Unutamadığınız Askerlik Anılarınız | Kahvenizi Alın Gelin ☕️ | GSCimbom - En İyi Galatasaray Taraftar Portalı ve Forumu

Unutamadığınız Askerlik Anılarınız | Kahvenizi Alın Gelin ☕️


Aklımda böyle bir konu açma fikri vardı @Şevket Atakan kardeşimin anısıyla açmak için daha fazla beklememe kararı verdim.

anısını alıntılayıp paylaşım için konuyu sizlere bırakıyorum

Ben nasıl bir yerde askerlik yaptıysam , askere kadar ne sigara nede alkol kullandım. Acemilik bitip , usta birliğine kapağı attığım akşam önüme sarılı kocaman tahmini 17-18 cm sarılı sigarayı koydu üst devreler. Al iç dedi , aldım içtim öyle bir öksürdüm ki sanki ciğerlerimi t.şaklarıma düşürmüştüm.

Meğer bana verdikleri sarılı esrarmış. Tabi ilk dumanda etkiyi alınca ben arka arkaya 3-4 duman daha aldım. Sonra gözler kısıldı , salak bir gülme hali aldı. Askerde sigara değil de daha çok es.ar içmişizdir. 300 güne yakın usta birliği yaptıysam bunun 250 gününde her akşam es.ar içtik. Manisanın bir ilçe karakolunda jandarma olarak görev yapıyorduk. Devamlı dağ bayır es.ar yetiştiricilerine baskın yapıyorduk. Yani es.arımız hiç bitmiyordu. Baskına giden askerler her cebini sonuna kadar doldurur öyle gelirdi. Akşam üst devreler çiçekleri bir yerde toplar , tek bir merkezde saklarlardı. Oradan çıkarır akşam herkes karakolun arkasındaki bankta oturur muhabbet ederdik.

Böyle böyle 300 gün geçti , hatta bir keresinde karakola yazılı emir geldi. Karakolda bir saksıda marijuana yetiştirilecek. Baskına giden askerler ne aradığını öğrensin maksadıylsa böyle bir emir gelmişti. ( dip not: ben askerlik yaparken fetonun orduda en güclü zamanlarıydı. Benim tanıdığım komutanların %70 i fetöden ihraç oldu)

Ulan bizim karakolda es.ar mı yetiştirilir ? Zaten 30 kişiyiz 26sı bağımlı olmuş. Yeni gelen alt devreleride zehirleme işi bana kalmıştı. Onlara usulca yaklaşıp '' gel lan torun al 2 duman'' diyerek onlarıda bizim girdabın içine almıştık.

Hemen saksı olayına dönersek , evet biz o çiçeği büyüttük. kücücük saksıdan 3 ayda gayet uzun boylu bir bitkiye dönüştürmüştük. Bu süreçte 4 defa saksısını ben değiştirmiştim. Her gün düzenli yeri değişir güneşe göre , yaprakların rengine göre şekerli su ile takviye yapılır. Hatta bazen güvercin b.kuyla vitaminlerdim.

Denetleme günü geldi. İl jandarma komutanlığından albaylar yarbaylar sırasıyla karakola giriş yaptı. İçtima alındı. Denetleme için yapılan spor aktiviteleri bitti. Albay yetiştirdiğimiz çiçeği görmek istedi , bizim yüzbaşıya emir verdi . Ben sancağı tutan adam olduğumdan saksıyı getirme işini bana emrettiler. Hemen arka bahçeye gidip saksıyı kucakladım ama bi sıkıntı vardı ....

O gürbüz ağaçtaki bütün sömekler ve çiçekler koparılmış , bildiğiniz 6-7 cm çapında 1.40 1.50 boylarında sadece koca bir sap kalmıştı.

Ulan birisi bizim çiçeğin denetlemeden sonra imha edileceğini öğrendiğinde bütün üstündeki değerli şeyleri almıştı. E şimdi bunu gidip albayın önüne koymak sıkıntıydı. Ama o saksı içtima alanına gitmek zorundaydı.

Sanki o çiçekle hiç ilgilenmemiş , hatta o karakolda görevli değilmiş gibi surat ifademi takınıp gidip saksıyı yüzbaşının sağ tarafına bıraktım.

Hemen yanında Albay var. Albay yüzbaşımıza kaş göz işaretiyle ''bu ne'' der gibi bakıyor , yüzbaşıda aynı ifadeyi suratına takınıp bana aktarıyordu.

Hayır sanki ben sökmüşüm bütün sömekleri gibi fatih terimin ''what i can do sometimes'' mimikleriyle komutana '' ebemi s.ksnler benim haberim yok'' bakışını attım.

Sonuç olarak Albay , yüzbaşıya kıdem durdurma veya yavaşlatma gibi bir ceza kitledi. Yüzbaşı bizi 4 hafta süründürdü. Buradaki süründürme mecaz değildir. Karakolda yemekhaneye bile ördek adımlarıyla gittik. Askerler ve uzman çavuşlar artık dik durup yürümeyi unutuyorduk ki benim askerliğim bitti kurtuldum.

Çiçeği çırılçıplak bırakan da adıyamanlı bir iki alt devreydi. Ben terhis olduktan sonra bizim alt devreler çok ezmişler çocuğu. Hatta dudağı kasılıp kalmış kalıcı yamuk ağızla facebookta fotoğraflarını falan gördüm.

Ben mi ? Bir kaç kere amsterdama gidip bokunu çıkarana kadar içtim. Sigarayıda diğerinide bıraktım. Sadece sarma tabakam var. Günde 3-4 tane keyif için yemekten sonra sarar yakarım. Oda yerli tütün olduğu için fazla zarar verdiğini düşünmüyorum. Zaten normal sigaranın 3/1 boyutunda sarmalar yapıyorum.


Şöyle bir örnek vereyim zararlarıyla ilgili ;

Askerliğe yeni başladığımda 7 km techizatlı koşuyu en önde bitiren askerlerdendim. Son denetlemede (techizatsız koşu , spor kıyafetlerle) 2. km de dilim dışarda , elim belimde kendimi sağa atıp ölü taklidi yapıyordum.

Ez cümle , uzak durun. Özellikle genç arkadaşlar uzak durmalı. Hatta futbol oynayan , amatörde olsa halı saha yapan arkadaşlar çok ciddi performansı düşürüyor.

Hiç başlamamak , bırakmaya çalışmaktan daha kolay.

RTE'nin bir tek sigarayla ilgili duruşunu seviyorum. Onda da şöyle bir eksiklik var. Sigarayı içmeyin diyor , fahiş vergi koyuyor tamam bunda hem fikiriz..

AMMMMMAAA ; Uluslararası sigara şirketleriyle neden yıllık satış adetli anlaşmalar yapılıyor. Örnek vermek gerekirse japan tobaccoya diyorlarki bu sene bizim ülkemizde sizin 100 milyon paket sigaranız satılacak. Buna göre bize şu kadar ödenek göndermelisiniz.. GİBİ..

American Japan British hepsinden yıllık satış adedi için taahhüt verilir.

OYUN BÖYÜK YEĞEN.. BÖYÜK RESMİ GÖRÜYON MU YEĞENİM ?

sizde kendi anı ve hikayelerinizi paylaşırsanız sevinirim:hat:
 
Diyarbakırda 7. kolordu da muhafız birliğinde askerliğimi yapmıştım. bilenler bilir muhafız demekle kölelik arasında hiç bir fark yoktur.

nizamiye güvenliği, kolordunun kritik nöbet kuleleri ve şehit, tören gibi karşılama mangaları bu birlikten çıkar. hele birliğin sayısı bizimki gibi azsa nöbetlerden canınız çıkar.

neyse askerliğimin ilk aylarında uzun dönemli bir eleman vardı, teskeresine 2 ay falan kalmıştı. adamda nasıl ama tarif etsem silik bir tip, konuşurken kekeliyor, herifte bir vücut dengesi yok ve ağzından kelimeleri cımbızla alırsın öyle bir adamdı. tabi bu saydığım özellikler sayesinde yukardaki tüm görevlerden yırtabiliyor sadece nöbete gidiyordu.

tabi teskeresi azaldıkça herifte değişiklikler oldu. bende nizamiye görev yaptığım için bu adamın diyarbakırın yerlisi olan çıtır manitaları gelmeye başladı. hatta bir kaçıyla beni tanışıtırdı sonra bu adamın o kadarda aptal biri olmadığı fikrine kapılmaya başladım.

herif meğer askerlikdeki görevlerden yırtmak için taklit yapıyormuş. herif üşenmeden 10 ayı aşkın süre kekeme taklidi yapmış.

aklıma geldikçe bu duruma ilk günkü gibi şaşırırım.
 
Karakola geldiğim ilk gün , silahla nöbet tutmamak için ne yapabilirim diye düşündüm. İlk nöbet gece 2-4 nöbetiydi sanırım. Komutanla doldur boşalta gidip silahımı teslim edecekken varillerde patlattım mermiyi. Komutan şok , biraz azarladı. Ama 12 ay askerliği jopla bitirmiştim :asd:

Neden diye sorduklarında , bende silah hastalığı var , rizeliyim silahı patlatmadan duramıyorum diye saçmalamıştım. 1 ay çarşı cezası sonrası jop zimmetlemişlerdi :asd:

Herkeste g3 veya mp5 silah varken ben jopla devriye atıyordum :asd:
 
Gece 2-4 nöbetini nizamiye kapısı önünde kum çuvalları ile çevrili siperde tutuyordum. Çok yorgundum, bitse de gidip dinlensem diyordum. Ayakta uykuya dalınca siperin üzerine devrildim, hepsini yıktım çuvalların. Nöbet bitene kadar çuvalları eski haline getirmek için uğraştım.

Allah'tan devriye atılmadı.
 
Bende anı çok ofiste fırsat buldukça bişeyler karalarım. :asd:



Bizim karakol ilçe jandarma komutanlığıydı , alt karakollar , trafik şube ve cezaevi komutanlığıda bize bağlı birliklerdi.

Cezaevi karakolunda çalışan eşcinsel bir astsubay vardı. Biz bunla gayet iyi arkadaş gibi takılıyorduk. Tabi o zamanlar eşcinsel olduğunu bilmiyorum.

Şakalar muhabbetler , çarşıda beraber yemek yemeler , her yeri geziyorduk adamla ama hiç anlamadım ben bunun eş cinsel olduğunu. Yolda kızlara falan laf atıyor , off seni ne parçalarım be güzelim gibi laflar eden adamda bir i.nelik beklemiyorsunuz tabi doğal olarak.

Bir gün yüzbaşının odasının mıntıka temizliğini yaparken bu arkadan direk benim alet edavata saldırdı. Hop lan noluyor dememe kalmadan sus mus yaptı. Terse doğru kafamı sallayarak burnuna sağlam geçirdim ve kanattım. Olayı orda kapattık ben şok içinde yatakhaneye gittim. Cankurt diye bi şopar çocuğu var sulukuleli. O tabi bişey olduğunu anladı noldu anlatsana falan dedi. Dedim devrem böyleyken böyle. Zor kurtardım kendimi düğmeci oluyorduk az kalsın.

Bu şerefsiz Cankurtta gidip bütün karakola anlatmış . Önce bana inanmadılar. Benim adımı çıkartmaya çalıştı p.ç kurusu trafikçi jandarmalar. Sonra bu olay baya dillere düşünce Cezaevi Karakolunda aynı şeyi yaşamış askerde cesaret bulup gelip bizim yüzbaşıya açmış konuyu.

Allahtan o Sedat denen asker gelip anlattı. Yoksa astsubaya inanıp beni DAMGALAYACAKLARDI. Tayinlerin olacağı döneme denk geliyordu. 2-3 ay sonra tayin olup gitti diye hatırlıyorum.
 
Çok enteresan bir anı daha var onu nasıl anlatayım bilmiyorum.

Bizim karakolda duş aldığımız yer karakol komutanlığıyla arasında 1 ufak koridor olan bir yer. Hem çamaşırhane hem duşlar aynı katta aynı tarafta duruyor. Yani kapının solu karakol komutanlıgına cıkıyor içeride insanlar şikayet için falan gelip gidiyorlar sabaha kadar açık karakol. Sağ kapı ise askerlerin yemek yiyip , duş aldığı arka bahjçeye çıkıp dinlendiği alana çıkıyor.

Duşakabinlerin olduğu yere mıntıka yapan alt devre asker geldi. Biz yine arka tarafta banklarda sigara içip kakara kikiri yapıyoruz. Bu elinde eldiven şampuan şisesiyle geldi.

Çocukta yeni gelmiş daha 10 günlük asker. Elinde şampuan şişesi bizim yanımıza kadar geldi ama içeri sokulmuyor.

Noldu dedik. Adını tam hatırlayamıyorum suanda. Birisi dedi şampuan kutusunun içine sıçmış. Çöpün içinde buldum bunu. E dedik atsana aw ne gezdiriyorsun elinde. Yok abi dedi bu başka bişey bu delikten içeri b.k girmez bunu sanırım g.tune sokmus dedi.

Biz 10 12 asker şok çocuğa bakıyoruz nasıl böyle bişey olabilir diye. Getir lan bakalım falan dedik. Çocuk elindeki şişeyi masanın ortasına koydu. El feneriyle içine bakıyoruz gerçekten elle falan sokulmamış içeri zaten kapak kucucuk bişey o bok oraya öyle giremezdi. E dedik napıcaz bu durumda kime anlatılır bu olay. Nöbetçi çavuş bir gün ben oluyorum bir gün Hakan denilen kısa dönem asker. O günde ben istirahattayım hakan görevli. Hakanı çağırdık dedik böyle böyle. Bu olayı git nöbetçi astsubaya düzgünce anlat. Kimse arka bahceye gelmesin biz burda takılıyoruz.

Hakan enayisi gidiyor , komutanın ifade aldığı sırada '' komutanım askerlerden birisi şampuan şişesinin içine sıçmış'' diyerek olayı herkesin içinde anlatıyor. Tabi o sırada orada olan vatandaşta duyuyor bunu. O ilçede bu konu bir yayılmaya başlıyor ki biz ilk çarşıya çıktığımızda esnafın bize bakışından durumu anlıyoruz.

Hala o sıçan asker bulunamadı. Kimdir , neden yapmıştır bilemiyorum. Zaten 30 kişiydik. Aklımda 1-2 isim vardı ama tabi gidip sen mi soktun şişeyi lan kıçına diye soramıyorduk.

Öyle bir karakol ve o sene gelen askerler vardı ki. Dizi film sitcom projesi yapılırdı. Benim için hayatımın en eğlenceli 12 ayı o karakolda yaşanmıştır.
 
Bir haftasonu yine nizamiye kapısındayım, sıkıntıdan ex sevgilime mesaj falan atıyorum. O sıra bölük komutanı ve tabur komutanı binbaşı falan karargahtalar. Bi ara önümdeki yolu polis arabaları kapattı, siyah filmli zırhlı araçlar geldi, sessiz sedasız bir koşuşturma başladı. Merak ettim polis arkadaşa seslendim noluyor diye; "şurdaki durağı görüyon mu, oraya bomba koyulduğu ihbarını aldık" dedi.

Dedim gideyim komutanlara haber vereyim. Girdim içeriye, kapı açık, muhabbet çeviriyorlar. Lafa giremedim bi türlü. Elimde silah, kafamda kompozit başlık, üzerimde çelik yelek öylece bekliyorum. Komutan bana baktı, evladım çay getir dedi. gittim getirdim. Bunlar hala devam ediyor muhabbete.
En son bölük komutanı sen niye bekliyon dedi, komutanım kapının önüne bomba koymuşlar dedim. Şok oldular yemin ediyorum. Bi yandan bana sövüyorlar diğer yandan dışarı koşuyorlar, tankları getirin diye bağırıyor tabur komutanı.. Neyseki fünye ile patlattılar da boş çıktı paket.
 
Manisada x ilçesindeyiz . Ölümlü trafik kazası olmuş. Motosikletle traktör çarpışmış Traktördeki adamda bişey yok kontrol maksatlı hastaneye götürülüyor , motosikletlinin belden aşağısı bi yerde vucudu diğer yerde.

Olay yeri inceleme de var bizim karakolda. Ama öncelikli olarak biz gittik bölgeye devriyeyle. Şöyle bi durum var. Bizim ilçenin otobana bağlanan yolunun gidiş tarafı polis mıntıkası geliş tarafıda jandarmanın sorumluluğunda.

Bizim olay yeri inceleme geldi. Zaten karargahta aynı katta durduğumuzdan iyi anlaştığım komutanlar. Şimdi maktülün bacakları polis bölgesinde , gövde bizim bölgede kalıyor. Polislere haber vermemiz gereken bir durum var. Ama olay karmakarışık ve savcı gelmeden bizim bu işi halletmemiz gerekiyor.


Aynen düşündüğünüzü yaptık. Kopuk vücudu taşıyıp polislerin bölgeye attık. Kan izlerini yıkadık. Ölümlü trafik kazası olayını polislere kilitleyip savcıyı bekledik ve geri döndük karakola. Ertesi gün olay yeri inceleme komutanları baya bi güzellik yapmışlardı bize. Dışardan yemek söyleyemiyorduk o gece lahmacun ve çiğ köfte partisi yapmıştık :asd:
 
Bir haftasonu yine nizamiye kapısındayım, sıkıntıdan ex sevgilime mesaj falan atıyorum. O sıra bölük komutanı ve tabur komutanı binbaşı falan karargahtalar. Bi ara önümdeki yolu polis arabaları kapattı, siyah filmli zırhlı araçlar geldi, sessiz sedasız bir koşuşturma başladı. Merak ettim polis arkadaşa seslendim noluyor diye; "şurdaki durağı görüyon mu, oraya bomba koyulduğu ihbarını aldık" dedi.

Dedim gideyim komutanlara haber vereyim. Girdim içeriye, kapı açık, muhabbet çeviriyorlar. Lafa giremedim bi türlü. Elimde silah, kafamda kompozit başlık, üzerimde çelik yelek öylece bekliyorum. Komutan bana baktı, evladım çay getir dedi. gittim getirdim. Bunlar hala devam ediyor muhabbete.
En son bölük komutanı sen niye bekliyon dedi, komutanım kapının önüne bomba koymuşlar dedim. Şok oldular yemin ediyorum. Bi yandan bana sövüyorlar diğer yandan dışarı koşuyorlar, tankları getirin diye bağırıyor tabur komutanı.. Neyseki fünye ile patlattılar da boş çıktı paket.
Cok iyi :asd:
 
Manisada x ilçesindeyiz . Ölümlü trafik kazası olmuş. Motosikletle traktör çarpışmış Traktördeki adamda bişey yok kontrol maksatlı hastaneye götürülüyor , motosikletlinin belden aşağısı bi yerde vucudu diğer yerde.

Olay yeri inceleme de var bizim karakolda. Ama öncelikli olarak biz gittik bölgeye devriyeyle. Şöyle bi durum var. Bizim ilçenin otobana bağlanan yolunun gidiş tarafı polis mıntıkası geliş tarafıda jandarmanın sorumluluğunda.

Bizim olay yeri inceleme geldi. Zaten karargahta aynı katta durduğumuzdan iyi anlaştığım komutanlar. Şimdi maktülün bacakları polis bölgesinde , gövde bizim bölgede kalıyor. Polislere haber vermemiz gereken bir durum var. Ama olay karmakarışık ve savcı gelmeden bizim bu işi halletmemiz gerekiyor.


Aynen düşündüğünüzü yaptık. Kopuk vücudu taşıyıp polislerin bölgeye attık. Kan izlerini yıkadık. Ölümlü trafik kazası olayını polislere kilitleyip savcıyı bekledik ve geri döndük karakola. Ertesi gün olay yeri inceleme komutanları baya bi güzellik yapmışlardı bize. Dışardan yemek söyleyemiyorduk o gece lahmacun ve çiğ köfte partisi yapmıştık :asd:
😂😂
 
Çok enteresan bir anı daha var onu nasıl anlatayım bilmiyorum.

Bizim karakolda duş aldığımız yer karakol komutanlığıyla arasında 1 ufak koridor olan bir yer. Hem çamaşırhane hem duşlar aynı katta aynı tarafta duruyor. Yani kapının solu karakol komutanlıgına cıkıyor içeride insanlar şikayet için falan gelip gidiyorlar sabaha kadar açık karakol. Sağ kapı ise askerlerin yemek yiyip , duş aldığı arka bahjçeye çıkıp dinlendiği alana çıkıyor.

Duşakabinlerin olduğu yere mıntıka yapan alt devre asker geldi. Biz yine arka tarafta banklarda sigara içip kakara kikiri yapıyoruz. Bu elinde eldiven şampuan şisesiyle geldi.

Çocukta yeni gelmiş daha 10 günlük asker. Elinde şampuan şişesi bizim yanımıza kadar geldi ama içeri sokulmuyor.

Noldu dedik. Adını tam hatırlayamıyorum suanda. Birisi dedi şampuan kutusunun içine sıçmış. Çöpün içinde buldum bunu. E dedik atsana aw ne gezdiriyorsun elinde. Yok abi dedi bu başka bişey bu delikten içeri b.k girmez bunu sanırım g.tune sokmus dedi.

Biz 10 12 asker şok çocuğa bakıyoruz nasıl böyle bişey olabilir diye. Getir lan bakalım falan dedik. Çocuk elindeki şişeyi masanın ortasına koydu. El feneriyle içine bakıyoruz gerçekten elle falan sokulmamış içeri zaten kapak kucucuk bişey o bok oraya öyle giremezdi. E dedik napıcaz bu durumda kime anlatılır bu olay. Nöbetçi çavuş bir gün ben oluyorum bir gün Hakan denilen kısa dönem asker. O günde ben istirahattayım hakan görevli. Hakanı çağırdık dedik böyle böyle. Bu olayı git nöbetçi astsubaya düzgünce anlat. Kimse arka bahceye gelmesin biz burda takılıyoruz.

Hakan enayisi gidiyor , komutanın ifade aldığı sırada '' komutanım askerlerden birisi şampuan şişesinin içine sıçmış'' diyerek olayı herkesin içinde anlatıyor. Tabi o sırada orada olan vatandaşta duyuyor bunu. O ilçede bu konu bir yayılmaya başlıyor ki biz ilk çarşıya çıktığımızda esnafın bize bakışından durumu anlıyoruz.

Hala o sıçan asker bulunamadı. Kimdir , neden yapmıştır bilemiyorum. Zaten 30 kişiydik. Aklımda 1-2 isim vardı ama tabi gidip sen mi soktun şişeyi lan kıçına diye soramıyorduk.

Öyle bir karakol ve o sene gelen askerler vardı ki. Dizi film sitcom projesi yapılırdı. Benim için hayatımın en eğlenceli 12 ayı o karakolda yaşanmıştır.
El feneriyle içine bakıyoruz :asd: :asd:
 
Manisada x ilçesindeyiz . Ölümlü trafik kazası olmuş. Motosikletle traktör çarpışmış Traktördeki adamda bişey yok kontrol maksatlı hastaneye götürülüyor , motosikletlinin belden aşağısı bi yerde vucudu diğer yerde.

Olay yeri inceleme de var bizim karakolda. Ama öncelikli olarak biz gittik bölgeye devriyeyle. Şöyle bi durum var. Bizim ilçenin otobana bağlanan yolunun gidiş tarafı polis mıntıkası geliş tarafıda jandarmanın sorumluluğunda.

Bizim olay yeri inceleme geldi. Zaten karargahta aynı katta durduğumuzdan iyi anlaştığım komutanlar. Şimdi maktülün bacakları polis bölgesinde , gövde bizim bölgede kalıyor. Polislere haber vermemiz gereken bir durum var. Ama olay karmakarışık ve savcı gelmeden bizim bu işi halletmemiz gerekiyor.


Aynen düşündüğünüzü yaptık. Kopuk vücudu taşıyıp polislerin bölgeye attık. Kan izlerini yıkadık. Ölümlü trafik kazası olayını polislere kilitleyip savcıyı bekledik ve geri döndük karakola. Ertesi gün olay yeri inceleme komutanları baya bi güzellik yapmışlardı bize. Dışardan yemek söyleyemiyorduk o gece lahmacun ve çiğ köfte partisi yapmıştık :asd:
Ben oyle bir sey dusunmemistim
 
Çok enteresan bir anı daha var onu nasıl anlatayım bilmiyorum.

Bizim karakolda duş aldığımız yer karakol komutanlığıyla arasında 1 ufak koridor olan bir yer. Hem çamaşırhane hem duşlar aynı katta aynı tarafta duruyor. Yani kapının solu karakol komutanlıgına cıkıyor içeride insanlar şikayet için falan gelip gidiyorlar sabaha kadar açık karakol. Sağ kapı ise askerlerin yemek yiyip , duş aldığı arka bahjçeye çıkıp dinlendiği alana çıkıyor.

Duşakabinlerin olduğu yere mıntıka yapan alt devre asker geldi. Biz yine arka tarafta banklarda sigara içip kakara kikiri yapıyoruz. Bu elinde eldiven şampuan şisesiyle geldi.

Çocukta yeni gelmiş daha 10 günlük asker. Elinde şampuan şişesi bizim yanımıza kadar geldi ama içeri sokulmuyor.

Noldu dedik. Adını tam hatırlayamıyorum suanda. Birisi dedi şampuan kutusunun içine sıçmış. Çöpün içinde buldum bunu. E dedik atsana aw ne gezdiriyorsun elinde. Yok abi dedi bu başka bişey bu delikten içeri b.k girmez bunu sanırım g.tune sokmus dedi.

Biz 10 12 asker şok çocuğa bakıyoruz nasıl böyle bişey olabilir diye. Getir lan bakalım falan dedik. Çocuk elindeki şişeyi masanın ortasına koydu. El feneriyle içine bakıyoruz gerçekten elle falan sokulmamış içeri zaten kapak kucucuk bişey o bok oraya öyle giremezdi. E dedik napıcaz bu durumda kime anlatılır bu olay. Nöbetçi çavuş bir gün ben oluyorum bir gün Hakan denilen kısa dönem asker. O günde ben istirahattayım hakan görevli. Hakanı çağırdık dedik böyle böyle. Bu olayı git nöbetçi astsubaya düzgünce anlat. Kimse arka bahceye gelmesin biz burda takılıyoruz.

Hakan enayisi gidiyor , komutanın ifade aldığı sırada '' komutanım askerlerden birisi şampuan şişesinin içine sıçmış'' diyerek olayı herkesin içinde anlatıyor. Tabi o sırada orada olan vatandaşta duyuyor bunu. O ilçede bu konu bir yayılmaya başlıyor ki biz ilk çarşıya çıktığımızda esnafın bize bakışından durumu anlıyoruz.

Hala o sıçan asker bulunamadı. Kimdir , neden yapmıştır bilemiyorum. Zaten 30 kişiydik. Aklımda 1-2 isim vardı ama tabi gidip sen mi soktun şişeyi lan kıçına diye soramıyorduk.

Öyle bir karakol ve o sene gelen askerler vardı ki. Dizi film sitcom projesi yapılırdı. Benim için hayatımın en eğlenceli 12 ayı o karakolda yaşanmıştır.
sen nasil bir yerdeydin
 
Askere gitmeden knight online daki karakterimi satmıştım. Parasıda bankadaydı. Sıkıntıdan yeni karakter açıp itemlar falan döşeyip haftasonları akıyordum internet cafede.

Ben muhaberede tek yetkiliydim. Kapıyı ben ve yüzbaşı dışında kimse açamıyordu. Telsizler , gelen emirler önce benden geçiyordu komutanın masasına ulaşıyordu. O yüzden cep telefonumda vardı ve rahattım o konuda. Telefona gece mesaj geldi . Event savaşı var oyuna girmen gerekiyor diye. Jandarmanın bilgisayarlarında internet var ama adını hatırlamadığım TSK'ya ait bir internet hattıyla sadece askeri şeylere bakılabiliyordu. Internet kısıtlıydı kısaca. Benim gece karakoldan cıkıp internet kafeye gitmem gerekiyordu.

Gececi muhabereciye devrettim odayı. Geçtim soyunma kabinlerinin başına giydim sivilleri. Çıktım nizamiyeye. Nöbetçi astsubaya markete gidip geleceğimi söyleyip kafeye uzadım.

Kafeci fatih abiyle de muhabbetim gayet iyi gece 11 civarı kafeye gittim. 12 de kafe kapanıyor normalde. Abi dedim sen 2 ye kadar dur bugun benle beraber ben sana bira ısmarlarım sende aşağıda takıl ben üst katta oyun oynayayım dedim. Tamam kardeş dedi. Ona biraları aldım o bana kahve yaptı ben başladım sigara kahve oyun oynamaya.

Çok az denk gelebilecek bir olay oldu ve üst katta camda oynarken bizim devriye arabası internet kafenin önünde durdu.

Tabi ben ışıklardan olayı farkettim ve koltuğu iyice düşürerek kendimi baya sakladım sanıyorum. 1 komutan 4 asker içeri girdi. Yukarda kim var falan diye soruyorlar. Fatih abi kimse yok işte bilgisayarlar açık bizde kapatıyoruz komutanım suan falan diye konusuyor. Ben hala oynamaya devam gelmezler diye düşünüyorum. Komutan yukarı çıktı. En dipteyim beni görmesi imkansız. Biraz ileri doğru yürüdü ve farketti beni.

Sen napıyorsun burda bu saatte falan diye bağırmaya başladı. Hemen acıtasyona vurdum ''komutanım sevgilim benden ortada bi sebep yokken ayrıldı bugün canım cok sıkkındı kendisiyle görüntülü görüşmek için buraya geldim'' bunu yapmak zorundaydım falan gibi şeyler sıraladım ama çektiğim ajitasyonun haddi hesabı yok. Dudak titretmeler , göz yaşı doldurmalar falan böyle ağlanıyorum.

Şöyle bi durum var karakolda. Bütün komutanlar bir yerde bana muhtaç kalıyorlar. Telsiz ve haberleşmeyi full ben yönlendirdiğim için ufak bi yanlışlığım onlara ceza olarak dönebiliyor. O yüzden bana şöyle bi öneri sundu.

Biz devriyeye devam ediyoruz , sen dedi 10 dakika içinde telsizin başında olacaksın. Ben dedi telsizden bilgi geçeceğim. Eğer 10 dakika sonra telsize cevap vermessen bu konuyu yarın yüzbaşıya anlatacağım diye bi şart koştu.

Yürüyerek yarım saat falan internet kafeyle karakol arası. Koşarak maksimum 15 dakikaya düşebilir tam bilmiyorum. Akşam saat 12 bucuk civarı. Ben kafeden bir çıkışım var. Usain bolt mu ? Anca getir götürümü yapar. Ayaklarım götüme vura vura karakola gittim. Arka bahceden atlayarak karargah kapısına geldim Tam o sırada telsizden zirve 12 (karargah telsizi çağrısı). Kapıyı açacağım koşmaktan nabzım full çekiyor ellerim şifreyi tuşlayamıyor. İçerdeki lavukta diyorki noldu neden giriyorsun. Aç lan kapıyı dedim. Hemen telsizi elime aldım. Zafer 1 dinlemede zirve 12 tamam dedim. Devriyemiz bitti karargaha dönüyoruz tamam. Anlaşıldı tamam diye bir konusma geçti. Gececi asker şok . Abi bende yapardım niye geldin bu saatte neden nefes nefesesin falan dedi. Boşver deyip aşağı yemekhaneye indim.

Devriye arabası geldi. Komutan içinde oturuyor askerler indi. Komutanım dedim aramızda kalıyor dimi. Evette dedi. Sen bu mesafeyi cidden 10 dakikada nasıl koştun taksiye mi bindin diye sordu. Komutanım valla ne araba gördüm o saatte ne bir araç . Çok aklıma geldi birisini görsem yalvarsam bıraksa beni diye ama ben bütün yolu koştum dedim.


Hassittir lan git babanı kandır dedi. Uyumaya nizamiyeye gitti. :asd:

Ama gerçekten koşmuştum.
 
Üst Alt