Mars’ı Dünyalaştırmak


Mars’ı Dünyalaştırma (Terraforming)

Büyük bilim insanı Carl Sagan, Mars’ta hayat bulursak eğer, o yaşamı korumak adına Mars’a bir şey yapmamamızı söylemişti. Onlar mikroorganizma olsa bile Mars onlara aitti ve Sagan bu sözünde haklıydı, yaşama saygı konusunda Dünya’da çok başarılı olamasak bile uzay yepyeni, temiz bir sayfa ve Dünyada yapılan hataları tekrarlamamak için harika bir yer.


“Ama Mars yaşam barındırmıyorsa, o zaman Mars’ı Dünya’ya benzetebilir miyiz?” diye sorgulamaya devam etmişti Sagan. Kızıllığı ile ne kadar güzel olsa da, çok az oksijene sahip, sıvı suyu bulunmayan ve çok fazla ultraviyole ışığa maruz kalan bir gezegen Mars. Ama bütün bunlar “daha fazla hava” sayesinde sorun olmaktan çıkabilir. Yüksek hava basıncı ve sıcaklık, yüzeyde sıvı suyu mümkün kılabilir, ısınan Marsta bitki yetiştirebilir ve havasını nefes alacağımız bir atmosfere dönüştürebiliriz. Mars yeni bir Dünya olabilir. Çünkü Mars, Güneş’in “yaşam kuşağı“nda yer alıyor.

Gliese_581_yasanabilir_bolge.jpg


Dünyalaştırma bir gezegen mühendisliği alanıdır. Tam tercümesi “Dünya şekline büründürme” olan bu kelime bize Jack Williamson isimli yazarın 1942’de yazdığı bir bilimkurgu öyküsünde kazandırıldı. Bir gezegeni dünyaya benzetme fikri ise 1910’da Octave Beliard tarafından, uydumuz Ay’a atmosfer kazandıran ve üzerinde bitki yetiştirdiği, tehlikedeki türlere ev sahipliği yaptırdığı öyküsü “A Day in Parisian in the 21th Century” isimli hikayesi ile ortaya çıktı.
Dünya’daki deneyimlerimize bakarak, bir gezegenin çevresel yapısını değiştirebileceğimizi biliyoruz, bunu zor yoldan Dünya’yı ısıtarak öğrendik. Eskiden sadece bilimkurgunun bir alanı olsa da, bugün küresel ısınmaya sebep olmamız bile bir gezegenin iklimine, atmosferine etki edebileceğimizin bir kanıtı. Sadece sanayimizin yan ürünü olarak bile bir gezegeni ısıtacak sera etkisine sebep oluyoruz, küresel anlamda etki edebiliyoruz. Bu da demektir ki eğer bir gezegeni bizler için yaşanabilir hale getirmek istesek, gerek hayal gücümüz gerekse teknolojimiz buna izin veriyor.


Carl Sagan 1961’de Venüs’ü ve 1973’te Mars’ı nasıl dünyalaştıracağımıza dair fikirlerini Science dergisi ile paylaşmıştı. O zamandan beri hayal gücümüz ve teknolojimiz boş durmayıp yeni bize yeni fikirler sağladı. Özellikle son yıllarda Mars’a gönderdiğimiz robotların esas amacı Mars’ın eskiden sahip olduğu yoğun atmosferi ve dolayısıyla sıvı suyu nasıl kaybettiğini anlamaya yönelik. Her geçen gün kızıl gezegenin bu koşullarını nasıl kaybettiğini anladıkça, gelecekte yaşanır koşullar yaratıp bu koşulları nasıl korumamız gerektiğini de daha iyi anlıyoruz.
Dünyalaştırmanın önündeki en büyük engel kısa vadede getirisi olmaması ve paradır. Şu anki ekonomik yapı buna yakın zamanda izin veremez. Çünkü Mars’ın terraformu birkaç yüzyıl, hatta bin yıl sürecektir. Ancak toplam maliyeti Dünya ülkelerinin bir yıllık “bütün” askeri harcamalarının (yaklaşık 2 trilyon dolar) sadece bir kaç katıdır.
Mars teknolojik ve teorik olarak mümkün bir hedeftir. Venüs ise oldukça zorlu olacaktır ve teknolojik olarak henüz mümkün değildir. Europe ve Titan gibi uzak uyduların ise tam dünyalaştırılmaları pek mümkün değildir. Ama bu uydularda kalıcı yerleşim yerleri kurmaya bir engel yoktur.
Mars’ı Dünyalaştırmak

Eğer bugün Dünya’yı karbon salınımı ile kirlettiğimiz gibi Mars’ı “kirletseydik” ihtiyaç duyduğu ısınmayı sağlar ve orayı yaşanır bir yer yapmak için ilk adımları atmış olurduk.

Marsterraforming4578.jpg



Böylesi bir çalışma en iyi tahminle günümüzden yüzyıl sonra başlayabilir. Getirisi ise mavi-yeşil bir gezegen olacaktır. Harcanacak emeğe karşılık böyle bir hazineye paha biçilemez.
Mars şu anda 7 aktif araç ile gözlem altında. Her gün bu gezegenle ilgili yeni bir şey öğreniyoruz. Kutuplarında ve toprağının altında bolca su buzu var, ayrıca yüklü miktarda donmuş karbondioksit de içeriyor. Çok soğuk veya çok sıcak değil. Dünya’nın 38%’si kadar olan yer çekimine teorik olarak insan vücudu adapte olabilir, kozmik ve Güneş kaynaklı radyasyondan düşük bir ölçüde de olsa koruyacak bir atmosferi var. Ve en önemlisi, oraya gönderdiğimiz çok sayıda robotun verdiği bilgilere göre, bir zamanlar bizler için çok daha uygun bir gezegendi.
Örneğin yörüngede ki MAVEN uydusu, Mars’ın manyetik alanının zayıflığından dolayı güneş rüzgarlarının etkisiyle sürekli atmosfer kaybettiğini gösterdi. Yüzeyde ki robotlar ise kızıl gezegenin bir zamanlar üstünde sıvı su bulunduğunu ve hala yüzeyinin altında su buzu bulunduğunu doğruladı.

mars-buz5445.jpg



Mars’ı dünyalaştırma işlemi de öncelikle atmosferden yola çıkmak zorunda, Şu anda Mars’ın atmosfer basıncı, Dünyadakinin 1%’inden daha azdır, bu sebeple yüzeyinde sıvı halde su barındıramaz. Ancak Mars, Güneşimizin yaşanabilir bölgesinin (habitable zone) dış sınırına yakındır. Bu da demektir ki yükseltilmiş atmosfer basıncı ile yüzeyde sıvı su bulunduracak kadar ısı ve ışık alabilir.
Şimdi biz önce Mars ve Dünya atmosferlerini karşılaştırıp sonra da yapılması gerekenleri inceleyelim:
[TABLE="width: 790"]

[TD="width: 36"][/TD]
[TD="width: 79, align: center"]MARS[/TD]
[TD="width: 111"]
DÜNYA
[/TD]


[TD="width: 36"]
Basınç
[/TD]
[TD="width: 79, align: center"]6 hPa[/TD]
[TD="width: 111"]
1013hPa​
[/TD]


[TD="width: 36"]
Karbondioksit
[/TD]
[TD="width: 79, align: center"]96%[/TD]
[TD="width: 111, align: center"]0.04%[/TD]


[TD="width: 36"]
Argon
[/TD]
[TD="width: 79, align: center"]2.1%[/TD]
[TD="width: 111, align: center"]0.93%[/TD]


[TD="width: 36"]
Nitrojen
[/TD]
[TD="width: 79, align: center"]1.9%[/TD]
[TD="width: 111"]
78.08%​
[/TD]


[TD="width: 36, align: center"]Oksijen[/TD]
[TD="width: 79, align: center"]0.145%[/TD]
[TD="width: 111"]
20.94%​
[/TD]

[/TABLE]
Yüzey sıcaklığı ve atmosfer basıncı

Öncelikle bu atmosferi bizimkine benzetmeliyiz, ısıtmalıyız. Ortalama -63 santigrat derece ile Mars biraz fazla soğuk.
Atmosferin CO2 bakımından zengin olması ve kutuplarda da (özellikle güney kutbunda)donmuş CO2 (kuru buz) bulunması bizim yararımıza. Zira bu bir sera gazıdır ve termal enerjinin hapsolmasını sağlar. Nasıl ki fosil yakıt kullanan sanayimiz karbon salınımı ile Dünya’da sera etkisini arttırıp sıcaklığın kaçmasını engelliyor ve küresel ısınmaya sebep oluyorsa, Mars yüzey sıcaklığını da aynı şekilde sera gazları ile arttırdığımızda bu sıcaklık karbondioksit sayesinde gezegende hapis kalacaktır.
Sıcaklık arttıkça kutuplardan daha fazla kuru buzun çözülüp atmosfere karışması ile zincirleme bir reaksiyon oluşur. Daha fazla karbondioksit hem sera etkisini hem de atmosfer basıncını arttıracaktır. (Kutuplardaki kuru buz rezervleri ile yaklaşık olarak Dünya’nın %30’u miktarı bir atmosfer basıncı -Everest dağının tepesinde ki kadar- beklenmektedir). Bu basınç, basınçlı kıyafet giyme ihtiyacını ortadan kaldırmaktadır ancak, hava hala zehirli ve solunamayacak kadar “incedir”

marsm6wnea.jpg



Mavi Mars

Birkaç derecelik sıcaklık artışı kutuplarda zincirleme bir reaksiyon başlatacak miktarda kuru buz sublimleşmesi için bize yeter. İlk ısıtma için birçok farklı yöntem önerilebilir. Örneğin atmosfere, asteroidlerde ve uydularda bolca bulunan amonyak katmak sera etkisini arttırabilir (Amonyakta bulunan Nitrojen sayesinde). Ya da Titan’da bolca bulunan Metan ve diğer hidrokarbonları kullanarak sera etkisine katkıda bulunabiliriz. CFC (kloroflorokarbon)gazlarının kullanımı da sera etkisini oldukça verimli bir şekilde arttırabilir. Ancak bildiğimiz gibi artık salınımları yasak olan bu gazlar ozon tabakalarını yok etmektedir.
Başka bir fikir de, yörüngeye Güneş ışığını yansıtan ince PET filmi yada benzeri bir malzemeden yapılan aynalar yerleştirip, bunlarla kutuplardaki kuru buzun çözülmesine yardımcı olmak ve gezegeni ısıtmaktır. Bununla birlikte hali hazırda Mars’a ulaşan Güneş ışığını daha verimli kullanmak amacıyla koyu bir toz tabakası ile kutupları kaplayıp daha çok ısınmalarını sağlamak da bir çözüm olabilir. (C-tipi kayalar olan Phobos ve Deimos’un renkleri bu amaca hizmet edecek kadar koyudur).

MarsGlobeOcean.jpg



Ya da bu iki uyduyu kullanmak yerine koyu renkli algler ve yosunlar kullanılabilir. Böylesi mikroorganizmalar atmosferdeki karbondioksidi karbonhidratlara dönüştürürken düşük miktarda oksijen üretimi sağlarlar. Özellikle 26 Nisan 2012 tarihli Alman Havacılık ve Uzay Merkezi’nin (DLR) raporuna göre, Mars Simülasyon Laboratuvarı’nda (MSL) yürütülen çalışmalarda sadece 34 günde yosunların Mars ortamına uyum sağladığı ve şaşırtıcı derecede verimli fotosentez kabiliyeti gösterdikleri tespit edilmiştir.
Amonyak dolu asteroid çarptırmak veya Titan’dan gaz ithal etmek yerine yörüngeye aynalar yerleştirmek ve yosunları kullanmak daha verimli ve ucuz olacak gibi gözüküyor. Özellikle böyle aynaları asteroid madenciliği sayesinde uzaydan çıkartılan hammaddeler ile doğrudan uzayda üretmek, Dünya’da üretip fırlatmaktan çok daha kolay ve ucuzdur. Önümüzdeki yüzyıl içinde uzayda bu şekilde madencilik ve üretim yapabilecek duruma gelinecektir.
Yüzeyi ısıtıp atmosfer basıncını arttırdık. Yükselen atmosfer basıncı uzaydan gelen radyasyon miktarını daha da azalttı. Basınç ve sıcaklık sayesinde kutuplardaki su buzu eriyerek eski okyanus ve göl yataklarını tekrardan doldurdu. Sıcaklık arttıkça yer altındaki buz rezervleri de eriyerek ve buharlaşarak ekosisteme dahil olup, gezegenin okyanus seviyesini daha da arttıracaktır. Şimdi sıra yoğun karbondioksit atmosferi nefes alabileceğimiz bir şeyle değiştirmekte.

greenmarsmaxres.jpg

Buzların erimesi ve kalınlaşan atmosferle birlikte, Mars’ta bitki yetiştirme imkanı olacaktır. Geniş bir yeşillendirme çalışmasıyla, Mars’ı ormanlarla kaplı, kendi doğal dengesini koruyabilen bir gezegene dönüştürebiliriz.


Yeşil Mars

Bitki ekiminden önce Mars topraklarını bitkiler için daha uygun,organik bir hale getirmemiz gerekiyor. Bu sebeple Mars’ı eski dostlarımız algler, yosunlar ve diğer mikroorganizmalar ile doldurmalıyız. Bu mikroorganizmalar Mars’ın yoğun CO2 ortamından faydalanarak hem toprağı karbon ve diğer organikler ile dolduracak, hem de oksijen üretimine katkıda bulunacaklardır. Bitki ekimi yapılabilecek toprak zenginliği elde edildiğinde de, kızıl gezegen mavi-yeşil bir bahçeye dönüştürülecek şekilde ekilerek, ormanlarla kaplanacaktır.
Özellikle genetik mühendislik, bu aşamada Mars koşullarına daha iyi uyum sağlayabilecek mikroorganizma ve bitki üretimine şu anda bile olanak sağlamaktadır. Yeterli oksijen zenginliği elde edildiğinde, bir zamanların kızıl gezegeninin ekosistemi hayvancılık ile tamamlanacak ve kendi kendine yeter, düzenli bir hale gelecektir.
Dünyalaştırma tamamlandığında yüzyıllar geçmiş olacak ancak üzerinde yaşanacak, gurur duyabileceğimiz yeni bir dünyaya sahip olmuş olacağız.

marsterraformingtimelapse.jpg



Yeni Mars, eski sorunlar

Mars dünyalaştırıldıktan sonra elbette sorunlar bitmeyecek. En büyük problem manyetosferin yetersizliği ile atmosfer kaybının devam edecek olması olacak. Güneş rüzgarlarının etkisiyle kaybedilen atmosfer oldukça düşük miktarda olsa da, en nihayetinde milyonlarca yıl içinde etkisi hissedilebilir. Bir diğer problem olan radyasyon ise, şu anki kadar ciddi bir problem olmayacaktır.
Manyetosfer olmadan radyasyonu bir tek yoğun atmosfer yalıtıyor olacak ve elbette bu belli ölçüde bir koruma sağlasa da, en nihayetinde dünyadaki radyasyon dozundan daha yüksek olacaktır. Yine de bilim insanları, yoğun atmosfer altında alınacak radyasyon dozunun ölümcül olmayacağı ve canlıların bu koşullara adapte olabileceği konusunda hemfikir. Zaten Çernobil civarındaki yoğun bitki örtüsüne bakarsak, doğanın radyasyona adaptasyon konusunda oldukça başarılı olduğunu görebiliriz. Gelecek bir kaç yüzyıl içerisinde de, teknolojimiz yoğun radyasyon ortamlarında yaşayabilmemizi sağlayacak meyveler verecektir.

solar-wind-mars-810x477.jpg


Mars’ın olmayan manyetik alanı ve düşük kütleçekimi nedeniyle, Güneş rüzgarları tarafından atmosferi sürekli süpürülüyor. Bizim oluşturduğumuz yeni ve kalın atmosferin uzun vadedeki kaderi de bu olacak.

Atmosfer kaybını önlemek için, gezegene manyetosfer sağlayacak bazı fikirler mevcut. Örneğin Mars’ın yörüngesinde inşa edilecek ve gezegeni çevreleyen, güneş enerjisiyle çalışan elektro-mıknatıslarla dolu bir halka gerekli manyetik alanı sağlayabilir. Bu ve birkaç benzeri fikir, dünyalaştırmayla kıyaslanınca bile oldukça “uçuk” kabul edilse dahi, teorik olarak mümkünler. Üstelik önümüzde ki yüzyıllar hatta bin yıllar içerisinde böylesi mühendislik çalışmaları o zamanın sanayisi için çok daha kolay ve mümkün projeler haline gelebilir.

Marsın en büyük problemi ise Dünyaya kıyasla düşük yer çekimidir. Buraya gidip yerleşecek insanlar zamanla bu ortama alışacak. Gelecek nesiller buraya adapte olmuş şekilde doğacak ancak, Mars’ta uzun yıllar yaşamış ya da bizzat Mars’ta doğmuş birinin Dünya’ya gidip sağlıklı bir yaşam sürdürmesi mümkün değil. Dünya’nın güçlü yer çekimi, Mars’ın düşük yerçekimine adapte olmak için zayıflayan kemik yapısı ve fizyoloji için yıkıcı olacaktır. İnsan fizyolojisini, değişen şartlara karşı koruyacak ve güçlendirecek genetik modifikasyon teknolojisi mümkün değil veya mevcut değil ise “Marslıların” Dünyalılardan farklılaşması kaçınılmazdır.

fenerbahce-valbuenaya-ne-verecek-h1590.jpg

Mars’ta yetişecek insan nesilleri, düşük kütleçekimi nedeniyle Dünya’da olduğundan daha uzun boylu ve zayıf kemik yapılı olacaklardır. Bu kişiler Dünya’ya geldiklerinde gezegenimizin 3 kat fazla olan kütleçekimi karşısında ayakta durmakta ve yürümekte büyük zorluk çekecekler. Bugün de çok uzun boylu insanlar benzer kemik ve kas problemlerini gezegenimiz üzerinde yaşıyorlar.

Ne kadar zor görünse de Mars’ın yeni bir Dünya yapılması teorik olarak ve teknolojik olarak mümkün. Elimizdeki yöntemler ile Venüs’ü dünyalaştırmaktan çok daha kolay ve olası. Eğer önümüzdeki yüzyıl içinde dünyalaştırma işlemi başlayacak olursa, harcanacak emek ve yönteme göre birkaç yüzyıl ve birkaç bin yıl içinde Mars yeni bir Dünya haline gelebilir.
Mars mavi-yeşil bir gezegen olduktan sonra sıra daha zorlu bir hedef olan Venüs’e gelecek. Çok daha zorlu olacak bu gezegenle ilgili kolonizasyon ve dünyalaştırma fikirlerine başka bir yazımızda değineceğiz. Güneş sistemimizde ki diğer cazip adaylar Titan, Europa, Ganymede, Callisto ve Ceres’ta da şüphesiz gelecekte koloniler kurulacaktır. Ancak dünyalaştırmak için düşük kütleleri ve Güneş’ten uzaklıkları ile uygun hedefler değiller.
Örneğin Titan atmosferini soğuk olduğu için ve Güneşten uzaklığı sayesinde koruyabiliyor. Çevresine yerleştirilecek aynalar ile güneş ışığını yoğunlaştırıp Titan’ı ısıtsaydık, zamanla atmosferini kaybetmesine sebep olurduk. Üstelik Titan ve Europa’daki var olması muhtemel canlılar nedeniyle bu uyduların doğalarıyla oynamamız doğru olmazdı.

kozmikanafor
 
Güzel bir bilgi paylaşımı. Ancak ben uzayda yaşayamayacağımızı düşünüyorum. İnsanoğlu Dünya da yaşamak için evrilmiştir.

Olabilir mi olabilir ? Ama daha dünyaya alışamadık Mars'a neden gidiyoruz ?
 
Güzel bir bilgi paylaşımı. Ancak ben uzayda yaşayamayacağımızı düşünüyorum. İnsanoğlu Dünya da yaşamak için evrilmiştir.

Olabilir mi olabilir ? Ama daha dünyaya alışamadık Mars'a neden gidiyoruz ?

Dediğine katılıyorum. Uzay istasyonlarında zaten bir şekilde yaşabiliyoruz, aynı şartlar ayda da kolaylıkla sağlanabilir. Yaşanabilir ama tamamı Dünyadan elde edilmiş kaynaklar ile bu sağlanabilir.

Ne yapacağız Dünyadaki kaynakları oraya aktarıp uzaylı mı olacağız. İnsan oğlunu evi Dünyadır.

Bence asıl soru Uzayda gerçekte ne arıyoruz ?
 
Dediğine katılıyorum. Uzay istasyonlarında zaten bir şekilde yaşabiliyoruz, aynı şartlar ayda da kolaylıkla sağlanabilir. Yaşanabilir ama tamamı Dünyadan elde edilmiş kaynaklar ile bu sağlanabilir.

Ne yapacağız Dünyadaki kaynakları oraya aktarıp uzaylı mı olacağız. İnsan oğlunu evi Dünyadır.

Bence asıl soru Uzayda gerçekte ne arıyoruz ?


Daha yaşadığımız yer küredeki açlık,susuzluk,savaş gibi problemleri çözmeden uzaya yılda bilmemkaç milyar dolar harcamak özetle insanoğlunun ayıbıdır.

İnsanoğlunun sonunu belki de uzayda birşeyler araması , kurcalaması getirecektir bilemiyorum.



Buradan NASA'ya sesleniyorum;

Bırak artık bu işleri , fırçala dişleri EYY NASA!!
 
Daha yaşadığımız yer küredeki açlık,susuzluk,savaş gibi problemleri çözmeden uzaya yılda bilmemkaç milyar dolar harcamak özetle insanoğlunun ayıbıdır.

İnsanoğlunun sonunu belki de uzayda birşeyler araması , kurcalaması getirecektir bilemiyorum.



Buradan NASA'ya sesleniyorum;

Bırak artık bu işleri , fırçala dişleri EYY NASA!!

Sonu da olabilir şansıda.. Atomun keşfi Amerikaya nasıl bir seviye atlatığını hepimiz biliyoruz.. Benzer bir buluş Dünyayı tek çatı altında bile toplayabilir.

Tabi bu buluş ne olabilir;
  • Sınırsız enerjiyi ortaya çıkaran bir madde
  • İnsanın evrilmesi sağlayacak bir canlı veya virüs
  • Yada Bizden 3000 sene ilerde olan yeni bir dünyanın keşfi (Bu diğer iki maddeyi de açan özel paket)
 
Adamlar 2040 yilinda marsta koloni kuracagiz diye aciklama yapiyor. Biz hala mezheple dinlerle ugrasiyoruz. O yuzden bu konuya bizim teori uretmemiz dogru olmaz bence.

SM-G925F cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
titan ve europa uyduları yaşama daha elverişli olabilir.mars'ın dünyalaşmasını başarsak bile bu binlerce yıl sürecek öyle hemen 50-100 senede söylenen duruma gelmeyecek mars.
 
Suanki algimiz ve teknolojinin el verdigi kadariyla yorumluyoruz.bundan 150 sene sonra neler olabilecegine dair kimsenin fikri yok.mantiksiz degil kesinlikle olabilir
 
Üst Alt