(Futbolcu) Dursun Özbek "Kalbimizdesin"


dursunzbekkk.jpg



09 Aralık 1986 tarihinde antreman sırasında rahatsızlanarak 16 yaşında gencecik kalbine yenik düşen Sevgili kardeşimiz ; Galatasarayımız'ın genç Aslanı " Dursun Özbek " in aramızdan ayrılışının 24. yıldönümüne yaklaşıyoruz...

Daha önceki yıllarda bazı basın organlarında Galatasaraylılar genç futbolcularını unuttular gibi haberler yayınlanmıştı...

Gönül isterki 09 Aralık 2010 günü olan vefat yıldönümüne rastlayan haftaki Galatasarayımız karşılaşmasında bir pankart ile vefamızı gösterebilmeliyiz diye düşünüyorum...
 
Cevap: Dursun Özbek " Kalbimizdesin "



09 Aralık 1986 Salı günü vefat eden Galatasarayımız Genç takım futbolcumuz Dursun Özbek'in defnedildiği yer ise ; Kasımpaşa - Kulaksız Mezarlığı 'dır.. 11 Aralık 1986 Perşembe günü toprağa verilmiştir.

Belki Kasımpaşa'da bu bölgede ikamet eden renkdaşlarımız kabir ziyaretinde bulunabilir diye bu dip notu paylaşmak istedim...

Anımsadığım kadarıyla da Dursun Özbek'in Babası Ziya Özbek "Gökyiğit Dursun Özbek" adında cami hayratı da yapmıştı...

Sevgiyle kalın...
 
Cevap: Dursun Özbek " Kalbimizdesin "



https://www.gscimbom.com/forum/gunduz-kilic-sanli-galatasaray-tarihi-forumu/1635-dursun-ozbek-_quot_unutulmadin_quot_.html



Burada Dursun Özbek için daha önce hazırladığım paylaşımlarımda elimdeki kaynakta vefat tarihi Aralık 1987 yazıyordu.. Aralık 1987 yanlış yazılmış... Yanlış bilgi ve çift konu olmaması adına o mesajı komple silebilirmisiniz acaba.. ? Sadece Sevgili Onur Albakar'ın bir makale alıntısı var onu buraya nasıl aktarabiliriz.. Yardımcı olursanız sevinirim..

Teşekkür ederim.

Sevgiyle kalın...
 
Cevap: Dursun Özbek " Kalbimizdesin "



09 Aralık 2010 - Perşembe günü,

Rahmetli genç futbolcumuz Dursun Özbek'in vefatı'nın 24. Yıl dönümü....

Sevgi ve rahmetle anıyoruz.

Ruhu şad olsun..
 
Cevap: Dursun Özbek " Kalbimizdesin "



Allah rahmet eylesin bir kez daha.



Gerçekten yazıyı okuyuncada yeni bir olaymış gibi derinden üzüldüm.Daha öncede bilmeme rağmen.



dursun adında bir delikanlı;



''kendi ya$ındaki bir çok delikanlı gibi onun da kalbi sırf futbol icin atiyordu. ama bir gün antremanda, tam oyunun ortasında duruverdi. bir daha atmamak üzere duruverdi. ayagındaki top, bir gün gercekle$ecegini umdugu rüyalarından yuvarlana yuvarlana uzakla$tı.''



o günü hic unutmayacagım. bir salıydı.

bütün galatasaray dursun adındaki oyuncusu icin yas tuttu. büyük bir aile gibi, kulübün üyeleri onun anısına tabutun ba$inda nöbet tuttular. genc takımdaki arkada$ları onu kulüp binasindan caddede bekleyen cenaze arabasına kadar sırtlarında ta$ıdılar. tabut oradan camiye götürüldü.

ailesini bir parca olsun avutmaya calı$tım. annesi elimi sıkıca tuttu, bana sarıldı ve te$ekkür etti. ikimiz de söyleyecek ba$ka söz bulamamı$tık. acımız öylesine büyüktü. arkasından bir kac adım daha yürüdük, sonra onu ulu tanrı'ya emanet edip yalnız bırakacaktık. büyük bir kalabalıgın toplandıgı $i$li camisinin avlusunda onu ugurladık. ''ho$ca kal genc dostum. yine görü$ecegiz''...



florya'daki tesislerde,ön taraftaki cim sahada cali$iyorduk. gökyüzü kül rengiydi, puslu ve bulutlarla örtülü. hic de güzel bir hava degildi. buna kar$in bizim havamiz iyiydi. antremana ba$layalı yarım saati gecmi$ti. soluk alma sesleri, bagirmalar, gol atınca atılan sevinc naraları artmı$tı.

cabukluk antremanı yapıyorduk. bu arada ayakta kalma gücü ve dayanıklılık da ölcülüyordu. programa göre önce yüksek tempolu ko$ular yapılmı$tı. sonra butun saha boyunca ko$arak kısa pas calı$tık. oyuncular hem kısa, hem de uzun mesafelerde en yüksek tempoyla ko$acaklardı. amac; gerekli hızı tutturabilmek, topa tam zamanında yeti$ebilmek ve hareketi ceza sahasında kaleye $ut cekerek tamamlayabilmekti

yanımızdaki sahada, eski bir milli futbolcu olan bülent 16-18 ya$ arasındakilerden kurulu bir takıma antreman yaptırıyordu. bütün tesislerde hareketli bir gün ya$aniyordu. biz de bir yandan galatasaray'ın genclerini, gelecegin oyuncularını seyretmekten kendimizi alamıyorduk.

her zaman oldugu gibi kenarda seyirciler de eksik degildi. onlar da artık antremanın bir parcası haline gelmi$lerdi. zaten taraftarı göz ardı etmek olmazdı. cünkü onlar takıma motivasyon ve destek saglıyolardı.



a ve genc takımları antremanlarını aynı zamanda bitirirlerse o güzel, bakımlı kücük sahamızda aralarında mac yaptırır, böylece antremanda ögrendiklerini gercek oyun ortamında uygulama olanagı bulmalarını saglardım.bunu her iki üc haftada bir tekrarlardım ve oyuncuların normal antremanın üstüne yaptıkları bu gercek maclardan büyük zevk aldıklarını bilirdim.

kadroları genellikle yedi$er ki$ilik gruplara bölüp oyle oynatirdim. sahamizin büyüklügü 40x70 metre oldugu icin takımları daha kalabalık tutamiyordum. amac cabuk ve ayaga oynamakti. topu uzun süre ayakta tutmak ve fazla dripling yapmak yasakti.takımların biri kurallara uymayınca top diger takima geciyordu.

o bulutlu ogleden sonrada da galatasaray'ın florya'da ki tesislerinde durum her zamanki gibiydi. ilk iki takım arasindaki mac ba$ariyla tamamlanmi$, oyuncular evlerine gidip ailelerine kavu$acak olmanın sevinciyle soyunma odasına yönelmi$lerdi. ben de karima ak$am di$arida yemek yeriz diye söz vermi$tim. deniz kıyısına , ye$ilköy'de balıkcı hasan'a giderdik. istanbul'un en iyi balık lokantalarından biriydi. kırmızı biberli karidesle bir kadeh $arap ya da rakı icer, kalkan ya da lüfer yerdik.



birden bire kar$ima orta saha oyuncum arif dikildi. sanki yerden bitmi$ti.antremanın ba$indan beri ortada yoktu. her zaman oldugu gibi bu kez de gec kalmi$ti. bir sürü mazeret sıralamaya koyudu. ben de lafı fazla uzatıp vakit kaybetmemek icin kabul ettim.

günün son macını oynayacak iki takım da ellerinden gelen en iyi bicimde oynamak icin hazir bekliyordu. birincilerin amacı önümüzdeki $ampiyonluk macında takıma alınmak, ikincilerin ilerisi icin göze girmekti. uzun bir antremanla gecen günün sonunda hepsinin de $anslarını zorlamaya hazir oldugunu görüyordum.

citin öbür yanındaki genc takım antrenörü bülent'e seslenerek bana bir oyuncu daha göndermesini söyledim. takımların e$it olabilmesi icin arif'in kar$isina da bir oyuncu alınması gerekiyordu. bülent genc takimdan birisini secerek yolladı. gelen genc; dursun'du... her zaman mutlu ve keyifli görünürdü. $imdi de takımın yıldızları ile oynayacak olmaktan da cok memnun oldugu acikti.



düdük calarak oyunu ba$lattim. bu kez macta hız cok daha büyük bir rol oynayacaktı. takımlar sekizer ki$ilik oldugundan oynama alanı da kücülmü$, topu ayagında bulunduran oyuncunun gerek hareket alanı gerekse oynama zamanı azalmi$ti.

daha on dakika bile gecmemi$ti ki olanlar oldu. savunma topu orta sahanın üzerinden ileriye, dursun'a uzatmı$tı. rakip bir durakladı, sonra topu ıskaladı. dursun kaleye dogru atak yaptı. ayagında topla ko$arken bir yandan da kendisini destekleyecek bir orta saha oyuncusu arıyordu.



birden ko$ması yava$ladı, kontrolünü kaybetmi$ti. hareketleri yuvarlanır gibiydi. dengesini bulmak ister gibi kollarını salladı, kim bilir belki de yardım istiyor, korkuyla seslenmeye gayret ediyordu.

ben donup kalmi$tim. sanki birisi dipsiz bir kuyuya dü$üyordu. kötü bir $eylerin oldugunu anlamı$tım. yerde yatmakta olan ve hic bir ya$am belirtisi göstermeyen delikanlıya yardım etmek icin yerimden fırladım.

masörümüz mehmet'e dogru ko$tum. o da kötü bir $eyler oldugunu anlamı$tı. ben yanlarına vardıgımda mehmet, kendisinden gecmi$, hareketsiz yatan dursun'un yanında diz cökmü$tü. dursun'un gözbebekleri donup kalmi$ti. hicbir $ey algilamadıkları belliydi. mehmet onun bogulmasını önlemek icin gırtlagına dogru kacmi$ dilini önce cekmeye cali$iyordu. ben nabzını duymayınca ellerimle gögsüne bastırarak kalp masajı yapmaya ba$ladım.

ama kalpte bir hareket yoktu. vucudu hareket etmeden cansız gibi öylece yatiyordu. cevremize birikmi$ oyuncuların yüzünden duydukları deh$et okunuyordu. herkes yardıma hazırdı, hepsi ellerinden geleni yapabilmek icin yakla$mi$ti. oyunculardan ikisini doktor cagirmaya ve ambulans bulmaya yolladık. endi$eyle dursun'un baygınlıgının sona ermesini bekleyerek gayretlerimizi sürdürüyorduk. her saniyenin önemi vardı.

mehmet'le ikimiz devam ettik. bu genc vucudun yeniden nefes almaya ba$lamasini saglamaya hayat öpücügüde yetmedi. genclerden birsi yanına diz cöktü, agzı ve soluk borusu serbest kalsın da kalbi yeniden kan pompalamaya ba$lasın diye ba$ını yana cevirdi.



ambulans hala gelmemi$ti. hicbir zaman böylesine öfkelenmemi$tim. en gerekli oldugu zaman hicbir $ey cali$miyordu. e$güdüm diye bir $ey yoktu, hic bir $eye hakim olunamıyordu. ''bir $ey zamanında gercekle$irse rastlantıdandı''

.

elimden ba$ka ne gelirdi? aklıma antreman sırasında citin arkasinda, ilerdeki evlerin yakınında bekleyen polis arabası geldi. allahtan hala oradaydı. fırlayıp ko$tum, bu en son kurtarma umuduydu. polislere acele yardım gerektigini hangi dilde anlattım bilmiyorum ama hemen fırladılar. arabaya binip sahanın cevresinden dola$tılar, kulübün arka kapisindan gecip dursun'u en yakin hastaneye goturmek icin yanımıza geldiler.

dursun'un nabzı hala duyulmuyordu. kalbini cali$tirabilmek bir daha icin her $eyi denedik. gögsüne kısa aralıklarla bastirarak yeniden masaj yaptık. birden bire kalp yeniden atmaya ba$ladi ama cok yava$ti.

icinde bir doktor ve gerekli donanım bulunan bir ambulans hala ortada yoktu. polisler telsizle arayarak hastanelerden biriyle baglantı kurmaya ve bir ambulans saglamaya cali$iyorlardı. oksijen ve kalbi destekleyen ilaclar olmadan dursun'un durumunun düzelme $ansi yoktu. polisler onu arabalarıyla bakırköy'e hastaneye götürmeye hazırdılar. biz de bu riski artık göze almı$tık. yoksa burada cimenlerin üstünde yatmaya devam ederse onu kaybedecegimiz kesindi. yeter ki bir mucize olsun.. bülent'le mehmet polis arabasına binip birlikte gittiler ve yol boyu, doktorlar müdahale edene kadar dursun'u ya$atabilmek icin hayatlarının mücadelesini verdiler.



ama ba$aramadılar.. dursun hastaneye 300 metre kala pes etmi$, hocası bülent'le masör mehmet'in kollarında son nefesini vermi$.biz hepimiz bu gencin ölümü kar$isinda caresiz orada kalakalmi$tik. ben bir cenaze töreninde daha önce hic bu kadar peri$an insan görmemi$tim. kimse böylesine sevilen bir insanın yok olup gittigine inanamıyordu.

ben de dü$üncelerim arasında kaybolmu$tum. aklıma antrenörlük ya$amımın ce$itli dönemleri, cocuklarım patrick ve manuela geliyordu. manen tükenmi$tim. bir yıl daha sabretmem gerekti. ikinci kez $ampiyon olmak istiyorduk.



hemen hemen otuz yıldan beri genc insanlarla birlikte iyi zamanlar da kötü zamanlar da gecirmi$tim. birlikte zaferleri tattıgımız kadar yenilgileri, haksızlıklarıda ya$ami$tik. bu dünyadaki bütün $ampiyonlukları, bütün galibiyetleri, en parlak zaferleri seve seve verirdim. yeter ki bu delikanlıyı, dursun'u geri alabileyim...



bu kitabı dursun'a dursun'a adamak istiyorum. o bana hayatımda ne kadar güzel yıllar gecirdigimi hatirlattı. ne kadar $ansli oldugumu, futbolun hayatım boyunca neler kazandırdıgını.. yazık ki bunların bir coguna o eri$emedi..



''ve futbol topu, onun bir gün gercekle$ecegini umdugu hayallerine carpıp yıktı. uzaklara dogru yuvarlanıp gitti....''



jupp derwall/galatasaray



dursuny.jpg




dursunozbekimizgsyuzyln.jpg
 
Üst Alt