Koronavirüs Hakkında Önemli Bilgiler

Şüphelendiğiniz durumlarda 184'ü arayın!

Nikola Tesla


Ne derece ilginizi çeker ne derece çekmez bilemiyorum ama, tüm dünya üzerindeki "teknoloji" diye kategorilendirilen herşeyin ya mucidi yada ilham kaynağı olan kişinin, hayatınızda (elinden geldiğince yada daha doğru tabirle dış güçler tarafından izin verildiğince) yaşamı kolay kılan gördüğünüz herşeyin fikir babası olan bu insanı tanımak istersiniz diye düşündüm.



Aşağıda paylaştığım metinlerde belirtildiği üzere, 1. dünya harbi sırasında türlü oyunlara maruz kalıp dünyaya yön veren derin güçler tarafından kendilerine tehtid oluşturacağı korkusuyla kurgulu ve planlı bir şekilde engellenmeye ve tarih sahnesinden el birliği ile silinmeye çalışılmış olup. İlahi mukadderatın etkisi ile maazisini azıcık kurcalayan ilgili insanlar tarafından sonraları hak ettiği ilgiyi görmüş fakat kendisi kara toprağa can vermiştir.



Yazı ve yazılarda asılsız komplo teorileri değil, kendisinin bizzat kanıtlanmış üzerinde çalıştığı deneyler ve projelerden alıntılar yapılmıştır. Gerçekleşmesi durumunda dünyamızın şuandaki bulunacağı durum siz saygıdeğer üyelerimizin hayal gücü ve takdirine bırakılmıştır.


1910'ların başında bir gün cebinde ufak bir cihaz olan orta yaşlı bir adam New York'un Wall Street'inde, tamamlanmamış, çelik yapı halinde bulunan bir inşaata girdi. Cihazını çelik kirişlerden birine bağladı. Bir süre bir takım ayarlar yaptı. Cihaz çalıştıktan az sonra çelik yapı gıcırdamaya ve sallanmaya başladı. Sallantı öyle bir hal almıştı ki, inşaat işçileri panik içinde en alt kata koşuşturdular. Az sonra polis de gelince, adam cihazı cebine koydu ve binadan ayrıldı. Görgü tanıkları, sallantının on dakika daha sürmüş olması halinde binanın çökeceğini söylüyorlardı. Aynı adamın 15 yıl önce yanlışlıkla New York'taki birçok bloğu içine alan bir mahalleyi de salladığı da rivayet edilir. Hatta o zaman polisin, laboratuarına baskın yaptığında bir nevi osilatör olarak adlandırılabilecek cihazın bu kişi tarafından balyozla kırıldığı ve polise teslim edilmediği iddia edilirdi. İnsanlığı ilgilendiren çok önemli buluşlara imza attığı halde ismi bilim dünyası tarafından adeta aforoz edilerek hakkı yenilecek olan bu kişinin adı Nikola Tesla'dır



Sizi yazıya bağlaması için en can alıcı kısımını paylaşarak başlıyorum, Nikola tesla elektro manyetik alan ve elektro manyetik dalga frekansları ile yaratabildiği güç ile doğa olaylarını insanlığın yararına yönlendirebilmeyi öngörmüştür. Öyleki bahsedilen osilatörün görevi henüz harekete geçmemiş olası fay hatlarına küçük suni sarsıntılar yaptırarak oluşabilecek büyük sarsıntıları önlemek can ve mal kaybını en aza indirmekti. Fakat bunun şiddetini ve derecesini yükseltebilecek zekayada sahipti.


Aynı adamın 15 yıl önce yanlışlıkla New York'taki birçok bloğu içine alan bir mahalleyi de salladığı da rivayet edilir. Hatta o zaman polisin, laboratuarına baskın yaptığında bir nevi osilatör olarak adlandırılabilecek cihazın bu kişi tarafından balyozla kırıldığı ve polise teslim edilmediği iddia edilirdi. İnsanlığı ilgilendiren çok önemli buluşlara imza attığı halde ismi bilim dünyası tarafından adeta aforoz edilerek hakkı yenilecek olan bu kişinin adı Nikola Tesla'dır. Bilimsel literatürde, Manyetik Rezonanslı "MR" cihazlarının manyetik alan gücünü gösteren güç terimi Tesla olarak ifade edilirken ismi anılan bu bilim adamının imzasını attığı buluşların sayısının 800 adet patent altında olduğunu söylersek Tesla'nın bilim dünyasındaki gösterilmeyen, bir anlamda yok sayılan yerini vurgulamış oluruz. 1856'da Avusturya-Macaristan vatandaşı olarak Hırvatistan'da doğan Tesla, Graz'daki Bilim Akademisi'nde fizik, mekanik ve matematik okudu. 1884 yılında ABD'ye göç etti ve Thomas Edison'un yanında çalışmaya başladı. Edison, o sıralar doğru akım üzerinde çalışıyordu. Ancak doğru akımın pratikte elektrik enerjisi olarak evlerde ve sanayide kullanılmasının teknik olarak uygun olmaması, Tesla'yı alternatif akım gibi başka bir elektrik gücünü araştırmaya itti. Geliştirdiği transformatörler ve jeneratörler ile bunu üretim iletişim hatlarıyla sevk etmeyi başardı. Bu enerjinin kullanımı için de elektrik motorları icat etti. Bundan sonra Nikola Tesla'ın birbirinden ilginç buluş ve araştırmaları ard arda sürdü. Günümüzdeki neon ampullerinin benzeri floresan ampullerini buldu ve Niagara Şelalesi üzerinde kurulan dünyanın ilk hidroelektrik santralinin üzerindeki imza yine "Tesla" idi. Otomobillerde kullanılan ilk takometreyi icat etti. Westinghouse firması ile anlaşıp elektrik üretimine başladı. Sanayici J.P. Morgan'ın desteği ile, bir anlamda bedava enerji sayılabilecek ve yeryüzü çevresindeki iyonosfer ve ether tabakalarından elde edilebilecek enerji ile bütün dünyaya, kablosuz yayın ile telefon ve telgraf hizmeti verecek olan sistemi kurdu. Ancak sonradan enerjinin bedava alınacağı ve kendisinin diğer enerji kaynaklarının para etmeyeceğini düşünen Morgan, Tesla'dan desteğini çekti ve Tesla hem mali sıkıntıya girdi, hem de bütün dünyada "çatlak" olarak kabul edilmeye başlandı. Hâlbuki Marconi tarafından icat edildiği söylenen radyoyu da Tesla, Marconi'den on yıl önce tescil etmiş ve patentini almıştı. Nitekim bu buluşu öldüğü 1943 yılında ABD Yüksek Mahkemesi tarafından kabul edildi.



İnanıçlı bir insan olup olmadığı tartışılabilir, tek bildiğimiz kesinlik varki yapmış olduğu eylemlerin hiçbirini kendi kibirine yenilerek yapmadı. Yücelmek ve ihsan sahibi olmak pek hoşlanmadığı şeylerdi, zira yönlendirebildiği elektirik molekülleri ile istediği kişiyi moleküllerine ayırıştırabilecek kabiliyette idi. Söz konusu yukarıdaki iyonosferi güç olarak kullanıp, faturasına yüzlerce TL verdiğimiz elektiriği dünyanın ekseni etrafındaki hareketinden faydalanarak yarattığı elektromanyetik alanı bildiğimiz elektiriğe çevirebilmek büyük lütuf. Böyle bir imkanın saklanıyor oluşu ayrı bir küfür konusudur.


Tesla, manyetik dalga üzerindeki çalışmalarını öyle boyutlara getirdi ki, 1899'da Colorado Springs'deki laboratuarında elde ettiği elektrik enerjisini havadan dünyanın öbür ucuna gönderdi, dalgalar geri gelince bunlara bir miktar daha enerji yükleyerek tekrar gönderdi ve sonuçta 40 metrelik dev bir şimşek elde edildi. Bu şimşeğin gürültüsü 35 k.m öteden işitilmişti. Yine Tesla, Birinci Dünya Savaşı esnasında Alman Denizaltıları'nın yerini saptamak için radar dalgalarını bulmuşsa da zamanın Amerikan Deniz Kuvvetleri'ne bu öneri saçma geldiği için, radar cihazı 25 yıl gecikmeli olarak bulundu. Tesla'nın 1930'da icat ettiği söylenen ve 200 k.m ötedeki bir uçağı düşürebilecek elektromanyetik şua gönderen top konusu ve bununla ilgili çalışmalar, acaba 1943'de Tesla ölünce evini basan FBI'ın Tesla'nın bütün evraklarına el koyması sonucu bugüne kadar hangi aşamada değerlendirildi, bütün bunlar da birer muamma. Yine, halen ABD mercilerince "çok gizli doküman" olarak saklandığı ileri sürülen belgelerin çok azının sonradan ailesine teslim edilmesi de bu muammaları derinleştiriyor.



Günümüz teknolojisi ile Yüzyılın buluşu olarak nitelendirilen " kablosuz elektirik" (dikkatinizi çekiyorum internet değil elektirik) 1899 senesinde uygulamalı olarak başarılmış vaziyette çıkıveriyor karşımıza. En basit şekliyle elektriğin altyapıya kablolara kıla tüye ihtiyaç duyulmaksızın iletilebiliyor oluşu, İstanbulun fethi ile beraber açılan çağı kapatıp, Tesla çağı açmasına sanırım yeterli olurdu.


ÖLDÜRÜCÜ OLMAYAN SİLAHLAR



"Körfez Savaşı sürerken CNN Televizyonu'nun canlı yayını esnasında oluşan bir sorun, konuyla ilgilenen uzmanları uzun bir süre meşgul etmişti. Bir CNN muhabiri Irak'ta beton bir sığınağın önünde çekim yaparken, atom bombasına bile dayanabilecek bir yapıda olan sığınağın üzerinde 30 saniye kadar, kenarlarında garip cihazlar olan bir Amerikan helikopteri asılı kaldı. Yayında helikopterin motor gürültüsünden başka hiçbir şey duyulmuyordu. Aniden hava, ses ve titreşim geçirmeyen Alman malı sığınağın kapısı açıldı ve ellerini havaya kaldırmış olan Iraklı askerler suratlarında gülümseme ifadesiyle gözüktü." Daha sonra yine birtakım uzmanlarca yapılan yorum, bu helikopterin ELF-maximum miktarda düşük frekanslı, mobil HAARP Teknolojisi teçhizli olduğuydu. Yıllardır, "Pax Americana"yı (ABD'nin günümüzde dünya etrafında uyguladığı, içine askeri güç gösterisinin de dahil olduğu sisteme verilen ad) dünyaya yerleştirmeye çalışan ABD'nin bu iş için nükleer silahların da ötesinde daha güçlü sistemler araştırdığı söyleniyor. Bunlardan en önemlisi olarak nitelendirilen HAARP Projesi'nin (High Frequency Active Auroral Resarch Project-Aktif Yüksek Frekanslı Aurora Araştırma Projesi) ABD Deniz ve Hava Kuvvetleri'nin Kuzey Alaska'da Fairbanks Üniversitesi'nin katkılarıyla sürdürüldüğü iddia ediliyor. Öldürücü Olmayan Silahlar serisinin en iddialı ve etkin sistemlerinden olabilecek bu projeyle, ELF (Yüksek frekans) ışınları, iddia edildiği üzere 100 Gigawat (100 milyar Watt) civarında toplam bir gücü geniş alanlı anten ve vericilerle gönderilebilmektedir. Alaska'daki Anchorage'in kuzey doğusunda bulunan bu gizli tesis, Kuzey Kutbu'na yakın olması nedeniyle dünyanın cekim alanının en yoğun olduğu yerlerden biri ve iyonosfer tabakasına elektrik yükünü yüksek yoğunlukta yayabilme özelliğine sahiptir. Ayrıca burada HAARP jeneratörlerinin gereksinimini karşılayacak doğalgaz da petrol kuyularının yan ürünü olarak bol miktarda elde edilebilmektedir. İnsanlık tarafından yapılmış en güçlü "Yüksek Frekans Vericisi" olan HAARP'ın 200 kilometre yüksekliğe, İyonosferin "F" tabakasına gönderdiği elektrik yükü İyonosferde absorbe edildikten sonra ELF (çok düşük frekanslı) dalgalar olarak geriye döndüğünde bu elektromanyetik dalgaların oluşturduğu alanların, canlı sistemler üzerindeki etkilerinin son yıllarda özellikle askeri ve bilimsel çevrelerce değerlendirildiği de söylenmektedir. Alaska'daki bu tesisin benzerinin bazı eski Sovyet OTH-Radar üslerinde, Norveç'deki Trömse (Alman Max-Planc Enstitüsü'nce işletilmekte) ve Porto Rico'da da olduğu iddia edilmektedir. Dünyada 640 kadar HAARP anteni bulunduğu da tahmin edilmektedir. Nikola Tesla'nın 100 yıl önce bulduğu prensiplerle çalışan bu silah sistemleri birçok ilginç alana uyarlanabiliyor. Bundan yüz yıl kadar önce koca bir mahalleyi sallayabilen, uzaktan kumandalı taşıt aracı geliştirmiş olan veya atmosferden elde ettiği enerjiyle bedava cihaz çalıştırabilen Tesla'nın buluşları, bugün eğer tek bir gücün elinde olursa ve daha da geliştirilip yaygınlaştırıldıklarında, bir kölelik devrini başlatabilecektir.



SİLAHLAR VE ETKİLERİ



Tesla prensipleri doğrultusunda geliştirilen araçların şu özellikleri olabileceği ve bunlarla şu olanaklar sağlanabileceği söyleniyor; Ultra Kısa Dalga ve ELF dalgalı cihazların 2.000 k.m öteden insanları etkileyebileceği, mide bulantısı ve kusmaya yol açacağı ve yön tayini duygularını etkileyeceği söyleniyor. Bunların yaydıkları elektromanyetik dalgaların KİS (Kitle İmha Silahları) kullanmadan düşman elektronik sistemlerini felç edebileceği iddia ediliyor. Yine, Tesla'nın prensibiyle, Amerikalı Albay T.E. Bearden, Fizikçi Sidney Hurwitz ve G. Obelensky buldukları bir cihazla 300 m. yarıçapındaki bir alanda bulunan metallerin yoğunluklarını ciddi ölçülerde arttırabilmişlerdir. Böylelikle düşman mühimmatının yoğunluğu değiştirilip birkaç misli ağırlaştırmak ve mühimmat hedefe gelmeden patlatmak olası olabilmektedir. Bu konu füzesavar sistemleri için son derece önemli olacaktır. İyonosfer tabakası, kendi haberleşme sistemi bozulmadan, karşısındakinin haberleşmesini, hatta küresel haberleşmeyi bozacak şekilde etkilenebilmektedir. MR cihazı kullanır gibi yerkürenin kilometrelerce altının röntgenini çekmek ve yeraltı askeri tesisler ile doğal kaynakları saptamak olasıdır. İnsanların bilinçlerinin etkilenmesi mümkün olabilecektir. Küresel meteorolojik değişiklikler yaratmak mümkün olabilecektir. Haberleşme ve casus uyduların imhası mümkün olabilecektir Dünyanın çok uzak köşelerindeki TV, radyo ve haberleşme sistemlerini etkilemek mümkün olabilecektir. Bilgisayar sistemleri, disketler ve donanımların uzaktan tahribi olası olabilecektir. Biyolojik olarak, hayvanların iletişim, üreme ve oryantasyon mekanizmalarının etkilenmesi, canlıların temel DNA kopyalanmasının etkilenmesi mümkün olabilecektir. EISCAT denilen birbiriyle bağlantılı hale getirilebilen bu çeşit HAARP istasyonlarının birbirleriye bağlantılı ve bağımsız çalışabilmeleri ve bütün bunların kontrolü olasıdır. Bu birlikte çalışabilir olmanın insanlık için sonuç ve boyutları da düşündürücüdür. Bu düşündürücülük, söz konusu elektromanyetik dalgaların spesifik amaçlara yönelik olarak yalnız anten vasıtasıyla değil, uydular ve kablo ağıyla da gönderilmesiyle önem kazanmaktadır. Ama bireyler üzerinde olası olan ve yukarıda değindiğimiz fiziki ve ruhsal etkilerini sağlamada günümüzde çok önemli bir enstrüman daha vardır ki tehlikenin boyutları bu noktada akıl almaz ölçülere ulaşmaktadır. O da hemen hepimizin taşıdığı cep telefonlarıdır. Tesla'nın buluşlarının kötü niyetliler tarafından bireylere intikalinin söz konusu olması, insanlığı gelecekte başka boyutlarda tehdit edecektir. Bu yolda en önemli araç yine bütün dünyada kurulan sayısı yüz binleri geçen cep telefonu anten vericileridir.



TESLA DEPREMLERİ Mİ?



Nikola Tesla'nın, insanlığın yararına olduğunu savunduğu en önemli iddiası, önceden deprem yaratarak, kontrollü olarak daha büyük olası depremlerin enerjisini boşaltmaktı. Bu noktada, dünyada olmaması gereken yerlerde meydana gelmiş olan bazı depremlerin bu konuda yapılan çalışmalarla bir ilişkisi olup olmadığı sorusu akla gelmektedir. Bu bağlamda, Deprem kuşağında olmayan Almanya, Hollanda, Belçika üçgeninde 13 Nisan'da meydana gelen deprem bir HAARP denemesini akla getirmektedir. 2001 Haziran'ında G8 toplantısı yapılan İtalya'da toplantıyla aynı anda Etna Yanardağı faaliyete geçti. Çin'in Tangşan bölgesinde, ABD'nin bağımsızlık ilanından tam 200 yıl sonra aynı ayda, meydana gelen depremde 250.000 kişi öldü. 1995'de Tokyo metrosundaki Sârin gazı terörünü yaratan Aum Şinrikyo Tarikatı'nın, geleceğe dönük ve kâinatın sonunu getirecek felaket silahları üzerinde çalıştığı ve Tesla silahlarıyla da ilgilendikleri iddia edilmektedir. Aum'un lideri Şoko Aşahara'nın, 17 Ocak 1995'de meydana gelen Kobe depremini dokuz gün evvel tahmin etmiş olduğu iddia edilmektedir. Yine bu depremde şehrin bir kobay gibi kullanılıp, dünyanın içindeki enerjinin Tesla'nın elektromanyetik dalgalarıyla açığa çıkarıldığı da bu tarikat üyelerince söylenmişti. 28 Mayıs 1943'de Batı Avustralya'nın o güne kadar hiç deprem olmayan Leonora-Laverton bölgesinde 3,7 Richter ölçeğinde bir deprem oldu. Önce bunun bir meteorit çarpması sonucu oluştuğu düşünüldüyse de sonra böyle bir bulgu kanıtlanmadı. Görgü tanıkları depremden biraz sonra gökte iki saat kadar süren portakal ve gümüş rengi bir aydınlanmanın oluştuğunu söylediler. Sonradan, aniden bir elektrik düğmesine basılmış gibi bu ışık kayboldu. Depremin merkez üssünün hemen yakınında, bir süre evvel, bir kısım Aum tarikatı mensubunun bir çiftlik satın almaları ve bazı nükleer fizikçileri de buraya getirmiş olmaları acaba bir rastlantı mıydı sorusu bugün hala cevaplanabilmiş değil. Yine Batı Avustralya'nın hiç deprem olmayan Güney Doğu Kum Çölü'nde, 1970'de 3 Richter ölçeğinde 173 civarında deprem oldu. Bu depremlerin hepsinin merkez üsleri birbirinden tam olarak 10'ar kilometre uzaklıkta ve her sekiz deprem hattı da 50-70 kilometre uzunluğundaydı. Bu durum 1995'e kadar 246 defa sürdü. Bunların Avustralya'nın denediği Elektromanyetik Dalga silahlarıyla oluştuğu iddia edilmektedir. Bütün bu ve benzeri depremlerin, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Nikita Kruşçev'in bundan 40 yıl önce belirttiği, "Dünyamızın çok daha korkunç ve tahrip edici nitelikte silahlarla yüz yüze geleceği" söylemi ile ilgili midir diye sormadan edemiyoruz. Yine 1943'de Nikola Tesla'nın ölümünden hemen sonra FBI tarafından el konulan ve "çok gizli" olarak nitelendirilip kilit altına alınan belgeler nedir, bunlardan kim yararlanıyor soruları da akılları meşgul etmeye devam ediyor



TİTREŞİMLER, FREKANSLAR VE DALGALAR



Kâinat, titreşim ve dalgaların ahenginden müteşekkildir. Her şey, kendi frekans ve titreşiminden oluşan birer enerjiden ibarettir. Titreşimler vasıtasıyla en hayret verici şeyleri bile başarmamız mümkündür. Titreşimler, günlük hayatımızın bir parçasıdır. Hepimiz neşeli ve tasasız, karamsarlık ve uyuşukluk arasındaki farkı biliriz. Medyumlar kendi titreşimlerini o kadar arttırırlar ki çıplak ellerini insanların mideleri sokabilirler. Yüksek titreşim, daha düşük yoğunluk ve geçirgenlik demektir. Medyumlar (ruhsal cerrahlar) enerjiyi kullanarak çalışırlar; hastalıkların teşhisi ve tedavisinde enerjiyi ve titreşimleri kullanırlar. DNA, titreşim ve enerjidir. DNA, ışığı emer ve yayar. Aura, elektrostatik bir alandır. Auralarımız ve yeryüzünün manyetik alanı birbiriyle iç içedir. Michael Tsarion[1] 'un belirttiği gibi, havadan ve yıldızlardan etkilendiğimiz kadar zihinsel ve duygusal durumumuz da gezegenimizi etkiler. Bu çift yönlü bir alışveriştir. 3. BEYİN Beyin, çok yönlü bir kontrol merkezidir: Tüm vücut işlevlerini yönetir ve aralarında işbirliği sağlar. Bütün zihinsel durumlar, düşünceler, duygular, fiziksek duyular ve hareketler ayrı frekanslara sahiptir. Bunlar EEG testleri ve MRI taramaları ile görüntülenebilen elektromanyetik işaretlerdir. (EEG: Electro Encephal Graphy Elektro Beyin Grafisi, MRI: Magnetic Resonance Imaging Manyetik Rezonans (yankılanma) Görüntüleme) Beş duyu organımızla algıladığımız her şey, belirli bir beyin faaliyeti meydana getirir. Tüm hastalıklar kendi dalga şekillerine sahiptir. Her kelime ve düşünce beynimizde kendi frekans dalgasını meydana getirir. Tüm hareketler, düşünceler, duygular ve algılamalar kendi frekans işaretlerine sahiptir. Birinin beyin faaliyetleri, bilgisayar ekranına çıkarılabileceği gibi, bunlar TAM AKSİ YÖNDE DE GÖNDERİLEBİLİR. Bir bilgisayar herhangi bir beyin faaliyetini çözümleyebilir ve bunu aynı yoldan GERİ İLETEBİLİR. Geçmişte, bu verilere ulaşmak için insanların kafalarına elektrotlar yerleştirilirdi ama günümüzde her şeyi kablosuz olarak yapmak mümkündür. Beyinlerimizin uzaktan idare edilebilmesi, uçsuz bucaksız bir çalışma alanıdır. Her beyin kendine özgüdür. Beyin taraması, beyin tanımlaması, uydudan takip, gözetleme ve süperbilgisayarlar bir araya getirilerek insan davranışları, tüm yönleriyle, uzaktan idare edilebilir. Beyne ait parmak izlerimiz, bilindik nesnelerin tanınmasıyla alakalı beyin bölümünde bulunur. Beyne ait bu parmak izlerinin tespiti %100 isabete sahiptir. Mesela birinin suç mahallinde olup olmadığını belirlemek bununla mümkündür. Bununla birlikte bir kişinin beynine gerçek olmayan hatıralar yerleştirmek de mümkündür. Beyin-Bilgisayar Bağlantısı yapılarak (BCI[2] ) bilim adamları bir joystick (oyun çubuğu) ile insan ve hayvanları idare etmeyi başarmıştır. Ayrıca bilim adamları bir kedinin gözünden tanımlanabilen bir görüntüyü bilgisayar ekranına yansıtmayı başarmıştır. Yani, gözlerinizle gördüklerinizi bilgisayar ekranına yansıtmanız mümkündür. Bu işlem, talamusdaki, gözle görülenlerin yönetildiği ve yorumlandığı LGNleri (Lateral Geniculate Nucleus) bölgesini hafifçe uyarılmasıyla gerçekleştirilir. Bunun yanında retina nakli ve kör birine tekrar görme yeteneği verebilen nakiller yapılmaktadır. Yapay (takma) organlara sahip insanlar, beyinlerine yerleştirilen BrainGate[3] çipleri sayesinde robot kolları ve bacakları hareket ettirebilmektedir. Sibernetik[4] nöroteknolojik, iki beyin yarıküresi arasında bağlantı ve bilgi akışı, telekayıt (uzaktan kayıt), telestimülasyon (uzaktan uyarım), elektronik beyin haritası, telemetri (uzaktan ölçüm), nörogörüntüleme, kablosuz beyin uyarımları bu uygulama sonrası gerçekleştirilebilmektedir. Bir tuz tanesi büyüklüğündeki mikroçip, insan beynine yerleştirilebilir ve bu, o kişiyi uzaktan yönetmek için yeterlidir. Ancak mikrodalgaları ve sayısal dalgaları bir insanın beynine iletmek o kişinin beyninde mikroçip olmasa bile mümkündür. Bir insanın kolundaki VeriChip[5] çıkarılabilir fakat beyindeki bu çok ufak boyuttaki çipten kurtulmak mümkün değildir.





4. MOLEKÜLER, NANO VE SÜPERBİLGİSAYARLAR



Bilgisayarlar aşırı küçük boyutlarda üretilmeye başlamıştır. Bir tuz tanesi kadar küçük ve sıradan bir kişisel bilgisayarın 100 katı hızda çalışabilen moleküler bilgisayarlar şu anda mevcuttur. Sınırsız saklama kapasitesine sahip ucuz bir süperbilgisayar, bilgiyi insan düşüncesinin 4 milyon katı hızla işleyebilmektedir. Walmart[6] 'ın veritabanı şu anki internetin iki katı bilgiye sahiptir. Gelecek yıllarda, yaptığımız her şey gözlemlenip kaydedilebilecektir. Gelişmiş bilgisayar programları tüm bilgileri inceleyip sınıflandırabilecektir. Satın aldığımız eşyalar RFID (Radyo Frekans Kimliği) çiplerine sahip olacak ve böylelikle takip edilebileceklerdir. Bindiğimiz arabalar kara kutu aktarıcılarına sahiptir. Kullandığımız cep telefonları GPS (Global Positioning System – Küresel Yön Bildirim Sistemi) üzerinden izlenebilmektedir. 5. OTOMATİK SİLAH SİSTEMLERİ Silah teknolojisi beş duyu organımızla ve beyin gücümüzle algılayabileceğimizin ötesinde gelişmiş durumdadır. İnsansız uçaklar, hissedebilen, düşünebilen ve öldürebilen karınca büyüklüğünde robotlar çevremizde görülmeye başlayacaktır ve bütün bunlar bir insanın üstesinden gelebilmesi için fazla karmaşıktır. Otomatik bilgi sistemleri, saldırma kararında, hedeflerin süratle takibi ve tanımlamasında, cephanelerin seçimi, dağıtımı ve sonuçların rapor edilmesinde yardımcı rol oynayacaktır. Robot sistemleri araştıracak, tanıyacak, değerlendirecek, iz sürecek, çatışmaya girecek ve öldürecektir. Gelişmiş radar sistemleri yer ve kimlik belirleyecek; ardından yok edecektir. (Burada kullanılan teknik Çok-yönlü Birleştirme'dir: Ayrıntılı bilgiler ve yapılan hareketler arasında sürekli etkileşim sağlar. Kullanıldığı alanlar: Denizaltıların tanımlama yöntemleri, hedef kimliği belirleme, iz sürme ve yok etme, balistik füzeler ve bombardıman uçakları, ani otomatik tepkiler, yapay zekâ) Tüm bunlar bir bilgisayarın gerçekleştirmesi için fazlaca karışık işlemlerdir.



GÖZETLEME



Birçoğumuz 120 stratejik noktaya yerleştirilmiş, yerimizi belirleyebilen SatNav[7] ve GPS'yi duymuşuzdur. Cep telefonlarımız ve arabalarımız sürekli olarak takip edilmektedir. Çeçen lider General Dudayev aslında yanına cep telefonunu aldığı için öldü. Telefonunun yeri bulundu ve izi sürüldü. Ardından radyasyonu yükseltildi ya da ölümcül bir seviyeye getirildi[8] . Tüm telefon konuşmalarımız, faks ve e-maillerimiz Echelon[9] 'un, simge, ses ve kelime tanıma özelliğine sahip elektronik tele-kulak teknolojisiyle takip edilmektedir. Bilgisayar, anahtar kelimeleri ve cümleleri araştırır ve bir şifreleme yazılımı kullanır. Çoğumuz telesekreterle veya sözcük tanıyan yazı sistemleriyle karşılaşmışızdır. Hepimiz parmak izi gibi ayırt edici özelliğe sahip ses izlerimiz vardır. İleride, nüfus cüzdanları hiç şüphesiz RF Kimliği (RFID) çipleri taşıyacaktır. Yani eğer bu zorunlu hale getirilirse araba kullanmasak ya da cep telefonu taşımasak da yerimizin tespiti yapılabilecektir. Giysilere RF Kimliği koymak da yaygınlaşmıştır. Böylelikle izlenmenizi sağlayan bir cekete para ödemiş oluyorsunuz. X ışınları, CCTV (Kapalı Devre Kamera Sistemleri), parmak izi, avuç içi izi, el yazısı ve göz irisi kelimelerini hepimiz duymuşuzdur. Diğer biyo-ölçüm tanımlama sistemleri; yüzü, retina tabakasını veya bir insanın yürüyüşünü, yüz ifadelerinin özelliklerini ruh halinizi belirlemede kullanır. Bunun bir sonraki aşaması akıl okuyan bilgisayarlardır.



KİTLELERİN İDARESİ



Göz yaşartıcı gaz, elektroşok silahları ve Taser[10] 'ler en bilindik kalabalıkları kontrol yöntemleridir. Ancak kinetik enerji silahları, elektroşok, ses silahları, isyan kontrol araçları gibi diğer teknolojiler pek bilinmez. Tüm bunlar, bundan kısa bir süre önce kullanılabilir hale gelmiştir. Tüm kalabalığı uyutarak, uyuşturarak etkisiz hale getirmek artık mümkündür. Beyindeki oksijen oranını düşürerek kişinin yorgunluk ve bitkinlik gibi belirli hisleri hissetmesi sağlanabilir. Ya da herkesi uyutabilirsiniz. Bunun yanında, kalabalıktaki bir kişiyi seçebilir ve akustik işaretleyicilerle hedef seçebilirsiniz. Bu tür uyuşturucu etkilere sahip ilaçlara genel olarak "öldürücü olmayan silahlar" denir. Ancak, pek tabii ki, seviyeleri yükseltildiğinde öldürücü olabilirler. Elektromanyetik enerji ile bir kişiyi uzaktan telkin altına alabilir, sakatlayabilir ya da öldürebilirsiniz. Birçok davada, kişinin birden düşüp ölmesine bir açıklama getirilemediği için yasal süreç askıya alınmış ve dava kapatılmıştır.



ZİHİN KONTROLÜ



İnsan toplulukları ölçeğinde zihin kontrolü teknolojisi şu anda kesinlikle mevcuttur. Akıl okuma makineleri, uydular ve süperbilgisayarlar, bir insanın beynine herhangi bir zihinsel, duygusal ve fiziksel durumunu telkin etmek için mikrodalga ve sayısal dalgalar gönderebilir. Paranoid şizofreni hastaları güçlü sanrıların (halüsinasyon) ne demek olduğunu çok iyi bilirler ve bu insanların çoğu gizli polis servislerinden şüphelenirler. Telepati, psikotronikler ve şizofreni arasındaki farkı anlatmak oldukça güçtür. Beyin, tüm vücuda hükmeder. Meditasyon ustaları kendi kalp atışlarını durdurabilir; nefes alışverişlerini kontrol edebilirler. Elektronik zihin kontrolü ile bir kişiyi mutlu, üzgün, yorgun, uyanık, intihara meyilli, yürüyen bir ölü, ölümcül hasta, etkisiz, nefret dolu yapabilirsiniz. Bu listeye her türlü zihinsel ve duygusal durumu ekleyerek uzatabilirsiniz. Belirli bir hareketin frekans dalgasını yönlendirerek bir kişiyi dışarıdan yönetebilirsiniz. Bu şekilde düşünce, fikir, hipnotik tetiklemeler ve beyin programlamalarını insan aklına sokmanız mümkündür. Timothy McVeigh[11] 'in uzaktan idare edildiği ve suikaste programlandığı iddia edilir. Buttons ve Svoboda isimli pilotların kullandığı uçağın 1997'de bir dağa çakılması ya da Kaptan Hess'in birden oturup kendini 26 defa bıçaklaması da diğer gizemli vakalar arasındadır. Frekans silahları 6.6 hz ile depresyona yol açabilir. 7.83 Hz (Schumann Rezonansı[12] , yeryüzünün doğal titreşimi) kendini iyi hissettirir. 10.80 Hz panik hali oluşturur. 16-25 Hz'lik ölümcül ELF ise hayata kasteder. (ELF: Fazladan Düşük Frekans, ULF: Aşırı Düşük Frekans). Titreşimi hafifletilmiş mikrodalgalar doğal beyin frekanslarını taklit eder. Mesela frekans dalga boylarına maruz bırakarak uyuşturucu kullanmayan bir kişiye ketamin[13] kullanmış etkisi verilebilir. İbadet eden kişilerin beyinlerinin 'ilahi' bölümünün salgıladığı kendini iyi hissetme kimyasalları salgılatılarak bir keyif hali yaşadıkları kanıtlanmıştır. Bir insanı bu frekans dalga boyuna maruz bırakırsanız o kişide yapay bir dindarlık ve derin bir mutluluk hissi uyandırabilirsiniz. Ayrıca hükmedilen rüyalar, görüntüler ve kısa süreli hafıza silmeyle bir kişiye UFO deneyimi yaşamış biri gibi yapabilirsiniz. İçten geçen düşüncelerin oluşumları gözlemlenebilir ve çözümlenebilir. Düşünceler ve fikirler aklınıza sokulabilir. Artık ne düşünüp hissedeceğimize kendimiz karar veremeyebiliriz. Bu işlemler oldukça karışıktır. Sadist birileri akılları kontrol etmek için bilgisayarın başına geçebilir ve bilgisayarlarıyla her şeyi belirli bir yöne yönlendirebilir. Bilgisayar düşüncelerinizi size geri iletebilir ve tekrar tekrar düşünmenizi sağlayabilirler. Hatta bu anlamsız bir tekrarlamaya dönüşebilir. Ultrasonların iletilmesiyle bir kişiyi, sesler çılgına çevirene kadar bunu tekrarlayabilirsiniz. Bununla bitkinliğe, uykuya veya bir uyanıkla sebep olunabilir. Duyulan yüksek frekanslarla hırsızlığın azaltılabildiği bilinmektedir. Voodoo rahipleri, psikokinezi[14] (telekinezi) veya uzaktan telkin yapalar, insanların ve nesnelerin enerji yardımıyla etkilenebileceğinin farkında olan kişilerdir. Ama bilgisayar, beyinden daha kuvvetlidir. Daha güçlü etkiler oluşturabilir. Bu etkilerden birkaçı tecrübeleri tekrar oluşturmak ve imrendirmek, algılarla oynamak, işitilmeyen bilinçaltı etkileri, telkin ve hipnotize etmek olarak sıralanabilir.



BİYOLOJİK SAVAŞ VE KANSERİN ÇARESİ



Sayısal dalgalar teknolojisiyle fiziksel belirtilerin kablosuz iletilebilmesi olanağı daha da ileri gitmektedir. Bir hastalığın elektromanyetik belirtilerini (semptomlarını) çevreye yayabilir; kansere, lösemiye, Alzheimer'a, zehirli etkilere, gribe, deniz tutmasına, nükleer radyasyon belirtilerine, kimyasal zehirlenmelere ve bakteri enfeksiyonlarına sebep olabilirsiniz. Dilerseniz bağışıklık sistemini (immüne sistem) etkisiz hale getirebilirsiniz. Hatalıkların bu anlık iletimleri Vlail Kaznavheyev tarafından kanıtlanmıştır. Sayısal dalga teknolojisi, topluca ve kapsamlı alanlara hastalığın yayılabildiği devasa miktara sahip biyolojik silahlarda bulunmamaktadır. Antonie Priore'nin de belirttiği gibi olumlu yönde de kullanılabilmektedir. Fareler üzerinde kanser araştırmaları yapan Priore, geliştirilmiş elektromanyetik tedavinin HER hastalıkta tedavi edici olabileceği sonucuna varmıştır.



SAYISAL (SKALAR) DALGALAR



Sayısal elektromanyetikler ve silahlar üzerindeki bilgilerimin çoğu Tom Bearden'in araştırmalarıdır. Bunlar, basmakalıp olmayan bilimsel ders kitaplardan alınmıştır. Elimden geldiğince aktarmaya çalışacağım. Nikola Tesla çekim ve hertz teorilerini kişisel sınırlamalarından dolayı eleştirmektedir. Sayısal dalga teorisinin genel kavramları bu iki teori tarafından göz ardı edilmiştir. Bu durum iki teorinin de hatalı olduğunu göstermektedir. Bu konu üzerindeki ders kitapları hatalıdır; birçok bilim adamı bunu anlamamaktadır. Sayısal dalgalar uzay vakumunda (boşluğunda) bulunurlar. Zaman bölgesi, dördüncü boyut ya da uzay-zaman olarak da bilinir. Işık hızından hızlı hareket ederler. Çevreleyen vakum her yerdedir. Kâinat, hiperuzayın çevresindeki ince zar tabakasıdır. Sayısal dalgalar, normal uzayda dolanabilir, hiperuzayda iletilebilen büyük miktarda bir enerji meydana getirebilir. Sayısal dalgalar, dalga ve karşıt-dalgadan, eşit ve karşıtlardan, çekim enerjisine dönüştürülebilen boylamsal (uzunlamasına) ses dalgaları oluşmasından meydana gelmesine karşılık elektromanyetik (EM) enerji dalgaları çaprazlamadır. Sayısal tip zaman, bahsedilen aynı etken (ışık hızının karesi) tarafından sıkıştırılmıştır (bastırılmıştır). Sayısal elektromanyetikler, elektromanyetiğin çekim gücünün dâhil edildiği genişletilmiş şeklidir. Geleneksel eşitlik şöyledir: e=mc2 enerji, kütlenin, ışığın santimetre karedeki hızıyla çarpılmasına her durumda eşittir. Sayısal (dalgalarda) eşitlik şu şekildedir: e =∆tc2 ışık hızının karesiyle zamandaki değişimin çarpımına eşittir. Işık hızı saniyede 299,793 km yol alır (~300.000 km/saniye). Her şey enerjidir. Sayısal rezonans (yankılanma) ve elektromanyetik alan enerjisi ve çekim alanı enerjisi arasındaki değiş tokuş, günümüzdeki fizikle anlaşılması mümkün olmayan bir şeydir. Elektrostatik olasılık (potansiyel): Yerel partikül ve bunun sürekli akıma sahip elektriksel yükleme mahiyetindeki çekimsel yükleme arasında farklı akış yoğunlukları gösteren yüklü partiküller, elektromanyetikler ve elektroçekimler. Altuzay /hiperuzay (dış uzay) zaman (değişimi) olmadan her yere seyahat edebilmeniz anlamına gelir. Vakumda (boşlukta) enerji, güç sahası (alanı) olmaksızın tamamen saklı bir biçimde uzak mesafelere iletilebilir. Kablosuz enerji iletimi, hiçbir kayıp olmaksızın, bir lazer gibi, %2 güç kaybıyla inanılmaz hızlarda bir noktaya doğru ateşlenebilir. İyonosfer, güneşten gelen radyasyonlarla iyonize olmuş atmosfer tabakasıdır. Işık, aşırı yüksek frekanstaki elektromanyetik radyasyondur.





BEDAVA ENERJİ



Çok büyük miktarda enerji vakum (boşluk) bölgesinden, sıfır noktasındaki enerjiden çekilebilir. Güç tıpaları, gizli dalga boyu rezonanslarını (tınlaşım) kullanarak, dünyasal enerji, yerküreye ait dalgalar ya da kozmik ışınlar bir yere toplamak için kullanılabilir. MEG birimleri denilen bedava enerji makineleri üretilebilir. (MEG: motionless electromagnetic generator, hareketsiz elektromanyetik üreteçler-jeneratörler) Doğrusal olmayan optikler tüm dalgalara uygulanır. Yerkürenin eriyik özü manto tabakasından farklı yönde döner. Bu manyetik bir üreteç (jeneratör) meydana getirir. Sonsuz yerküre enerjisi mevcuttur ve yararlanabilir hale getirilebilir. Çevremizde birçok temiz ve kirlilik oluşturmayan enerji kaynakları vardır. Bu enerji kaynakları yeryüzünün manyetik alanından elde edilebilir ve hiçbir kayıp olmadan derhal nakledilebilir.





MAGLEV[15] VE SES



Ses dalgaları ve titreşimli lazer, ağır nesneleri kaldırmada kullanılabilir: zangay'daki hava mukavemeti dışındaki hiçbir sürtünme etkeninden etkilenmeyen elektromanyetik gücü kullanan Maglev trenlerinde olduğu gibi… Bazı insanlar Mısır Piramitlerinin de bu yöntemle inşa edildiklerini savunurlar. Hatta bazıları da Atlantis medeniyetinin titreşimleri kullanabileceklerinin oldukça farkında olduklarına inanırlar.



SAYISAL SİLAHLAR



Geleneksel (konvansiyonel) yönlendirilmiş silahlar olarak lazer, RF yönlendirici aletler, atom ve molekül parçalanmasına neden olabilen ışımalı silahlar (ölüm ışınları) gösterilebilir. Ama sayısal silahlar teknolojisi bunların ötesine geçmiştir. Sayısal enerjiyi belirli bir merkeze odaklamak, mercek kullanarak güneş ışığından ateş elde etmeye benzer. Nanosaniyeler içinde yoğunlaştırılmış enerjinin bir noktaya odaklanabilmektedir. İki sayısal ışının bir araya gelmesi, iyonosferi bir devre olarak kullanma yoluyla sayısal bir interferometri[16] oluşturur (faz birleşimi belirli bir noktaya bağlıdır.) Sayısal silahlar, bir ucu atmosfere açılan vakum odalarından ve silahın ucundaki bir hermetik contadan oluşur. Bu silah bir Tesla topunu çok uzaklara, hiçbir kesintiye uğramayan bir seyahatle gönderebilir. Yaklaşık 90 derecelik bir alana ateş açabilir. Sayısal Silahlar hem savunma hem de saldırı için kullanılabilir. Isıveren, ısı düşüren veya bir metal zırhı, bir tankı ya da bir binayı parçalayabilen soğuk patlamalara sebep olabilen itici endotermik[17] bir güçle ateş edebilmektedir. Sayısal silahlar, havada beklenmedik değişmelere, deprem ya da volkanik bir hareket başlatmaya, okyanusun ısıtılması veya soğutulmasına, yapay El Nino'lar oluşturmaya, kuraklıklara, orman yangınlarına veya sellere sebep olabilecek güçtedir. Sayısal silahlar, yaşayan her şeyi çürümeden, düşüp öldürmeye yetecek güçtedir. Manyetik bozulmalarında, hatta elektrik kutuplarının değiştirilmesinde kullanılır. Nikola Tesla[18] , dünyayı bu güçle ikiye yarabileceğini iddia etmiştir. Sayısal silahlar hava durumlarını düzenlemede ya da iklim değişikliklerinde kullanılabilir.





UÇAKLARIN VE FÜZELERİN İŞLERLİĞİNİ ENGELLEME, ATOM BOMBASINI ETKİSİZ HALE GETİRME



Sayısal silahlar bilgisayarlarda ufak arızalara sebep olabilir; elektronik parçaları ve elektrik devrelerini eritebilir. Hatta metali dahi eritebilir. Elektronik aletlerin bozulması uçakların ya da nükleer başlıkların sabote edilebilmesine izin verirken bu teknolojiyle bunların çarpışması veya patlatılması sağlanabilir. Tesla topuna deyen her füze eriyecektir. Sayısal Silahlar frekansları bozar, radardan kaçmayı sağlar, güç kaynaklarının erimesine ya da iş görmez hale gelmesine neden olur. Bunlar insanları, korunaklı odalarda ya da yeraltı sığınaklarında olsalar bile sersemletebilir, engelleyebilir, aciz durumlara düşürebilir. Ayrıca hipnoz gibi akıl tutulmalarına, hareketlerin kontrol edilmesine ya da bilinç kaybına olanak tanır. Yeni nesil sayısal silahlar, kuantum potansiyeline sahiptir ve çok bağlantılı uzayzaman[19] kullanır. Rusların 3. nesil seviyelerine çıkmak için sayısal silahlara çokça para harcamalarına rağmen Haarp[20] 'ın yapabildikleri 1. nesil olarak kabul edilir. Ruslar, doğrusal olmayan (non-linear) matematik, mühendislik ve bilimde öncüdürler



BİR SİLAH OLARAK TESLA TOPU



Tesla kalkanı, boşlukları alınmış 2 sayısal (skalar) yarımküreden ve plazmadan oluşur. 3 eşmerkezli Tesla kalkanları, kimyasalları, biyolojik ve nükleer silahları etkisiz hale getirebilir. Gama radyasyon, dış kabuğa çarpar. Burada emilir, dağıtılır ve daha düşük bir ısıda geri ışıtılır. Bu işlem, gama ışınlarından kızılötesine, ondan da radyo frekansına olmak üzere her kalkan için tekrar edilir.



SAYISAL SİLAHLARIN TARİHİ



Bu bilgilerin bazıları inanılabilir gibi gözükmeyebilir. Yorumlar bölümünde bir noktayı sorgulandığı için kaldırdım. Sayısal silahlar Nikola Tesla'nın araştırmalarına dayanmaktadır. 1960'da General Krushnev, tüm dünyayı yok edebilecek bir silahtan bahsetti. Moskova'daki ABD büyükelçiliği mikrodalga ışınlarına maruz bırakıldı ve 2 Amerikalı Büyükelçilik temsilcisi kanserden öldü; diğerleri ise hastalandılar. 1963'de ABD senatörü Tresher ortadan kaldırıldı ve Porto Riko yakınlarında bir deniz altı patlaması meydana geldi. Sovyetler sayısal silah teknolojilerine oldukça yüklü yatırımlar yaptılar; iddia edildiğine göre atom bombasının bulunmasıyla sona eren Manhattan Projesi'nin yedi katı. Alevtopları birçok yerden gözlemlenmişti. "Ağaçkakan şebekesi" olarak bilinen alan 1976'dan beri ABD'nin üzerinde yer almaktadır. Amerikan mekikleri, füzeleri ve uçakları yere indirildi. Sayısal kubbeler, ABD radar haritalarında görüntülendi. Vladimir Jirinovsky[21] elipton[22] silahlardan söz etti. 1986'daki Challenger faciası süresince havada yüksek frekansların belirlendiği iddia edildi. Hava mühendisliği sayesinde metallerin yumuşatıldığı iddia edildi. ABD üzerinde doğal olmayan bulut şekilleri görüldü ve bazı kasırgalar 180 derecelik dönüşler ya da 360 derecelik döngüler yaptı. Ocak 1995'de, Rusların füze sinyallerini aldığında dünyanın yok olmasına iki dakika vardı. Bu hikâyeyi doğrulamak çok zordur ama iddia edildiğine göre insanın müdahale edebildiği 8 dakikadan sonra 10 dakikalık bir boşluk vardı. Bilgisayarlar yönetilen silahların sorunu işte budur. Aslında ortada füze yoktu.



ÖZET



Her yönüyle insan davranışları, mikrodalga veya sayısal dalgaların kullanıldığı zihin kontrolü ile izlenebilir ve kontrol edilebilir. Takip, etrafımızı sarmıştır. Her şey enerji ve titreşimden ibarettir. Bilgisayarlar şu anda moleküler ya da nano seviyededir. Her an daha da küçük üretilmektedirler. Bilgisayar kontrollü silah sistemleri git gide daha da güçlü hale gelmektedir. Kalabalıkların kontrolü ve biyolojik savaş, hastalıkların büyük kitlelere, geniş insan kalabalıklarına yayılabileceği, insan topluluklarının uyutulabildiği, yeryüzündeki tüm yaşamın bir anda bitirilebileceği bir seviyeye gelmiştir. Sayısal Kalkanlar kimyasalları, biyolojik veya nükleer silahları etkisiz hale getirebilir. Kanserin çaresi vardır ve kontrol altına alınabilen temiz ve tükenmeyen enerji kaynağı mevcuttur.
 
Cevap: Nikola Tesla



TESLA KİMDİ ?

Bugün her hangi bir elektrik mühendisligi ögrencisine Tesla hakkında bir şey sorarsanız, sanırız boş bakışlarla sizebakacaktır. Ya da karşı soruyla karşılaşırsınız, Tesla kimdi ?;Kabahat kimin? Egitimçilerimizin Altarnatif akım çagımızın kurucusunu tamamen unutmuş olmaları mantıksız görünmektedir.



NİKOLA TESLA ,şimdiki Yugoslavyada,Smiljana köyünde,9 Temmuz 1856` da dogdu. Bir hiçken bilim dünyasının en üst noktasına yükseldi. 32yaşında önemli keşifleri ile milyoner oldu, daha sonra karanlığa kaybolup beş parasız öldü.



Babası papazdı. Hiçbir zaman okuyup yazamamasınına rağmen, annesi halk arasında pratik ev aletleri mucidi olarak bilinirdi. Ona göre Tesla, yaratıcı dahi olmaya adaydı.Papaz olmasına için babasının zorlamasına karşı çıkarak ,genç Tesla mühendislik mesleğinde ısraretti. Annesi de onu destekledi ,Fizik ve Matematikte bilğisini arttırırken Graz`daki Politeknik okuluna girdi ve Prag Üniversitesinde eğitimine devam etti. Yabancı teknik eserleri okuyabilmek için,orada yabancı dil kursuna devam etti. Anadili olan Sırpça ve ailece bildikleri Almancaya ek olarak İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı da öğrendi.



Pragdaki tahsilini 1880 `de bitirdikten sonra, Budapeşte de lisans üstü yaparken ,profesörüyle alternatif akımın özelliklerini tartıştı. Sonra Paris telefon şirketinde çalımaya başladı. Burada doğru akım motorları ve dinamolar konusunda geniş ve önemli tecrübeler edindi. Oradayken çalıştırdığı döner makinaları korumak için regüle edici kontrol cihazları icat etti.



ELEKTİRİK ENDÜSTRİSİ SINIRLIYDI



O ilk günlerde genellikle doğru akım, sıtmaya, ışık vermeye, güçsaglamaya ve iletmeye en uygun , elektrik akımı olarak bilinirdi.Fakat DA direnç kayıpları büyüktüki, her mil kare için bir güç santıraline gerek vardı. İlk akkor ampuller ( 110 VOLTA `TA ), güç santrallarına yakın olsalar bile parlak yanmıyorlar ve bir milden daha az uzalıktakiler ise kaybolan güce bağlı olarak sönük yanıyorlardı.



1884 de genç Tesla, kafasında fikirlerle dolu ve cebinde 4 sentle New York da gemiden ayrıldı. Tecrübesi ,onu doğru akım motorları ve dinamolardaki komütatörün sonsuz sorunlar yaratan gereksiz bir karışıklık olduğuna inandırmıştı.`DA ÜRETECİNİN `bir komülatörle dış devrede tamamen aynı yöne akan dalga dizileri şeklinde alternatif akım oluşturdugunu gördü. O zaman, motorda dönme hareketini sağlayacak DA elde etmek için, elektrik motorunun endüvi si, motora alternatif ( AA ) beslemek için döndüğü anda manyetik kutupların yönlerini değiştiren, döner komülatörlere sahipti.



İLHAM



Teslaya göre doğru akım saçmalığın daniskasıydı. Hem jeneratör ( üreteç ) hem de motordaki komütatörü ortadan kaldırmak ve AA’yı tüm sistemde kullanmak akla uygun gelmekteydi. Fakat hiç kimse alternatif akımda çalışan bir motoru oluşturmamıştı, ve tesla bu sorunu çok düşdü. 1882 şubat’ın da, Budapeşte’nin bir parkında Szigetti adında bir sınıf arkadışyla gezinirken aniden haykırdı. !Buldum ! şimdi değiştirime dikkat et! O anda tüm elektrik endüstirisinde devrim yapacak olan, dönen manyetik alanı bulmuştu. Dönen elemana bağlantı geregi olmayacaktı. Komülatör yoktu artık.



Sonradan tüm alternatif akım elektrik sistemini tasrladı. Alternatörler, elektrik enerjisinin ekonomik iletimi ve dagıtımı için AA motorları ... dünyanın her tarafında harcanıp giden su gücünün bollugundan esinlenip, gerekli olan heryere enerjiyi dagıtabilen hidroelektrik santrallarıyla bu büyük gücün elde edilmesi tasarladı.Budapeşte de ‘ Bir gün Niyagara Çağlayanı nı, elektrik elde etmek için kullanacagım’ diyerek dinleyenleri şaşırtı.



EDİSON TARAFINDAN CESARETİ KIRILDI



Tesla ‘nın aradığı ve şans kolayca eline geçmedi. O zamanlar New York’da,Pearl caddesindeki ilk labaratuarında akkor lambası için Pazar aramakla meşgul olan Edıson’a rastladığı zaman Tesla, gençlik heycanıyla, kendisin bulduğu alternatif akım sisteminin açıklamasını yaptı. Bu düşünceyi derhal ve tamamen kestrip atan o büyük adam, ‘‘sen teori üzerinde vaktini harcıyorsun’’ dedi.



Bir yıl boyunca, uzun boylu , zayıf Yugoslav , bu yabancı ülkede açlıktan korunmak için mücadele etti. Gün geldi, çukur kazarak geçimini sağladı. Fakat birlikte çalışyığı çukur kazıcı, Western Unıon’un ustası’yemek saatlerinde Tesla’nın ilgilendiği yeni elektrik sistemlerinin hayali tariflerini dinleyerek, bu konu üzerinde bir plan yaptı. Tesla’yı A. K. Brown adlı firmanın sahibiyle tanıştırdı. Tesla nın parlak planlarıyla büyülenerek , Brown ve bir ortağı büyük bir atılım yapmaya karar verdiler. Ortaya belirli bir miktarda para koydular ve bu parayla tesla ( şimdiki batı Brodway ) güney beşinci cadde 33-35 No’da bir deney labaratuarı kurdu. Orada Tesla jenaratör, transformatörler,transmisyon( iletim ) hattı,motorlar ve ışıklar gibi tasarladığı sistemlerin tümünün planlarını hazırladı bunlardan usanmadan çalıştı, her detay için planlar silinmez biçimde zihnine kazınmıştı. Hatta iki ve üç fazlı sistemleri de tasarladı.



Cornell Üniversitesinden Profesör W.A. Anthony yeni AA sistemini sınadı ve de Tesla’nın senkron motorunu en iyi DA motoruna eşit yeterlilikte olduğunu açıkladı.



ALTERNATİF AKIM ORTAYA ÇIKIYOR



O zaman Tesla bütün kısımlara sahip bir tek patent altında sistemini tescil ettirmek istedi. Patent bürosu her önemli fikir için ayrı bir dilekçeyle başvurulmasında ısrar etti. Tesla 1887’nin kasım ve aralığında dilekçesini verdi, ve daha sonraki altı ayda yedi tane ABD patentlerini aldı. 1888 Nisanın da çok fazlı de içeren dört ayrı patent için baş vurdu. Bunlar da hızla, bekletilmeden verildi. Yılın sonuna kadar 18 patent daha aldı. Bunları, çeşitli Europa patentleri izledi bu kadar hızla dağıtılan bu patent çığının, eşi görülmemişti. Fakat fikirler ilginçti. O kadar ki, bir gelişme ve tahmin yoktu. Bu yüzden patentler tek bir tartışma bile yaplmadan verildi.



Bu sırada Tesla, New York da AIEE (şimdiki IEEE ) nin bir toplantısında çok gösterişli bir konferans verip, tek ve çok fazlı AA sistemlerinin gösterisini yaptı. Dünya mühendisleri, muazzam geliş menin kapısını açarak, telle yapılan elektirik enerjisi iletimindeki sınırlamaların sınırlamaların giderilmiş oldunu gördüler.



Fakat, kim bu tümüyle daha iyi olan, sistemi uygulayacaktı? Dogal olarak, kurulan Edison-General Electric kuruluşu degil, Aksi halde kendi tüm yatırımlarının eskimiş olduğunu kabul edeceklerdi.



İşte tan o sıra da George Weslinghouse, Tesla nın labaratuarına gitti ve Tesla ile tanıştı. Tanıştıkları sırada Tesla 32, Westinghouse 42 yaşındaydı. Her ikiside yetenekliydi, başarılı birer mühenndis ve elektriğin hayranı idi. Westinghouse, Teslanın açıklamasını dinledi, gösterisini izledi ve hemen karar verdi.



Westinghouse ‘’ alternatif akım patentlerin için bir milyon dolar nakit ve ayrıca satış payı vereceğim ‘’ diyerek teklifini yaptı.



Tesla heycanla’’satış payını beygir gücü başına bir dolar yap, anlaştık ‘’diye cevap verdi.



İki adam bu kadar kolayca, tarihi anlaşmayı yapıp el sıkıştılar.



Tesla amacına erişmişti. Fakat fikirlerine inanıp kendisine destek veren insanları unutacak biri değildi, ve derhal labaratuarına paraca destek veren Brown ve ortagına bir milyon dolarlık çekini gönderdi. Daha sonra Weshinghouse’ın ardındakiler, onu, Tesla’yla yaptığı anlaşmanın beygir gücü başına bir dolarlık kısmından vazgeçirmeye çalıştılar buna rağmen ilişkileri hızla gelişti. Fakat Tesla’nın ömrünün geri kalan kısmında geçimini ve araştırmalarını destekleyecek olan satış payından feragat etti.



Ülke çapındaki Westinghouse yaptırımlarının başarısı, gelişen elektrik endüstrisinde rakip durumunu korumak için General electric, Westinghouse bir lisans almak zorunda kaldı.



İyi bir ücretle tartışılan lisans, Tesla için bir şerefti. Tartışmada Tesla, açıkça alternatif akımın ümitsizligi ve denemelerin ise zaman kaybı konusundaki, Edisononun ilk sözlerini hattırladı.







HAKİKAT OLAN RÜYA



1890’da Ulusrar arası Niyagara Komisyonu elektrik üretmek için, Niyagara çaglayanının gücünü kullanmak amacıyla çalışmaya başladı. Bilgin Lord Kelvin komisyonun başkanlına atandı ve o derhal DA sisteminin en iyi olacagını açıkladı. Fakat, eğer güç 26 mil ilerdeki Buffalo’ya iletildiği taktirde, AA’nın gerekli oldugunu sonuçta kabul etti.Böylece,sonuçta Tesla’nın sistemini kullanmaya ve büyük türbünlerle AA üretmeye karar verdiler.Teklifler 1892 de yeni kurulan cataract construction co.şirketi tarafından istenildi.



Washıngtonhouse on tane 5000 HP’lik hidroelektrik jeneratörü için ve general electric ise iletim hattı için kontrat yaptılar.Bütün sistem iletim hattı,yükseltici ve alçaltıcı transformatörlerle Tesla’nın iki faz projesine uygundu.Hareket eden parçaları azaltmak için,dıştan dönen alan ve içi sabit armatürlü büyük alternatörler planlanmıştı.



O zamana kadar bu büyüklükte hiç biri yapamadığı için bu tarihi proje heyecan yarattı.Dakikada 250 devir yapan her biri 1775 amper veren,2250 voltluk on büyük alternatör, iki fazlı 25 Hz’de 50000HP veya 37000 kw lık çıkış oluşturuyordu. Rotorların herbiri, 3 metre çapında, 4,5metre uzunlğunda (düşey jeneratörlerde 4,5metre yükseklik) ve 34 ton ağırlığındaydı. Sabit parçalar 50 ton ağırlığındaydı. Gerilim iletim için 22000 Volt’a çıkarıldı.











UZAKTAN RADYO KONTROLÜ



Sonradan telsiz denilen, radyo alanında Tesla’nın öncülüğü, Mors koduyla yapılan haberleşmeden de daha ileri gitti. 1898 New Yourk şehrinin Madison square Garden ( Madison Parkı) de telsizle uzaktan kontrola ait parlak bir gösteri düzenledi. Birinci geleneksel elektrik fuarının geliştigi yer ve genellikle Barnum-Bailey sirkinin çalıştığı büyük alanın ortasına büyük bir tank koydu ve su ile doldurdu. Bu küçük gölün üzerine,yüzmesi için, 1metre uzunluğunda anten direği olan,sac gövdeli bir tekne koydu. Teknenin içinde bir radyo alıcısı ve gemi manevralarına yapmak için batarya ile çalışan bir çeşit elektirik motoru vardı. Seyredenlerin arka tarafından,Tesla gemiye seyirçilerinin isteğine göre ileri gitme,sola veya sağa dönme, durma,geri gitme ve donanımındaki ışıkları yakıp söndürme gibiçeşitli hareketleri yaptırdı. Unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında yer aldı.Fakat bu,uzaktan radyo ile kontrol yöntemlerini kullanarak,günümüzde ayın yüzeyine insanları indireceğimizi,o gün kaç kişi düşünebilirdi ki?



MATEMATİKSEL BÜYÜCÜLÜK



Tesla’nın matematik dehası,Westinghouse ve GE’nin imalatını yaptığı alternatif akım cihazlarının, parçalarının yapımında da büyük yarar sağladı. İlk öğrencilik günlerinde



karışık sorunları kağıt ve kalemsiz akıldan çözerdi. Öğretmeni onun hile yaptığından şüphe eder,ve ona testler uyguglardı. Genç Tesla, bütün logaritma cetvellerini ezberlemişti. Şimdi ABD de kullanılan 60 Hz ‘lik frekans,Tesla’nın mantık hesaplarından çıkarılmıştı . Çünkü Tesla bunun ticari yönden en uygun olduğunu saptamıştı.Daha yüksek frekanslarda, AA motorları yetersiz olacaktı. Daha alçak frekanslarda daha çok demir kullanılacaktı . Işıklar da alçak frekanslarda titreşecekti.



Niyagara Çağlayanının ana tesisi ,ilk Westinghouse türbin jenaratörlerinin kapasitelerine uyması için, 25Hz’e göre planlanmıştı. Bunu izleyen gelişmeler ile 60Hz’e çevirme yapıldı.Günümüzde bu,Niyagara’dan elde edilenenerji 360 mil uzaktaki New York’a kadar iletilmektedir.Bir zamanlar,daha büyük uzaklıklar,Kuzey Doğu şebekesinden beslenmekteydi.Tesla New York’ageldiği zaman,yeterli enerji iletimi içinsınır 1 milden daha azdı.



YÜKSEK FREKANS ÖNCÜLÜĞÜ



Araştırmalarında yüksek gerilim ve yüksek frekansın bilinmeyen alanlarında daha çok ilgilendi.Yüksek frekans cihazlarını kullanırken,bir elini daima cebinde tutardı.Bütün laboratuar asistanlarına bu ön tedbiri almalarında ısrar ederdi,ve bu kural,bu güne kadar daima gerilim bakımından tehlikeli cihaz etrafındaki uyanık araştırıcılar tarafından da uygulanmaktadır.O zaman yararlanılmamış olmasına rağmen ,Tesla’nın yüksek frekans ve yüksek gerilim alanındaki keşifleri,modern elektroniğin yolunu açtı.Biricik yüksek frekans transformatörüyle(Tesla bobinleri)çıplak elinde tuttuğu gazlı tüpü yakacak şekilde vücudundan,zarar vermeden ve yüksek gerilimli akım geçiriyordu.O ilk günlerde Tesla,aslında neon tüpünün ve floresan tüpünün aydınlatmasını gösteriyordu.



Bazen,frekans aralığının alt ve üst kısımlarında yaptığı denemeler,Tesla’yı keşfedilmemiş bölgelere yöneltti.Mekaniksel ve fiziksel titreşimlerle çalışırken,Houston Caddesindeki yeni labaratuarının etrafındaki hakiki bir depreme neden oldu.Binanın doğal rezonans frekansına yaklaşan ,Tesla’nın mekanik osilatörü eski binayı sarsarak tehdid etti.Bir blok ötede,polis karakolundaki eşyalar *****engiz bir şekilde dans etmeye başladı.Böylece,Tesla,rezonans,vibrasyon ve ‘’doğal periyot’’a ait matamatiksel teorilerini ispatladı.



DÜNYANIN EN GÜÇLÜ VERİCİSİ



Yüksek frekans ve yüksek gerilimli elektrik iletimi konusundaki araştırmalar, Tesla’yı Colarado Springs yakınındaki bir dağın üzerine dünya’nın en güçlü vericisini kurup çalıştırmaya yönelti. 60 metrelik direğin etrafına 22.5 metre çapında hava çekirdekli transformatörü yaptı. İç kısmındaki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzakta bulunan enerjiyi kullanırken, Tesla ilk insan yapısı olan şimşeği oluşturdu. Bu direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden 30 uzunluğundaki kulakları sağır edici, şimşekler çaktı. Ufka kadar gürültüsü çıktı. 100 milyon volt degerinde gerilim kullanılıoyrdu. Yarım asırlık bir süre içerisinde giderilemeyen bir hayret yarattı.



İlk denemesinde, vericideki güç jenaratörünü yaktı. Fakat tamir ederek 26 mil uzağa, gücü telsizle iletebilinceye dek deneylerine devam etti. O uzaklıkta, toplam 10 kW’lık 200 tane akkor lamba yakmayı başardı. Daha sonra, kendi radyo patentleriyle meşhur olan Fritz Lowenstsın, Tesla’nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya şahit oldu.



1899’da AA alternatif akım patentleri için Westinghouse’den aldığı paranın sonunu harcadı. Albay John Jacob Astor, onu mali yönden kurtarmaya geldi ve Colarado Springs’deki denemeleri için ona 30000 doları sağladı. Sonra bu parada bitti ve Tesla New Yourk’a geri döndü.



New Yourk’da Century dergisinin sahibi, arkaşı Robert Underwood Johnson aracılığı ile, Colarado Springs’deki başarılarını anlatan hikayeler yazarak, Tesla geçimini sağladı. Fakat Tesla’nın yazdığı hikaye, felsefe ve’’insanlığın mekaniksel gelişimi’’ konusuma giren bir konuşma oldu. Çok yüksek edebi kalitesine rağmen, eser Colarado Springs’deki güçlü vericiden çok az söz ediyordu.



Sonunda makale ‘’insanlğın artan enerji ihtiyacı’’ başlığı altında basıldı. Basında yayınlandığı zaman heycan yarattı. Derinden etkilenen okuyuculardan biri, John Pierpont Morgan’dı. Bu kişi, doğru akım günleri başında ve daha sonraları da Niyagara Şelalesi projesinde Genaral electric firmasını paraca desteklemişti.



Morgan, göşterişli başarıları ve şahsiyeti dolayısıyla, Nikla Tesla’hayranı idi. Tesla, kısa zamanda Morganın sürekli misafiri oldu. Kusursuz giyinişli, birkaç dilde yaptıgı kültürlü konuşması ve medeni davranışlarıyla gösterişli vecentilmen Tesla, New Yourk sosyetesi gözdesi oldu. Genellikle tanınmış aileler kızları için ‘’iyi bir av’’ olarak saydılar, fakat Tesla hayatında kadınlara ve aşk hikayelerine yer bulunmadığını ısrarla tekrarladı. Çünkü onlar, onun araştırmalarına engel olacaktı.



Tarihçiler, Tesla’nın daha sonraki büyük projesini,Morgan’ın paraca desteklemesine neyin yönelttiği konusunda çelişkilere düşerler.Bazıları,onun aslında telsizle güç iletimiyle ilgili olduğuna inanırlar.Diğerleri,daha sonraki gelişmelerin ışığında,Morgan’ın ilgili olduğu elektrik endüstrisindeki yatırımlarını korumak için,Tesla’yı ve başarılarını kontrol altına almak olduğunu söylerler.Bu nedenle,Tesla’nın tekrar çaresiz kaldığını anlayarak,telsizle elektrik gücü iletimini garantilemeye razı olur.



1904’de Tesla ‘’Elektrik dünyası ve Mühendisliği’’ dergisine verdiği beyanatta ‘’yapmış olduğum işin büyük bir kısmı için,Bay J.Pierpont Morgan’ın asil alicenaplığına borçluyum.’’ Demişti.Bu birlikten,Long İsland’daki ilginç’’Dünya çapındaki telsiz’’kulesi filizlendi.











DÜNYA ÇAPINDA TELSİZ



Long İsland’ın tepelik bölümünde,Wardenclyffe yakınında yavaş yavaş yükselen garip yapıbütün seyredenlerin ilgisini çekerdi. Tek parça olmaması dışında, büyük bir mantara benzeyen,yapı,yerden geniş ve 62 metre yukarıdaki tepesine doğru daralan, kafes şeklinde bir iskelete sahipti.Tepede 30 metre çapında bir yarım küreyle örtülüydü.İskelet, bronzdan kalın cıvata ve bakır lamalarla birbirine bağlanmış, sağlam ağaç kolonlardan yapılmıştı. Yarım küresel tepe, üsten yüzeysel olarak bakır bir elekle kaplıydı. Tüm yapıda demir metali yoktu.



Ünlü mimar Stanford White, konuyla o kadar ilgilendi ki, en iyi yardımcısı W.D.Crown’u görevlendirerek proje işini ücretsiz yaptı.



34. Caddedeki eski Waldorf-Astoria otelinde oturan Tesla, her gün, taksiyle,çarklı araba arabavapuruna binerek Long İsland şehrine gidip, Long İsland demiryoluyla Shoreham’e aktarma yaparak inşaata gidiyordu. Proje kontrolunun aksamaması için, trenin yemek servisi onun için özel yemekler hazırladı.



Büyük kulenin yanında 30 metre karelik tuğla bina tamamlandığı zaman, Tesla Houston caddesindeki laboratuarındaki binaya taşımaya başladı. Bu sırada radyo frekans jeneratörleri ve onları çalıştıran motorların yapımında üzücü bazı gecikmelerle karşılaşıldı. Birkaç camcı planları hazır olan özel tüpleri şekillendirmeye çalışıyorlardı.







KAHİN GELECEKTEN BAHSEDİYOR



Bu sırada Tesla (1904), Mors koduyla sınırlı olan büyük endüstrinin geleceğine ait, uzak görünüşü açıklayan kurumsal broşürünü yayınladı Bu broşür, Tesla’nın kahin olduğunu herkese inandırdı. “ Dünya çapında Telsiz Sistemi” nde, çeşitli olanakları sağlayacak olan özellikler açıklanıyordu. Broşürde, Telgraf, Telefon, haber yayını, Borsa görüşmeleri, Deniz-Hava trafiğine yardım, Eğlence ve Müzik yayını, saat ayarı, Resimli Telgraf, Telefoto ve Teleks hizmetleriyle, Tesla’nın sonradan oluşumunu gördüğü radyo sitesi anlatılıyordu.



MORGAN’NIN YARDIMI SONA ERİYOR



1904 Martı, Elektrik Dünyası ve Mühendisliği dergisinde, Tesla, Kanada Niyagara Enerji firmasının telsiz enerji iletim sisteminin uygulamasını istediğini ve bunun için 10 milyon Voltluk gerilimde 10000 beygir gücü dağıtabilecek bir sistem kullanmayı istediğini açıkladı.



Niyagara projesi asla gerçekleşmedi. Fakat gösterişli Long İsland’ın kaderine etki yaptı. Aydınlığa çıkmayan nedenler yüzünden, J.P. Morgan düşüncesini değiştirdi, ve Tesla’nın para kaynağı birden kurudu. Başlangıçta Tesla , Morgan’nın hemen hemen bitmek üzere olan işin tamamlanmasını sağlayamayacağına inanmak istemedi, ama Morgan’nın geri çekilişi ani ve kesin oldu. Endüstri tarihçileri bu durumun nedenini merak ederler, Neden Morgan sabrını tüketti ? Ünlerine inandığı mühendisler, Broşürde açıkça yer alan Tesla’nın görüşlerinin saçma olduğuna ve parasının ümitsiz bir hayla için harcadığına mı onu ikna ettiler ? Yoksa Tesla’nın vaktini ve parasını Niyagara Projesine sarfettiğine mi şüphelendi ? Bunun aslı bilinmeyecektir.



MANTIKSIZ BİR SAYGISIZLIK



Birinci Dünya Savaşı sırasında, ulusal savunma adına çok saçma saygısızlıklar öne sürüldü. Garip bir nedene göre (veya nedensiz) Long İsland, Wardenclyffe’deki Tesla’nın şanslı kulesinin A.B.D.’nin Emniyetini tehlikeye soktuğuna ve tahrip edilmesi gerektiğine karar verildi.



Kablo bağlayarak yüksek yapıyı öne çekip, dengesini bozmak için yapılan boş teşebbüslerden sonra, en sonunda temelini dinamitleyerek, devrildi. O zaman bile, kule çökerken parçalanmadı. Zedelenmeksizin yana yattı, ve en sonunda parça parça söküldü.



Fakat bu yapı parçalanmalıydı ?Nedeni bilinmiyor.



RADYO FERAKANS ALTERNATÖR



1890’da Tesla yüksek frakans AA üreteçlerini yapmıştı.184 kutuplu olan bir tanesi 10 kHz ‘lik çıkış veriyordu.Daha sonra,20 kHz kadar yüksek frekansları elde etti.Ancak on yıl sonra 50 kwa çıkışlı radyo frekans üretecine Reginald Fessenden geliştirdi.Bu makine,general electric tarafından 200 kWa ‘ya çıkarıldı ve Fessenden’in ilk alternatörlerini kuran,çalışmasını kontrol eden adamın adı verilerek,Alexanderson alternatörü satışa çıkarıldı.



Hemen hemen dünya kablolarının çoğunu elinde tutan ingiliz işadamlarının,bu makineye ait patentleri elde etmek üzere oldukları görülünce,A.B.D.Donanmasının acele çağrısıyla ‘’Radıo Corporatıon of America,(RCA)’’ şirketi kuruldu.Yeni firmanın 1919’da kurulmasıyla,Marconi Wireless Telegraph Co.of America firmasının güçlü fakat yetersiz,Marconi kıvılcımlı vericileri,çok başarılı olan RF alternatorleriyle yer değiştirdiler.



Birincisi N.J.New Bruswick’te kuruldu.200kW’da 21,8 kHz frekanslı titreşim oluşturdu ve ticari işte kullanıldı.Bu ilk,sürekli,güvenilir Atlantik aşırı radyo servisi idi.Bu alternatörler,Tesla’nın kulesinin yerine,Radyo merkezinin tüm güçlerini sağladı.Böylece Nicola Tesla’nın Dünya çapında telsiz hayali,30 sene sonra,icat ettiği vericinin kullanılmasıyla gerçekleştirildi.



RADAR VE TÜRBİNLER



Tesla,birçok alanlarda yaratıcı araştırmalara devam etti.1917’de uzaktaki cisimlerin üzerine kısa dalga darbeleri gönderip,yansıyan kısa dalga darbelerinin bir flöresan ekran üzeride toplanmasıyla izlenebileceklerini açıkladı.Eğer bu radar değilse,neydi?Diğer bilim adamlarının varlıklarını keşvetmelerinden 20 yıl önce,kozmik ışınları açıkladı.1929’a kadar çeşitli zamanlarda,buhar ve gaz için”kepçesiz”yüksek hızlı türbinler üzerinde çalıştı.Kolay öfkelenen Tesla ile,Edison Waterside Enerji tesisi ve Allis Chalmers fabrikasındaki araştırmalarında onunla çalışan bazı mühendis ve yardımcıları arasında ortaya çıkan sürtüşme,aleyhine oldu.Bugün,düz rotorlu Tesla türbinlerinin sonucu hakkında hiçbir bilgimiz yoktur.



Yıllar geçtikçe,ondan,gittikçe daha az haber alınmaya başladı.Bazen gazeteci ve biyografi yazarları onu arayıp mülâkat yapmak istiyorlardı.Gittikçe garipleşti,gerçeklerden uzaklaştı aldatıcı hayalciliğe yöneldi.Not alma alışkanlığın edinmemişti.Her zaman tüm araştırma ve deneylerine ait tüm bilgiyi aklında tutabildiğini iddia ve ispat etti.150 sene yaşamaya kararlı olduğunu ve 100 yaşının üstüne eriştiği zaman,araştırma ve deneyleri sırasında topladığı bütün bilgiyi etraflıca anlatarak,anılarını yazacağını söylerdi.İkinci Dünya savaşı sırasında öldüğü zaman kasasına askeri yöneticiler el koydular,ve kayıtların cinsine ait herhangi bir şey duyulmadı.Olsaydı açıklanırdı,sanırız.



Tesla’nın kendine özgü bir tutarsızlık da,iki şeref ünvanı verildiği zaman ortaya çıktı.Birini red etti,fakat diğerini kabul etti.1912’de Nicola Tesla veThomas A.Edıson’un40 bin dolarlık nobel ödülünü Edison’la paylaşmayı red etti.Her nasılsa,Edison’u sevenler tarafından kurulan AIEE Edison madalyası 1917’de Tesla’ya layık görüldüğünde,bunu kabul etmeye yanaşabildi.



GARİP KİŞİLİK



Tesla’nın doğal davranışı aristokrat gibiydi.zamanın geçişiyle ve kaynakların tükenmesiyle,asil bir fakirliğin içine gömüldü.Eniyi otellerde yaşamaya devam ederken,kredisi tükenecek ve başka yerler arayacaktı.En sonunda New York’a taşınarak sorunlarını çözümledi.kendilerine milyonlar kazandırdığı bazı kuruluşlar,yaşlanan dahiye bakmaları konusunda yeni otel idaresiyla anlaştılar.Bir gün bir tren istasyonunda kendisisni gören bir dostu,karışıklığın ortasında onun yanlızlığını bozarak,”iyi akşamlar,Dr Tesla.Tren mi bekliyorsunuz?”demiş.O’nun yumuşak ifadeli cevabı unutulmazdı”Hayır,buraya düşmeye geldim.”



Tesla yemeğe başlamadan önce,tüm gümüş,porselen ve cam eşyanın ayrı ayrı peçetelerle silinmesinde ısrar ederdi.Sağlık konusundaki bu görünüşe karşılık,hizmetçi Tesla’nın odasını bir”cehennemi karışıklık”olarak tarif ederdi.Şikayet ettiği Tesla’nın düzensizliği değil,güvercinleriydi.Onları,parka gidip yemliyemediği zaman,içeriye girip çıkabilmeleri amacıyla pencereyi açık bırakır ve onları odanın içinde beslerdi.



Dünya’daki herhangi bir kimseyle ücretsiz olarak konuşabilmesi için,yatağının başındaki altın kaplamalı telefon,en sevdiği gri benekli beyaz güvercin tüneği idi.”O öldüğü zaman bende öleceğim”derdi Tesla.



Ve 1943 ocağında,bir gün en sevdiği güvercin onu son kez ziyaret etti.Tesla bitkin ve üzgün olarak”o ölüyor.Gözlerinin ışığında mesajını aldım”diye inledi.



Uzun zamandır Tesla’nın kapısının kulpunda asılı bulunan “rahatsız etmeyin”levhasını gören bir hizmetçi,durumu araştırmak ve anlamak için anahtarını kilide sokup içeri girdi.Tesla 87 yıllık narin çerçevesini yatağından sükunet içerisinde terk edip aslına dönmüştü.Hizmetçi mırıldanan güvercinleri yemledi,ve onları yumuşak hareketlerle dışarıya kovup pencereyi kapadı.Gariptir ki,hizmetçinin dediğine göre Tesla’nın sözüne ettiği o beyaz güvercin diğerlerinin arasında yoktu.







Kaynakr.Hüdai Müftüoğlu (TRAC Dergisi Ekim 1974 Sayı 49)



GÜÇ BÜYÜTÜCÜ RADYO VERİCİSİ

HALA BİR SIRDIR





Acaba ne tür radyo verici istasyonu, bir telsiz elektrik transmisyon sistemi, bir hava kontrol aygıtı, bir ölüm ışını ve anti savaş makinesi olarak kullanılabilir.





Ruslar doğu kıyılarındaki o patlamayı, Kanada'da hava koşullarını değiştirmeyi, ve bazı Kanada vatandasının beyinlerini karıştırmaya neden gerek duymuşlar ve bunlarda ne gibi bir amaç gütmüşlerdir? Bazıları bu sorularin yanıtının vaktiyle Nikola Tesla tarafindan bulunmuş olan güç büyütücü radyo vericisi olduğunu söylemektedir.





Tesla ilk büyütücü vericisini (bu adın verilmesinin nedeni onun gerçekten giriş voltajını büyük ölçüde büyüttüğü içindir) 1899 yılında Colorado Springs'te yapmıştı. Çoğu modern vericiler bugün düşük güçlü bir Osilator devresinin çıkış akımını büyütmek için transistörler kullanırlar. Onun büyütücü vericisi daha radyo lambalari (tüpleri) bulunmadan önce yapılmıştı, nerede kaldı transistör ve onun tam güçle çalışan ayarlı bobinlerinin osilatör devresi. İlk ve ikinci (primer ve sekonder) bobinler düşey olarak 17 metre çapında yuvarlak kutuplar üzerine sarılmış ve başka bir bobin de, çapı 2,5 metre, büyük bobinin içine yerleştirilmişti. Tam güce getirildiği zaman -yaklaşık 50.000 watt- bobinlerin çıkış akımı 12,5 milyon volt civarında oluyordu. Çok sakin ve sessiz çalışan modern transmitter (verici) lere karşın bu büyütücü transmitterin çalışması görülecek bir şeydi, içinde bulunduğu koca çadırın dört bir tarafina şerarelere sıçrıyor ve çevresindeki hava da ozon ile doluyordu.





Bir taraftan da metrelerce uzunlukta yapay yıldırımlar görülüyor, bazen de top şeklinde yıldırımlar oIuşuyordu. Bina görevini yapan çadırın üstünde yüksekte bir direğin üzerinde bakırdan dev bir top vardı ve bunun üzerinde daha çok şimşekler çakıyordu. Laboratuarın etrafını saran alan elektriklenmişti.





Şimdi Tesla ve başkaları tarafından büvütücü verici hakkında ortaya atılan iddiaları incelenmeden önce onun kendisi hakkında biraz bilgi vermek faydalı olacaktır.





1899 yılında Nikola Tesla 43 yaşındaydı, ve 0 daha 0 zaman dünyayı değiştirmişti. 0 bizim alternatif akım güç sistemimizi (polifaz jeneratörü, endükleme motorunu, yağla donan transformatörü v.b.) neredeyse tek başına bulmuştu, ve 1893'te bunlar, dünyaya yayılışından birkaç yıl sonra da, Edison'un Doğru akım sisteminin yerine geçmişti. 20. yüzvılın başında da Tesla fluoresan ışığını1 Tesla bobinini, radyo ile ilgili birçok yenilikieri ve radyo ile kontrol edilebilen bir güdüm sistemini keşif etmiş bulunuyordu.





Tesla, kendini beğenmiş, çabuk ateş olan, çok ketum bir insandı. Yalnız olmasına rağmen, gosterişten hoşlanırdı ye elektirksel etkilerle ilgili gösterileri pek severdi. Onun bazı ufak acaiplikleri vardı, parayı kullanmasını hiç bilmezdi, ve hiç kimseyle geçinemezdi.







Paranın Geleceği Yerler "Unutuldu?'





Yeni yüzyılın başında Tesla New York'a kafasında muazzam planlarla döndü, yeni bir tesis düşünüyordu, bununla o büytitüca vericisini kullanacak ve bütün dünyaya enerji, hatta müzik, telgraf, evrak kopyelerini, fotografları ve daha başka haberleri gönderecekti. Yalnız O bu konuya karşı sempati ve ilgileri olan J. P. Morgan gibi zengin adamlara telsiz güç ile ilgili bu girişiminden söz etmeyi "unuttu". Çok geçmeden elinde jeneratörler ve daha başka aygıtlar hazırdı ve Long Island'de Wardenclyffe dolayında fabrikasının yapımına başIadı.





Fakat Wardenclytf'teki "Dünya telsizit' hiç bir zaman bitemedi. Tesla bu işin maliyetini pek düşük hesapIamıştı ve 1904'te parasız kaldığı zaman Amerika'da da parasal bir kriz başlamış bulunuyordu. Öte yandan bu sıralarda Gugliemo Marconi çok daha mütevazi tesislerle Atlantik'in bir yanından öte yanına telsizle sinyaller göndermeyi bşarmıştı.





Bunun üzerine Tesla yapmak istediği şeyi açıkladı ve para bulmaya çalıştı, fakat o zaman artık iş işten geçmişti. Bugüne kadar hala yapmak istediği telsiz transmisyon projesi daha açıkça bir testten geçiriImiş degildir.



Yeniden Doğan İlgi





Enerji bunalımı ve buna ek olarak enerji hatları ve enerji istasyonları hakkındaki tartışmalar yeniden TesIa'nın düşünceleriyle ilgilenilmesine sebep oldu. Büyatücü vericiler, yakın bir zamanda Ontario, Minnesota, Texas ve Californiya'da Tesla hayranlarından gruplar tarafından yapıImış veya yapılmaktadır.





Onlar Tesla'nın sisteminin pratik olduğunu kamuya göstereceklerini ummaktadırlar, fakat onlar bu işi Tesla'nın kendisinin yıllarca önce kişiseI olarak göstermiş olduğu kanısındadırlar. TesIa'nın dostu ve onun hayatını yazan John o'NeiI'in yazdığına göre Tesla Colorado'da iken 26 mil uzaktaki ampulleri yakmayı başarmıştı. Amerika'da Tesla'ya ait vesikaların çoğuna sahip olan elektrik mühendisi Leland I. Anderson ise şöyIe diyordu: "Ben hiç bir zaman, bunu kanıtlayacak birşey bulamadım ve bunların gerçek olmadığı kanısındayım. O'NeiI'in, bu sözlerin biricik kaynağı olduğu görünüyor". Tesla'nın Yugoslavya'da bir müze'de saklı bulunan anılarında da bu olaydan söz yoktur.





Elektrik Mühendislerinin bunu herhangi bir kişinin başaracağı hususunda da kuşkuları vardır. Onlarca büyük bir enerji miktarının uzaya ışın halinde yayılması ve dünyanın elektriksel özellik leri Tesla'nın o zaman sandığından cok daha çapraşık ve anlaşılması güçtür. Onun kuramı, Colorado'daki gök gürültülü fırtına sırasında saptanan ve yeryüzünün onun tarafından gözlenen rezonanz frekansına bağımlıdır. Anderson'a göre ise bu gözlem tam manasıyle yanlıstır.



Sonun Başlangıcı





Anderson şöyle demektedir, "1899'da Colrado Springs'te Tesla yıldırımlı fırtınalar gözledi, bunlar ona doğru düzlüklerin üzerine geliyor ve aletleri üzerinde maksimal ve minimal etkiler üretiyordu. O bu etkiyi, ilerleyen fırtına tarafından yerde başlatılan duran dalgalar olarak tefsir ediyor, bu dalgaların doruk noktaları fırtına ilerIedikçe kendi konumu içinden geçiyordu. "Daha büyük bir olasılıkla o, bulunduğu istasyonun batısındaki dağ zincirinden gelen yansıların oluşturduğu bir (enterferans) girişim etkisi görmüş olabilir. Sonuçlar aletleri üzerinde de ayni olmuş olabilir".





Tesla'nın düşüncelerinin başlangıcını simgeleyen işte bu "Wardenelyffe görüşünün" yanılgısı idi. 1899'dan sonra o hiç bir vakit büyük bir büyütücü verici yapıp bitiremedigi halde, bu buluş onda sabit bir fikir olmaya başlamış ve o bu iddianın davacısı olmuştu.





1917'de, ancak dostlarının birçok israrından sonra, Tesla Amerikan Mühendisler Birliği'nin Edison Madalyasını kabul etti. Bu törende yaptığı konuşmada büyütücü vericinin hava şartlarını değiştirmekte nasıl kullanılacağından söz etti.



Rusların Çözümü?





Kanada Hükümetinin resmi bir memuru olan Andrew Michrowski Rusların havayı degiştirmek sorununu cözdüklerine inanmaktadır. Rusların büyütücü transmitter'den faydalanarak Kuzey Pasifik üzerinde "duran bir dalga sedi" (perdesi) oluşturduklarını iddia etmekedir. Sistemin esasını fazlasıyla alçak frekanslı manyetik alanlar ve graviton veya tachyonlar oluşturmakta ve bunlar su veya bu şekilde kutuplardan gelen havanın Kanada üzerine doğru olan akımını değiştirmektedir. Başkaları da büyütücü vericilerin dünyanın içinden geçen sinyaller gönderdiği ve bunların bu süreç sırasında yerin çekirdeğinden bir sifon gibi ek enerji çektiğini tartışmaktadır. Bu sinyalleri odaklamak suretiyle, enerjiyi atmosfere boşaltmakta ve bu noktada havayı değiştirmektedir.





Maalesef bu açıklamalar ispat edilemeyen varsayımlara dayanmaktadır. Gravitonların ve tachyonların (ışıktan daha hızlı hareket eden parçacıkların) varlığı tamamiyle bir varsayımdır, bu yüzden bunların üzerine birşey bina etmek mevsimsiz bir şeydir şimdiye kadar hiv kimse radyo dalgalarının yerin çekirdeğinden bir sifon gibi enerji çektiğini göstermiş değildir.





Bu ek sorun üzerinde elektrik mühendislerinin görüşü şudur: Büyütücü vericiler tipik olarak çok uzun dalga boyları oluştururlar (yaklaşık 6 kilometre, Tesla'nın Colorado'daki aygıt'ı için).

Böyle uzun dalgalar arasında ve atmosferin teker teker molekülleri arasında enerji nakil esas itibarıyle sıfırdır ve bu uzun dalgalar hiç bir zaman etkinlikle odaklanamaz.





Son yıllarında Tesla kendi köşesine çekildi ve pek kimseyle görüşmedi, yalnız arada bir bazı gazete muhabirleri bir mülakat yapmak için onu aradılar. Bu yüzden O da hiç bir zaman bir oyuncu gibi sahneden tamamıyle uzaklaşmadı.





Birçok mülakatlarında O bır anti-savaş makinasından söz etti, bu sayede bir ülkenin sınırları, hiç bir şekilde içeriye geçilemeyecek şekilde bir enerji perdesi ile kapatılacaktı. "The Tesla Factor" adındaki kitabın ortak yazarlarından biri olan Bob Parker "bu, Tesla'nın en çok sevdiği keşiflerinden birinin kullanış şekildir," der.





"Büyütücü verici, her cins sinyali yok eden bir alan oluşturur," diyor Parker, "bu sinyal ne olursa olsun. Bu şimdiye kadar sahip olduğumuz hiç birşeyi geçirmez. Bir liroskop bile onun içinden geçemez. Bir roket bile". Ve Parker'in inandığına göre Ruslar böyle bir sistemin üçte birini tamamlamıslardır.





1930'larda Tesla büyütücü Transmitter'i ile bir ölüm ışınının sırrını bulduğunu ilan etmiştir. Fakat O bunun hakkında hiç bir ayrıntıdan söz etmemiştir, geçen yılda iki olay bazıları tarafindan böyle bir silahla ilgili bulunmuştur. Doğu kıyısı atmosferik patlamalar ve Kanada'da saptanan bazı radyo sinyalleri Aralık 1977'de ve Ocak 1978'de Amerika'nın Doğu Kıyısının büyük bir kısmı görünüşe göre denizin üzerinde oluşan *****lı atmosferik patlamalarla belirli aralarda sarsıldı. Bunlar birçokları tarafından ses patlamalan, patlayan çöp gazları, gök taşları, çekim dalgaları ve daha birçok başka şekilde açıklandılar.





Bob Parker, "bu patlamalar Tesla'nın transmitterinden gelmektedir. Ben onlara ısı bombaIarı adını veririm. Bunlar Rusların kullandığı büyütücü transmitterlerden gelmektedir. Herhangi belirli bir noktada coherent sinyaller üzerinde incoherent ışınlar "Laser ışınIarı gibi oluşmaktadır," diyor.



Kanada'dan Gelen Şikayetler





Son zamanlarda Kanada'da kömür madencilerinin bulunduğu küçük kentlerinden birinde oturanlar sağlıklarının bozulduğundan, bu arada baş dönmesinden, mide bulantısından, ruhsal gerilim gibi şeylerden şikayet etmeye başlamışlardır. Çok düşük frekansta kuvvetli radyo sinyalleri saptanmış ve bunların atılımlarının insanların beyin dalgalarıyla interferans yaptıkları iddia edilmiştir. Michrowski bu sinyallerin Rusların büyütücü vericilerinden geldiğini açıklamıştır.





Doğu kıyısındaki patlamaların ısı bombası şeklindeki izahları da, hava kontrolünün de olduğu gibi, aynı eksiklikten yarım kalmaktadır. Kanada'daki sinyallere gelince, atılım frekansı çok alçak olduğu halde (bir ufuk üstü radarı gibi) taşıyıcı frekans birkaç megacycledir ki, bu da bir büyütücü vericiden gelmek için çok yuksektir. Büyütücü transmitter (vericiler) hakkındaki bütün bu aşırı iddiaların altında bu varsayım bulunmaktadır. Bunun çıkışı aynı frekansa ayar edilen herhangi başka tip bir transmitterden temelden farklıdır.





Tesla buna inanıyordu. Fakat acaba bu doğru muydu?





Tesla projesi 1970'de, Robert Golka, bir Boston Elektrik Muhendisi, Tesla'nin hatıra defterini okumak üzere yugoslavya'a uçtuğu zaman başlamıştı. Döner dönmez, Wendover, Utah, kentine gitti ve orada Tesla'nın yıllarca önce Colorado Springs'de yaptığı tesisin bir eşini yaptı. Uzun yıllar calıştıktan sonra, şimdi Robert Golka ondan 25 milyon Volt alabilmektedir ki bu Tesla'nin elde ettiğinin iki katıdır. Ona kalırsa, büyütücü transmitter'den alınan bu akım büyülü bir şey değildir.





"Benim bunun hakkında öğrendiğim her şey elektromanyetik kuram üzerine düşmektedir. Aradaki biricik fark, onun bir şerare-gediği osilatörü kullanmasıdır ki bu yüzden şerarenin çıkardığı gürültü oldukça fazladır".

İşte Nikola Tesla'nın meşhur büyütücü transmitter'i bir sinyal'den başka bir şey değildir.





Fakat bu tesis yeniden ortaya çıkabilir. Golka'ya göre eğer bu sinyal iyice anlaşılırsa, bu bugün kullandığımız yüksek enerji ile çalışan transmitterler için ucuz bir seçenek olabilir.



TESLA'NIN

KAYIPLARA KARIŞAN SIRRI




Batı bloku sefaretlerince, belirli bilimsel çevrelerde ve gizli haberalma Örgütlerindeiki yıldır acayip fısıltılar dolaşmaktadır. Söylentiler çesitli, fısıldaşmaların adedi fazla fakat söylentilerin etrafında toplandığı fikir tektir: Sovyetlerin yeni tip bir fizik geIiştirdiği!





Bu söylentilerle bağdaştırılan tek kelime ise Tesla'dır.

Tesla'yi, yeni ve son derece gizli bir projenin kodu sanmayın sakın. Bu sadece, 1856'da Yugoslavya'da dogmuş bir ilginç kişinin

adı idi.





Evet, Nikola Tesla, eşine ancak bir asırda bir rastlanan güçlü dahiler'den biriydi. Solgun benizli, silik görünümlü, sar'aya tutulmuş bir çocuktu. Nitekim, şiddetli bir sar'a nöbeti sonucu beynine ne olduysa oldu ve Tesla cisimleri sanki dört boyutlu olarak görmeğe başladı. Örneğin, yapmayı tasarladığı bir şeyi, o şey ne kadar karmasık olursa olsun, en son vida ve somununa kadar, gözünün önunde canlandırabiliyordu. Aradan aylar, yıllar geçtikten sonra da, belleğinde tuttuğu bu hayali, istediği açıya uygulayıp, herhangi bir parçanın durumunu ve büyüklüğünü, bir kitaptan okurmuşçasına, söyleyebiliyordu. Tesla, o zaman için yeni olan elektrik bilimi ile adeta büyülenmişti. Paris'te tahsil gördü ve daha sonra kendi bu alanda keşiflere başladı. 1884 yılında Amerika'ya giden Tesla l9l2 de Nobel Odülünü kazandı. Tesla gibi, kendini yeni boyutlarda öncü gören birinin, şunu bunu keşfetmek günlük bir olay, sadece bir kazanç kapısı idi.



"Tesla Magnifying Transmitter" Prensibi





Nitekim üzerinde çalıştığı projelerinin bazıları arasında sis'in dağıtılması, telsiz enerji nakli, yüklü partiküllerle dolu bir perde sağlamak, ve hepsinden önemlisi yervüzü ikliminin kontrol altına alınmasi konuları vardı.

Tesla bütün bunları birbirinden ayrı gelişmeler olarak görmeyip, yeni ve tek bir prensibin, kendi TMT = Tesla Büyütücü Vericinin uygulanması olarak görüyordu.





Acaba yenilikler doğuracak bu prensip neydi? En basit bir deyimle, yeryüzü atmosferinden sınırsız, tüketilmemiş enerjinin, arzu üzerine sağlanabilmesi idi. İçinde yaşadığı zamanın teknolojisini delillerle çürüten bir Nobel Ödülü sahibi için dahi bu biraz fazla görülüyordu. Büyük mucidin bir kısır döngü içinde olduğuna inanmağa başladılar. Tesla'nın bu gibilere cevabı pek etkili idi. 1900 yılında, Rocky Mountaıns'de 200 karbon lifli, 10 Kilowat'a gerek gösteren birsantral kurdu ve bunu, 25 mil ötedeki bir güç kaynagından ateşledi. Hem de arada hic bir nakil ile atmosferin üst tabakası arasında iki milyar volt hattı olmaksızın.





Bunu nasıl yaptığı bir sır olarak kaldıysa da, bir keşife dayandırıldığı açıktır. Yeryüzü yuzeyi civarında bir elektriki güç mevcuttur. Tesla iddia ediyordu ki bu güç, eğer doğru frekansı bilinirse, harekete geçirilebilir ve böylece ayni frekansa ayarlanmış bir araca sınırsız enerji çekilebilir. Nitekim iki parmagı arasinda tuttuğu, frekansı ayarlanmiş bir lamba ile bu iddiasinin uygulamasını gösterdi: Lamba yanıyordu!





Tesla öldüğü zaman arkasında bıraktığı binlerce dokümanın, arz ile ilgili çalışmalar üzerinde olduğu sanılıyordu. Bunların tümü Belgrat'daki Milli Müzeye gitmedi. Acaba bazıları Rusya'yamı aktarılmıştı? 1976 Ekimi'nde dünya radyo ve radar sistemleri tamamen yeni tipte bir "parazit" ile kesintiye uğratılıyordu. Batılılar Latvia'daki Riga kaynağını hemen tesbit edip Rusya'yi protesto ettiler. Rusların cevabı ise, birkaç frekans denemesi yaptıkları ve bu denemelerin de artık tamamlanmış olduğu yolundaydı. Fakat iki ay sonra "parazitler" yeniden, hem de daha şiddetli olarak başladı. Dünyanın her tarafından, cesim, 1000 mil uzunluğunda, ve saniyede 4 ila 26 varpa gücünde "sabit dalgalar"ın varlığı rapor ediliyordu.





1977 başlarında, hava uzmanları Amerika'nın Batı Sahiline uzanan "engelleyici etki" ile Doğu sahilinde ve Finlandiya'ya kadar uzanan Rus Polonya sınırında aynı şekilde "demir perdeler"invarlığını bildiriyorlardı. İşte bu "engeller" havanın normal akımını durduruyordu.

Dünya iklimi üzerine etki yapan bu eşiklerden herbirinin, çok büyük elektromagnetik enerji "engel dalgaları" ile birleştiği keşfedilince bilim adamlarının alınları alarm ile çatıldı.

Bunlar gerçekten birbirleriyle ilgilimiydi? Görüşler bu hususta değişiyordu fakat gerçek olan birşey vardı: bu gizili dalgalar ve dokunulmaz "engeller" devam ettikçe dünya iklimi büyükdeğişmelere uğradı. Miami'ye kar yağdı. Su baskınları Avrupayı silip süpürdü.



Rusyada Neler Oluyor?





Garipleşen tek şey iklim değildi. Amerika'nın Rus nükleer deniz altılarını uydulardan izleme sistemi ışıldamağa başladı. İlk olarak Amerikalılar bunun "doğal nedenlerle" olduğunu ilan ettilerse de, sonradan iki Amerikan uydusunun "elektron ışın teknolojisi" ile imha edildiğini itiraf ettiler .

Yani bu Rusların Tesla Prensibini çözdüğü mü demek oluyordu? Bazı kaynaklar bu kanıdalar, ve bu da onları korkutuyor. Rusya'nın, Cenevre Silahsızlanma Konferansı (1977 Agustos'u) ilgili Komitesine sundukları ön teklifleri çok şaşırtıcı idi. Bazıları o kanıya vardılar ki, eğer Rusya yasaklanmasını arzu ettiği bazı araştırma projelerini kullanabileceğini düşünüyorsa -bunları yasa dışı bırakmağı araştırmak şöyle dursun -üzerinde hiç durmamağa dikkat ederlerdi. Genel kanı odurki, Ruslar Tesla'nın marifetlerini ortaya dökmeğe başladılar ama tam vaktinde de durdurmağı başardılar.

Birçok ülke şimdi açık veya kapalı şekilde Tesla'nın kayıp sırrı üzerinde çalışmaktadır.





Eğer herhangi biri Tesla'nın sırrını kısmen veya tümüyle çözerse dahi bunu Tesla'nın tasvip edeceği şekilde kullanmayacakları belli.

Büyük Yugoslav ürkek iç güdülerinde insan ırkı için sadece yarar görüyordu.

TMT'si için şöyIe diyordu: "İnsanlık bütünleşecek, savaşlar imkansızlaşacak, ve sulh en üstün saltanatını sürdürecek".





Günümüzde artık kimse böyle bir iddiaya girecek durumda değil.



BİLİM ve TEKNİK (Nisan 1979 sayı 137)
 
Cevap: Nikola Tesla



PHİLADELPHİA DENEYİ 1943







1930'lu yıllarda Amerikan hükümeti bilim adamlarından gemilerin radarlarda görünmemesini sağlayacak bir yöntem geliştirmelerini ister. Başkanlığını Nikola Tesla'nın yaptığı bir grup bilim adamı bu isteği gerçekleştirmek üzere işe koyulurlar…



Yaklaşık 10 yıllık bir çalışmanın sonunda proje deneme aşamasına gelir. Deneyde Amerikan donanmasında görevli küçük bir destroyer olan Eldridge adlı gemi kullanılacaktır…



Gemi, jeneratörler, vericiler, güç yükselticiler, modülasyon devreleri ve elektromanyetik alan oluşturmaya yarayacak araç gereci içeren tonlarca ekipmanla donanır…



22 Temmuz 1943'te saatler 09:00'ı gösterirken elektromanyetik alan jeneratörleri çalıştırılır. Eldridge'in etrafını önce yeşil bir duman kaplar. Gemiyi bu dumanın ardında görmek imkânsızlaşır. Alıcılar geminin kuvvetli bir elektormanyetik alanla çevrelendiğini göstermektedir. Duman çekildiğinde ise deneyin istenenden daha başarılı olduğu anlaşılır. Çünkü Eldridge sadece radarlardan değil, mürettebatıyla beraber "gözden de" kaybolmuştur!







Amerikan hükümeti ve deniz kuvvetleri elbette ki böyle bir deneyin ya da projenin varlığını asla kabul etmiyor. Tüm bunların asılsız, hayal ürünü iddialar olduğunu savunuyor. Ancak diğer taraftan da görgü tanıklarının ifadeleri var. Zaten deney hakkında bilinenlerin çoğu da bu tanıkların ifadelerinden sağlanmış.



Şimdi başa dönelim ve hikayemizin ayrıntılarına bakalım. 1933 yılında Roosevelt ABD'nin başkanı oldu ve hemen ardından eski dostu ve dünyanın sayılı bilim adamlarından Nikola Tesla'yı Washington'a davet ederek ondan devlet adına bazı projeleri yürütüp yürütemeyeceğini sordu.



Yanıt olumluydu. Başkan ona Gökkuşağı Projesi şeklinde bilinen projeden söz etti. Tesla bu proje üzerinde çalışmaya başladı. 1936'ya gelindiğinde Tesla önemli gelişmeler kaydetmiş hatta insansız bir gemiyi gözden kaybedip sonra da geri getirmeyi başarmıştı.



Ancak yetkililerin deneyin insanlı olarak yapılmasında ısrar etmeleri ve Tesla'nın da insanlara zarar gelmeden bu deneyin yapılmasının olanaksız olduğu noktasında başlayan görüş ayrılıkları sonunda Tesla'nın son aşamada projeden ayrılmasıyla sonuçlandı. Bundan sonra projenin idaresini Dr. John von Neumann devraldı.



Donanma, özellikle Almanlara karşı bir an önce ezici üstünlük sağlamak kaygısını taşıyordu. Bu üstünlüğü sağlamanın ise görünmezlikten geçtiği düşünülüyordu. Arzu edilen gemilerin "radarlara" görünmemesini sağlamaktı. Fakat sonuç beklenenden çok farklı oldu.



Amerikan hükumeti için çalışan bilim adamları arasında dünyanın en büyük dahilerinden biri olarak gösterilen ve Nazi Almanyasından kaçıp ABD'ye sığınan Albert Einstein da vardı.



Philadelphia Deneyi'nde en büyük katkılardan birinin Einstein tarafından sağlandığı düşünülmekte. Özellik Einstein'ın "Birleşik Alan Teorisi"nin deneyi başarıya ulaştıran faktör olduğu sanılıyor.



Einstein bu teorisini 1925-27 tarihleri arasında Prusya'da yayımlanan bir bilim dergisine göndermiş ancak tamamlayamadığını düşünerek geri çekmiş. Einstein'ın ileriki yıllarda teorisini tamamladığı, ancak bunun savaş sırası ve sonrası hükümetlerce gizlenmiş olabileceği tahmin ediliyor. Biz şimdi gelelim ilk deneyin ayrıntılarına.



Haziran 1943'te deney için seçilen USS Eldridge'e elektormanyetik alan oluşturucu donanım yüklendi ve gemi Philadelphia Deniz Üssü açıklarında deneye tabi tutuldu. Deney sırasında yeni mürettebat da gemide bulunuyordu.



Deneye ticari bir gemi olan Andrew Furuseth'in mürettebatı da tanıklık etti. Andrew Furuseth'in özel bir yeri var, çünkü deney hakkında bugün bilinenlerin çoğunu bu gemide görev yapmış olan Carlos Allende'nin anlattıklarından biliyoruz.



(Allende, 50'li yıllarda UFO araştırmacısı Morris Jessup'a yazdığı mektuplarda yaşadıklarını anlatmasaydı belki de bu olaydan hiç haberimiz olmayacaktı. Ve küçük bir not daha: Jessup 1959'da intihar etti. Ne ilginç değil mi?)



22 Temmuz 1943'te şalterler kaldırıldı. Geminin gözden kayboluşuna kadar olanları biliyorsunuz. Ondan sonra olanlar da oldukça ilginç.



15 dakika sonra şalterlerin indirilmesi emredildi. Yeşil duman yeniden belirdi ve duman çekilirken Eldridge yavaş yavaş yeniden materyalize oldu. Ancak bir şeylerin ters gittiği hemen anlaşılmıştı. Gemiye iletilen telsiz mesajlarına yanıt gelmiyordu.



Gemiye çıkıldığında mürettebatın hiç de iyi durumda olmadığı görüldü. Bir bölüm mürettebat yaşadıkları korku dolu dakikalarda gemiden aşağı atladı (Gemiden o anda atlayanların hiç birinin cesedi bulunamadı). Sağ kalanların çoğu akıllarını kaçırmıştı.



5 asker geminin metal gövdesi ile kaynaşmıştı! İkisinin elleri çelik gövdenin içine geçmişti. Ellerini keserek adamları kurtardılar ve yerine protez eller taktılar.

Normal durumda olan mürettebatın ileriki zamanda olağan üstü şeylerle karşılaştıkları rapor edilmiştir.



Bulundukları yerde birden yokolup başka bir yerde görünebiliyorlardı.

Duvarların içinden geçebiliyorlardı.

Bir çoğu bu duvarların arasına sıkışarak can verdi.

Birden bire taş kesilip bir başkası onlara dokunana kadar öyle kalanlar vardı (Boyutlar arasında sıkışıyorlardı).

Bunun yanında doğa üstü güçlere sahip olanlarda vardı.

Sağ kalan adamlar asla tam anlamıyla düzelemediler. Akıl sağlıklarını kaybettikleri gerekçesiyle de ordudan uzaklaştırıldılar.



Donanma bu personeli topyekun emekliye sevk ederek gemiye yeni personel atadı. Bilim adamlarına da sadece radar görünmezliği istediklerini, optik görünmezliğe gerek olmadığını bildirdi.



28 Ekim 1943'te ise Eldridge üzerinde ikinci deney gerçekleştirildi. Saatler 17:15'i gösterirken elektromanyetik jeneratörler yeniden çalıştırıldı. Gemi bir kez daha hemen hemen tamamen görünmez oldu. Sadece gövdesinin ana hatları seçilebiliyordu.



Bir kaç saniye süresince işler yolunda gider gibiydi ki ansızın gözleri kör edebilecek kadar güçlü mavi bir ışık patlaması meydana geldi ve gemi gözlerden tümüyle kayboldu.



Şimdi duyduklarınıza inanmayacaksınız belki ama Eldridge, bir kaç saniye sonra, 600 kilometre ötede, Norfolk açıklarında yeniden maddeleşti.



Norfolk'ta bir kaç dakika boyunca görülür durumda kaldıktan sonra tekrar görünmez oldu ve saniyeler içinde Philadelphia Deniz Üssü açıklarında yeniden belirdi.



Elektronik kamuflajı gerçekleştirmeye çalışan bilim adamları koca bir gemiyi, mürettebatı ile birlikte ışınlamış ve sonra da geri getirmişlerdi. Ancak, daha önce de belirttiğimiz gibi ABD hükümeti asla böyle bir deneyin yapıldığını ya da projenin yürütüldüğünü kabul etmedi.



Donanmaya göre Eldridge, sözü edilen tarihlerde Philadelphia'da bile değildi. Deneyin yapıldığı günlere yakın bir tarihte, yine enteresan bir yerde, Bermuda Şeytan Üçgeni'nde eğitim amaçlı olarak bulunduğu açıklandı. Eldridge daha sonra Yunanistan'a satıldı ve 90'lı yıllara kadar da 'Leon' adıyla hizmette kaldı.
 
Cevap: Nikola Tesla



Bir kısmını okudum, gerçekten güzel paylaşım.



Ayrıca Nikola Tesla hakkında araştırma yapan arkadaşlara Master of Lightning belgeselini izlemelerini öneririm.
 
Cevap: Nikola Tesla



Yüzlerce gezegen ve yıldız ve güneşin bir sistemi oluşturduğu sistemlerin galaksiyi oluşturduğu boşlukta, Milyarlarca (Astronomik verilere göre tam belli olmamakla beraber ) Milyonlarca Galaksi 10 bin katrilyar gezegen mevcut. Şuanda tek yaptığımız okyanusta iğne ile kaba su doldurmak.



Günümüz teknolojisine göre eğer dünya kütlesinin 150 katı büyüklüğünde bir yakıtımız olsa, ve onu sığdırabilecek bir yakıt tankımız olsa o uzay mekiğine editize edecek insan ömrünün fantastikliğini göz önünde bulundurmazsak, galaksimizin en sonundaki yıldıza dahi ulaşamıyoruz. Ne kadar vahim değilmi. Nikola Tesla Yarattığı elektro manyetik alan teknolojisi ile zaman kavramını aşmayı başarmıştı. Albert Einstein in Quantum fiziğini yalayıp yutmuş bir kimse olarak galaksiler arasındaki bilimin acizlikle " kara delik diye adlandırdığı" o şeylerin aslında bir delik değil koridor olduğunu ve bu koridorda zaman kavramının bulunmadığını, gönderdiği elektromanyetik dalgaların geri dönümlerini keşfetmişti.



Olası bir yolculuk ile diğer galaksileri keşfetme içgüdünüzü bir kenara koyun, Teori şuydu; Zaman kavramının olmadığı boşlukta dünyadaki zamana eş olmayan zaman kavramının tekrar başarılı bir geri dönüşüm esnasında farklı zaman dilimine dönebileceği ve bunun yönlendirilebileceği idi.
 
Cevap: Nikola Tesla



belgesellerini izlemenizi tavsiye ederim,ben çok etkilendim gerçekten bir ara heryerde nickim teslaydı :)
 
Cevap: Nikola Tesla



Ömer çok teşekkürler paylaşım için, Tesla gerçekten ilgimi çeken bir kişilik. Dünyanın gelmiş geçmiş eğer en zeki değilse en zeki insanlarından biridir Tesla.
 
Cevap: Nikola Tesla



Yazıları elimden geldiğince derleyip okunabilir hale getirdim mümkün olduğunca başlıklar haline ayırdım. Ben teşekkür ederim bu arada Nikola Tesla ile ilgilenen arkadaşlar için; Doğa olayları ve tarihte (nikola Tesla dan önce yada sonra ) yaşanmış pekçok olay buna bağdaştırılır. Mayaların ve Mısırlıların Milattan önce bilmem kaçlı yıllarda tabletlere çizmiş olduğu Helikopter Uçak v.s figürleri, kim bilir gelecekte Tesla nın kayıp argümanlarından faydalanarak geliştirilmiş teknolojile geçmişe yolculuk yapan insanlığın figürleriydi ?



Depremler, saldırılar suikastler'e pek değinmek istemedim emin olun argümanlarda dünyanın nekadar "kodoman" adamı varsa ölen, hepsi bir biriyle bağdaştırılmaya çalışılıyor. 11 eylül saldırılarından tutunda Haiti depremine, JF kennedi ile Abrams suikastlerine ve daha pekçok şey..
 
Cevap: Nikola Tesla



Hikayesi aslında yaptıklarından çok efsaneleşen ama hiçbir zaman kanıtlanamamış deneyleri ile biliniyor.Mesela HAARP ve ışınlama gibi.Yaşadığı dönemdeki başardıklarını düşününce günümüz teknolojisi ile Tesla'nın yapabileceklerini hayal ediyorum da herhalde dünyayı tamamen değiştirebilirdi.
 
Cevap: Nikola Tesla



İnsanların Prasa doğranır gibi doğrandığı dönemde yaşamış, bir coğrafyada bürokrasi adına kaosun hüküm sürdüğü avrupadan nasıl Amerika himayesine girdiği tam bir muamma, içtiği suyun bile gözlem altında olduğu dönemlerdeki tüm çalışmaları örtbas edilmiş vaziyette rafa kaldırılmış. Nikola Tesla insanlık için çalışan bir bilim insanı, birde bunun Himmler versiyonu var Himmler 1940 lı yıllarda yaşamış Nazi komutanlarından biri Doktorlarına yaptırmış olduğu deneylerin ve Genetik mutasyon çalışmalarının haddi hesabı yok. Böylesine adaletten yoksun bir dönemde kanıtın olmayışını ben pek yadırgamıyorum şahsen..
 
Cevap: Nikola Tesla



Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en zeki adamlarından birisidir Tesla, saygı duyulmayı sonuna kadar hakeder ama talihsiz olaylar yaşadığı için bence yaptıklarının yanında ismi gölgede kalmıştır.



Bu arada paylaşımlar için teşekkürler Ömer. :)
 
Cevap: Nikola Tesla



Ønemli bir bilim adami. Elektrik, elektromanyetik konularinda falan cok ilerde. Iyonesferden elektrik saglayip 200 km ya da farkli bir rakam olabilir hatirlamiyorum lambayi kablosuz bir sekilde aydinlatmasi vs. vs. ønemli calismalari. Fakat iste hakkinda cok fazla spekulasyon var. Ve bu spekulasyonlar artik yeter ya noktasina getiriyor. General Electrik herhalde orda calismasi ve bu bedava elektrik vs. vs. uzerinden isinden olmasi, bazi ilgin arastirmalar falan yapmasi Tesla uzerine cok fazla spekulasyona yol aciyor. Molekullerine ayirma vs. vs. hatta elektromanyetik alani kullanarak zamanda yolculuk yaptigi falan da søyleniyor. Bilmiyoruz gercegi hepsi spekulasyon.

Philadelphia deneyi gene tam bir spekulasyon. Hatta bundan cok daha øte dusunce gucu ile zamanin kirilmasi ve bu sekilde cok uzak mesafelere yolculuk yapilmasi, gene ufolarin titresimleri kullanarak cok uzak mesafelere gitmesi zaman icerisinde falan yolculuk yapmasi uzerine cok fazla søylentiler var.

Bilim dunyasi halen bølunmus cogu konuda. Sicim teorisi var. Biraz bu titresimler ile ilgili. Atoma dair bildiklerimiz elektron. nøtron, proton vs. vs. en kucuk parcacik olarak quarklari biliyoruz. Farkli frekanslarda cok cok cok kucuk sicim seklinde uzunluklarin titreserek x atomundaki elektronu gene farkli sekilde titreserek y atomundaki elektronlari falan olusturdugu seklinde teori var. Fakat ispatlanamayan bir teori.

Eger bu sekilde frekanslari falan tam olarak kontrol altina alsa insanoglu, elektromanyetik alanlari kullanarak cok uzak mesafelere cok kisa surelerde yolculuk yapilsa bence bunu kullanir su anda bu teknolojiye sahip olanlar. Sonucta Mars'a gitme bile cogunun planinda yok cok yuksek masraflari oldugundan dolayi. NASA uzay asansøru gelistirene kac milyon euro ødul veriyor. Sonucta yercekiminden cikmasi bir roketin ya da uzay aracinin cok masrafli oluyor ve bu sekilde maliyeti azaltma yoluna gidiyorlar ve bunlarla ilgili onlarca deney yapiyorlar. Bir sekilde bu elektromanyetik alanlar, titresimler vs. vs. kontrol edilse neden kullanmasinlar.

Tesla cok ønemli birisi onlarca bulus yapmis iste fakat cogu seyi de spekulasyonlardan øteye gitmiyor.
 
Cevap: Nikola Tesla



Hatta olaya su sekilde yaklasirsak bu Tesla olunca aklima geldi. Ufolarin falan ABD'nin gelistirdigine dair de teoriler var. Gene Philadelphia deneyini falan yalanlamamasi belki de yalanlamistir bilmiyorum sadece okudugum bir yazida yalanlamamasi uzerinden de hareket ediyordu, sonrasinda bu yazida gecen helikopterin gelmesi ve sadece ses cikarmasi vs. vs. Amerika belki de bunlari yalanlamiyor ve bunu bilincli yapiyor, sehir efsanelerine izin veriyor belki de kendisi yayiyor bunlari. Belki de sebebi kendisini oldugundan daha guclu gøstermek. Haaarp projesinden bu sekilde depremleri kontrol ettigine dair, dunyanin her yerindeki siyasi olaylari yønlendirmesinden ki bunda tum Ortadogu isyanlari falan var. Sonrasinda bu teknolojik sehir efsaneleri, yalanlanmayan deneyler vs. vs. belki de gucunu oldugundan daha ustun gøsterme. Ki bir siyasal yapi egemenligini ilerletmek icin buna ihtiyac duyar. Farkli oldu da bu cok abartiliyor bilimsel sehir efsaneleri ki bu Philadelphia gibi ve gene bu dunyanin her tarafini kontrol etmesi tum iktidarlarin onlarin yønlendirmesinde oldugu diger sekilde.

Yani yazimda bile ailesine verilmemesi calismalarinin cogunun gizli dosya seklinde kaldirilmasi ki bir sekilde ABD'nin elinde duruyor bunlar. Ve bunu gelistiriyor, kullaniyor gibi bir algilama da cikartiyor ortaya. Tesla'nin bilimsel dehasina gønderme olsa da o aciklamalar ayni zamanda ABD'nin bunun bilgisine sahip olduguna dair bir gønderme de var. Ve burdan inanilmaz bir guc gøsterisi herseye sahip olmasi gibi bir algi cikiyor dolayli da olsa. Ve cogu da spekulasyon iste bu anlatimlarin.
 
Cevap: Nikola Tesla



Evet; Spekülasyon, öngörü yada hayal gücünün üzerindeki beklentisi. Sadece tek sorulması gereken soru bu şekilde yani "şüphelenilmeyecek kadar saçma" haliyle gözükmesi isteniyorsa? Ya düşünmeye araştırmaya bile gerek yokmuş havası yaratılıyorsa?



Olayı aslına bakarsanız Sadece ABD olarak sınırlandırmamak gerek, klasik hollywood filmlerinde olası bir metoor'un ekseriyetle Los Angels a düşmesi gibi. Şunları biliyoruzki dünya, burjuvazi düzen başlangıcından yada avrupa medeniyetinin gelişiminden intibaren rüzgarda hareket eden yaprak misali yaşayış yön olarak istenilen yönde olmadığı anlarda "üstünler ve ayrıcalıklı seçilmişler" tarafından küçük dokunuşlarla yörüngeye sokulmuş. Suikastler, ihanetler gizli localar, çeşitli misyonlar. Bunların emin olun herhangi bir dini yada milliyeti olmadı. Gruplar, grupların gizli grupları, onlarında özel kişileri, onların özel temsilcileri, bölge temsilcileri grubu v.s Tüm misyon üyelerinin bile haberdar olmadığı orta ve uzun vadedeki amacı bilen özel seçilmişler, hatta onları dahi yöneten kişiler. Şizofreni ile Dahi sıfatlarının arasında sıkışmış konular. Bunlara hiçte yabancı değil dünya, yaşanmış sıradan gözüken halbuki gözüktüğü gibi olmayan. L.Da vinci, Gestapo Himmler yada Lincoln daha niceleri..



Kitaplar makaleler yada dökümanlar nekadarı doğru nekadarı saptırılmış "öyle gösterilmek" istenmiş bilemeyiz. Emin olacağımız tek şey tarihte "insannlık" olarak bizzat bilme hakkımızın olduğu şeyleri tam bilmediğimiz. Şüphelenmemek, Düşünmemek ve araştırmamak insanoğlunun ilk çağlardan beri işlemiş olduğu en büyük günah.. Asırlarca dünyanın düz olduğuna inanmış türün devamıyız yadırgamamak gerek.
 
Cevap: Nikola Tesla



Tesla,Einstein gibi adamlar keşke günümüzde yaşasaydı diyeceğim ama bu adamlar kendi zamanlarında yaşamamış olsalardı günümüz olur muydu? Orası meçhul :eek:
 
Cevap: Nikola Tesla



Evet; Spekülasyon, öngörü yada hayal gücünün üzerindeki beklentisi. Sadece tek sorulması gereken soru bu şekilde yani "şüphelenilmeyecek kadar saçma" haliyle gözükmesi isteniyorsa? Ya düşünmeye araştırmaya bile gerek yokmuş havası yaratılıyorsa?



Olayı aslına bakarsanız Sadece ABD olarak sınırlandırmamak gerek, klasik hollywood filmlerinde olası bir metoor'un ekseriyetle Los Angels a düşmesi gibi. Şunları biliyoruzki dünya, burjuvazi düzen başlangıcından yada avrupa medeniyetinin gelişiminden intibaren rüzgarda hareket eden yaprak misali yaşayış yön olarak istenilen yönde olmadığı anlarda "üstünler ve ayrıcalıklı seçilmişler" tarafından küçük dokunuşlarla yörüngeye sokulmuş. Suikastler, ihanetler gizli localar, çeşitli misyonlar. Bunların emin olun herhangi bir dini yada milliyeti olmadı. Gruplar, grupların gizli grupları, onlarında özel kişileri, onların özel temsilcileri, bölge temsilcileri grubu v.s Tüm misyon üyelerinin bile haberdar olmadığı orta ve uzun vadedeki amacı bilen özel seçilmişler, hatta onları dahi yöneten kişiler. Şizofreni ile Dahi sıfatlarının arasında sıkışmış konular. Bunlara hiçte yabancı değil dünya, yaşanmış sıradan gözüken halbuki gözüktüğü gibi olmayan. L.Da vinci, Gestapo Himmler yada Lincoln daha niceleri..



Kitaplar makaleler yada dökümanlar nekadarı doğru nekadarı saptırılmış "öyle gösterilmek" istenmiş bilemeyiz. Emin olacağımız tek şey tarihte "insannlık" olarak bizzat bilme hakkımızın olduğu şeyleri tam bilmediğimiz. Şüphelenmemek, Düşünmemek ve araştırmamak insanoğlunun ilk çağlardan beri işlemiş olduğu en büyük günah.. Asırlarca dünyanın düz olduğuna inanmış türün devamıyız yadırgamamak gerek.


Ne yazacagimi bilmiyorum. 3-4 defa denedim cok farkli yerlere gidiyor. Sonra onu aciklamaya calisinca da bu sefer iyice karmasikliyor cunku ne alaka gibi birsey olusuyor. Yalniz o ikinci paragraf iste cok tartisilmasi gereken birsey. Localar ve gizli ørgutler mi farkli seyler mi søz konusu mesala toplumsal sistem gibi ve bu loca olsun gizli a ya da b teskilati olsun onlar mi kontrol etti birseyleri yoksa varolan toplumsal sistem mi dogurdu onlari vs. vs. uzuyor.

Øyle arastirmamak ve dusunmemek en buyuk gunahi insanoglunun. Øzellikle de karsilastirma yapmadan arastirmadan søylenilen ya da okunulan birseye hemen inanilmasi. Diger turlusu daha zahmetli cunku ve kisi inandigi seylerden sapabilir ve o sapmadan korkuyor cogu kimse.

Fakat insanoglu surekli ilgi duymus bøyle mistik ve efsanevi seylere ya da bir konu uzerinde olusturan spekulasyonlara. Tarihte dogaustu søylencelere ilgi duymus ayni gunumuzde ilgi duyulmasi ve biraz da simdi bilimkurguya ilgi duymamiz gibi. Ve cogu zaman o spekulasyonlar biliniyor artik olayin kendisi ya da kisinin kendisi bile arka planda kaliyor.

Spekulasyon da olsa gerceklik de olsa bunlar uzerinden guclerini falan pekistirmeleri asil problem, o anlatilari bazi kesimlerinin gerceklik de olsa spekulasyon da olsa nasil guclerini pekistirmek icin kullandigini cogu zaman arka plana atiyoruz. Ve bence spekulasyonlara daha fazla inaniyor insanoglu.

Tesla ønemli birisi kesinlikle. Dahi birisi. Fakati var iste. O søylencelerin hepsine gerceklik gibi inanmamak gerekiyor tam tersi hepsi yalan diye dislamamak da gerekiyor. Biraz da iste bu søylence de olsun gerceklik de olsun nelere yol actigina odaklanmak gerek belki de. Hani simdi molekullere ayirmak ve elektromanyetik alani kullanarak zamanda yolculuk falan inanilmasi gercekten guc seyler. Bilim daha matematiksel olarak bile tam formule edemiyor zamanda geriye gitmeyi, bazi formuller varmis iste yayinlanmis bazi dergilerde fakat bilim dunyasinin genelinin kabul ettigi noktaya dahi gelemediler daha.
 
Cevap: Nikola Tesla



Bu komplo teorisinin bokunu cikarmayi da cok seviyoruz, ben daha basit bir ornek vermek istiyorum:



Soguk alginligi virusu, insani mahvedebilir, ama insan ona karsi direnc kurar zamanla, sisteminden atar, terler mesela.. Olmadi hapsirir, olmadi diski yoluyla atar, atamazsa olur zaten insan. Ama virus etrafda dolanir hep, sekil degistirir, kuluckuya yatar, tekrar ortaya cikar guclenince. Fakat virusun hatasi nedir de basarili olamaz? Akilli degildir, buyuk capta dusunemez ve dogru zamani bekleyemez. Bu yuzden tam olarak guclenmeden ortaya cikar hep ve bir sekilde insan buna karsilik bagisliklik yaratir.



Insan, insan dunyayi mahvedebilir, ama dunya ona karsi direnc kurar zamanla, sisteminden atar, tsunami mesela.. Olmadi deprem yaratir, olmadi iklim degistirir buzul cagi yaratir ve pasifize eder, edemezse olur zaten dunya. Ama insan etrafda dolanir hep, sekil degistirir, adapte olur. Peki insan neden yenemez dunyayi? Akilli degillidir, buyuk capta dusunemez ve dogru zamani bekleyemez, bu yuzden hep gerekli guce kavusmadan farkedilir etkisi.



Dunya, dunya gunes sistemini mahvedebilir, ama gunes ona karsi direnc kurar zamanla....Anladiniz gerisini =)



O yuzden HAARP vs. gibi teoremlere inanmayin, deneme olmus olabilir, ama gercege kavusma ihtimali yok bu deneylerin, oyle olsaydi su anda biz burada olmazdik. Bir Tsunami, iki deprem, bir iklim degisimi ve insan irki guzel bir milyon yil daha pasifize olur herhangi bir tehdit teskil ettigini belli ettigi an. Bir milyon yil nedir ki dunya icin? Belki bir daha grip olmadan once gecen kucuk bir zaman :)



Gezegene zarar vermeyin derken vurgulanmasi gereken de bu zaten, dunya degil tehdit altinda olan, insan irki aslinda. Deprem cihazlari? Sonsuz guc kaynaklari? Cok kucuguz ama perspektiften bakinca buyuk goruyoruz kendimizi sanki.



Edit: Tesla ? Radyo dalgasi otesinde elektrik akimini Edison'dan daha once buldugu fakat aciklayamadigi soylenir. Ilginc.
 
Üst Alt