberini Köşk’e, Kılıç Ali getirdi. Atatürk, Kılıç Ali’ye gözlerini dikip, ‘Peki ölmüş mü?’ diye sordu. ‘Evet’ yanıtını alan Gazi, önüne baktı ve derin bir nefes aldı. Herkes ne tepki vereceğini merak ediyordu. Masasındakilerden biri ‘Ne diyeceksiniz Paşam?’ diye üsteledi. Atatürk’ün sözleri manidardı:


‘Enver Paşa bir güneş ihtişamıyla doğmuş, bir gurup ihtişamıyla batmıştır. Arasını tarihe bırakalım.’


Gazi, beklentileri boşa çıkartmıştı. Herkes ezeli rakibi olarak görülen Enver Paşa’nın ölümü hakkında sevinç sözleri bekliyordu. Ama Atatürk eski komutanına, aynı sıraları paylaştığı okul arkadaşına saygı selamı sunmuş ve olası tartışmalarında önüne set çekmişti.




Edit: Her ikisi de 1881 doğumlu ve yaklaşık olarak aynı eğitim seviyesini görmüş ve askeri başarılar elde etmişler.. Her ikisi de kitleleri yönetme konusunda becerikliymiş.

Sonuç olarak Atatürk'ün doğru yaptığı ama Enver paşanın yapamadığı şey neydi arkadaşlar :confused:
 
Son düzenleme:

Melih Peker

Baba Gündüz
Katılım
21 Ocak 2010
Mesajlar
33,399
Beğeniler
508
Puanları
223
Yaş
34
#2
bazen merak etmiyor değilim bu mektupla yazışmalar yerine watsapp kullansalardı içerik nasıl olurdu diye?
 

Gürkan Karadeniz

GalataSarayı Efendileri
Katılım
1 Şub 2009
Mesajlar
12,577
Beğeniler
112
Puanları
173
#3
Geniş bir zamanda çok şey söylenebilir tabii. Kısıtlı zamanda şunu söyleyeyim:

Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa aynı yıl doğmuşlardır. Aynı devreden olmalarına ve rütbe olarak başabaş gitmelerine rağmen bu durum bir kırılma yaşamış ve değişmiştir.

Enver Paşa o kadar hızlı bir yükselme yaşamıştır ki, 1 sene içinde Yarbay rütbesinden generalliğe terfi eder ve Başkumandan Vekili olur.

Çanakkale Savaşı'nda Musta Kemal Paşa Albay rütbesindeyken Enver Paşa ise Pahişahın Damadı olarak Genel Kurmay Başkanıdır.

İkisi arasındaki farkın en dikkat çekici yönü ve temeli budur; Hızlı yükselen hızlı düşmüştür.


Alnitak Alnilam Mintaka
 

Uğur Güzel

Parçalı Üye
Katılım
5 Şub 2018
Mesajlar
1,980
Beğeniler
673
Puanları
113
#4
Geniş bir zamanda çok şey söylenebilir tabii. Kısıtlı zamanda şunu söyleyeyim:

Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa aynı yıl doğmuşlardır. Aynı devreden olmalarına ve rütbe olarak başabaş gitmelerine rağmen bu durum bir kırılma yaşamış ve değişmiştir.

Enver Paşa o kadar hızlı bir yükselme yaşamıştır ki, 1 sene içinde Yarbay rütbesinden generalliğe terfi eder ve Başkumandan Vekili olur.

Çanakkale Savaşı'nda Musta Kemal Paşa Albay rütbesindeyken Enver Paşa ise Pahişahın Damadı olarak Genel Kurmay Başkanıdır.

İkisi arasındaki farkın en dikkat çekici yönü ve temeli budur; Hızlı yükselen hızlı düşmüştür.


Alnitak Alnilam Mintaka
Konuya vakıf ve ilgili biri olarak diyebilirim ki mustafa kemal ölümden çok hayatı önemseyen biriyken ismail enver sürekli şehit düşmenin peşine düşmüştür. Ayrıca ikilinin arası zannedildiği gibi açık filan değildir.

Genel yanlış bir kanı mustafa kemal'in ismail enver'i kıskandığı yönündedir ki bu külliyen iftiradır zira II.Meşrutiyetin ilanına yol açan suikastlerin ihbarını mustafa kemal getirmiş ismail enver de infaz etmiştir...Çanakkale feribotunu basma da şemsi paşayı vurma da atatürkün istihbaratı ve enver paşanın tetikçiliğiyle gerçekleşmiştir. Yani damat olmadan hatta paşa olmadan önce mustafa kemal, ismail enver'in üstünlüğünü kabul etmiştir ki bu durum ittihat ve terakkinin atatürkü infaz etmesini engelleyince enver paşaya olan sevgisi de hürmeti de artmıştır.

Saraya damat olma kısmına gelince atatürk sultana aşk duymuş ama enver paşa hanımını severek almamıştır zira dünyevi zevki yok denecek kadar azdır enver paşanın. İkilinin arasını açan tobrukta mustafa kemal atatürk'ün sol gözünü kaybetmesidir. enver paşa mutlu olmalısın gazi oldun lafzını edince atatürk ile arası açılır ancak asla küsmezler. Anadoluya girişine izin vermeyen de atatürk değil kazım karabekirdir zira kendisinden ırkçı olduğu ve çerkezleri aşağıladığı için bir araba dayak yemiştir. Fevzi Çakmak ile İsmet İnönü de padişah yanlısı ve ahmet izzet furgaç yetiştirmesi olduklarından diğer tüm teşkilatı mahsusa üyelerinden çekindikleri gibi enver paşadan da çekinmişlerdir. En yakınları yine atatürk ve celal bayardı ankarada o sıralarda...Bu konu hakkında en iyi malumatlar kuşçubaşının damadı cemal kutay'dan ve galatasaray efsanesi baba gündüzün babası atatürkün emir eri-enver paşanın da fedaisi olan kılıç alidir...
 

Gürkan Karadeniz

GalataSarayı Efendileri
Katılım
1 Şub 2009
Mesajlar
12,577
Beğeniler
112
Puanları
173
#5
Geniş bir zamanda çok şey söylenebilir tabii. Kısıtlı zamanda şunu söyleyeyim:

Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa aynı yıl doğmuşlardır. Aynı devreden olmalarına ve rütbe olarak başabaş gitmelerine rağmen bu durum bir kırılma yaşamış ve değişmiştir.

Enver Paşa o kadar hızlı bir yükselme yaşamıştır ki, 1 sene içinde Yarbay rütbesinden generalliğe terfi eder ve Başkumandan Vekili olur.

Çanakkale Savaşı'nda Musta Kemal Paşa Albay rütbesindeyken Enver Paşa ise Pahişahın Damadı olarak Genel Kurmay Başkanıdır.

İkisi arasındaki farkın en dikkat çekici yönü ve temeli budur; Hızlı yükselen hızlı düşmüştür.


Alnitak Alnilam Mintaka
Konuya vakıf ve ilgili biri olarak diyebilirim ki mustafa kemal ölümden çok hayatı önemseyen biriyken ismail enver sürekli şehit düşmenin peşine düşmüştür. Ayrıca ikilinin arası zannedildiği gibi açık filan değildir.

Genel yanlış bir kanı mustafa kemal'in ismail enver'i kıskandığı yönündedir ki bu külliyen iftiradır zira II.Meşrutiyetin ilanına yol açan suikastlerin ihbarını mustafa kemal getirmiş ismail enver de infaz etmiştir...Çanakkale feribotunu basma da şemsi paşayı vurma da atatürkün istihbaratı ve enver paşanın tetikçiliğiyle gerçekleşmiştir. Yani damat olmadan hatta paşa olmadan önce mustafa kemal, ismail enver'in üstünlüğünü kabul etmiştir ki bu durum ittihat ve terakkinin atatürkü infaz etmesini engelleyince enver paşaya olan sevgisi de hürmeti de artmıştır.

Saraya damat olma kısmına gelince atatürk sultana aşk duymuş ama enver paşa hanımını severek almamıştır zira dünyevi zevki yok denecek kadar azdır enver paşanın. İkilinin arasını açan tobrukta mustafa kemal atatürk'ün sol gözünü kaybetmesidir. enver paşa mutlu olmalısın gazi oldun lafzını edince atatürk ile arası açılır ancak asla küsmezler. Anadoluya girişine izin vermeyen de atatürk değil kazım karabekirdir zira kendisinden ırkçı olduğu ve çerkezleri aşağıladığı için bir araba dayak yemiştir. Fevzi Çakmak ile İsmet İnönü de padişah yanlısı ve ahmet izzet furgaç yetiştirmesi olduklarından diğer tüm teşkilatı mahsusa üyelerinden çekindikleri gibi enver paşadan da çekinmişlerdir. En yakınları yine atatürk ve celal bayardı ankarada o sıralarda...Bu konu hakkında en iyi malumatlar kuşçubaşının damadı cemal kutay'dan ve galatasaray efsanesi baba gündüzün babası atatürkün emir eri-enver paşanın da fedaisi olan kılıç alidir...
Çelişen bir kısım görmedim.

Doğru, Enver ve Mustafa Kemal'in fıtratları, dünya görüşleri birbirlerine oldukça zıt.
Bu zıtlık birçok kere karşı karşıya gelmiştir.

Bunlardan biri Filistin cephesinde yaşanmıştır. Mustafa Kemal Paşa cephede ordu komutanıyken, Enver Paşa'nın cephenin yönetimini verdiği Alman generalin emirlerine itiraz etmiştir. Enver Paşa'nın tüm ikazlarına rağmen emre itaat etmemiş ve planın yanlış olduğu konusunda diretmiştir.
Enver Paşa da bu durumda emre itaatsizlikten hakkında işlem yapma imkanı varken bu yola girmemiş ve Musta Kemal'e görev yerini değiştirmeyi teklif etmiştir.
Mustafa Kemal Paşa, bunu da kabul etmeyerek görevi bırakmış İstanbul'a dönmüştür.

Bu olaydan yaklaşık 3 ay sonra o cephede savaşı kaybettik, ve sorumlu Alman general görevden alındı.
Enver Paşa, kendisine itaat etmeyen Mustafa Kemal'i yine de savaş sonlarına doğru o cephede görevlendirmiştir.

İkisi arasında bir açılmadan ziyade şöyle bir hakikat olduğunu söyleyebiliriz;

Enver Paşa, kendi deyimiyle "Sarı Paşa"ya güvenen biridir. (Kaldı ki Enver Paşa, dünya savaşı mağlubiyeti sonrası yurt dışına çıkarken kendisine vatan nolacak diye sorulduğunda, Sarı Paşa toparlar demiştir.)

Ancak Sarı Paşa, Enver Paşa'yı başarılı bulmaz ve yönetimde olmasını isteyecek kadar da ona güvenmez.

Alnitak Alnilam Mintaka
 

Uğur Güzel

Parçalı Üye
Katılım
5 Şub 2018
Mesajlar
1,980
Beğeniler
673
Puanları
113
#6
Çelişen bir kısım görmedim.

Doğru, Enver ve Mustafa Kemal'in fıtratları, dünya görüşleri birbirlerine oldukça zıt.
Bu zıtlık birçok kere karşı karşıya gelmiştir.

Bunlardan biri Filistin cephesinde yaşanmıştır. Mustafa Kemal Paşa cephede ordu komutanıyken, Enver Paşa'nın cephenin yönetimini verdiği Alman generalin emirlerine itiraz etmiştir. Enver Paşa'nın tüm ikazlarına rağmen emre itaat etmemiş ve planın yanlış olduğu konusunda diretmiştir.
Enver Paşa da bu durumda emre itaatsizlikten hakkında işlem yapma imkanı varken bu yola girmemiş ve Musta Kemal'e görev yerini değiştirmeyi teklif etmiştir.
Mustafa Kemal Paşa, bunu da kabul etmeyerek görevi bırakmış İstanbul'a dönmüştür.

Bu olaydan yaklaşık 3 ay sonra o cephede savaşı kaybettik, ve sorumlu Alman general görevden alındı.
Enver Paşa, kendisine itaat etmeyen Mustafa Kemal'i yine de savaş sonlarına doğru o cephede görevlendirmiştir.

İkisi arasında bir açılmadan ziyade şöyle bir hakikat olduğunu söyleyebiliriz;

Enver Paşa, kendi deyimiyle "Sarı Paşa"ya güvenen biridir. (Kaldı ki Enver Paşa, dünya savaşı mağlubiyeti sonrası yurt dışına çıkarken kendisine vatan nolacak diye sorulduğunda, Sarı Paşa toparlar demiştir.)

Ancak Sarı Paşa, Enver Paşa'yı başarılı bulmaz ve yönetimde olmasını isteyecek kadar da ona güvenmez.

Alnitak Alnilam Mintaka
Yok üstat az bilinir ama hakikattir filistin cephesindeki olay cemal paşanın gayrimüslim arapları ihanet ettikleri için asmasıdır. Ki çoğu dürzidir. Buna karşı çıkmıştır ama cemal paşayı da bir yandan haklı görmüştür onun teklifi güney suriyeyi bırakıp hama-salamiye hattına çekilmekti.

Atatürk Enveri, Enver de Atatürkü çok severdi kıskançlık-güvensizlik kemalist kadro hareketinin ürünüdür. Yani tarihin çarpıtılmasıdır. Hatta genel kurmay arşivlerinde çıktı atatürk sarıkamışta facia değil zafer olduğunu söyler ama özellikle izmir suikastinden sonra kafkas islam ordusunda da görev alan ittihatçıları temizlemek için bahanemiz olsun hezimetmiş gibi gösterelim nasılsa rusyada bolşevik ihtilali oldu kimse rakkamlara vakıf değik kaybımızı ruslardan fazla gösteririz kimse anlamaz derler. Ancak allahın sopası yok enver paşayı hint ve rus müslümanlarının parasını aldıktan sonra sınırdan sokmayan kazım karabekir izmir suikastinden sonra ev hapsine atılmıştır ve suikast korkusuyla evinin bahçesine bile çıkamamıştır celal bayar 10 ciltlik ben de yazdım eserinde buna allahın mukadderatı der envere yapılan haksızlığa atfen.

Bir de atatürk pragmatik adamdır sonuçta izmir yangınını nurettin paşaya yıktığı gibi techir olayını da üç paşalara yıkarak devleti ileride ki gördük hepimiz nasıl feraset sahibi olduğunu bütün işi teşkilatı mahsusa kadrolarına yıkarak türkiyeyi uluslararası komplodan kurtarmıştır :)