Jürgen Habermas ve Frankfurt Okulu


Jürgen Habermas 1929 doğumlu Alman felsefeci. Sosyolog, siyaset bilimci. Profesör.

Jürgen Habermas'ı tanıyabilmek için öncelikle Frankfurt Okulu'nu bilmek gerekir diye düşünüyorum.

Frankfurt Okulu Almanya'da kurulan sosyoloji, siyaset bilimi, psikanaliz, tarih, estetik, felsefe, müzikoloji gibi farklı disiplinlerden insanları bir araya getiren Toplumsal Araştırma Enstitüsü`nün bir düşünce akımı olarak ifade edilmesidir. Okulun genel yaklaşım biçimi eleştirel teori olarak adlandırılmaktadır. (bu tanım wikipedia'dan alınmıştır.)

Frankfurt Okulu, temelinde Marksist bir düşünceden hareket etmişlerdir. Endüstriyel Kapitalizm ile ortaya çıkan yenilikleri Marksist düşünce etrafında eleştirmiştir. Bugün yapılan tüm sistem eleştirilerinin temelinde Frankfurt Okulu'nun düşünce sistemi yatmaktadır. Hepimizin küresel markalara yaptığımız eleştirilerin merkezi eleştirel teori'den, Frankfurt Okulu'ndan gelmektedir. Bugün yaptığınız bir çok tartışmada farkında olmadan eleştirel teori'den faydalandığınızı unutmayın.

Uzun uzun felsefik tanımlarla sizleri boğmadan Frankfurt Okulu'nun en büyük ve en ilgi çekici tartışması olan "Kültür Endüstrisi"ni açıkladıktan sonra forumda git gide popüler olan Jürgen Habermas'a geçmek istiyorum.

Kültür Endüstrisi kavramını ortaya atan ve onu çözümlemeye çalışan Frankfurt Okulu'dur. Frankfurt Okulu kültür endüstrisinin toplumda var olan kültürel formları tektipleştirerek popülerleştirdiğini ve bununla birlikte kitlelerin manipüle edilmesine yol açtığını savunur. Kültür Endüstrisi'nin insanlardaki eleştiri yeteneğini yok ettiğini, onları tüketici yapan zevk peşinde koşan insanlar haline getirdiğini ileri sürer.

Gelelim Jürgen Habermas'a. Okulun son temsilcilerinden. Habermas'a göre bireylerin yaşadığı en büyük sıkıntı bağımsız ve eleştirel düşünebilme alanlarının yok olmasıdır. Eleştiri alanları kaybolan bireylerin düşünebilme yeteneklerinin yok olacağını ve bu yok oluşun insanları tektipleştirdiğini savunur.

Habermas'a göre insan hangi ekonomik düşünceyi savunursa savunsun (kapitalist-sosyalist) ekonomik anlamda bağımsız olsalar bile özgür iletişim kurabilme imkanına sahip değilse gerçekte özgür değillerdir. Bu yüzden bu engelleri ortaya koyan sistemi ortadan kaldırmak gerektiğini savunur. Bunun yolununda kamu alanının özgür düşünce yoluyla yeniden inşa edilmesinden gerektiğinden geçtiğini savunur.

Habermas'ı Habermas yapan en önemli çalışmaları da Kamusal Alan çalışmalarıdır. Önceki paragraflarda anlatmaya çalıştığım konuların temelinde Kamusal Alan tartışmaları vardır. Kamusal Alan tartışmaları bir kaç paragrafa sığmayacak kadar önemli bir konu. Özetle şunu söylemek gerekir az önce de yazdım. Kamusal Alan'ın özgür olması iletişim araçlarının özgürce kullanılması insanın toplumun önünü açacaktır.

“Asıl olan, zengin olmadan özgür olmayı başarabilmektir.” Jürgen Habermas​

8YYDR1.jpg

 
Kapitalizmin aydınlanmayı esir aldığını, tabiri caizse içine ettiğini söyleyen ve dolayısıyla aydınlanmanın mevcut halinin insanlığın daha fazla karanlığa ve köleliğe gömülmesinden başka birşey getirmeyeceğini, benim kullandığım basit kelimeler yerine dolambaçlı kavramlarla ifade eden, okuması ve anlaması zor bir abimiz.

Bkz. Gramsci'den sonra çok bozdu bu eleştirel teori
 
Kapitalizmin aydınlanmayı esir aldığını, tabiri caizse içine ettiğini söyleyen ve dolayısıyla aydınlanmanın mevcut halinin insanlığın daha fazla karanlığa ve köleliğe gömülmesinden başka birşey getirmeyeceğini, benim kullandığım basit kelimeler yerine dolambaçlı kavramlarla ifade eden, okuması ve anlaması zor bir abimiz.

Bkz. Gramsci'den sonra çok bozdu bu eleştirel teori

Dolambaçlı demeyelim de daha çok kavramsal ifadeler kullanılıyor. Bu bir eleştiri konusu olmamalı. Evet halkın diline inmek önemlidir ama biraz da halk seviyeyi yükseltmeli diye düşünüyorum.
 
Üst Alt