Koronavirüs Hakkında Önemli Bilgiler

Şüphelendiğiniz durumlarda 184'ü arayın!

Şansal Büyüka: "Şu gerçeği kabul edelim, Galatasaray sıkı takım"



Galatasaray ilk üç haftada “Irma fırtınası” gibi esmiş
ve önüne geleni yakıp yıkıp geçmişti. Antalya’da önce bunaltıcı sıcak, sonrasında rakibin sert, disiplinli ve geniş alan bırakmayan oyunu bu hızı kesti ve Galatasaray ilk puanlarını kaybetti.

Galatasaray ilk üç haftada maçlara çok hızlı başlamış, daha ilk yarım saat dolmadan en azından bir-iki gol atıp fişi çekmişti. Antalya’da bırakın bir-iki gol atmayı, bu ilk yarım saatte bir-iki pozisyon bile yaratamadı. Üstelik kalesinde çok önemli iki gol tehlikesi yaşadı.

Galatasaray ilk atağında, Gomis’in topla ilk buluşmasında golü attı. Bu Rodrigues’in dört maçta Gomis’e üçüncü asisti... Galatasaray, Gomis’le daha çok gol bulmak istiyorsa Rodrigues’le daha fazla top getirmek zorunda... Üstelik Gomis’e sadece sağ kanattan top geliyor. Sol kanattan bu etkinliği asla göremiyoruz. Zaten Tolga içeri girip oynamayı seven, gerçekte kanat özelliği olmayan bir oyuncu...

Feghouli sağ kanada geldiğinde sola Rodrigues mi geçer, yoksa başka bir alternatif mi yaratılır bilemem. Bildiğim şu: Gomis’in daha fazla gol atması için daha fazla top gelmesi gerekiyor. Böyle büyük bir golcü maç boyu sadece bir kenar topuyla buluşturuluyorsa, hem Gomis’e, hem Galatasaray’a yazık...

Galatasaray adına, belki de galibiyet kadar önemli olan, çok uzun bir aradan sonra savunmanın duran toplarda rakibe vurma şansı vermeyişi diyecektim ki, Eto’o’nun yan toptan golü geldi. Demek ki bu eksiklik halen devam ediyor.

Sakatlanıp çıkan Serdar’a da yazık... Öyle sık sakatlanıyor ki adamın burnundan geldi.

Antalyaspor, Galatasaray’ın şimdiye kadar oynadığı rakipleri gibi savunmaya çekilip “golü ne zaman yiyeceğim?” diye bekleyeceğine, çok akıllı bir taktikle orta sahada basarak sarı-kırmızılı ekibin en büyük etkinliğini bitirdi. Çıkana kadar Belhanda’yı görmedik bile... N’Diaye, o meşhur slalomlarını yapacak geniş alanları bulamadı.

Elbette Eto’o... Kulübüyle ne kadar sürtüşmesi olursa olsun, sahaya çıktı, aslanlar gibi oynadı ve gemisini kurtaran kaptan oldu. Kabul edelim ki, profesyonellik budur.

Bir başka kaptan Selçuk İnan... Toplumdaki linç kültürü onu da öyle sarıp sarmalamış olacak ki, son dakikadaki iki çok önemli frikik fırsatını, neredeyse “yarım penaltı” gibi olan iki vuruşu değerlendiremedi. Oysa rahat ve moralli bir Selçuk bunları, eskiden olduğu gibi gözü kapalı gol yapardı.

Sonuç şu: Karşında Rıza Çalımbay disiplinini taşıyan “taş” gibi bir rakip ve virajı dönerken “kaza yapmayayım” diye frene gereğinden fazla basan bir Galatasaray...

Olur böyle vakalar... Bazen duracaksın, bazen eseceksin. Bu puan kaybına rağmen şu gerçeği kabul edelim: Galatasaray sıkı takım...
 


Bir başka kaptan Selçuk İnan... Toplumdaki linç kültürü onu da öyle sarıp sarmalamış olacak ki, son dakikadaki iki çok önemli frikik fırsatını, neredeyse “yarım penaltı” gibi olan iki vuruşu değerlendiremedi. Oysa rahat ve moralli bir Selçuk bunları, eskiden olduğu gibi gözü kapalı gol yapardı.


Yılda attığı 1-2 tane frikik golü için bu tetikçiyi savunmayın BüyükA. Yeter artık şu adamı desteklediğiniz. Sevdiğim bir yorumcudur BüyükA ama kusura bakmasın konu Selçuk, Burak, Volkan gibi gedikli yerlilere gelince saçmalamaya başlıyor. Yırtınsanız da çırpınsanız da SELÇUK İNAN bitti! Kendi stadımızda maça; hatta sahaya gireceği ilk maçta taraftar bunu tüm Türkiye'ye gösterecek!!!

Selçuk dünkü puan kaybından %51 sorumludur. %49 pay da Tudor'a ait. Ona güvendiği için.​
 
Üst Alt