Koronavirüs Hakkında Önemli Bilgiler

Şüphelendiğiniz durumlarda 184'ü arayın!

Gheorghe Hagi: ''Bir Romanya bir de Galatasaray''



Galatasaray’da olduğu sürece büyük başarılara imza atan ve Türkiye’de oynamış en değerli yabancı futbolculardan biri olan Gheorghe Hagi, Vestel’in sponsorluğunda Efsane Aslanlar Belgeseli’ni hazırlayan Nebil Özgentürk ile özel bir röportaj gerçekleştirdi. Hagi, bu röportajda Özgentürk’e hayatını, sevinçlerini, coşkularını ve hüzünlerini, dünün ve bugünün Galatasaray’ını anlattı.

27 Mayıs Cumartesi akşamı GSTV'den yayınlanacak belgeselde Hagi’nin öne çıkan sözleri şöyle:

“Herkesin bir kaderi var, benim kaderim futboldu. Ve futbolu çok sevdim; yani küçüklüğümden beri çok sevdiğim için futbola birçok şey verdim diye düşünüyorum. Ben doğduğumda herhalde kaderime böyle bir şey yazıldı. Yani dünyada en iyi olmak. Çünkü her zaman bu felsefeyi takip ederek hayatımı devam ettirdim. Galatasaray’a gelmeden önce yapılan sözleşmeye böyle bir şart koydum, böyle bir madde koydum. Avrupa’da başarılı olursak bu kadar prim alacağım diye. Çünkü buna inanıyordum. Avrupa’da başarılı olacağımızı ve en iyi takım olacağımıza inanarak bu sözleşmeye imza attım. Ve böyle bir grup içerisinde bu başarıya imza atabildik ne mutlu ki böyle günler yaşadık hep birlikte.”

“Futboldan kazandığım birçok şey var. Ve kazandığım her şeyi tekrar futbola yatırım yapmak istedim. Gençlere yatırım yapmak istedim ve bundan dolayı 7 yıl önce Köstence bölgesinde bu akademiyi kurdum. Çünkü gençlere yatırım yapmak çok güzel bir şey. Herkes için yani imkanı olan herkes için bunu tavsiye edebilirim. Gençlerle çalışmak gerçekten apayrı bir duygu. Çünkü onları eğitmek; onlara performans yolunu göstermek apayrı bir duygu. Köstence bölgesini seçtim çünkü orada doğdum. Köstence’ye tekrar bir şeyler kazandırmak istedim. Ve ne mutlu ki şu anda bu kurduğum takımla Romanya şampiyonu olabildik. Şu an söyleyebilirim ki futbolu bıraktıktan sonra en iyi yaptığım iş gençlere yatırım yapmak.”

“1989 yılında Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda Galatasaray’a rakip olduğumuzda, Galatasaray’ın Türkiye’yi temsil eden büyük bir kulüp olduğunu herkes biliyordu. Tabii ki yarı finale kadar yükselmişti. Ama yarı finalde bizimle karşı karşıya geldiği için ve Steaua Bükreş’te Hagi oynadığı için, Galatasaray elendi. Bunu şaka olarak söylüyorum. Tabii o maçta inanılmaz bir oyun sergiledim. Çok iyi oynadım ve inanıyorum ki beni gören Galatasaray taraftarı unutmadı. Ve daha sonra, yıllar sonra Galatasaray’a gelmem için bir sebep oldu.”

“Türkiye’ye geldiğimde 31 yaşındaydım. Ama geldiğimde Galatasaray’da performans yapmaya geldim; bu amaçla o hedefle geldim. Türkiye’ye turistik ziyaret için gelmedim. Özellikle Galatasaray’a imza attığımda özel madde olarak sözleşmeye o şartı koydum. O maddeyi ekledim. Avrupa’da başarılı olursak bana bu kadar prim verilecek diye bir madde koydum. Çünkü buna inanıyordum. Galatasaray’da bu başarıyı yakalayacağıma inanıyordum ve tecrübeyi kendilerine aktarmak için o şekilde devam ettim.”

“Bütün tecrübemi bütün her şeyimi sadece futbola odakladım. Tabi, ki benden daha iyi on numaralar gelmiş gitmiş olabilir Türkiye’ye fakat benim tek getirdiğim yani farklı olarak getirdiğim, soyunma odasına getirdiğim tek bir şey var o da bu mantalitedir. Türkiye ve Avrupa’da en iyi olmak. Bu hırsı getirdim Galatasaray’a. Yetenek dışında ben bu hırsı getirdim; kazanma hırsını getirdim.”
“Ekranda eski maçlarını izlediğimizde, hani derler ya cambaz gibi, sihirli bir adam. Yani bunun bir nedeni var mı, öğrenilir mi böyle bir şey?” sorusu üzerine: “Hayır öğrenemezsin. Bunu annenden alırsın. Genetik. Ondan sonra bunun üstüne antrenmanlar çok önemli. Çünkü antrenman yaparak sürekli bir tiyatrodaki gibi tekrar tekrar yaparak o zaman mükemmel bir seviyeye gelirsin… Ama onun dışında her şey yeteneğe bağlı. Seni doğuran anaya bağlı.”
“Fatih Hoca’da yine benim gibi her zaman bir numara olmak isteyen birisidir. Her zaman kazanmak isteyen birisidir. Dolayısıyla kendisiyle çok iyi anlaştık. Bize birçok şey öğretti ve kendisi ile birçok güzel anılarımız oldu. Bize çok yardımcı oldu. Biz de ona yardımcı olduk. Fatih Hoca’yla tek bir anım var o da 4 yıl boyunca süren bir anı. Kendisiyle çok iyi bir işbirliği içerisinde çalıştık kendisine büyük saygım var. Kendisi de bana aynı zamanda saygı göstermektedir. Ama bu iş birliği sonucunda başarıyı elde ettik, yani bu başarıya imza attık hep birlikte.”

“Bir insanı başka bir insanla mukayese etmek çok zor gerçekten. Çünkü herkesin ayrı bir özelliği var, ayrı bir karakteri var. Fatih Hoca da böyle bir insandır aynı şekilde ben Cruyff’la da çalıştım, Iordanescu’yla da çalıştım, hepsinden öğreneceğim birçok şey oldu. Herkesten bir şeyler öğrendim. Herkesin ayrı bir yeri var. Ve benim tabi oyuncu olarak en büyük şansım buydu. Büyük hocalarla çalıştım ve onlardan birçok şey öğrendim. Ve kendileriyle çok güzel iş birliği yaptım.”

“Diğer oynadığım kulüplere nazaran benim hayatımda iki tane önemli şey var birisi Romanya Milli Takımı ikincisi de Galatasaray Spor Kulübü. Çünkü en uzun oynadığım dönem Galatasaray kulübünde oldu ve Galatasaray’la birlikte en büyük başarılara imza attık. Romanya Milli Takımı’nda 18 yıl oynadım. Galatasaray’da da en fazla oynadığım için bunun ayrı bir özelliği de var. İstanbul’un ayrı bir özelliği de var. Oğlum da İstanbul doğumlu... Umarım ki bir gün Galatasaray’da oynar kendisi de…”

“İstanbul ve Galatasaray’ın benim gönlümde özel bir yeri vardır. Çünkü Galatasaray’da büyük başarılara imza attık. Özellikle Real Madrid’i Süper Kupa’da yenmek, kariyerimin sonuna doğru böyle başarılara imza atmak benim için çok önemliydi. Belki Galatasaray’da bir sene daha oynayabilirdim diye düşünüyorum ama son maçta, ayrılmadan önce son maçta attığım son iki golle ayrılmak istediğim için ve bundan sonra artık devam edemeyeceğimi düşündüğüm için böyle bir karar aldım. Ama futbolculuk kariyerimin en güzel dönemini Galatasaray’da yaşadım.”

“İnanıyorum ki bir gün gelecek ve antrenör olarak da en iyi antrenörler arasında yer alacağım. Bunu çok istiyorum; bu şekilde hedef koydum. Sadece futbolcu olarak değil kendimi antrenör olarak da ispat etmek istiyorum. Nerede olur bilemiyorum ama şu anda Romanya’da yapmış olduğum, gerçekleştirmiş olduğum projeyle bunu ispatlamaya çalışıyorum. Çünkü bu projede bütün antrenörlük kariyerimi, hayatımı koymuş oldum ve devam ettirmek istiyorum. Bu proje benim için çok önemli bir projedir. Şu anda Romanya şampiyonluğunu yaşıyoruz. Bu yaşa kadar geldim ve hayatımın iki hedefi daha var. Birisi büyük bir kulüple yine Avrupa’da başarılı olmak; Avrupa Ligi’nde Şampiyonlar Ligi’nde kazanmak… Avrupa’da kazanmak isteyen bir takımın başında olmak. Ve ikincisi ise bir milli takımın başında olup, o milli takımla başarılı olmak. Bu Galatasaray da olabilir. Bundan sonra çalıştığım bu iki hedef var. Bunun üzerine çalışıyorum. Nerede olacak bilmiyorum. Bunu çok istiyorum, çok arzu ediyorum. Neden olmasın diye düşünüyorum.”

“Ben her zaman taraftar için oynadım. Taraftar sürekli takıma destek veren bir şahıs olarak mutlaka taraftar, takımın yanında olması gerekiyor. Bu kötü gün de olur iyi gün de olur ama hiçbir zaman taraftar takımından desteğini bırakmaması lazım. Bir kulübün merkezi, gönlü her zaman taraftardır.”

“17 Mayıs 2000’de haksız bir kırmızı kart gördüm. Takım 10 kişi kaldı ama benim kırmızı kart görmem de takımın ne kadar büyük olduğunu gösterdi. Çünkü 10 kişiyle bile yine o maçı kazanabildiler… O zamanki takım, oynadığımız bütün arkadaşlar tarih yazdı. Hiç kimse unutmaması gerekiyor ki o takımda oynayan 13 tane oyuncu milli takımda oynayarak Türkiye’yi dünya üçüncüsü yaptı. 13 tane oyuncusu Galatasaray’da oynuyordu. İnanılmaz bir takımdı o zaman.”

“Kızım Amerika’da okuyor, oğlum İtalya’da top koşturuyor, ben Romanya’dayım. Ama belki hepimiz bir arada İstanbul’a yerleşiriz, İstanbul’da oluruz.”

Galatasaray.org
 
Üst Alt