Sinan Gümüş: “Ne kadar çok kupa, o kadar çok hatıra”


1523465866123.png

“Yeryüzünde her insanın kendisini bekleyen bir hazinesi vardır. Bir şeyi gerçekten istersen, onu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren işbirliği yapar” der Paulo Coelho, Simyacı adlı romanında… Bir simya hareketi de Galatasaray’da hayat buluyor. Galatasaray’a dört sezon önce büyük umutları da yanına alıp gelen Sinan Gümüş, “Altın”a doğru devir alan kariyerini Galatasaray Dergisi Yayın Yönetmeni Tarık Ünlütürk’e anlattı.

Sinan Gümüş röportajından öne çıkan soru ve cevaplar şöyle:

İki sene önce dergimize verdiğin röportajda “İz bırakmak istiyorum” demiştin. Bu yolun neresindesin? Başında ya da ortasında…
Buraya geleli 3,5 yıl oldu. Çok fazla kupa kazandık, ufak da olsa payım olduğunu düşünüyorum. Belki biraz iz bırakabilmişimdir ama şöyle düşünmek lazım. Bunun katmanları var. O bıraktığım izi büyütmem yani derinleştirmem gerekiyor. Bu sene çok önemli… Şampiyon olursak çok önemli bir başarı yakalamış olacağız. En güzel iz bu şampiyonluk olacak. Bahsettiğimiz izin sonu mu, tabii ki hayır… Daha ortasındayız. Bunun sonu yok bence… Yakaladığım başarıları, “Tamam oldu başardım” diyerek kabul etmemem gerektiğini düşünüyorum. Ne kadar çok kupa, o kadar çok hatıra.

Bazı maçlar, bazı goller tüm sezonun özeti gibidir. Konyaspor maçında olduğu gibi… Hırs, tutku ve sevinç vardı o gün statta. Buna sebep olan da senin golündü. Oyuna girerken sonunun böyle olacağını hissetmiş miydin?
Galatasaray’da daha önce çok gol attım. Doğrusu o gol biraz daha farklıydı. Oyuna girmeden önce Fatih Hoca ile konuştuk. Bana güvendiğini söyledi. Şimdi şöyle bir şey var. Oyuncu maça girmeden önce yüzde yüz hazır olabilir. Ama hocadan aldığınız güven sizi biraz daha ileri iter. Oyuna girerken hocayı mahcup etmek istemedim. Futbolda her şey var, top kaleye de girebilir, direkten de dönebilir… İşte o küçük fark bu kez benim lehime gerçekleşti. Gol öncesi Yuto’yu gördüm. “Şimdi bana atarsa, vurabilirim” dedim. Aslında yerden atacağını düşünüyordum. Top yukarıdan gelince röveşata gibi bir şey denemek geldi içimden. Sonra vole vurdum ve dokunduğum anda da gol olacağını anladım. Genelde o pozisyonda, o vuruş açısıyla uzak köşeye gönderilir ama kalecinin de öyle düşünüp o köşeye gideceğini değerlendirdim. O yüzden yakın köşeye kestim topu. Demek ki doğru kararmış… Golden sonra o kadar çok mesaj geldi ki... O golün, insanlara verdiği pozitif enerjiyi çok iyi hissettim. Gol sonrası bir patlama yaşandı statta, doğrusu inanılmazdı. Hatta Hasan Hoca’ya maçtan sonra esprili şekilde, “Asistim bayıltır, golüm öldürür” dedim. Güldük tabii…

Fatih Hoca genç oyuncular için çok önemli bir teknik adam. Gençlere cesurca şans veriyor. Kendisi ile diyalogun nasıl?
Evet, bugüne kadar Fatih Hoca ile ilgili çok şey duydum. Ve bu sezon ilk kez birlikte çalışma imkanı yakaladım. Fatih Hoca gerçekten çok büyük ve farklı bir teknik adam... Futbolcuyu çok iyi anlıyor. Tecrübesini her an size hissettiriyor. Hoca göreve geldiğinde herkesi tanıdığı gibi beni de tanıyordu. Bana neler yapabileceğimi anlattı ve “Senin 0’dan 100’e hemen çıkmanı istemiyorum, yavaş yavaş takıma yanaştıracağım. Gerisini sen halledeceksin. Sen bizim için çok önemli oyuncusun” dedi. Açıkçası Fatih Hoca ile özgüvenimi yeniden kazandım. Takıma yeniden yararlı olmaya başladım. Bu genç yaşta onunla karşılaşmak gerçekten çok önemli...

Pozisyon olarak alternatif yaratabilen bir oyuncusun. Mesela forvet, forvet arkası, sağ ya da sol kanatta oynayabiliyorsun. Bu, takım için büyük avantaj… Fakat futbolcu açısından durum farklı olabiliyor. Konsantrasyonunu etkiliyor mu?
Almanya’da altyapıda oynarken antrenörler, “Sadece bir pozisyonun oyuncusu olmayın” derlerdi. Mesela sağ kanat oyuncusunu birkaç maç özellikle sol kanatta oynatırlardı. Ben de farklı mevkilerde oynadım. Çünkü o pozisyonları da öğrenmeliydim. Rotasyon genç yaştaki oyuncular için çok önemli. Eğer alışmasaydım farklı mevkilerde oynamak beni olumsuz etkilerdi. Ama bunu avantaja çevirmeyi öğrendim. Maç öncesi solda oynayacaksam nasıl içeri girerim, sağda oynarsam nasıl kanada yayılmalıyım diye kafamda oynuyorum maçı. Fatih Hoca da futbolcuları farklı mevkilerde değerlendiren bir teknik direktör... Futbolda bu çok önemli… Günümüzde sadece bir mevkide oynayan oyuncu zaten çok az.

En büyük eksiliğin nedir ya da düzeltmen gereken özelliğin?
Halen genç bir oyuncuyum ve öğrenmek hiçbir zaman sona ermiyor. Kafa toplarında daha iyi olabilirim. Umut (Bulut) Abi bana her zaman, “Kafa toplarına daha çok çalış” derdi. Maç tecrübesi de çok önemli. En iyi antrenman maçtır derler. Bu anlamda ne kadar çok maça çıkarsam eksiklerim de o kadar kapanıyor. Belki biraz daha sağ ayağımı geliştirmeliyim.

Gomis çok kariyerli bir forvet. Kendisinin sana tavsiyeleri oluyor mu?
Bafe ilk geldiğinde kendisi ile konuştuk. “Senin son maçlardaki başarılı performansını izledim. İyi bir oyuncusun, sol ayağın çok etkili. Hiçbir zaman pes etme. Kafanı karıştırma, burada kalacaksın” dedi bana… Sürekli konuşuyor benimle ve motive ediyor. Her zaman daha fazlasını vermemi söylüyor.

Geride kalan haftalar için ne düşünüyorsun? Son yılların en çekişmeli ligi… Dört takımın potada olduğu bir lig mücadelesi uzun yıllardır yaşanmamıştı.
Yurt dışındaki liglere bakalım. Bayern Münih, Paris Saint Germain, Barcelona ve Manchester City liglerinde farkı açtı ve tek başına şampiyonluğa yürüyorlar. O liglerde bence şampiyonluk havası bitti. Türkiye’de futbolsever bu anlamda çok şanslı… Evet, taraftarlar biraz gergin ama güzel olan bu. Gerçek futbol budur bence… Bu arada biz böyle olmasını ister miydik, tabii ki biz de farkı açmak isterdik. Ama mücadele ederek şampiyonluğa ulaşmalıyız. Bence bu şampiyonluk çok daha değerli olacak.

Gelecekten ne bekliyorsun, bundan sonraki hedeflerin neler?
Hedeflerim çok yüksek. Bu forma altında 5 kupa kazandım. İnşallah 15 kupa daha kazanırım. Bu sene altıncı ve yedinci kupa gelir inşallah.

Kaynak: galatasaray.org
 
Bu da henuz tam olmadi malesef. Beklentim onun daha iyi futbolcu olmasiydi ama henuz istedigimiz seviyeye gelemedi.
 
Üst Alt