Koronavirüs Hakkında Önemli Bilgiler

Şüphelendiğiniz durumlarda 184'ü arayın!

Bilal Meşe’den Arda Turan Açıklaması


Arda Turan‘ın Üsküp dönüşü uçakta, gazeteci Bilal Meşe‘ye saldırması spor gündemine bomba gibi oturdu. Olayın başrolü duayen gazeteci Bilal Meşe, yaşananları anlattı ve suç duyurusunda bulunacağını söyledi.

İşte Bilal Meşe’nin yaşanan olay ile ilgili Doğan Haber Ajansı’na anlattıkları…

KEMERİM BAĞLIYDI VE BAĞIRDI, “BİLAL MEEEEEŞEEE” DİYE…

“Uçağa bindik. 12-A’da oturuyordum. Uçak motorlarını çalıştırdı ve kemerimi henüz bağlamıştım ki birden yanımda Bilal Meşeeee diyen bağıran Arda’yı gördüm. Önce şaka yapıyor zannettim. Ancak bir-iki saniye sonra “Ben adamın….aaaaaa……kkkk..ulan” diye bağırarak yüzünde garip bir ifade gördüğüm Milli Takım’ın Kaptanı ile karşı karşıya kalmıştım. Şoktaydım. O hala ana avrat, din iman küfürlere devam ediyordu. Birden yanımıza önce fotomuhabirimiz Vedat Danacı geldi. Ne yapıyorsun Arda deyip onu sakinleştirmeye çalıştı. Bu arada salldığı bir yumruk boşa gitti. Aslında Vedat tuttuğu için yumruk boşa gitti. Hadise devam ederken Milli Takım antrenörü Levent Şahin hadiseye müdahale etti. Birde koruma vardı. Onu sakinleştirmeye çalışan. Korumayada ağzına geleni söyledi. hatta sen kim olursun olun gibisinden laflar etti. Ben bu olaylar sürerken elimi arkaya doğru götürdüm ve hiçbir biçimde kendisine müdahele etmedim. Fatih Terim iyi ki arkaya gelmedi yoksa bu durumda, daha kötü şeyler de olabilirdi diye düşünüyorum. Bence gelmediği iyi oldu.”

CUMHURİYET SAVCILIĞINA ŞUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIM

Bilal Meşe, olayın şokundan hala kurtulamadığını, 40 yılı aşkın meslek hayatında ilk kez böyle bir olayla karşılaştığını ifade ederek, “Şu anda İstanbul’a dönmeyi düşünüyorum. Kalsam da Milli takım antrenmanlarına katılmayacağım zaten. Medya kuruluşlarındaki diğer arkadaşlarım da bir karar almak üzere olduklarını söylediler. Arda bana ‘seni bu uçağa alanın…’ diyerek ağıza alınmayacak küfürer savurduğu insanlar TFF Başkanı Yıldırım demrören ve Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim. Sabah erkenden gazete patronum Sayın Yıldırım Demirören aradı ve sakin olmamı söyledi. Olayın 15 tanığı var. Onlar da mahkemede şahit olacaklarını söylediler. Dönüşte hemen Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunacağım.”

Gamaspor
 
Arda'nın olduğu haberin altında uzun uzadıya yazmıştım. Herkes kendince haklı. Gazeteci dokunulmazlığı hassasiyeti altına saklanıp saçmalayanları kabul etmemek lazım.

Bu yüzden aslında hiç ilgilenmemek gerek. Kendi aralarında mahkemede çözsünler sorunlarını. Mahkemeye adalete güvenmeyen zaten yaygarayı koparır(yor)


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
 
Futbolcular cidden akilsiz yaratiklar. Gazeteciler yillardir beyaz ekranda gundem olmak icin firsat bekler ustelik laf orospusudurlar bin kisinin onunde nediye saldirirsin bi gazeteciye. Arda ya bişey olmaz kimse dokunamaz gercide bosyere bi madur kahraman kazandik ulkece.
 
bu gatezecinin bunun hakkinda yazdigi haber var mi ki piyasada
Arda Turan'ın gazeteci Bilal Meşe'ye saldırmasının nedeni duayen gazetecinin 1 Temmuz 2016'da yazmış olduğu "Paranın gözü kör olsun" başlıklı yazı...

İşte Bilal Meşe’nin 1 Temmuz 2016’da yazmış olduğu “Paranın gözü kör olsun” başlıklı yazı:

Fransa’da erken terhis olduk, yeniden iç hatlara dönüş yaptık! Ne var ki, Fransa’da Milli Takım’da yaşanan, ‘krizler’, ‘tartışmalar’ ve de ‘kavgalar’ hâlâ sıcaklığını koruyor, pek de unutulacağa benzemiyor! Olayları yinelemeye gerek yok, her şey ayan-beyan!

Dostlar… Fatih Terim ile Arda Turan’ın arasına ‘kara kedi’ girmesinin temelinde, ünlü hocanın TRT yayınında söylediği, “Arda, Barcelona’da oynamanın hazzını yaşarken, egosu A Milli Takım’da sürmez” şeklindeki sözlerinin bulunduğunu iddia ediyorlar. Olabilir, lafımız yok.

Ne var ki, Terim hoca bu cümleyi kurarken niyetini okuma şansımız olmadığına göre, kötü anlamda kullandığına asla inanmıyoruz. Eğer kötü bir düşüncesi olsa, Arda’yı takıma çağırmazdı. Çağırıyor ve ona kaptanlık bandını veriyorsa Terim art niyetli olabilir mi? Üstelik Arda’yı kaptan yapan da Terim’di…

Artı, insanın olduğu her yerde ‘ego’ vardır. ‘Egom yok’ diyenin alnınını karışlarız! Önemli olan, egolarınızı mümkün olduğu kadar asgariye indirmek ve paylaşımcı olmaktır. Aksi takdirde hem kendinize hem de çevrenize zarar verirsiniz!

Hele hele futbolda ‘ben’ yoktur, ‘biz’ vardır… Bu spor bireyselden öte, takım oyunudur. Yıldız oyuncuların ve de kaptan olmanın farkını biliyoruz. Onlar saha içinde kenar yönetimin eli-ayağı-gözüdür. Yükleri ağırdır, o sorumluluğu üstlenmek ve taşımak ise bir dizi donanım gerektirir. Diyeceğimiz o ki Arda Turan’ın takım içindeki sıkıntıları, istekleri teknik direktöre taşımasından doğal ne olabilir ki? Ancak o kişiyi bay-pass ederek, yan yollara saparsanız, krizlere de çanak tutarsınız, fitili asıl siz ateşlemiş olursunuz!

Arda Turan’ın Barcelona’ya transferinde ülke olarak onunla gurur duyduk, oynayacağı günleri adeta iple çektik. Fransa’da ondan ve takım arkadaşlarından çok şeyler bekledik, hayal kırıklığı yaşadık!

Ortada iki maçta ‘kötü’ futbol varsa ki var, bunun faturasını tek başına Arda’ya kesmenin doğruluğunu savunmak ayıpların en büyüğüdür. Ne kadar yıldız olursanız olun, zaman zaman form düşüklüğü yaşanabilir, robot değiller ki?

Ne var ki Arda’nın arkadaşlarını toplayıp, “Bu takım yıldızların takımıdır” demesini çok yadırgadık! Yani, Fatih Terim’e olan kırgınlığını-kızgınlığını bu şekilde ifade etmesini asla ona yakıştıramadık! Antalya’da başlayan ve Fransa’da devam eden kamplarda her fırsatta, futbolculara takımın havasını – suyunu sorduk, takımdaşlıklarını sorguladık. Hep, “mükemmel” yanıtını aldık, meğer ne kadar yalanmış, sanalmış!

Ahh şu paranın gözü kör olsun! En iyi dostluklara bile sünger çekebiliyormuş! Yalnız, o ay-yıldızlı formanın parayla-pulla değerinin ölçülemeyeceğini ne çabuk unuttunuz? O formayı giymek için bu ülkede milyonlarca gencin sırada beklediğini, hayal ettiğini biliyormusunuz? Ay-yıldızlı ekip öyle denildiği gibi yıldızların değil, ülkenin takımıdır, hepimizin gurudur, onurudur. Takım olmak da kolay değildir… Eğer, sorunları, krizleri hep birlikte aşabiliyorsanız, takımsınızdır. Oynayanlar, oynamayanlar başarı ve başarısızlıkta sarmaş-dolaş olabiliyorsa takımsınız. Ki bunu da göremedik açıkçası! O zaman ortaya çıkıp, “Biz iyi ekibiz, biz şöyleyiz, böyleyiz” yalanlarına sığınmayacaksınız!

Eyy ahde vefadan uzak olan bazı oyuncular… Sizlere, “Kol kırılır, yen içinde kalır” deyimini hatırlatsak, acaba yanıtınız nasıl olurdu?

NURİ’NİN GÖZYAŞLARI

Başarıda nasıl övgü varsa, başarısızlıklarda da yapıcı eleştirilere kepenkleri kapamayacaksınız! Öyle parayla – pulla saadet olmuyor arkadaşlar! Nuri Şahin’i bir gün bizim medya çadırında konuk ettik, yanında Olcay Şahan da vardı. Valla tam profesyonel… En sivri sorulara bile en ufak bir mimik yapmadan, sinirlenmeden, öyle güler yüzle yanıtlar verdi ki, anlatamam. En önemli özelliği pozitif enerjisi. Bizlerden selamı-sabahı esirgemeyen ender oyunculardan birisidir Nuri Şahin. Öyle savunmacıya da gereksinimi olmayan bir fotoğraftır.

Ancak Çek maçı öncesinde sakatlığı nedeniyle hüngür-hüngür ağladığını biliyormusunuz? Niye? O maçta oynayacaktı, sakatlığa yenik düştü de ondan. Soyunma odasında iki gözü iki çeşme ağlayan Nuri Şahin’i kimse teselli edemedi! İşte milli forma aşkı-sevdası diye ben buna derim… Oynayamayacağı için gözyaşı döken, o forma aşkıyla yanıp-tutuşanlara iyi bir örnektir Nuri Şahin.

gamaspor
buymus.
 
Bu arada haberi yazan gamaspor tarafını açıkça belli etmiş

"Duayen Gazeteci"


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
 
Üst Alt