Mars'ta Gökyüzü Mavi!


Kandırıldık! Evet bir kez daha.

Yıllarca bizlere Mars'ın kızıl bir gökyüzüne sahip olduğu yalanını anlatıp durdular. Ama gelin görün ki ortada büyük bir photoshop hilesi var.


2001 senesinde "Mars Odyssey Mission" start aldı.

Nasa o güne kadar en gelişmiş fotoğraflama tekniğine sahip mekiğini Mars'a gönderip renkli fotoğraflar alacaktı.

Kaşif aracı Mars'a vardıktan kısa süre sonra fotoğrafları göndermeye başladı. Ancak bu fotoğraflar çekildikten yıllar sonra dünyaya gösterildi.




Bu fotoğraflardan birinde, aracın yanında bir paraşüt göze çarpıyor. Ama bu fotoğrafta bir terslik sözkonusu. Hem de büyük bir terslik.




Fotoğrafı yakınlaştırdığımızda görünen NASA logosu kırmızı renkte gözüküyor.




Oysa bizim bildiğimiz NASA logosu mavi fon üzerine beyaz yazıdır.




Peki bu ne anlama geliyor? Gerçekte farklı bir renkte olan Mars gezegeni, photoshop ile kırmızı hale getirilmiş, bu sırada da paraşüt üzerindeki logo da farkedilmeyerek kırmızı fondan nasibi almış anlamına geliyor.


Peki bu gezegendeki gökyüzüne hakim olan renk ne? Tabiiki Dünya gibi, mavi!

Mars, sadece toz fırtınaları sırasında kırmızı-turuncu tonlarına bürünüyor. Bu fırtınalar aylar boyunca devam edebiliyor. Sonra fırtına diniyor, toz bulutları dağılıyor ve Mars semaları yeniden aydınlanıyor.

İşte gerçek Mars görüntüsü:

 
Nasanın yapmadığı bir iş değil. Doğrudur. Nasanın neden Photoshop tarzı şeylerle uğraştığını anlamıyorum. Belkide orası mars bile değildir :D :D
 
Mars gündüzleri kızıl, gün batımı ve doğumu sırasında da mavi bir gökyüzüne sahip oluyor diye biliyorum.

⭐⭐⭐⭐
 
Son düzenleme:
mars neden kırmızıdır?

Çünkü bütün gezegenin yüzeyi oksitlenmiş demir parçacıkları ile yani pasla kaplıdır. Mars’ı
kızıl yapan şey yüzeyindeki bu pas zerreleridir. Nitekim rüzgârlardan dolayı bu
zerreler atmosfere de karıştıklarından, mars yüzeyinden bakıldığında gök yüzü
kırmızı gözükür.

Peki, bu pas zerrecikleri nereden gelmiştir? Neden mars’ta bu kadar çok demir vardır?

Bu soruların tam cevabını bilmiyoruz. Bir teoriye göre demir gezegenin erken döneminde gezenin her tarafından patlayan volkanlar aracılığı ile açığa çıktı. Bildiğimiz kadarı ile gezegen geçmişinde okyanus ve ırmaklarla doluydu. Buradaki sıvıların buharı ve kendileri bu demirlerin paslanmasına neden olmuş olabilir. Zamanla da rüzgârlar bu oksitlenmiş demirleri un ufak edip gezegenin her yerine yaymıştır.

Diğer bir senaryoya göre marsta 180 milyon yıl önce bütün gezegeni etkileyen çok büyük bir nükleer patlama oldu. Mars yüzeyinde Uranyum,Thorium, Potasyum gibi çok sayıda radiaktif elemen mevcut. Ancak belli
noktalarda radyasyonda ciddi miktarda artış var. Bu da geçmişte bu noktalarda
büyük nükleer patlamalar olmuş olabileceğine işaret ediyor. Böyle büyük bir
patlama marstaki her şeyi yok edip, demirin oksitlenip gezegene dağılmasına
neden olmuş olabilir.
 
Son düzenleme:
Peki kirmizi gostermelerindeki amac nedir? Mavi olsa millet gitmek mi isteyecek? Aman gurkan gider mider mavi dersek diye mi kandirdilar bizi?
 
Son düzenleme:
marsa o makinayı gönderdiği ne mechul. sözde ayada insan ayak basmıştı. ay yalanını söyleyen abd var karşımızda sonucta.
 
marsa o makinayı gönderdiği ne mechul. sözde ayada insan ayak basmıştı. ay yalanını söyleyen abd var karşımızda sonucta.

Aynen öyle, doğru söylediğine inanmak için yeterli sebep yok ortada. Sonuçta bu devlet Abd. Kendimiz uzay ile ilgili çalışmalar yapsak bir nebze bizim bilim adamlarına ve söylemerine inanabiliriz, ama o bile tamamen doğru olmaya bir başına yetmeyebilir.
 
marsa o makinayı gönderdiği ne mechul. sözde ayada insan ayak basmıştı. ay yalanını söyleyen abd var karşımızda sonucta.


adamların ayak izleri hala ayda duruyor ve diğer ülkelerin ay yörüngesine yolladığı uyduların çektiği fotoğraflardan net bir şekilde görülüyor.ayrıca ay ile dünya arasındaki mesafeyi ölçmek için koydukları ayna var ay yüzeyinde orta halli bir teleskopla bile görülebilecek şekilde.
 
adamların ayak izleri hala ayda duruyor ve diğer ülkelerin ay yörüngesine yolladığı uyduların çektiği fotoğraflardan net bir şekilde görülüyor.ayrıca ay ile dünya arasındaki mesafeyi ölçmek için koydukları ayna var ay yüzeyinde orta halli bir teleskopla bile görülebilecek şekilde.

bu kardeşimizde inanmış aya ayak basma hikayelerine. ne diyim internet önünde araştırma yapmak zor olmamalı. seçim senin. ha sadece merak ettim sadece diğer ülkelerin ay yörüngesine yolladığı uyduların çektiği fotoğraflarından net birşekilde görünen ayak izlerinin resimlerini paylaşabilirmisin
 
1969-1972 yılları arasında tam altı kez Ay'a insanlı uçuş yapıldı. 12 kişi Ay'da gezinme şansına sahip oldu. 45 yıl önce gerçekleşen bu misyonların doğruluğunu tüm astronomlar ve ülkelerin uzay ajansları kabul etmekte. NASA'nın Ay'a iniş programı Apollo Programı toplamda 24 milyar dolar (bugünün parası ile 150 milyar dolar) bütçeli büyük bir programdı.

Tam 400 bin kişi bu programda görev aldı ve 20 bin civarında şirket ve araştırma merkezi programa destek verdi. Bir komplonun başarılı olması için, ağzı sıkı çok az sayıda insanın komployu yürütmesi gerekir. Apollo Programı bir komplo idiyse, nasıl oldu da bu programda görev alan 400 bin kişi 45 yıl boyunca, komplo ile ilgili tek bir söz etmedi? Eğer onların da gerçeklerden haberi yoksa, programa dâhil olan bu kadar insan ve şirket nasıl kandırıldı?

SOVYETLER BİRLİĞİ KANDIRILDI MI?

Komployu savunanların cevap vermesi gereken tek soru bu değil tabii ki. 'Apollo misyonlarının' hepsi, ABD'nin bu yarıştaki en büyük rakibi olan Sovyetler Birliği tarafından da büyük bir hayal kırıklığı ve üzüntü ile izlendi. Eğer Ay'a gidilmediyse, Sovyetler Birliği ve diğer roketi izleyen ülkeler nasıl kandırıldı? Ya da bu ülkeler neden ABD'nin foyasını meydana çıkarmadı?

Dahası, Ay'a inişin kanıtlarını bugün de görmek mümkün. Ay'a gönderilen uydulardan (Lunar Reconnaissance Orbiter gibi) çekilen yüksek çözünürlüklü fotoğraflardan Ay'a iniş noktalarını, orada kalan araçları, iniş takımlarını hatta astronotların ayak izlerini bile görmek mümkün. Uçuş sırasında düşen Apollo 11'in bayrağı hariç, dikilen bayrakların aynen durduğu da görülüyor. Üstelik bu fotoğraflar sadece sözde komplonun sahibi NASA'nın uydularından değil, Japon (SELENE), Avrupa Birliği (SMART-1), Hindistan (Chandrayaan-1) ve Çin (Chang'e 2) gibi tarafsız ülkelerin uydularından da geliyor.

AYDAKİ YANSITICI AYNALAR

Ay'a gidildiğinin diğer bir delili de oraya bırakılan yansıtıcılar (aynalar). Onlara gönderilen lazer ışıklarının yansıyıp geri gelmesi sayesinde Ay'a olan uzaklığı cm seviyesinde hassas olarak ölçmek mümkün. Güçlü bir lazer ve doğru yönlendirmeyle, herhangi biri Ay'da bırakılan aynaları tespit edebilir. Nitekim çok sayıda bağımsız kurum bunu doğruladı.

PEKİ NEDEN TEKRAR GİTMİYORUZ?

Apollo Projesi'nin politik amaçları vardı. Hedef uzay yarışını kazanmak, Sovyetler karşısında ABD'nin üstünlüğünü göstermekti. Yarış kazanıldıktan sonra milyarlarca dolar harcamaya gerek kalmadı. Dahası, NASA'nın sınırlı bütçesi başka önemli programlara aktarıldı. Zaten Sovyetler de uzay yarışını kaybeder kaybetmez Ay'a gitme projelerini iptal etti. Bir yere tekrar gitmemek oraya gidilmediğinin kanıtı olamaz.
 
Ay’a Bırakılan Reflektör: Astronotlar tarafından Ay’a üç tane reflektör bırakılmıştı. Reflektör (kedi gözü de denir), üzerine gelen ışığı geldiği yöne geri yansıtan özel bir çeşit aynadır. Reflektörler halen orada. Bilimadamları, bu aynaya lazer ışını yöneltiyor; ışığın bu aynadan yansıyıp geri dönmesi için geçen süreyi ölçüyorlar. Böylece Dünya-Ay uzaklığı milimetre mertebesinde ölçülebiliyor. Texas’ta bir gözlemevi yılda ortalama 240 defa bu ölçümü yapıyor. Dünya’nın herhangi yerindeki herhangi bir araştırmacı da bağımsız olarak aynı ölçümleri tekrarlayabilir. Bilimin temel özelliklerinden bazıları: bağımsızlık, nesnellik, tarafsızlık ve tekrarlanabilirliktir.

Ay’ın Dünya’dan yavaş yavaş uzaklaştığı da bu ölçümler sayesinde kanıtlandı.

Japonların Onayı: Japon Uzay Ajansı (JAXA) tarafından 2007’de Ay’a gönderilen “Kaguya/Selene”adlı uzay aracı, ayın çok ayrıntılı incelemesini yapmış, yüzeyinin yüksek çözünürlüklü görüntülerini çekmiş, bu görüntülerden yola çıkılarak, ayın üç boyutlu modeli yapılmış. Bu model üzerinde, Apollo’nun aya indiği noktadan çektiği bir fotoğrafın nasıl görüneceği hesaplanmış. Bu görüntü ayda astronotlar tarafından çekilen gerçek fotoğrafla yanyana konduğunda, neredeyse pixel pixel çakışmakta. Soldaki Japonların ay modelinden oluşturdukları görüntü, sağdaki ise Apollo astronotlarının çektiği fotoğraf.

ls15.jpg




Rusların Onayı: Soğuk savaş sırasında ABD ile Sovyetler arasında muazzam bir uzay yarışı sürmekteydi. Uzayda (göklerde) üstünlüğü ele geçirmek çok önemli hale gelmişti. (Aslında bu bir savaş kuralıdır, yüksekte olan daha avantajlıdır.) Başlangıçta Ruslar Amerikalılara peş peşe gol attılar. Dünya yörüngesine ilk uyduyu yerleştirenler de (Sputnik), uzaya ilk insanı gönderenler de Ruslardı (Yuri Gagarin). Amerikalılar, uzay yarışında çok geri kaldıklarının farkındaydılar. II. Dünya Savaşı’nda Hiroşima ve Nagazaki‘ye attıkları iki atom bombası sayesinde elde ettikleri dünya liderliği rolünü kaybetmek üzereydiler. Çünkü Sovyetler ve Çin’in de artık nükleer silahları vardı. Şimdi uzay yarışı daha da önem kazanmıştı. Amerikalıların bu prestij kaybını telafi etmek için çok radikal bir adım atmaları gerekiyordu. Öyle bir şey yapmalıydılar ki Ruslar’ın başarıları gölgede kalsın, unutulsun. Ay’a gitmek en uygun adım olacaktı. Ay’a gidişin zorlukları biliniyordu ve bu iş Ruslar tarafından imkansız olarak görülüyordu. Bu nedenle Amerikalılar bu işi kendilerine hedef olarak seçtiler. Kennedy meşhur konuşmasında: “Amerikalılar Ay’a gitmeye karar vermiştir. Bunu kolay bir iş olduğu için değil, bilakis, zor olduğu için yapacağız,” dedi.

Böylesi kıran kırana bir rekabet ortamında Amerikalılar sahtekarlık yapabilir miydi? Ruslar bu hileyi ortaya çıkarmazlar mıydı? Ruslar bir sahtekarlık varsa bunu ortaya çıkarmak için çok çalışmışlardır. Birçok casusları vardı. Uzayı inceleyen güçlü teleskopları da vardı. Amerikalıların Ay’a gidişini saniye saniye izledikleri kesindir. Amerikalıları dünyaya rezil etmek için güzel bir fırsat yakalamışlardı. Sonuçta, Amerikalılar Ay’a gitmek için çok büyük yatırımlar yaptılar. 40 bin kişi bu işte görev aldı. Milyarlarca dolarlık denemeler, füzeler, araştırma istaysonları, tesisler, platformlar, havuzlar, simülatörler inşa edildi. Böylesine büyük bir sahtekarlık düşünülemez. Bu iş Hollywood’da film çekmeye benzemez. Apollo programının bütün tesisleri ve kullanılan malzeme ile araç-gereç halen müzelerde sergilenmektedir.

Ay’daki Bayrakların Gölgesi: Günün farklı zamanlarında çekilen Ay fotoğraflarında bayrakların gölgelerindeki değişim açıkça görülüyor. Bayrakların, ayak ve tekerlek izlerinin doğrudan doğruya dünyadan görülmesi söz konusu değil. Ancak, bunların gölgeleri özellikle güneş doğup batarken uzuyor (dünyada olduğu gibi) ve teleskoplarla görülebiliyor. Eşit zaman aralıklarıyla peşpeşe çekilen fotoğraflardan bir video görüntüsü elde edildiğinde, gelen ışığın açısındaki değişim sayesinde gölgelerin hareketini izlemek mümkün oluyor.

Çinlilerin Onayı: Çinliler Çang-2 uydusuyla yaptıkları araştırmalar sonucunda ABD’nin Ay’a gidişinin kanıtlarını gördüklerini söylediler.Ayrıca Çin Ay’a insansız iniş yaptı. İniş aracından çekilen kamera görüntülerini NASA’nınkilerle karşılaştırın, hemen hemen aynı olduğunu göreceksiniz. Yani Ay’a yaklaştıkça elde edilen görüntüler arasında hiç fark yok. Bence bundan sağlam kanıt olamaz, çünkü NASA’nın böyle bir şeyin sahtesini yapması mümkün değildir. iki uzay aracının çektiği fotoğrafları görebilirsiniz. Bu fotoğrafta görünen Ay yüzeyi yapısı tam olarak Amerikalıların Apollo seferlerinde çektikleri fotoğraflarla uyuşmaktadır. Amerikalıların çektiği fotoğraflarda beyaz ayarı daha iyi yapıldığı için, Ay yüzeyi ve toprak yapısı daha çok siyah beyaz iken, Çang’ın büyük ihtimalle elektronik CCD’Li kamerası daha koyu yeşil-kahverengi bir renk elde etmiştir. Ancak her durumda Ay toprağının koyu renkli olduğunu biliyoruz. (Güneş ışığını yansıtma oranı ziftinkiyle aynı, %4.) Bu beyaz dengesi farklılığı dışında, toprak yapısı ve genel görünüm aynı.


Ay’dan Getirilen Kayalar: Bir başka kanıt da Ay’dan getirilen kaya ve kum örnekleridir. Bu örnekler dünyanın çeşitli ülkelerinde araştırmacılar tarafından incelenmiş/incelenmektedir ve bugüne değin bu örneklerin Dünya kökenli olduğuna dair hiç bir kanıt bulunamamıştır. Bu kayaların ve taşların yaşı çeşitli yöntemlerle ölçülmüş ve 3,9 milyar yıl bulunmuştur. Oysa dünyadaki en yaşlı kaya 165 milyon yıllıktır. Yani Ay’dan getirilen kayaçlar Dünya’daki en yaşlı kayaçtan 23 kez daha yaşlıdır. Yerkabuğu sürekli değiştiği için (Dünya jeolojik olarak çok aktif bir kabuğa sahiptir) yaşlı kayalar dünya yüzeyinde ya hiç bulunmaz ya da çok nadir bulunur. Yer kabuğu tektonik hareketlerle, kıtaların kayması denen olgu ile sürekli yenilenmektedir. Bu nedenle dünya kökenli kayalar gençtir. Oysa Ay kökenli kayalar yaşlıdır, çünkü jeolojik olarak Ay ölü bir ortamdır.

Ay’da Yapılan Yerçekim Deneyleri: Astronotlar tarafından Ay’da bir takım yer çekimi deneyleri yapılmış ve bunların video görüntüleri kaydedilmiştir. Bunlar, bir çekiçle tüyün eşit yükseklikten bırakıldığında yere aynı anda düşmesi, bir sarkaçın hareketi gibi deneyler. Ayrıca fırlatılan cisimlerin havada çizdiği yollar da fiziksel bir kanıt oluşturuyor. Bu hareketler analiz edildiğinde yerçekim ivmesi 1,62 m/sn^2 olarak ölçülmüştür. Bunu dünyanın yerçekim ivmesi olan 9,98 m/sn^2 değeri ile karşılaştırınız. Ay’da çekilen videoların dünyanın yerçekim ivmesine eşit değer vermesi için videoların %246 oranında hızlandırılması gerekiyor. Videoların hızı bu oranda arttırıldığında astronotların hareketleri gülünç derecede hızlanıyor ve gerçek dışı görünüyor. Bu durumun tek bir açıklaması olabilir: Bu görüntüler gerçekten Ay’da çekilmiştir, Dünya’da kaydedilen videoların yavaşlatılması ile elde edilemez.
 
Bir belgeselde görmüştüm, 70'lerde mi 80'lerde mi ilk uyduyu indiriyorlar Mars'a, fotoğrafları çekiyorlar, medyayı çağırıp gösteriyorlar "Aha görüyor musunuz Mars'ın gökyüzü mor renkmiş, yüce Rabbim ne de güzel yaratmış" muhabbeti yapıyorlar. Bu adamlar siyah beyaz resmi alıp renkli hale getirmek için 3 ana rengi karıştırıp resmi renkli hale getiriyorlarmış (mavi, kırmızı, yeşil olması lazım). Sonradan anlaşılıyor ki bunlar bir rengi fazla katmışlar. Ayarları düzeltip baktıkları zaman da yanlış hatırlamıyorsam bizim gökyüzü gibi bir ortam çıkmıştı.
 
Üst Alt