Okan Buruk: "Galatasaray için ayağımı verdim"


Akhisarspor'un genç teknik adamı Okan Buruk, Hürriyet'e konuştu. Sarı kırmızılı yönetimin Tudor'u çok doğru zamanda gönderdiğini savunan Buruk, "Her hafta sistem ve oyuncu değiştiren Galatasaray'ın onunla başarılı olma şansı sıfırdı" dedi.İşte o röportajdan Galatasaray ile ilgili kısımlar...
5252373.jpg

Tudor gönderildi. Kalsa idi Galatasaray’ı şampiyon yapabilir miydi?

Herkesin gördüğü net şey, Galatasaray şampiyonluk havasını Tudor ile beraber kaybetmişti! Son Malatya maçı da bunun ispatı oldu. Galatasaray’daki en büyük sıkıntı, çok fazla değişim vardı. Her hafta oyuncu, sistem değişiyordu. Değişikliğin içerisinde Galatasaray takımının başarılı olma şansı yoktu. Oyuncularda buna adapte olamıyordu. İyi giden ve iyi başlayan bir sistem vardı. 4-2-3-1 dizilişi ile Galatasaray puan farkını da açmıştı. Ondan sonraki değişiklikler takımın ileride daha büyük sıkıntılar yaşayacağını gösteriyordu. Ben zamanlama olarak da bu ayrılışın doğru olduğunu düşünüyorum.

Galatasaraylıların hala içinde geriye döndüğümüzde Inter’e gittiğiniz için bir sitemi vardır. O günlere dair bir şeyler söylemek ister misiniz?


Ben Galatasaray’da çok büyük başarılar yaşadım. 2001’de gidene kadar, 6 şampiyonluk, 1 Süper Kupa, 1 Uefa Kupası, sayısını tam hatırlamıyorum en az 4-5 Türkiye Kupası, Cumhurbaşkanlık, TSYD...Belki 15-20 tane kupa kazanmıştık. Ve biz bunu fedakarca yaptık. Ben Galatasaray için ayağımı verdim. Çok genç yaşta ayağım kırıldı. Ben futbolu da bırakabilirdim. Ayrıca ayağım kırıldığı zaman profesyonel bile değildim. Çok zor günler geçirdim. Ama tekrar futbola döndüm. Galatasaray bana çok büyük şeyler verdi. Ben 1985 yılında Galatasaray alt yapısında futbola başladım. 2001’e kadar oynadım. Maddi anlamda kulübümüzün geçirdiği çok kötü dönemlerimiz oldu. 90’ların sonunda özellikle! Biz UEFA Kupasını kazandığımızda tam 6 ay maaş almamıştık. 2001’deki sezon içinde çok uzun süre maaş almadık. Ama her zaman her şeyi bir kenara bırakıp Galatasaray’ın başarısı için oynadık. Inter’e gitmeden önce de bende pubis vardı kasıklarımda. Normalde pubisten ötürü 6-8 ay oynamayan oyuncular var. Ben bütün sezonu iğne olarak geçirdim ve sahaya çıktım. Hep fedakarca bir şeyler yapmaya çalıştık. O transfer öncesinde de ben Galatasaray ile önce görüştüm. Bana o zamanki başkan ve yöneticilerimiz sunulan şartlar sonrasında “ Bizim şartlarımız bu. Bunları kabul ediyorsan kal. Böyle bir teklif varsa da istediğin yere gidebilirsin” dediler. Ondan sonra ben ayrıldım. Hatta içeride Galatasaray Kulübünden uzun süredir almadığı maddi imkanlar vardı. Onları da hiç talep etmeden, hiçbir şey almadan gittim. Bu benim hayalim, idealimdi. Bu şansı bulmuşken değerlendirmek istedim. Yeni bir hedef çizmem gerekiyordu. Türkiye’de kalsam belki 31-32 yaşında futbolu bırakacaktım.
Fatih Terim Galatasaray’ın başına geçti. Bu hamle şampiyonluk yarışında dengeleri değiştirir mi? ​

Başakşehir’in burada iyi bir çizgisi ve gidişi var. Beşiktaş kadro ve oyun olarak bana göre ligin en iyisi. Fenerbahçe son dönemde bir yükselişe geçmişti. Buradaki tek düşüşte olan takım Galatasaray’dı. Ve Fatih hoca ile birlikte hemen seyircinin ilgisi ile sinerji oluştu. Saha içinde de son Göztepe maçında oyun, istek olarak ne kadar değiştiğini gördünüz. Önemli olan bunu 2.yarı aynı şekilde devam ettirebilmek. Ben burada Fatih hocayı yine aynı eski heyecanı ile görüyorum. Sanki yeniden ilk defa teknik adamlığa başlamış gibi heyecanlı ve istekli. Bu da hem Galatasaray takımına hem de camiaya olumlu yansıyor. Ben zirve yarışında gerçekten bütün takımların şanslarını eşit görüyorum. Herkes burada şampiyonluk yarışında iddialı.

Fanatik

GSCimbom Portal
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
5252373.jpg


Teleset Mobilya Akhisarspor Teknik Direktörü Okan Buruk konuştu. Tecrübeli teknik adam birbirinden önemli açıklamalarda bulundu.

Yabancı oyuncu serbestliği iyi mi kötü mü?

Ne kadar Türk oyuncu var ki, yabancı sayısı konuşuluyor! Türk futbolunda en son konuşulacak şey yabancı sayısı. Bizdeki sorun belli. Eskisi kadar oyuncu yetiştiremiyoruz. İyi Türk oyuncuları A takım seviyesine getiremiyoruz. Şu anda 3 yabancıya da düşürseniz, alttan 20 yerli oyuncu gelmeyecek!Bizim bir planlamaya ihtiyacımız var. Sadece oyuncu yetiştirme anlamında değil. Bunun içinde tesis, antrenör, oyuncu gelişimi var. Burada yatırım gerekiyor. Biz hep yatırımı statlara, oyunculara yapıyoruz. Buradaki asıl yatırımın yapılacağı yer altyapı ve antrenörleri. Bizim sporun her alanında gelişmeye ihtiyacımız var. Ailelerde doğru yönlendirilmiyor, bilmiyor.Cenk Tosun, bu sistemde formayı kaptı ve Everton’a transfer oldu...

En büyük hayaliniz nedir? Avrupa’da bir takım çalıştırmak mı, Galatasaray’ı çalıştırmak mı? ​


Büyük takımda çalışmak istiyorsanız hak ederek gelmeniz gerekiyor. Türkiye’de büyük takımlarda çalışmak tabii ki isterim ama başarılı bir şekilde, güçlü şekilde gelmeniz gerekiyor. Sadece Galatasaray, Beşiktaş yada Başakşehir’in eski futbolcusu Okan olarak değil, sağlam bir şekilde o göreve gelmek önemli. Benim hedefim başarılı biri olarak büyük bir takımda çalışmak. Ben teknik adamlıkta 5.seneme girdim, 44 yaşındayım. Aslında genç teknik adam diyorlar ama çok da genç sayılmam. İyi bir performans yaşındayım. Bir teknik adam olarak yaşadıklarımın oturmuşluğunu net gördüğüm bir seneyi yaşıyorum. Futbolcu olarak da yurt dışında oynamayı hayal etmiştim. Nasip oldu. Teknik adam olarak da yurt dışında çalışmak istiyorum. İnşallah bir gün o şansı yakalarım. Şu andaki çalıştığım yerden gerçekten çok mutluyum. Akhisar’da olmak bana güven veriyor ve rahat bir ortamda çalışıyorum.

Galatasaray maçında Tudor ile tartıştınız. Bundan pişman oldunuz mu?


Aslında ben maç içinde tartışmadım. Tartışmamak için elimden gelen her şeyi yaptım. Rakip takım teknik direktörü benim meslektaşım. Benim en son muhatap olup tartışacağım kişi odur. En sevmediğim ve nefret ettiğim şeydir. Hep saygı gösteririm. Bizim birbirimize daha saygılı olmamız gerekiyor. Karşınızda bu saygıyı kaybetmiş, devamlı her pozisyonda sizin üzerinize gelip konuşan birini duyduğunuzda 1-2-3-4.de artık ‘alın’ dedim. Yan kulübede tanıdığım ve sevdiğim insanlara ‘alın’ dedim. Aramızda böyle bir şey olmasını istemem. Ama benim oyundan atılma pozisyonum oldu. Orada da üzerime gelmesi ve ben içeri girerken de konuşması beni kızdırdı. Oyundan atılmışsınız ve psikolojiniz bozuk, sinirlisiniz ve sürekli bizi tahrik ediyor. İçeri girerken konuşup arkamdan hareket yapması bunların hepsi benim içimde birikti. Maçı da kaybetmiştik ve bazen o psikoloji ile daha agresif olabiliyorsunuz. O güne dönüp düşündüğümde şunu dedim... “ Ben Okan Buruk’um. İnsanlar bana hep sevgi ve saygı gösterdi. Ben şiddetin veya kavganın olduğu bir oramda bulunmak, anılmak isteyen biri değilim. Yapı olarak da böyleyim saha dışında. O yüzden o ortamda o sinirle Tudor’un yaptıkları ve hakem hataları ile alakalı konuşmasam benim için çok daha iyi olurdu. Benim insanların gözünde bir yerim var. Bunun dışına çıktığınızda insanları da şaşırtıyorsunuz.

Tudor neler söyledi?

Saha kenarındaki tavırlar hoş değildi. Sırf bana karşı da değil. Bizim kulübümüze karşı, diğer yardımcılarıma da dönüp sürekli konuştu. Mesela bizim doktor ve fizyoterapistimiz sahaya girerken onları tuttu. Sahaya sokmadı. Onlara bile saygısızlık yaptı. Herkes baskı altında olabilir. O da öyleydi. Önemli olan baskı altında iken o tavırları sergilememek. Çok genç ve tecrübesiz biri. Hem genç hem de tecrübesiz olduğunuzda ya rakip takım ya seyirci yada hakemle uğraşıyorsunuz.

Tudor gönderildi. Kalsa idi Galatasaray’ı şampiyon yapabilir miydi?

Herkesin gördüğü net şey, Galatasaray şampiyonluk havasını Tudor ile beraber kaybetmişti! Son Malatya maçı da bunun ispatı oldu. Galatasaray’daki en büyük sıkıntı, çok fazla değişim vardı. Her hafta oyuncu, sistem değişiyordu. Değişikliğin içerisinde Galatasaray takımının başarılı olma şansı yoktu. Oyuncularda buna adapte olamıyordu. İyi giden ve iyi başlayan bir sistem vardı. 4-2-3-1 dizilişi ile Galatasaray puan farkını da açmıştı. Ondan sonraki değişiklikler takımın ileride daha büyük sıkıntılar yaşayacağını gösteriyordu. Ben zamanlama olarak da bu ayrılışın doğru olduğunu düşünüyorum.

Fatih Terim Galatasaray’ın başına geçti. Bu hamle şampiyonluk yarışında dengeleri değiştirir mi? ​

Başakşehir’in burada iyi bir çizgisi ve gidişi var. Beşiktaş kadro ve oyun olarak bana göre ligin en iyisi. Fenerbahçe son dönemde bir yükselişe geçmişti. Buradaki tek düşüşte olan takım Galatasaray’dı. Ve Fatih hoca ile birlikte hemen seyircinin ilgisi ile sinerji oluştu. Saha içinde de son Göztepe maçında oyun, istek olarak ne kadar değiştiğini gördünüz. Önemli olan bunu 2.yarı aynı şekilde devam ettirebilmek. Ben burada Fatih hocayı yine aynı eski heyecanı ile görüyorum. Sanki yeniden ilk defa teknik adamlığa başlamış gibi heyecanlı ve istekli. Bu da hem Galatasaray takımına hem de camiaya olumlu yansıyor. Ben zirve yarışında gerçekten bütün takımların şanslarını eşit görüyorum. Herkes burada şampiyonluk yarışında iddialı.

Galatasaraylıların hala içinde geriye döndüğümüzde Inter’e gittiğiniz için bir sitemi vardır. O günlere dair bir şeyler söylemek ister misiniz?


Ben Galatasaray’da çok büyük başarılar yaşadım. 2001’de gidene kadar, 6 şampiyonluk, 1 Süper Kupa, 1 Uefa Kupası, sayısını tam hatırlamıyorum en az 4-5 Türkiye Kupası, Cumhurbaşkanlık, TSYD...Belki 15-20 tane kupa kazanmıştık. Ve biz bunu fedakarca yaptık. Ben Galatasaray için ayağımı verdim. Çok genç yaşta ayağım kırıldı. Ben futbolu da bırakabilirdim. Ayrıca ayağım kırıldığı zaman profesyonel bile değildim. Çok zor günler geçirdim. Ama tekrar futbola döndüm. Galatasaray bana çok büyük şeyler verdi. Ben 1985 yılında Galatasaray alt yapısında futbola başladım. 2001’e kadar oynadım. Maddi anlamda kulübümüzün geçirdiği çok kötü dönemlerimiz oldu. 90’ların sonunda özellikle! Biz UEFA Kupasını kazandığımızda tam 6 ay maaş almamıştık. 2001’deki sezon içinde çok uzun süre maaş almadık. Ama her zaman her şeyi bir kenara bırakıp Galatasaray’ın başarısı için oynadık. Inter’e gitmeden önce de bende pubis vardı kasıklarımda. Normalde pubisten ötürü 6-8 ay oynamayan oyuncular var. Ben bütün sezonu iğne olarak geçirdim ve sahaya çıktım. Hep fedakarca bir şeyler yapmaya çalıştık. O transfer öncesinde de ben Galatasaray ile önce görüştüm. Bana o zamanki başkan ve yöneticilerimiz sunulan şartlar sonrasında “ Bizim şartlarımız bu. Bunları kabul ediyorsan kal. Böyle bir teklif varsa da istediğin yere gidebilirsin” dediler. Ondan sonra ben ayrıldım. Hatta içeride Galatasaray Kulübünden uzun süredir almadığı maddi imkanlar vardı. Onları da hiç talep etmeden, hiçbir şey almadan gittim. Bu benim hayalim, idealimdi. Bu şansı bulmuşken değerlendirmek istedim. Yeni bir hedef çizmem gerekiyordu. Türkiye’de kalsam belki 31-32 yaşında futbolu bırakacaktım.

Fanatik
 
Maç sattın bizi şampiyonluktan ettin! Ulan 5 puan öndeydik o zaman. En son seni sattığın Ankaragücü maçında tribünlerden inip bir güzel silkmek lazımdı da neyse yani!!! Dua et kazasız, belasız çıktın o stadtan!
 
ayağımı verdim diye ağlayacağına, şu formayı giymeyi nasip ettiği için Galatasaray camiasına tekrar teşekkür et.

intere para için gittin, döndüğünde ise bjk imza attın ?

aug-2000-okan-buruk-of-galatasaray-in-action-during-the-preseason-picture-id1032044
 
Ego böyle bir şey işte. Hatalar hep mantıklı gelir. Başarılar da kendine yontulur.


GSCimbom Forum kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
 
adidasın en güzel forması
Çocukken çakması vardı. Top oynarken bizim bahçe de tellere takılıp yırtılmıştı ona kaç gün üzülmüştüm.

Aynı dönemler bizim Adana da Çetinkaya diye bir mağaza vardı tatile gitmişken orada orijinalini görmüştüm, çocuksun XL formayı napacaksın diye babam almamıştı nasıl ağlamıştım bu yüzden.

Geçenlerde internette bir yerde bulmuştum 200€ ya satıyordu biri. Parası sorun degil ama kalitesine ve orijinal olup olmamasına güvenemediğim için almadım, ama o formayı bir gün mutlaka bulup alacağım. Içimde ukde kaldı.



sent via GSC
 
Son düzenleme:
Sene 1992. Benim de futbolu yeni yeni anlamaya başladığım dönemler... TSYD Kupası'nda Beşiktaş'a karşı çok iyi oynayıp 2 gol atarak yüksek seviyeden giriş yaptığı futbol hayatına kötü denilecek bir durumda veda eden Okan Buruk'un ayak kırılma olayını net hatırlıyorum. Belki de Türk futbol tarihinin en çok konuşulan sakatlığı olmuştu. O maça kadar 10 numara pozisyonunda oynayan ve iyi maçlar çıkartan, geleceğin yıldızı gözüyle bakılan bir Okan vardı. Ancak 1 yıl kadar süren sakatlıktan döndükten sonra tanınmayacak kadar kötüydü. 1994-1998 arası dönemde sonradan Aydın Yılmaz ile özdeşleşen "Bir patlarsa" kontenjanından kullandı. 1998 başından itibaren ise Fatih Terim tarafından takımın sağ kanadına monte edildi ve dönemin devlerinden Inter'e transfer olacak kadar iyi bir performans sergiledi. Goller attı, asistler yaptı. O müthiş takımın önemli parçalarından biri oldu. Inter'deki geniş kadronun içinde kaybolunca 3 yıl boyunca kulübede köreldi. Sonrasında geldiği Beşiktaş'ta da sıradan bir performans ortaya koydu. Bir dönem moda olan yurtdışından sonra Galatasaray'a dönen yıldızlara o da katıldı ve 2006-2007 sezonunda bizde forma giydi. Ama ne o eski Okan'dı ne de taraftar onu eskisi gibi seviyordu. Vasat altı 2 sezondan sonra 2 sene de İBB'de emeklilik primini doldurup futbolu bıraktı.

Çok efsane olabilir denilirken inişli çıkışlı bir kariyerle bitirdi futbol hayatını. Teknik direktörlüğü ise beklediğimden daha iyi gidiyor diyebilirim. Çünkü kendisinde teknik direktör karizması denilen şeyin zırnığı bile yok bence ama Akhisar'la yaptıkları fena sayılmaz gibi..
 
Çocukken çakması vardı. Top oynarken bizim bahçe de tellere takılıp yırtılmıştı ona kaç gün üzülmüştüm.

Aynı dönemler bizim Adana da Çetinkaya diye bir mağaza vardı tatile gitmişken orada orijinalini görmüştüm, çocuksun XL formayı napacaksın diye babam almamıştı nasıl ağlamıştım bu yüzden.

Geçenlerde internette bir yerde bulmuştum 200€ ya satıyordu biri. Parası sorun degil ama kalitesine ve orijinal olup olmamasına güvenemediğim için almadım, ama o formayı bir gün mutlaka bulup alacağım. Içimde ukde kaldı.



sent via GSC

Gözlerim doldu. Çocukken benim hiç formam olmadı. Olmayacağını bildiğim için hiç ağlamadım. Çünkü ağlasam da patlasam da babam forma almayacaktı. Çünkü o bir Fenerbahçeli! İlk formamı üniversiteyi kazandığım sene almıştım.
 
Sene 1992. Benim de futbolu yeni yeni anlamaya başladığım dönemler... TSYD Kupası'nda Beşiktaş'a karşı çok iyi oynayıp 2 gol atarak yüksek seviyeden giriş yaptığı futbol hayatına kötü denilecek bir durumda veda eden Okan Buruk'un ayak kırılma olayını net hatırlıyorum. Belki de Türk futbol tarihinin en çok konuşulan sakatlığı olmuştu. O maça kadar 10 numara pozisyonunda oynayan ve iyi maçlar çıkartan, geleceğin yıldızı gözüyle bakılan bir Okan vardı. Ancak 1 yıl kadar süren sakatlıktan döndükten sonra tanınmayacak kadar kötüydü. 1994-1998 arası dönemde sonradan Aydın Yılmaz ile özdeşleşen "Bir patlarsa" kontenjanından kullandı. 1998 başından itibaren ise Fatih Terim tarafından takımın sağ kanadına monte edildi ve dönemin devlerinden Inter'e transfer olacak kadar iyi bir performans sergiledi. Goller attı, asistler yaptı. O müthiş takımın önemli parçalarından biri oldu. Inter'deki geniş kadronun içinde kaybolunca 3 yıl boyunca kulübede köreldi. Sonrasında geldiği Beşiktaş'ta da sıradan bir performans ortaya koydu. Bir dönem moda olan yurtdışından sonra Galatasaray'a dönen yıldızlara o da katıldı ve 2006-2007 sezonunda bizde forma giydi. Ama ne o eski Okan'dı ne de taraftar onu eskisi gibi seviyordu. Vasat altı 2 sezondan sonra 2 sene de İBB'de emeklilik primini doldurup futbolu bıraktı.

Çok efsane olabilir denilirken inişli çıkışlı bir kariyerle bitirdi futbol hayatını. Teknik direktörlüğü ise beklediğimden daha iyi gidiyor diyebilirim. Çünkü kendisinde teknik direktör karizması denilen şeyin zırnığı bile yok bence ama Akhisar'la yaptıkları fena sayılmaz gibi..
Tudor'a yaptığı saygısızlık ve Galatasaray Camiasını rencide eden açıklaması bence kariyerini ciddi oranda zedeledi.Yaptığı hatayı anladığında ise iş işten geçmişti.

- - - Flood Önleme Sistemine yakalandınız :) - - -

Gözlerim doldu. Çocukken benim hiç formam olmadı. Olmayacağını bildiğim için hiç ağlamadım. Çünkü ağlasam da patlasam da babam forma almayacaktı. Çünkü o bir Fenerbahçeli! İlk formamı üniversiteyi kazandığım sene almıştım.
Demek ki Mustafa Bey'in hırçınlığı bu yüzden.
 
Gözlerim doldu. Çocukken benim hiç formam olmadı. Olmayacağını bildiğim için hiç ağlamadım. Çünkü ağlasam da patlasam da babam forma almayacaktı. Çünkü o bir Fenerbahçeli! İlk formamı üniversiteyi kazandığım sene almıştım.
Off senin durum daha vahimmiş vallah.

Çok merak ettim baban Fenerli ise sen nasıl Galatasaraylı oldun. Genellikle nadir istisnalar dışında babadan oğula geçer çünkü taraftarlık :D

sent via GSC
 
Off senin durum daha vahimmiş vallah.

Çok merak ettim baban Fenerli ise sen nasıl Galatasaraylı oldun. Genellikle nadir istisnalar dışında babadan oğula geçer çünkü taraftarlık :D

sent via GSC

Öyle oldu aslında. Hiç hatırlamadığım yıllar Fenerbahçeliymişim. Babam beni Fenerbahçeli yapmış. Ona Fenerbahçeli olmak denirse. Küçücük çocuğa ne söylersen papağan gibi tekrarlar. :D

1992 yılında amcamlara komşu olduk. Ailece koyu Galatasaraylılar. Amcamlara gidip gele gele Galatasaraylı olmuşum. Galatasaray bana daima sıcak gelmiştir. Babamın ağır baskıları oldu ama yılmadım; tercihimi değiştirmedim. :)
 
Öyle oldu aslında. Hiç hatırlamadığım yıllar Fenerbahçeliymişim. Babam beni Fenerbahçeli yapmış. Ona Fenerbahçeli olmak denirse. Küçücük çocuğa ne söylersen papağan gibi tekrarlar. :D

1992 yılında amcamlara komşu olduk. Ailece koyu Galatasaraylılar. Amcamlara gidip gele gele Galatasaraylı olmuşum. Galatasaray bana daima sıcak gelmiştir. Babamın ağır baskıları oldu ama yılmadım; tercihimi değiştirmedim. :)
Helal olsun işte gerçek Galatasaraylılık budur. Tebrik ederim seni baskılara boyun eğmemeni takdir ediyorum:hat:

Fikrî hür vicdanı hür Galatasaraylı.

sent via GSC
 
Üst Alt