Koronavirüs Hakkında Önemli Bilgiler

Şüphelendiğiniz durumlarda 184'ü arayın!

Uzay Haberleri ve Tartışma Konusu


En yakın yıldıza tahminen 75.000 yılda gidiyor Voyager1 yani yolun daha ısınma aşamasında ve bu araç tam 40 yıldır gidiyor. Daha geçen yıllarda Yıldızlar arası uzaya geçebildi. Varın siz düşünün boyutun ne kadar büyük olduğunu, bu daha en yakın yıldıza tahmini varış süresi, diğer galaksileri falan unutun.
10 yıl içinde falan nükleer yakıtı bitecekmiş Voyager1'in. Sonra haber alamayacağız.
 
NASA, Mars'taki gözlem araçlarını uzaydan görüntüledi

nasa-mars-taki-gozlem-araclarini-uzaydan-goruntuledi115132_0.jpg


Dünyanın en büyük uzay ajansı olan NASA, Güneş Sistemi'mizin kızıl gezegeni Mars'ı hem yüzeyden hem de yörüngeden gözlemlemeye devam ediyor. NASA'nın Mars yörüngesinde görev yapan uydusu MRO (Mars Reconnaissance Orbiter), yüzeydeki ünlü gözlem araçları Curiosity ve InSight'ı görüntüledi.

Yukarıdaki fotoğrafta InSight uzay aracını çok net bir şekilde görebiliyoruz. Konuyla ilgili bazı açıklamalar yapan NASA,"MRO, bu fotoğrafı 23 Eylül 2019 tarihinde yüzeyden 272 kilometre yükseklikte çekti. Uzay aracının iki tarafında bulunan güneş panelleri net bir şekilde görülebiliyor. InSight'ın uzaydan çektiğimiz en net fotoğrafı oldu." ifadelerini kullandı.

NASA ayrıca fotoğrafta InSight'ın sismometre kaplaması gibi çok daha küçük detayların da görülebildiğini belirtti. InSight görevinin en önemli parçası olan sismometreyi koruyan bu kaplamanın kubbe şeklinde olması nedeniyle çok daha fazla ışık yansıttığı söyleniyor.

InSight ve Curiosity fotoğrafları MRO'nun HiRISE isimli kamerasıyla çekildi. İnanılmaz hassaslığıyla bilinen HiRISE, Mars yüzeyindeki toz şeytanlarını ve hatta küçük kum tepeciklerini bile yörüngeden görüntüleyebilecek güce sahip. Arizona Üniversitesi tarafından geliştirilen HiRISE, 2012 yılında Curiosity'nin Mars'a iniş anlarını da görüntülemeyi başarmıştı.

Curiosity ve InSight şu anda Mars yüzeyinde aktif bir şekilde görev tek uzay araçları konumunda bulunuyor. NASA'nın bir diğer gözlem aracı Opportunity bildiğiniz gibi 2018'de ortaya çıkan bir toz fırtınası sonrasında Dünya'yla iletişimini kesmişti.
 
İletişim kurulamayacak. Ama ivmelenmesi sebebi ile sürekli seyahat etmeye devam edecek. Sadece bizim haberimiz olmayacak. 2024'de plütonyum yakıt pilleri bitecekmiş.
Bu imkanlarla oralara gitmek mümkün gözükmüyor şimdilik. Ancak matematiksel olarak tahminlerde bulunuruz ya da kütle çekimi dalgalarını falan okumayı öğreniriz. Benim umudum o yönde, ziyaret etmeden bilgiyi alabilmek.
 
Bu imkanlarla oralara gitmek mümkün gözükmüyor şimdilik. Ancak matematiksel olarak tahminlerde bulunuruz ya da kütle çekimi dalgalarını falan okumayı öğreniriz. Benim umudum o yönde, ziyaret etmeden bilgiyi alabilmek.
Ben Whitehole'un gerçekleştirilebileceğini düşünüyorum. Işık hızına falan yaklaşmak mümkün değil, ama Whitehole neden olmasın.
 
Japonya ve ABD, Ay'a insan göndermek için iş birliği yapıyor

Screenshot.png


ABD'nin Artemis uzay programına dünyanın farklı ülkelerinden destek gelmeye devam ediyor. Kanada ve Avustralya'nın ardından şimdi de Japonya, Artemis görevlerinde yer almak istediklerini açıkladı. NASA ve Japonya Uzay Araştırma Ajansı'nın (JAXA) bir süredir yeni Ay görevleri için partnerlik planları yaptığı biliniyordu. Şimdi bu konu resmiyet kazanmak üzere.

Japonya Kabine Ofisi tarafından yapılan açıklamalara göre JAXA, Ay yörüngesinde bir uzay üssü kurulması için NASA'ya teknik destek verecek. Artemis astronotlarının bu uzay üssünü Ay'a iniş yapmak için kullanması bekleniyor.

Konuyla ilgili açıklamalar yapan Japon yetkili Yoshiyuki Kasai,"Artemis programına olan ilgimizi projenin erken evrelerinde resmen ifade etmek ve ABD ile güven ilişkimizi sağlamlaştırmak istiyoruz. Bununla birlikte Japon astronotların da Ay yolculuklarında görev alması yönünde beklentilerimiz var." ifadelerini kullandı.


Hasan Aygünoğlu

Editör

Japonya ve ABD, Ay'a insan göndermek için iş birliği yapıyorTam Boyutta Gör

ABD'nin Artemis uzay programına dünyanın farklı ülkelerinden destek gelmeye devam ediyor. Kanada ve Avustralya'nın ardından şimdi de Japonya, Artemis görevlerinde yer almak istediklerini açıkladı. NASA ve Japonya Uzay Araştırma Ajansı'nın (JAXA) bir süredir yeni Ay görevleri için partnerlik planları yaptığı biliniyordu. Şimdi bu konu resmiyet kazanmak üzere.
Japonya Kabine Ofisi tarafından yapılan açıklamalara göre JAXA, Ay yörüngesinde bir uzay üssü kurulması için NASA'ya teknik destek verecek. Artemis astronotlarının bu uzay üssünü Ay'a iniş yapmak için kullanması bekleniyor.
Konuyla ilgili açıklamalar yapan Japon yetkili Yoshiyuki Kasai,"Artemis programına olan ilgimizi projenin erken evrelerinde resmen ifade etmek ve ABD ile güven ilişkimizi sağlamlaştırmak istiyoruz. Bununla birlikte Japon astronotların da Ay yolculuklarında görev alması yönünde beklentilerimiz var." ifadelerini kullandı.
Ayrıca Bkz."NASA'nın Ay'a göndereceği yeni astronotlar bu uzay kıyafetlerini giyecek"
NASA'nın Artemis programına şu anda uluslararası birçok uzay ajansından destek geliyor. Avustralya ve Kanada şimdiden NASA ile ortaklıklarını resmileştirmiş durumda. Japonya'nın ardından ayrıca Avrupa Uzay Ajansı'nın da bu gruba katılması bekleniyor. Artemis programı tıpkı Uluslararası Uzay İstasyonu gibi ilginç bir ortaklığa dönüşecek gibi. Önümüzdeki 10-15 yıllık süreçte Kanadalı, Avustralyalı, Japon ve Avrupalı astronotların Ay'da ilk adımlarını attığını görebiliriz.
NASA'nın şu anki hedefi 2024 yılında Ay'a resmen geri dönmek. Uzay ajansı ilk görevinde bir kadın bir de erkek astronotu Ay yüzeyine indirmek istiyor. Böylece ilk kez bir kadın astronot da Ay'da ilk adımlarını atacak.
Artemis programıyla ilgili geçtiğimiz günlerde bir basın toplantısı düzenleyen NASA başkanı Jim Bridenstine,"Nihai hedefimiz belli: Mars'a gidiyoruz. Ancak Mars'a gitmek için önce astronotlarımızın Ay'a geri dönmesi gerekiyor, burayı bir deney alanı olarak kullanacağız. Amerikan astronotlar 2024 yılı itibarıyla Ay'a resmen geri dönecek." ifadelerini kullandı.


NASA en son 1972 yılında Ay'a insanlı bir görev düzenlemişti (Apollo 17).
 
Dün kahvaltida plutonla ilgili bi belgesel izliyodum ng'de. Degisik bi yorungesi varmis, oraya da bi arac göndermişler. Yorungesinden dolayi araca uzakligi 3 milyon km ile 8 milyon km arasi değişiyomus. Pluto adi o donem bi cizgi film karakterine verilmiş. Köpekti sanırım. Pluton ismini veren de o ekipten birinin mi ne torunuymus, ekip de kabul etmis sonra walt disney de cizgi filminde kullanmış
| BİLGİ
 
Ben Whitehole'un gerçekleştirilebileceğini düşünüyorum. Işık hızına falan yaklaşmak mümkün değil, ama Whitehole neden olmasın.
Uzayın bükülmesi ve solucan delikleri olayı gerçekleşirse gezegenlere yolculuk olabilir.

Ama bu şu an mümkün değil. Fizik kurallarına göre de mümkün görünmüyor.

Kara delikler uzayın bükülmesi ve solucan delikleri diğer gezegenlere insanlı yolculuk için çok önemli.

Tabi bunlar için testler ve kanıtlar gerek. İleri ki yıllarda belki mümkün olabilir.
 
Işık hızını geçen parçacıklar Takyonlar. Ama bu deneysel olarak kanıtlanamadı.

Bazı deneylerde geçtiği söylendi ama insanlardan hep bir şeyleri gizliyorlar. Net bir kanıt yok.
 
Fizik kurallarına göre hiçbir madde ışık hızını geçemez. Çünkü kütlesi olan hiçbir şey ışık hızını geçemiyor.

Işık hızı için sonsuz enerji gerekiyor.
 
Işık hızını geçen parçacıklar Takyonlar. Ama bu deneysel olarak kanıtlanamadı.

Bazı deneylerde geçtiği söylendi ama insanlardan hep bir şeyleri gizliyorlar. Net bir kanıt yok.
Uzay-Zaman denklemin de Işık hızını geçmen mümkün değil, Fizik kuralları ışığın hızının geçilemeyeceğini kanıtlıyor. Işık hızına ulaştığında zaten Uzay-Zaman denkleminden dışarı çıkıyorsun. Takyonlar yada Gravitonlar da hep bu sınıra yakın seyrediyorlar. Takyonlar meselesinde Albert Einstein ve ismini şimdi hatırlayamadığım bir Bilim adamı bir teori ile isimlendirmişti. Hatta Takyonlar vasıtası ile gelecekten geçmişe bir mesaj gönderileceği buda Evren'deki Neden-Sonuç ilişkisine uymadığını bahsetmişti. Takyonlar zaten kanıtlanan değil, bir kaç bilim adamı tarafından ortaya atılmış bir teoriden ibaret, henüz gerçeklik payı bulunmuyor.
 
NASA, Ay'a geri dönmek için tam 30 milyar dolar harcayacak

NASA yaklaşık 50 yılın ardından resmen Ay'a geri dönüyor. Jim Bridenstine, yeni Ay programı Artemis'in 20-30 milyar dolar arasında bir maliyetle tamamlanacağını açıkladı.

Screenshot 2.png


Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) başkanı Jim Bridenstine, yeni insanlı Ay programı Artemis'in tahmini maliyetini açıkladı. Bugün CNN'e konuşan Bridenstine, 2020'li yıllar için planlanan Artemis programının toplamda 30 milyar dolarlık bir maliyetinin olabileceğini söyledi.

Jim Bridenstine verdiği röportajda,"Artemis programının tamamının 20-30 milyar dolar arasında bir maliyetle tamamlanabileceğini tahmin ediyoruz." ifadelerini kullandı. Bridenstine'ın açıklamalarına göre NASA, normal yıllık bütçesine ek olarak 20-30 milyar dolarlık fazladan bir paraya ihtiyaç duyacak. NASA'nın normalde yıllık bütçeşi yaklaşık 20 milyar dolar seviyesinde oluyor. Jim Bridenstine yalnızca bu bütçeyle Ay'da bir uzay üssü kurmanın mümkün olmayacağını belirtti.


Astronotlar Ay'ın buzla kaplı Güney Kutbu'na inecek

NASA, yeni Ay programı Artemis için epey ilginç planlara sahip. Uzay ajansı öncelikle önümüzdeki birkaç yıl içerisinde Ay'a birden fazla insansız görev düzenlemek istiyor. Ancak bu görevler direkt olarak NASA tarafından gerçekleştirilmeyecek. NASA'nın anlaşma sağladığı bazı Amerikan uzay şirketleri, kendi gözlem araçlarını geliştirip Ay'a gönderecek ve NASA yerine keşif görevleri gerçekleştirecek.

Screenshot 3.png


İnsansız keşif görevlerinin ardından NASA, 2024 yılında Ay yüzeyine yaklaşık 50 yılın ardından ilk kez bir astronot indirmeyi planlıyor. NASA'nın Apollo programı dahilinde Ay'a gönderdiği astronotlar ekvator ve çevresine iniş yapmıştı. Artemis astronotları ise çok daha ilginç bir bölgeye inecek. NASA'nın yeni hedefi Ay'ın su buzullarıyla kaplı Güney Kutbu'na astronotlar indirmek ve yeni uzay üssünü bu bölgede inşa etmek.

NASA, Ay yüzeyinde su buzullarının bulunduğunu geçtiğimiz yıl sonuçlanan bir araştırmayla onaylamıştı. Uzay ajansının ifadelerine göre su kütleleri kutup bölgelerinde yer alıyor ve oldukça düzensiz bir dağılışa sahip. NASA buralardaki su kütlelerinin geleceğin insanlı Ay görevleri için hayati önem taşıyacağını söylüyor.

Ay, aslında suyun buz halde bulunabilmesi için çok da uygun bir ortama sahip değil. Gündüz vakti Ay'ın sıcaklığı 100 santigrad dereceyi aşabiliyor. Ancak yörüngesindeki 1.54 derecelik eğiklik nedeniyle Ay'ın kutuplarında hiç güneş ışığı görmeyen bazı bölgeler de var. NASA bu bölgelerdeki sıcaklıkların -157 santigrad dereceyi aşmadığını ve dolayısıyla su buzulları için uygun bir ortam oluşturduğunu söylüyor.
 
Uzay-Zaman denklemin de Işık hızını geçmen mümkün değil, Fizik kuralları ışığın hızının geçilemeyeceğini kanıtlıyor. Işık hızına ulaştığında zaten Uzay-Zaman denkleminden dışarı çıkıyorsun. Takyonlar yada Gravitonlar da hep bu sınıra yakın seyrediyorlar. Takyonlar meselesinde Albert Einstein ve ismini şimdi hatırlayamadığım bir Bilim adamı bir teori ile isimlendirmişti. Hatta Takyonlar vasıtası ile gelecekten geçmişe bir mesaj gönderileceği buda Evren'deki Neden-Sonuç ilişkisine uymadığını bahsetmişti. Takyonlar zaten kanıtlanan değil, bir kaç bilim adamı tarafından ortaya atılmış bir teoriden ibaret, henüz gerçeklik payı bulunmuyor.
Aynen. Teori den ibaret. Kanıt yok.

Ama önümüzdeki yıllarda solucan delikleri kara delikler ve uzayın bükülmesinin mümkün olabileceğini düşünüyorum.
 
Çin'in Mars'a göndereceği dev uzay aracı ortaya çıktı

Çin Ulusal Uzay Dairesi, önümüzdeki yıl Mars'a gönderilecek olan yeni gözlem aracını ilk kez ortaya çıkardı. Henüz resmi bir isme sahip olmayan gözlem aracının ağustos ayında fırlatılması planlanıyor

Screenshot 4.png


Bilimin tüm dallarında olduğu gibi uzay araştırmalarına da ciddi yatırımlar yapan Çin, önümüzdeki yıl kızıl gezegen Mars'a tarihi bir göreve çıkmaya hazırlanıyor. Geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili bazı resmi açıklamalar yapan Çin Ulusal Uzay Dairesi, Mars'a gönderilecek olan gözlem aracını da ilk kez ortaya çıkardı.

Screenshot 5.png


Konuyla ilgili Çin Küresel Televisyon Ağı'na bazı açıklamalar yapan Çinli bilim insanları,"Mars 2020 misyonumuz şu anda kusursuz bir şekilde ilerliyor. Herhangi bir sürpriz olmazsa uzay araçlarını önümüzdeki yıl uzaya fırlatacağız." şeklinde konuştu.

Ağustos 2020'de start verecek olan Mars misyonunda üç farklı uzay aracı Kızıl Gezegen'e fırlatılacak. Bir yörünge aracı, bir iniş aracı ve bir gözlem aracından oluşan bu uzay araçları Mars'ı hem yörüngeden hem de yüzeyden en ince detaylarına kadar inceleyecek. Geçtiğimiz yıl Xinhua'ya konuşan Mars 2020 görevinin baş mimarı Zhang Rongqiao, yörünge ve gözlem araçlarını kullanarak Kızıl Gezegen'in çevresel ve biçimsel özellikleri, yüzey yapısı ve atmosferik özelliklerine dair çok önemli veriler toplayacaklarını ifade etmişti.

Çin, Mars'a uzay aracı indirebilen ikinci ülke olabilir

Mars 2020 görevi yine Çin'in kendi yapımı olan Long March 5 isimli roket üzerinde uzaya fırlatılacak. Uzay araçlarının yaklaşık yedi aylık yolculuğun ardından Mars'ın yörüngesine giriş yapması bekleniyor. Sonrasında ise yörünge ve gözlem araçları birbirlerinden ayrılıp görev yerlerine doğru harekete geçecek. Gözlem aracı Kızıl Gezegen yüzeyine başarılı bir şekilde inebilirse Çin, Mars'a uzay aracı indirebilen ikinci ülke olacak.

Mars'a bir gözlem aracı indirmek, gezegenin ince atmosferi nedeniyle uzay ajanslarını inanılmaz zorluyor. NASA, bu alanın en tecrübeli ve en başarılı uzay ajansı. Bugüne kadar Kızıl Gezegen'e Sovyet Uzay Programı, NASA ve Avrupa Uzay Ajansı bir uzay aracı indirmeyi denemiş olsa da aralarından yalnızca NASA başarıya ulaşabilmişti.
 
ESA ve NASA ortak projesi Solar Orbiter, Güneş’i keşfetmeyi bekliyor

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve Ulusal Havacılık ve Uzay İdaresi (NASA) tarafından geliştirilen Solar Orbiter uzay aracı, Güneş'i keşfetmek için 2020 yılında uzaya fırlatılacak.

Screenshot 6.png


Güneş’in tüm güneş sistemini nasıl etkilediğini anlayabilmek kapsamında uzaya gönderilecek gözlem uydusu Solar Orbiter, fırlatılacağı merkez olan Cape Canaveral üssüne yola çıkmayı bekliyor.

Güneş etrafında eliptik bir yörünge izleyerek yıldıza 42 milyon kilometre kadar yaklaşacak uzay aracı, Güneş'ten kaynaklanan ve uzay iklimini de tetikleyen plazma balonu ile yıldızımız ve gezegenimiz arasındaki bağı da inceleyecek.

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve Ulusal Havacılık ve Uzay İdaresi (NASA) tarafından geliştirilen Solar Orbiter, icra edeceği görev sırasında çok yüksek sıcaklık farklılıklarına maruz kalacak. Öyle ki aracın güneşe bakan kısmı 500 santigrat derecelik ısıya maruz kalacakken diğer kısımları ise uzay soğuğunun da etkisiyle -180 derecede donacak.


Aşırı ısınmanın önüne geçmek maksadıyla hareket ettirilebilen güneş panellerine sahip uzay aracı, ayrıca Dünya’ya veri göndermek amacıyla kullanılacak Yüksek Sıcaklıkta Yüksek Kazanımlı Anten ile donatılmış durumda. Bu anten ise Güneş’ten kaynaklanacak yüksek sıcaklıklardan korunmak için araçta bulunan ısı kalkanlarının arkasına gizlenebiliyor.

2020 yılının Şubat ayında fırlatılacak uzay aracı, Dünya ve Venüs’ün yerçekimi etkisinden de istifade ederek iki yıldan daha kısa bir sürede hedefine ulaşacak. Solar Orbiter’ın Güneş yörüngesinde yaklaşık beş yıl süreyle görev yapması bekleniyor.


 
NASA’dan Güneş ve ISS’nin aynı karede buluştuğu harika fotoğraf

Screenshot 7.png


Yukarıdaki görsel, NASA’nın günün astronomi fotoğrafı olarak paylaştığı ve Rainee Colacurcio isimli sanatçı tarafından yakalanmış bir kare. Fotoğrafta devasa yıldızımız Güneş’i ve gezegenimizin etrafını her 90 dakikada bir turlayan Uluslararası Uzay İstasyonu'nu (ISS) görebiliyoruz.
Mevcut haliyle büyüleyici diyebileceğimiz bu güzel fotoğrafı daha da eşsiz kılan husus ise görselin Solar Minima adı verilen dönemde çekilmiş olması. Dikkatli takipçilerimizin fark edebileceği üzere, fotoğrafta yer alan yıldızımızın üzerinde büyük siyah lekeler bulunmuyor.

Solar Minima, 11 yıl civarında süren ve güneş faaliyetlerinin oldukça azaldığı bir dönem. Bu zaman aralığında ise güneş patlaması veya Güneş’in dış kabuğunda manyetik alanların neden olduğu düşük ısılar sebebiyle oluşan siyah lekeler, bazen günlerce ortaya çıkmıyor ve Güneş nispeten sakin görünüyor.

Colacurcio’nun denk getirmeyi başardığı söz konusu sakin dönem ve sanatçının ustalığı da bir araya gelince ortaya bu müthiş fotoğraf çıkmış. Yukarıda gördüğümüz fotoğraf aslında iki fotoğrafın birleştirilmiş hali. İlk görsel ISS Güneşi transit geçerken çekilmişken diğer kare ise Güneş yüzeyinin detaylarını yakalayabilmek adına çekilmiş.


Screenshot 8.png


Fotoğrafla ilgili yaptığı yorumda ise NASA, “ISS’nin Güneş’i transit geçmesinde olağan dışı bir durum yok. Zira istasyon, her 90 dakikada bir Dünya’nın etrafını turluyor. Asıl olağan dışı olan ise böyle bir harika fotoğraf için doğru zamanı ve teçhizatı seçebilmek.” ifadelerini kullanmış.
 
Şaka bir yana biliyorsundur muhtemelen de yinede paylaşayım, bizler gibi işin okullusu olmayanlar için faideli bir kanal, malum sıkıcı olmama faktörü önemli okullusu olmadığımız için en fazla ''popüler'' kısmında takılıyoruz.

Bu adamın sesine bir türlü ısınamadım. Bir de sürekli cümlenin yanlış yerlerinde es veriyor. Normal konuşma şekli mi böyle yoksa noktalama işaretlerini mi bilmiyor çözemedim.
 
Üst Alt