Felsefe - Din İlişkisi


Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Dinsel denebilecek bilgi ile bilimsel veya felsefi bilgi arasında gerek kaynakları, gerekse yapıları bakımından büyük farklılıklar vardır. Aslına bakılırsa dinde, bilim ve felsefede anlaşıldığı anlamda bir bilgiden söz edilemeyeceği bile söylenebilir.



Din “insan hayatını, insanın içinde bulunduğu evrenle belli ölçüde doyurucu ve anlamlı bir ilişkiye sokma çabası ve insani işlerin yürütülmesinde bilgelik sağlama girişimi”dir. Ama din bunu entelektüel bir plandan çok pratik ve duygusal bir planda gerçekleştirmeye çalışır. Daha basit bir deyişle din, insanın dünyayı bilme ihtiyacından çok, dünyaya ve onu idare eden ilkeye, Tanrı’ya, insan hayatının bir anlamı olduğuna inanma ihtiyacına karşılık verir.



İnanma ve bilme arasında ise apaçık bir farklılık vardır: Bilinen bir şeye inanılmaz, o şey yalnızca bilinir. İnanılan bir şey ise bilinmez, daha doğrusu bilinme ihtiyacında değildir veya her hangi bir bilgi ile doğrulanmaya veya yanlışlanmaya ihtiyaç göstermez. Dinler kendilerine yönelen insanlardan “bilgi” istemezler çünkü, o “bilgi”yi zaten kendileri onlara verme iddiasındadırlar. İnsanlardan istedikleri verdikleri bu bilgiye, getirdikleri mesaja inanılması , iman edilmesidir. Zaten imanın değeri de son tahlilde burada yatar. Eğer bilmek iman etmenin veya inanmanın yerini tutabilseydi veya iman edilen şey aynı zamanda bilinmesi yapısal olarak mümkün bir şey olsaydı, o zaman dine gerek kalmaz, bir süre sonra inancın yerini bilgi alırdı.



felsefe-nedir.jpg
İman, insanın bir şey, bir varlık, bir değer hakkındaki bilgi eksikliğinden ötürü geçici bir süre için benimsenen ve bu konuda kesin, güvenilir bilgilere ulaşma imkanı doğduktan sonra yerini bu bilgiye terk eden bir zihin etkinliği veya bir ruh tasdiki değildir. Tersine bir şey, bir varlık, bir değer hakkında, bilgiden bağımsız olarak benimsenen ve her hangi bir karşı bilgi ile ortadan kaldırılması söz konusu olmayan çünkü insan ruhunun ayrı bir planına ait olan orijinal bir zihin etkinliği veya ruhsal - iradi bir tasdiktir. Bundan çıkacak en önemli sonuç bir şeye inanma veya imin etme ile bir şeyi bilme arasında, her zaman, asla dolmayacak olan bir aralığın bulunacağıdır. Buna rağmen dinlerin temel kavramları veya değerleri ile ilgili olarak bir bilgi değeri taşıyor gibi görünen ifadelerde bulundukları ve bizden zaman zaman onları “bilme”mizi istiyorlarmış gibi taleplerde bulundukları da bir olgudur.



Felsefenin konusu içersine giren bazı sorunlar dinin da konuları içersinde yer alır. Felsefe evreni ve inanı tanımak ister: “ Evren nasıl oluşmuştur? İnsan nereden ve nasıl türemiştir? , İnsanın varlık amacı nedir?” gibi sorular sorar ve bunlara yanıt arar. Aynı sorular dinlerde, özellikle gelişmiş dinlerde de sorulur. Nitekim tevrat’ta , İncil’de, Kur’an’da bu soruların yanıtlarını buluruz.



kanuni_culus.jpg




Ancak felsefe ile dinin bu sorulara yaklaşimi çok farklidir. Felsefe bu ve bunlara benzer sorulara akla, mantığa ve gerçeğe dayanarak çözmek ister. Verilen yanıtları irdeler, eleştirir ve bu yanıtlardan en uygun olanları seçer. Bilimler yeni doğrular elde edince yanıtlarını ve bu verilere göre yeniden gözden geçirir. Kısaca felsefe yanıtlarını akla ve bilimin verilerine dayandırmaya çalışır.



- Felsefenin temeli insan düşüncesidir. Felsefi bilgiler akla, mantığa ve ve özgür düşünceye dayanılarak elde edilir.



- Din ise ilahi temellere dayanır. Dini bilgilerin vahiy yoluyla ve peygamberler aracılığı ile insanlara duyurulduğu söylenir.



- Dinsel bilgilerde dogmatiklik ön plandadır. Otoritelere kayıtsız şartsız inanmak söz konusudur. Felsefi bilgide ise tartismalar , eleştiri ve araştırma söz konusudur.



- İkisi de hakikatı tanımak ve tanıtmak ister.



- Din daha çok pratik amaçlı olup inanca dayanır, fakat felsefe teoriktir.



- Din, kuralları ile insanın yaşamını düzenler. Felsefenin ise böyle bir amacı yoktur.
 
Felsefe dokunabildigi şeylerle uğraşırken din bu kadar küçük şeylerle uğraşmaz .Onun gayesi öğrenmek degil teslim olmanın hazzidir.Zira insan acizdir.Birseyleri kendine baglamaktan degil birşeylere tabii olmakla huzur bulur.İcinde ki cevher bunu telkin eder.





Sent from my iPhone using Tapatalk
 
Cevap: Felsefe - Din İlişkisi



Din yoruma kapalıdır.. inanırsın ve biter.. Felsefede yorum üstüne yorum , beyin fırtınasının dibine vurursun .. Felsefeyle uğraşan insanlar çoğunlukla ya Ateist Yada Teisttirler..
 
Cevap: Felsefe - Din İlişkisi



Bence "inanırsın ve biter" kadar basit olmamalı bu olay.

Af edersiniz ama bu düşünce bana çokça tembelce ve biraz aptalca geliyor.

Maalesef bizim toplumumuzda çok fazla okuma, öğrenme eğilimi yok.

İnsanlar aile gelenek, görenekleriyle yaşıyorlar ve inanıyorlar.

Basit bir örnek Allah'a tanrı denmesini istemez çoğu kimse . Fakat burada kaçırılan şey tanrının da aslında Allah'tan başkasının olmadığıdır.

Düşüncelerimiz o kadar kalıplar halinde ki neyin aslında ne olduğunu anlayamıyoruz.

İnandığımız şeyi, hareketlerimizi dahi sorgulamalıyız. Neyi, neden, ne için yaptığımızı bilmeden ne yaptığımızdan bir şey anlarız, ne de yaptığımızın değeri hakkını bulur.

Hayatta her şey sorgulanmalı diye düşünüyorum. Bu din de olabilir, iş hayatı da.. Her şeyin bir mantığı, amacı vardır ve bu doğruda yaratıldık.



Bu arada felsefenin içine çok fazla girmek de iyi olmuyor.

Her şeyi sorgulayınca olay "gerçekler acıdır"' cümlesine geliyor ve bir bakmışsınız her şeyi sorgular ve mutsuz bir haldesiniz.

Felsefe kararında güzel sanırım.. (Felsefenin kararı nedir?) :p
 
Cevap: Felsefe - Din İlişkisi



Dini sorgulamama dinden cok kultur ile alakali. Martin Luther Incil'i cevirmeden once butun Avrupa cadi avliyordu. Cevirisini okuyabilecek hale geldikten sonra bile sorgulamayip katolik kilisesinin emrinde kalmayi tercih etti Avrupa'nin guneyi.
 
Cevap: Felsefe - Din İlişkisi



Arkadaslar yapmam gereken bir felsefe ödevim soru : dinsiz bir toplum(Ülke) olabilirmi ? Ögretmen turk oldugumu bildigi için tüyo verdi ve 20ci yüzyilin basinda türkiyenin dini yasaklamaya çalisdigini söyledi.

Ama benim bu konu hakkinda pek bilgim yok o yüzden yardim eden olursa sevinirim, mesela bu konu hakkinda bir link atsaniz yeterli gerisini ben hallederim :) Aslinda böyle birseyden haberim de yoktu, Atatürk ve batililasma dan bahsetigini sanmiyorum çunki benim bildigim Atatürk ün hiç bir zaman dini kaldirma gibi bir düsüncesi yoktu.

Bu arada Fransada dogdum ve okuyorum, o yüzden yazarken biraz hatalar yapiyorum kusura bakmayin.
 
Bu işi en güzel Farabi ele almıştır ve Felsefe yi Hikmet'in içine koymuştur. Hikmet Allah ın aklıdır ve her şeyin bilgisini barındırır. Felsefe ise insanın sınırıdır ve insan neyi zorlarsa o felsefedir ve sınırı odur.... Tabii bu islam felsefi düşüncesidir. O yüzden tarafımca güzel kabul edilir....
 
Öncelikle herkesin fikrine saygı duyduğumu belirteyim..



Din ve felsefe bir noktaya kadar bilimsel gerçekler-akla uygunluk yönünden benziyor..Kuranı Kerimde insan sağlığıyla ilgili 100'lerce ayet var hepsi de akla uygun..AYnı şekilde Kuranı Kerimde toplum bütünlüğü için gerekli olan tüm unsurlar bir bir insanlara öğütüleniyor.. BUnların tamamı akla-mantığa uygun şeyler.. Gidip sana hırsızlık yap-adam öldür demiyor mesela.. Zina yapmayı yasaklıyor. Fakat din belli noktadan sonra akıl ile değil kalple,vicdanla inanılan bir inançtır . Bunun örneği de Allahın büyüklüğünü anlamaktır..Onun tüm evreni yaratmasını tam olarak anlayabilmek için maalesef insanın aklı-mantığı yetmiyor ..İşte bu noktalarda devreye kalp-vicdan giriyor.. Benim kalbim -vicdanım devreye girmez diyenler de inanmıyor ki kendi görüşleridir saygı duymak lazım.. Aslında bunun bile mantıklı bir açıklaması yapılabilir.. Mesela insan beyninin normal kapasitesinin çok azını kullanabildiği söyleniyor..Belki %10 değil de %90 kullanabilsek bazı dini konuları daha iyi anlayabilirdik..

Felsefe ise devamlı akla yatkınlık -bilimsel gerçekler ister..KAlbi-vicdanı şeylerin felsefede yeri olmaz..
 
Cevap: Felsefe - Din İlişkisi



Arkadaslar yapmam gereken bir felsefe ödevim soru : dinsiz bir toplum(Ülke) olabilirmi ? Ögretmen turk oldugumu bildigi için tüyo verdi ve 20ci yüzyilin basinda türkiyenin dini yasaklamaya çalisdigini söyledi.

Ama benim bu konu hakkinda pek bilgim yok o yüzden yardim eden olursa sevinirim, mesela bu konu hakkinda bir link atsaniz yeterli gerisini ben hallederim :) Aslinda böyle birseyden haberim de yoktu, Atatürk ve batililasma dan bahsetigini sanmiyorum çunki benim bildigim Atatürk ün hiç bir zaman dini kaldirma gibi bir düsüncesi yoktu.

Bu arada Fransada dogdum ve okuyorum, o yüzden yazarken biraz hatalar yapiyorum kusura bakmayin.
20 yuzyıl baslarinda din yasaklanmaya calısıldi dogrudur ancak suan o karanlik gunler geride kaldı gunumuzde insanlar ozgur yasayabiliyor.din konusuna gelirsek ateist arkadaşlar cok hararetli sekilde tartışmaya aciyorlar bana gore inananda inanmayanda serbest bırakılmalı isteyen istediği sekilde yasamali





GT-N7100 cihazımdan Tapatalk 2 ile gönderildi
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt